Kayıtlar

YPG etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Rojava, Suriye, PKK, Türkiye ve Dünya

Resim
Henry Kissinger'a atfedilen, 1968 civarında Nixon'ın ekibindeyken söylediği rivayet edilen, bir söz vardır: "Amerika'nın düşmanı olmak tehlikeli olabilir, ama dostu olmak ölümcüldür". Sözün kendisi ve kimin tarafından ve nerede söylendiği doğru ve gerçek olmayabilir, ama içeriği gerçeği son derece doğru biçimde tanımlamaktadır. Bu sözü başa alarak, tepeden bakan, ukala ve devlet yalakası olmuş Türk, ulusalcı, solcu ve sağcıları gibi Kürtlere akıl verdiğimiz sanılmasın. Biz her zaman Kürt hareketini ve onun en plebiyen (yani garibanlara dayanan) en radikal ve en modern ve nispeten eşitlikçi duyarlıklara sahip (sosyalist olmayı insan olmakla özdeşleştiren) kanadı olan, Apo ve PKK adlarına bağlı Özgürlük Hareketi’ni   destekledik. Bir öneri ve eleştirimiz olduğunda da egemen ulustan bir insan olmamızın handikaplarının ters yorumlanacağının bilincinde olarak, eleştiri ve önerilerimizi onun içinden ve onun başarısı için uğraşan bir insanın bakış açısıyla yapmaya ...

İdlib, Mülteciler ve Kürt Özgürlük Hareketinin Sessizliği

Resim
Abdullah Öcalan, en azından iddia ve hedef olarak Ortadoğu çapında bir demokratik cumhuriyet veya cumhuriyetler birliği gibi bir projeye sahipti. Önerisi somut biçimiyle ne ölçüde bir demokratik Cumhuriyet ortaya çıkarabilir ya da önerdiği strateji buna ulaşmayı sağlar mı? Bu ayrı bir konudur ama en azından Ortadoğu çapında bir vizyon sahibi olmanın kendisi başlı başına önemlidir. Kendini geniş bir coğrafyadan sorumlu görmek, onun derdiyle dertlenmek demektir bir Ortadoğu Demokratik Cumhuriyeti’nden veya Cumhuriyetler Birliğinden söz etmek. Hatta daha dün görüştüklerine, bugün Avukatlarının yayınladığı açıklamaya göre, “ Türkiye ve Ortadoğu'daki siyasi krize çözüm ”den söz etmiş. Yani Öcalan, sadece Türkiye’yi değil, Ortadoğu’yu da göz önüne aldığını ifade etmiş oluyor. Yani aynı zamanda sorunu Ortadoğu çapında ele almak gerektiğini dolaylı olarak ifade etmiş oluyor.

Afrin’in Düşüşü

Resim
Dün (17. Mart.2018 Cumartesi) günü, birkaç gündür dikkatimizi çeken gelişmeler üzerine Facebook ’ta şu kısa notu paylaşmıştık. “Garip durumlar. Galiba YPG Afrin'de savaşmayıp boşaltacak veya Afrin'de sadece bir intihar ekibi bırakıp savaşçılarının çoğunu dışarı çıkaracak. Erdoğan'ın girdik giriyoruz demesi bununla ilgili olabilir. Çünkü günlerdir YPG'nin bugün şu kadar vurduk şu kayıpları verdik bildirisi yok. PKK yöneticileri Afrin konusunda hiçbir şey söylemiyor ve başka konulardan söz ediyorlar. Aydın Selcen YPG Afrin'i Türkiye'ye teslim edecek demişti. Neden böyle konuştu diye garibime gitmişti. Anlaşılan belli bir bilgiye dayanıyor. Bakalım YPG nasıl bir mücadele stratejisi belirledi? Çünkü Murat Karayılan yeni bir stratejiye geçileceğini söylemişti. Anlaşılan Gerilla yapılacak. Alan savunması yapılmayacak.” Anlaşılan dünkü notta bir ihtimal olarak dile getirdiğimiz, Afrin’in savaşmadan teslim edilebileceği olasılığı şu an gerçekleşiyor.

Afrin Değil Erdoğan Düşecek

Resim
Az önce gazetelerin manşetlerinde Afrin’in akşama kadar düşeceğine dair Erdoğan’ın sözleri yer almaya başladı. Afrin değil Erdoğan düşecek. İlk bakışta Afrin’in hiçbir şans yokmuş gibi görünüyor. Türkiye’nin küçük bir ilçesi kadar olan Afrin NATO’nun ikinci büyük ordusu tarafından en modern silahlar ve binlerce askerle ve İslamcı mayın eşekleriyle sarılmış ve saldırı altındayken, Afrin’in değil Erdoğan’ın düşeceğinden söz etmek hayal değil mi? Değil. İlk bakışta her şey Türk Devletinin lehine görünüyor. Ve de fiziksel ve istatistiksel olarak da öyle. Ama buna rağmen Afrin değil Erdoğan düşecek. Neden?

Afrin’in Gölgesinde Tet Saldırısı – 68’in Ellinci Yılı

Resim
Bu yıl aynı zamanda 1968’in de ellinci yılı. 68’i herkes duymuştur ve bilir. Şimdi yetmişine dayanmış ve işi bitmiş benim kuşağım 68 kuşağı diye bilinir. Ama 68’in 30 Ocak’ta (yani dün) Vietnam’da Tet Saldırısı’yla başladığını hatırlayan ve bilen pek yoktur. Bu yıl Tet Saldırısı üzerine hemen hiçbir şey çıkmadı dense yeridir. 68 üzerine yazılar muhtemelen Mayıs ayında, yazılacaktır. Ama 68 aslında 30 Ocak’ta başlayan Tet Saldırısı’yla başlamıştı. 30 Ocak 1968’de Vietnam’daki Budistlerin yeni yıl (Tet) tatilinde seksen bin Vietkong gerillası ve kuzey Vietnamlı savaşçı, yüze yakın yerde aynı anda bir saldırı başlatmıştı ABD’ye ve onun desteklediği Güney Vietnam diktatörünün ordusuna karşı. Amerikan Elçiliğine bile saldırılmıştı. Bu saldırı bütün dünya tam bir şok yaşamıştı. Bu saldırının şokuyla beş ay sonra Londra. Berlin, Paris, İstanbul’da üniversitelerde ayaklanmalar başlayacaktı.

Türk Haber Kaynakları Afrin’deki Fiyaskoyu İtiraf Ediyorlar

Resim
Aşağıda Wikipedia’nın Suriyede’ki güçlerin hakim olduğu alanları, savaş noktalarını detaylı olarak açıklayan bir haritası yer alıyor. Yıllardır Suriye’deki savaşa ilişkin en güvenli bilgilerin alınabileceği tarafsız bir kaynaktır. İnternet adresi şöyledir: https://en.wikipedia.org/wiki/Template:Syrian_Civil_War_detailed_map İşte bu haritada ne görüyoruz? Saldırının başlamasından beri bir hafta geçmiş olmasına rağmen, NATO’nun ikinci büyük ordusu olan Türk ordusu ve onun mayın eşeği olan cihatçı çeteler (Türkiye’nin sözüm ona laik ulusalcılarını bu cihatçılarla aynı safta dövüşmek hiç rahatsız etmiyor)  sadece üç dört noktada derinliği birkaç kilometreyi aşamayan birkaç küçük cebi ele geçirebilmiş bulunuyor. Haritada görüldüğü gibi, Türk basınının yansıttığının aksine ortada bir askeri başarı değil, bir fiyasko bulunmaktadır. Düşünün ki, Afrin şehri ve civarı eni boyu 30-40 kilometreyi aşmayan, nüfusu 700.000 ila 1.000.000 milyon arasında, Türkiye’nin orta boy bir kasab...

Savaşa Karşı Zaman ve Ağ (Net) Yoldaşlar

Resim
Savaşa Karşı Zaman ve Ağ (Net) Yoldaşlar İslamcı Faşist Erdoğan ve Türkçü Faşist Ergenekon ittifakı, var olabilmek ve kanlı egemenliklerini sürdürebilmek için son çare olarak, Suriye’nin tek yıkılmadan kalmış beldesi olan Afrin’e karşı bir savaş başlatmış bulunuyor. Kader ortaklığı yapmış bu faşistler, Afrin’i işgal edip, orada yaşayan bir milyona yakın insanı öldürüp, sürüp, Türkiye’de yetiştirdikleri cihatçıları onların yerine yerleştirmeyi planlıyorlar. Örneğin Hatay’da İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Altınözü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’ne Afrin talimatı yollandı. Altınözü İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okul müdürlerine, onların da öğretmenlere ilettiği mesajda şu ifadeler yer aldı: “İl müdürümüzün emridir. Afrin temizlendikten sonra yeni bir oluşum olacaktır. Arapça bilenler öncelikli olmak üzere Afrin’de Türk Milli Eğitim Sistemi nezaretinde orada gönüllü çalışacak Türk öğretmenler e ihtiyaç vardır. Tüm okul müdürlerimiz kendi öğretmenlerine ulaşıp olumlu ya da ...

Afrin’de Türk Ordusu Yenilecek Erdoğan Gidecek (İlker Başbuğ’un Söyledikleri Işığında Afrin Saldırısının Akıbeti)

Resim
“ Eceli gelen it cami duvarına işer ” derler. Afrin Kürtçe’de “ mübarek (kutsanmış) yaratma (yaratılış) ” anlamına geliyormuş. Kutlu, mübarek Afrin’e, Suriye’nin savaşta yıkılmamış, bir barış vahası olarak kalabilmiş bu tek beldesine saldırmak cami duvarına işemektir. Erdoğan’ın sonunu Afrin getirecektir. Ama sadece Erdoğan’ın değil. “ Laik Türk ordusu ” Erdoğan isimli İslamcı faşistle ittifak yaparak he kendi bindiği dalı kesti, hem de kaderini onun kaderiyle birleştirdi. Bu da şu olanağı ortaya çıkarmaktadır: Erdoğan’ın sonu, bu ta Sümerlerden beri gelen Şark despotluğunun, bu askeri, bürokratik oligarşinin de sonu olur. Bakmayın medyanın psikolojik savaş haberlerine. Gerçekte kendileri de bunun farkındalar ve tam anlamıyla bir kumar oynadıklarını biliyorlar.

Afrin

Resim
Bundan neredeyse yarım yüzyıl önce 1969’un son aylarında gerilla savaşanı öğrenerek Türkiye’de yeni bir Vietnam yaratıp, Vietnam halkının sırtındaki yükü hafifletmek ve aynı zamanda Amerikan Emperyalizmi ve onun Orta Doğudaki bekçisi İsrail Siyonizm’ine karşı o zamanlar en Marksist olduğunu düşündüğümüz, referansımız olan Denizlerin de gittiği,    Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi ’nde  savaşmak için Suriye’ye giderken Afrin’den geçmiş ve birkaç geçe nezarette tutulmuştuk. O zamanlar bir gün gelip Afrin’in bir gün gelip dünyada bütün projektörlerin odaklanacağı bir yer olacağı aklımızdan bile geçmezdi. Bugün Türk ordusu eğer Afrin’e saldırırsa muhtemelen herkesin isimlerini ezberleyeceği Zimnara (Adı tam doğru yazamamış veya hatırlayamıyor olabilirim) köyünde tutuklanmış, sonra Cinderes (nahiye gibi) üzerinden Afrin’e götürülmüş, orada birkaç gece polis karakolunda kaldıktan sonra da Halep’e götürülmüştük. Yani Türk devletinin eğer Rusya’dan izin alırsa, ...

Erdoğan Kaybetti

Resim
Erdoğan kaybetti. Referandum sonucu büyük bir olasılıkla #HAYIR çıkacak. Ama #HAYIR çıkmasa da Erdoğan kaybedecek. Çünkü kendi cephesini böldü. Her biri tek tek küçük ama bir araya gelince büyük bir güç yığdı karşısına. Son günlerde görülen son derece önemli iki gelişme Erdoğan’ın sonunun habercisidir. Biri Mazlum-Der’deki gelişmelerdir. Mazlum-Der’e bile kayyum atandı, kongre hileleriyle Mazlum-Der ele geçirildi ve çoğu şubesi kapatıldı. Diğeri “ İslami Kesimin Önde Gelen Yazar ve Siyasetçileri ”nin, Hak ve Adalet Platformu Adı Altında Bir Araya Gelmesidir. “ Güçlünün haklılığı değil, haklının güçlülüğünden yana olmalıyız! ” diyen bu yazar ve siyasetçiler bir bildiri yayınladı [1] ve #HAYIR için çalışmalara başladılar. Bu gelişme aslında Ali Bulaç, Fehmi Koru, Levent Gültekin gibi isimlerde görülen genel eğilimin, bu sefer kolektif bir tavır alışa ve eyleme yönelmesi ve bir nitelik değişimi göstermesidir. İşte Erdoğan’ın yenilgisini hazırlayacak gelişmelerin içe...

Erdoğan’ın Menbiç Provokasyonu – Bir Sıçrarsın Çekirge, İki Sıçrarsın Çekirge

Resim
Birkaç gün önce Barzani’nin Ankara ziyareti üzerine “#HAYIR’sız Gelişmeler - Kötü Kokular Geliyor ” başlıklı yazıda sözünü ettiğimiz kötü kokular gelmeye başladı ve Barzani Peşmergelerini Şengal’e yollayıp oranın öz savunma güçlerine (Şengal Direniş Birlikleri) karşı baskı yapmaya, çatışma çıkarmaya çalıştı. Herhalde gereken cevabı almış olmalılar ki, “ Peşmerge Güçleri Şengal Basın Sözcüsü Xelil Şivan, çatışmaların sona erdiğini belirterek, çatışmaların bir daha yaşanmaması için Peşmerge bakanlığı ile YBŞ arasında görüşmelerin sürdüğünü ” söylemiş Sputnik ’e verdiği demecinde. Şimdi de Menbiç ve Almanya provokasyonları başladı.  Kılıçdaroğlu’nun Almanya konusunda Erdoğan’ın yanında saf tutmasını not edip, Almanya’yı şimdilik bir tarafa bırakalım. Menbiç’e bakalım.

Seçim Sonuçları Analizlerinde Hiç Söz Edilmeyen Belirleyici Güç

Resim
Seçim sonuçlarının değerlendirmelerinde görülen temel metodolojik yanlış, onu var olun toplumsal güçlerin mücadelesinin bir fotoğrafı ve sadece biçimlerinden biri olarak ele almak yerine;  o mücadelenin kendisi gibi almaları ve dolayısıyla bütün analizlerini seçim mücadelesinin araçları; yani seçim çalışmaları, üzerinden yapmaları olmaktadır. Yani örneğin HDP’nin seçim çalışması yapamaması; baskılar vs. bu sonuçların nedeni gibi koyulmaktadır. Elbet bunlar doğrudur. Ama aynı zamanda yanlıştır. Çünkü bu baskılar; seçim çalışması yapamamanın vs. bizzat kendisi bir sonuçtur ve güçler ilişkisindeki değişimin sonuçlarının bir yansımasıdır. Soruna böyle yaklaşmamanın sonucu, seçim sonuçlarını belirleyen en esaslı gücün, bu analizlere dâhil edilmemesine yol açmaktadır. Nedir bu tayin edici güç?  Bu güç Türk Ordusudur; “Devletçiliğimiz”dir, Genelkurmay’dır; “Sünüfu Devlet”tir; “Askeri Bürokratik Oligarşi”dir. Dikkat edilirse, seçim sonuçları analizlerinde hiç kimse bu g...

Suphi Nejat’ın (Paramaz Kızılbaş) Anne ve Babasının Açıklaması

Resim
Bugün Nejat Ağırnaslı’nın (Paramaz Kızılbaş) anne ve babasının yaptığı bir açıklamayı aktarıyoruz. Mektupta sözü edilen ve eleştirilen anlayış ve davranışlar, bizi de rahatsız ettiği için, bu açıklamanın duyulması ve yayılmasına küçük de olsa bir katkımız olsun. * Suphi Nejat Ağırnaslı ( Paramaz Kızılbaş) Üzerine Zorunlu Açıklama! Nejat'ın sevgili yoldaşları, dostları ve arkadaşları Nejat bilindiği üzere 2014 yılının Ekim ayının 5'inde Kobane'de YPG saflarında DEAŞ çetelerine karşı savaşırken Miştenur tepesinde vurularak düşmüştü. Nejat'ın ölüm haberi" MLKP şavaşçısı" olarak kamuoyuna duyurulduğunda onun düşünsel ve teorik serüvenini en yakından bilen biz anne ve babası ve başka yoldaşları "MLKP şavaşçısı" açıklamasına itiraz etmiş ve daha cenaze töreni yapılmadan önce iki kez görüşmüş bu tutumlarından vazgeçmelerini istemiştik. Nejat'ın MLKP'li olmadığını, fikirlerinin ve Türkiye soluna yaptığı eleştirilerin muhataplarından birini...

Türk Ordusu YPG'nin izni ve desteği ile Süleyman Şahtaki askerleri IŞİD'in eline düşmekten kurtarabildi.

Resim
Kobani'den Süleyman Şah Türbesine uzaklık Google Earth'a göre 30 kilometreden biraz fazladır. Bir gün önce bile YPG'nin Süleymen Şah türbesinin 2 kilometre yakınında IŞİD ile savaştığı ve ilerlediği haberleri geliyordu. Buna ek olarak YPG komutanının Türk Devletinin kendilerinden Süleyman Şah'taki askerlerin kurtarılması için yardım istendiği açıklaması vardı. YPG'nin geçiş izni ve işbirliği olmasaydı Süleyman Şah Türbesi'ndeki Türk askerleri IŞİD'in eline geçecekti. Türk Ordusu önceden yok olmasını isteyip IŞİD ile işbirliği yaptığı YPG ile bu sefer IŞİD'e karşı işbirliği yapmak zorunda kaldı. Ama Türk devleti bu işbirliğini gizlemek, cephedeki bu tersine dönüşü gizlemek, Kürt mücadelesine karşı halkta bir sempati oluşmasını engellemek için Hükümeti, Medyasıyla psikolojik savaşa devam ediyor. YPG'ye bir teşekkürü bile çok gördükleri gibi gizliyorlar. Yalancıdırlar. Ulusalcılar Türk Ordusunun nereden nasıl geçip de oradaki askerleri getirdiği k...

29 Ekim 2014 - Bir Kırılma Noktasında Geleceğe İlişkin Projeksiyonlar

Resim
Aslında askeri olmaktan ziyade politik ve sembolik anlamı dolayısıyla önemli olan, Peşmergelerin Türkiye toprakları üzerinden, tezahürat nedeniyle,  “6 saatlik yolu 16 saatte alarak” Suruç’a gelişleri bir dönüm noktası veya “ kırılma noktası ”dır. Dönüm veya kırılma noktalarında, var olan güçler ve hedefleri üzerine bir “ durum değerlendirmesi ” yapmak gerekir. Bu dönüm noktasını mümkün kılan, her şeyden önce PKK’nın Ortadoğu’da bir güç olarak aniden öne fırlamasıydı. Elbette bu öne fırlama, uzun yıllar süren bir birikim ve mücadelenin ürünüydü. Örneğin PKK’nın ideolojisinde ve pratiğinde tüm dillerden insanların eşitliği vurguları olmasaydı; PKK gerçekten dinler ve inançlar karşısında tarafsız olmasaydı, IŞİD’in Ezidilere, Türkmenlere ve diğer illerden dinlerden insanlara yönelik saldırıları karşısında böyle aktif ve uyanık bir çaba göstermesi, böylesine az güçlerle böylesine büyük başarılara imza atması beklenemezdi.

ABD’li Generalin Kobani Kehanetleri

Resim
Kobane Kuşatmasının başından beri yazdığımız birçok yazıda Kobane’nin düşebileceğine ilişkin ABD generalleri beyanlarının bir durum saptaması değil, birer tehdit olduğunu yazıyorduk. Örneğin daha birkaç gün önce yazdığımız “ Bir Resim İki Haber” başlıklı yazıda, şöyle diyorduk: “Günlerdir, ABD generallerinin “Kobane düşebilir” beyanlarının bir durum saptaması değil bir tehdit olduğunu, isterse ABD’nin IŞİD’i oraya yaklaştırmayabileceğini ve tek başına YPG’nin bile böyle bir destekle ve silah yardımıyla IŞİD’i Kobane Kantonu’ndan bile çıkarabileceğini yazıyorduk. Dünkü yazıya da şöyle başlamıştık “Kobane’nin askeri olarak IŞİD’in eline geçmesi, yani “düşmesi” olasılığı artık neredeyse sıfırdır.” Çünkü artık ABD ve müttefikleri Türkiye ve Barzani, Kobane’yi düşürmüşlerdi. Tahminimizde yanılmamışız.

Yanlış Soru: “Kobani” veya “Ayn El Arap” Kürt Şehri mi, Arap Şehri mi?

Resim
Önce bir anekdot. Saraybosna’nın kuşatıldığı, eski Yugoslavya’nın parça parça olduğu yıllarda, Hamburg’a da epeyce bir eski Yugoslavyalı savaştan kaçarak mülteci olarak gelmişti. Bunlardan bazılarının çalıştığımız taksiye müşteri olarak bindikleri olurdu. Bir gün yine genç birisi bindi, kırık Almancasından, tipinden ve aksanından eski Yugoslavya’dan geldiği anlaşılıyordu. Zaten gitmek istediği yer de, limandaki gemiden yapılmış mülteci yurtlarıydı ve orayı dolduranların ezici çoğunluğu eski Yugoslavya’daki savaştan kaçanlardı. Genç müşteriye, nereli olduğunu sordum. Saraybosna dedi. Peki, nesin diye sordum? Hırvat mı (Batı Roma ile uygarlığa geçmiş, Katolik Güney Slavı mı?), Sırp mı (Doğu Roma, yani Bizans ile uygarlığa geçmiş, Ortodoks Güney Slavı mı?), Boşnak mı? (Ne doğu ne Batı Roma’nın uygarlaştıramadığı (Bogomil) Osmanlı ile uygarlığa geçmiş Müslüman (Bektaşi) Güney Slavı mı?) Genç “Saraybosnalıyım” dedi.

Barzani’nin Yorumcuları Barzani’nin Kobani’yi Nasıl Düşürdüğünü Anlatıyor

Resim
Geçen hafta, hem bir uyarı olarak hem de olan bitenin özünü vermek için “ Kobani Düştü ” başlıklı bir yazı yazmıştık. Birçokları, özellikle Barzani'ye yakın olanlar, bizi “Kürtlerin arasına nifak sokmak”la itham ettiler. PKK’ya yakın olanlar ise sanki hiç böyle bir şey yokmuş da biz kendi hayal hanemizden yazıyormuşuz anlamına gelen yorumlar yaptılar. En hafif eleştiriler, “ durumu abartmak ” veya “ amacını aşmak ” biçimindeydi. Aslında her şey ortadaydı. Çok basit hem de Kobani'dekiler Silah ve ilaç istiyorlar; sözüm ona Kobane’ye Yardım etmek isteyenler de olmaz ille de silahlı güç (Peşmerge veya ÖSO) diyorlardı. Bu arada İŞİD saldırılara devam ediyor. Asker yollamak isteyenler silah yollamaktan imtina ediyor. Nedense onun ikmal yollarında ABD’nin uçakları fazla etkili olamıyor ve IŞİD her gün biraz daha güçlü olarak Kobani’nin son nefes borusuna yükleniyordu. Kobane de mecburen yavaş yavaş dilini değiştiriyor; asker yollanmasının mücadeleyi güçlendireceğini söy...

Bir Resim İki Haber

Resim
Aslında görmek isteyen göz için her şey açık. Kobane’de savaşanlar defalardır, bizim savaşçıya değil silaha, ilaca ihtiyacımız var diyor. Ama nedense silah ve ilaç vermeyenler savaşçı yollamakta ısrar ediyorlar ve Kobane’nin sözlerini duymuyorlar. Bugün 300 Peşmergenin geçeceği yolun belirlendiği haberlerinin mürekkebi kurumadan ÖSO’nun 1300 (Bazılarına göre 1500) savaşçısının da hemen geleceği haberleri çıkmaya başladı. Açıktır ki bunlar IŞİD’e karşı savaşmak için değil, YPG’yi kımıldatmamak, onu kontrol altında tutmak için geliyorlar. Günlerdir yazıyoruz. ABD’nin IŞİD’i bombalamaması, IŞİD’in tekrar saldırıya geçmesi ve dün Kobane’nin merkezini bombalaması ve aynı zamanda YPG’nin eline geçmiş bulunan Til Şer tepesini ele geçirmesi, Kobane’nin boğazına tutulmuş IŞİD bıçağının, Kobane’nin boğazına şöyle bir sürtülerek, tehdidin tekrar ifadesi, “Sen bilirsin” demektir.

Dünden Bugüne Gelişmeler, İhtiyat ve Gelecek

Resim
Kobane direnişi etrafındaki gelişmeler birden bire baş döndürücü bir hız kazandı. Kobane, sadece IŞİD’e karşı değil; şimdiden Türk Devleti ve Hükümetine karşı da bir zafer kazanmış bulunuyor. Bu zafer elbette Kürt Özgürlük Hareketi’nin ve Kobane’de direnen savaşçıların bir zaferidir. Bu zaferde kritik nokta ve kırılma, Türkiye’deki “Serihildan”dı. Kobane’deki direnişle Kitlelerin hareketi birleşince, bütün hesaplar altüst oldu. Tarih boyunca bütün hesapları zaten ezilenlerin kitlesel hareketleri ve kahramanca direnişleri alt üst eder. Ancak bir muharebeyi kazanmak savaşı kazanmak değildir. Savaş yitirilebilir. Türkiye’nin hamlesi, yeni bir savunma ve saldırı mevziine çekilmesinden başka bir şey değildir. Sevinmek için çok erken.