Kayıtlar

Oydaşma etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Yenilginin Dersleri

Resim
“Daha henüz ortada görünür bir yenilgi yokken, daha dün akşam yüz binler Şişli ve Saraçhane’de nöbet bekliyorken, Türkiye’nin birçok şehrinde gösteriler sürmüşken, nasıl böyle bir başlık atabiliyorsun?” diye sorulabilir haklı olarak. Beni böyle bir başlık atmaya iten sabahın erken saatlerinden beri canlı haberlerde gördüğüm resimler. İnsanlardaki yorgunluk, bitkinlik, ama en önemlisi, fiziksel yorgunluk değil, manevi olarak bir zafer kazanılabileceğine inancın artık eskisi gibi olmadığını gösteren gözler ve davranışlardaki vücut dili ve bunun sözlere de yansıması. Özgür Özel de, İmamoğlu da, eşi de başkaları da yenilgiyi kabullenmiş (bazı gazetecilerin deyimiyle: “Satın almış”) görünüyorlar ve bu yapılan haksızlığa ve dayanmak gerektiğine dair vurgularıyla sözlere de yansıyor. Ve şu an bir hedef yok. Bir hedefin olması ve onu herkesin doğru kavraması, o hedefin kendisi yanlış olsa bile, o yanlış hedef için, en iyi ve mükemmel bir haberleşmeden daha büyük bir uyum ve koordinasyon dolay...

Muhalefetin Adayı Nasıl Belirlenmeli? (Lütfen Ankete Katılınız ve Paylaşınız

Yükleniyor…

Oydaşma'dan ilk izlenimler.

Resim
  Şimdiye kadar puanlamaya katılanlar genellikle benim arkadaş ve abonelerim olduğundan, HDP'liler veya sempatizanları veya bazı akademisyenler olarak görülebilirler. Bu kesim hakkında bir fikir vermek bakımından ilginç olabilecek bir itiraz veya direnç puanları ve grafiği. En çok reddedilen Bahçeli, İkinci Erdoğan. En büyük kabul gören Demirtaş. Mavi çubuklu tabloda görülen eğri çizgi kabullenme eğrisi gibi görülebilir.

Sadece Geriye Kaçılmaz, İleriye de Kaçılır, Kılıçdaroğlu ve Altılı Masa İleriye Kaçıyor

Resim
  Politikada sadece geriye kaçılmaz, ileriye de kaçılır. Kılıçdaroğlu ileriye kaçıyor. Günün Acil sorunu Erdoğan'ın nasıl yenileceğidir. Bu soruna bir cevap vermeden, sanki yenilmiş gibi "zafer" sonrasını gündeme almak, ileriye kaçmaktır. Kimse programları okumaz, o programların somut ifadesi olan sembollere, bayraklara, kişilere göre tavır alır geniş kitleler. Hele o programlar komisyonlarda, bin bir denge gözetilerek hazırlanmışsa her şeyi ve hiç bir şeyi söylemekten öteye gidemezler. Altılı Masa, sadece seçim sonrası için programı öne alarak ileriye kaçmıyor, bizzat kendisinin belirlediği bu görevi de yapmıyor ve bundan da kaçıyor. Seçim sonrası için yapılacakları, Parti liderleri bir araya gelir birkaç saat içinde belirleyebilirler. Komisyonlar Program ve strateji belirlemez, belirlenmiş ve üzerinde anlaşılmış program ve stratejilerin ayrıntıları ve ifadeleriyle uğraşabilirler. Komisyonlara program görevini vermek, aslında görevden kaçmaktan başka anlama gelmez. Napol...

Demirtaş'ın Anketi, Paradigma Değişimi, Program ve Taktik Olarak Oydaşma...

Resim
Bu videoda Demirtaş'ın anketinin kısa bir eleştirisi, daha sonra Günün Acil görevi ve klasik bize en yakın, en demokrat adayı gösterme veya destekleme paradigmasından, en geniş kesimlerin desteğini kazanarak Erdoğan'ın yenilmesini sağlayacak aday paradigmasına geçiş gereği, böyle bir adayın partiler arası pazarlıklarla belirlenemeyeceği, Oydaşma yönteminin en rasyonel çözüm olduğu, Ayrıca Demokrat ve Sosyalistlerin Oydaşmayı ülkede ve dünyada temel karar alma yöntemi olarak gündeme getirmesi gereği, aynı zamanda bu yöntemin tanıtılması için neler yapılabileceği ve bunun için yardım talebi.

Muhalefetin Başkan Adayı Sorunun Çözümü: "Kim?" Değil "Nasıl Belirlenmeli?" sorusundadır.

Resim
Daha önce bugün yakalanacak ana halka nedir sorusunu sormuş bu sorunun cevabının yeni bir soru olduğunu, "Yanlış Sorulara Doğru Cevaplar Verilemez"  başlıklı videoda ele alarak, Bugünün en can alıcı sorunu, yakalanacak ana halka, Erdoğan'ın başkanlığına son verilmesi olduğunu belirtmiştik. Bu da yeni bir soruyu gündeme getiriyordu: "Erdoğan Karşısında Kim Zafer kazanabilir?", Bu videoda ise, bu Kim'in cevabının en doğru biçimde ancak "Nasıl?" sorusunda olduğunu göstermeye çalışıyoruz. Çünkü nasıl belirleneceği aynı zamanda muhalefetin içindeki kutuplaşmaları da aşmanın tek yoludur.

Demokrasiye Karşı Cumhuriyet; Bonapartizm ve Jakobenizm; Blockchain, Bitcoin, Oydaşma

Resim
Bu yayında Cumhuriyetin demokrasiye karşı bin silah olarak kullanılması, Demokrasi ile Cumhuriyet arasında doğrudan ve zorunlu bir ilişki bulunmadığı; neden en ileri demokrasilerin Krallık olduğu; Doğu ve Batı gelişim zıtlıkları; Sezarizm, Bonapartizm ve Jakobenizm kavramları ve anlamlarının değişimi; Brezilya seçimleri vesilesiyle Süreksiz Devrim'ler çağı, Uluslara ve ulusal devletlere karşı sürekli devrimler gerektiği, Twitter'i Elon Musk'un satın alması ve Jack Dorsey'in Blockchain'e dayanacak kimsenin olmayan ağ projesi, Medya ve Haberleşme alanında demokratik programın ne olması gerektiği gibi konulara giriyoruz.

Marksizm Karar Alma Yöntemleri ve Demokrasi

Resim

Son zamanlarda katıldığım bazı görsel programların linkleri

Resim
Son zamanlarda çeşitli kişi ve çevreler bazı görsel programlara davet ettiler. Bu videolar Youte'da yayınlandı. Aşağıda bu programların linkleri var. Elde bulunsun. İsteyen izleyebilir. Dostlukla Demir Küçükaydın Oydaşma 1. Bölüm (Demokrasi Nedir?) https://youtu.be/IPeBq8A7CyQ Oydaşma 2. Bölüm (Çoğunluk Sisteminin Sorunları) https://youtu.be/xOGbaRYwhGA   Oydaşma 3. Bölüm (Oydaşma Yönteminin Açıklamsı) https://youtu.be/ey-YDWGRJUY   Türkiye'nin Demokratikleşme Krizi https://youtu.be/-d7ZnpwLR7o   Aydınlanma Toplumsal Dönüşüm ve Özgürlük https://youtu.be/SLCDahrua-4 Türkiye Nelere Gebe https://youtu.be/w5D6uGqVXsU  

Çoğunluğu Bulma ve Çözümü Bulmanın Farkı: Oylama ve Oydaşma Yöntemleri Üzerine

Resim
Demokrasinin biricik karar alma yöntemi olduğu sanılan Evet ve Hayır’a, çoğunluk ve azınlığa dayanan oylama aslında yapısı gereği, tabiatı (fıtratı) icabı anti demokratiktir, yani toplumun kendi kendini yönetmesi amacıyla yapısal bir çelişki içindedir. Bu önerme bir çoklarına ilk anda şaşırtıcı, iddialı ve yanlış gelebilir. Ama biraz üzerine düşünülürse, Demokrasinin uygulanması için çoğunluk ve azınlık, evet ve hayır yöntemlerinin kötü bir araçtan başka bir şey olmadığı görülebilir. Ne var ki, garip bir şekilde kimse bu yöntemin kendisini sorgulamaz.     Çoğunluk-Azınlık, evet-hayır yöntemi savaşın mantığına dayanır. Savaşın fiziksel ve öldürücü araçlar yerine oylarla yapılmasından başka bir şey değildirler. Evet ve Hayır’a, çoğunluk ve azınlığa dayanan bu “demokratik” karar alma yöntemlerinin bu demokratik olmayan karakteri eski Yunanlılardan beri dikkati çekmiş ve bu sorunları giderecek çözüm denemeleri olmuştur. Ama bu çözüm denemelerinin hepsi de bu yöntemin daya...

HDP’nin Hal-i Pür Melali

Resim
Önceki yazımızda “ Kürt Özgürlük Hareketi, HDP ve Hayır Meclisleri ”ni kastederek şu sözlerle başlamıştık: “ Bu üç odağın da programatik, stratejik ve örgütsel olarak sonuçları uzun vadede görülebilecek çok köklü dönüşümler yapmaları , kararlar almaları gerekiyor. Bu nedenle önümüzdeki günlerde, bu örgüt ve hareketlerin program, strateji ve örgütlenme konularında ne gibi değişiklikler yapmaları gerektiği konusuna yoğunlaşmalı ”. Bu Pazar HDP’nin bir kongresi var. Bu nedenle öncelikle HDP üzerinde yoğunlaşalım. Ama önce birkaç ön açıklama. HDP’nin bürokratik yapısının, burada dile getirilecek eleştiri ve önerileri dikkate alacağını düşünmüyoruz.

#HAYIR ve Azınlığın Hakkı

Resim
Dünkü “ #Hayır ve Azınlığın Üç Türü ” başlıklı yazımızda, aynı “ azınlık ” kavramıyla karşılanmasına rağmen, birbirinden mahiyetçe tamamen farklı üç tür azınlık olduğunu; birinci tür azınlığı ortadan kaldırmak için eşitlik ; ikinci tür azınlığı ortadan kaldırmak için eşitsizlik gerektiğini göstermiştik. Üçüncü tür azınlık ise, demokrasi kavramının kendisi tarafından ortaya çıkarılıyordu. Demokrasi, “ azınlığın çoğunluğa uymasını ilke olarak kabul eden rejim ” ise, tanımı ya da “fıtratı” gereği azınlık demokrasinin olmasza olmazı oluyordu. Yukarıdaki formülün dayandığı anlayışa dayanarak tersinden formüle edersek, tabiri caiz ise, “ demokrasi: azınlıkları ortaya çıkarma rejimidir ” bile denebilir. Burada bir çelişki ortaya çıkar. Demokrasi her şeyden önce bir oylama yapmak, yani azınlık ve çoğunluğu ortaya çıkarmak ise ve kararlar da çoğunluğun kabul ettiği oluyor ise, azınlığın hakkı ve ağırlığı ne olacak? Sıfır mı olacak? Bu sorunlu bir durum değil midir?

#HAYIR’ın Örgütlenmesi İçin Programcılara Çağrı

Resim
#HAYIR diyenler, gerçekten kitleselleşmek ve kitlesel bir hareket oluşturmak istiyorlarsa, devletin ve hükümetin internet ve sosyal medya alanındaki kontrolünü aşmak; onun işlevsiz kılmak veya sınırlandırmak için neler yapmak gerektiğine kafa yormalı ve bunu tartışmalıdırlar. Ne var ki, #HAYIR saflarında yer alan örgütlerin hiç birinin, geniş kitlelerin otonom örgütlenmesi; demokratik ve alternatif  bir ulusun yurttaşları gibi örgütlenmesi diye bir sorunları yok. Onlar kendi inisiyatifleriyle “Meclis”ler kuruyorlar ve eski örgüt kafasıyla, onları demokratik görünümlü, ama aslında kendilerinin yönlendirdiği yapılar olarak tutmaya özel dikkat ediyorlar. Yani örgütlü bir gücün örgütsüz çoğunluğa bireyler olarak söz ve kararlara katılma hakkı verdiği; ama tüm örgütlerin her biri özgür örgütlü veya örgütsüz bireyleri, eşit koşullarda yarışarak ve öyle kazanarak ağırlıkları oranında etkili olabilecekleri yapılar oluşturma gibi bir kaygıları yok.