Kayıtlar

Strateji etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

“Süreç” Olmayan Süreçler, Kısır Döngüler ve Öcalan’a Destek

Resim
Pek bilinmez ama, “Süreç” kavramı günlük dile ve hele Türkiye’de politikanın diline Marksistlerden geçmiştir. Marksistlerden PKK’nın ve Kürt politik hareketinin terminolojisine, oradan da “Kürt Sorunu” ile ilgili güncel politikanın diline. Ama farklı bir anlamda. Bugünkü yaygın kullanım, sonunda bir çözüm veya çözüm arayışı bulunan veya bir çözüm olması için kat edilmesi gereken müzakereler serisi, görüşme ve pazarlıklar serisi anlamını kazanmış bulunuyor. Bilimsel anlamıyla “Süreç”in, karşılığı olan gidiş, oluş anlamında “Proses”den, bir işlemler serisi anlamında “Prosedür”e doğru bir anlam kayması sürecinden söz edilebilir. Tabii sadece anlam değil, bağlam kayması da yaşadı. Bilimsel ve nesnel bir kavram olmaktan çıkıp, ideolojik veya politik bir bağlamda kullanılır oldu. Hatta neredeyse sadece Kürt sorunu ve çözümü bağlamında kullanılır oldu.

Kassandra’nın Laneti (2023 Başkanlık Seçimleri’nde HDP’nin, Sosyalistlerin ve Demokratların İzlemesi Gereken Yol Üzerine Doğrulukları Bir Hezimetle Kanıtlanmış Yazılar)

Resim
Kitabı Sunuş Bu derlemede 2023 Mayıs ayında yapılan başkanlık seçimleri öncesinde yazdığımız yazılar ve yaptığımız videolar yer almaktadır. Bütün bu yazı ve videoların muhatabı özel olarak Kürt Siyasi Hareketi, daha genel olarak da sosyalistleri, demokratlar ve liberallerdir. Yuvarlak hesap bir yıllık bir dönemi kapsadığı söylenebilir. Bu video ve yazılarda açıklanan strateji ve taktikleri 2022 yaz başında, önce Clubhouse isimli sosyal medyada ortaya atıp tartışmayı ve bir ön yoklama yapmayı denedim. Bu tartışma denemem gerek “b izim işimiz Türkiye’yi demokratikleştirmek değil, biz Kürtler kendi çıkarımızı öne alıp ayrı devletimizi kurmayı hedeflemeliyiz ” diye düşünen ve bunu çeşitli biçimlerde ifade eden “ Kürdistani ”lerin adeta konuşturmamaya varan engellemesi ve sabotajı ile karşılaştı. Buna paralel olarak, aynı zamanda Kılıçdaroğlu’nun aday olmasını isteyen CHP’li Türk ve Kürtlerin açık engellemesi hatta sabotajıyla karşılaştı. Aslında birbirinden hiç hazzetmez görünü...

“Millet İttifakı”nın Yanlışlarını Engellemediği İçin Yenilginin Baş Sorumlusu HDP’dir ve HDP İkinci Turda Nasıl Bir Strateji İzlemeli?

Resim
  Bu yazıda ikinci turda stratejinin ne olması gerektiğini tartışmaya çalışacağım. Bu tartışmanın muhatapları ve öznesi Kürt Özgürlük Hareketi ve Sosyalistlerdir (Kesinlikle CHP değil). Bu nedenle hepsini kapsayacak bir tanımlama olarak, kısaca “Demokratlar” veya “Sol” diyelim, gerçekten “Demokrat” veya “Sol” olup olmadıkları veya bu satırların yazarının onları öyle görüp görmediği ayrı bir konu. Ama önce birinci tur öncesinde yapılan yanlışlara ve bunların hala gündeme alınıp tartışılmamasına ve sistemli bir ders çıkarılmamasına ilişkin olarak birkaç belirlemede bulunalım.

Muhalefet kendi yanlışlarına rağmen zafer kazanmış olacaktır. - Aykırı Görüşler - 6

Resim
Seçimlerden önceki bu son videoda bugüne kadar muhalefetin ve bizim izlediğimiz politikalar karşılaştırılıyor ve Muhalefetin yaptığı ölümcül yanlışların halkın aşağıan iteklemesiyle düzeldiği eğer bir zafer gelirse bunan yanlış politikalara rağmen olacağı savunuluyor.

Ahmet Şık'ın Özrü ve TİP'in Sosyalizm ve Demokrasi Karşıtı Politikası

Resim
Bugün attığım bir Tweet dizisini buraya aktarayım: Ahmet Şık, samimi bir şekilde özür diledi, pişmanlığını belirtti. Artık "vurun abalıya"yı bırakalım. Ama TİP'in politikasının ne sosyalizmle ne de demokrasi mücadelesiyle uyuşmadığını, Erdoğan'a hizmet ettiğini politik ve teorik olarak en sert biçimde eleştirelim. + TİP'in politikası hem sosyalist teori, hem strateji ve taktik bakımından yanlıştır. Çünkü oy istemek taktik, görüşleri savunmak ilkeseldir. Farklı kategorilerdendir. Görüşler her düzeyde savunulabilir ve savunulmalıdır. Teoride uzlaşma ve esneklik olmaz. TİP de bunu yapabilir.+ Ama kime oy verilmesinin isteneceği teorik veya programatik değil, taktik bir sorundur. Yani Teorik uzlaşmazlığın aksine son derece esneklik gerektirir. Yani TİP'e verilecek oyların, YSP veya CHP'nin vekil kaybına yol açması ihtimali olan yerlerde, kendine oy istememeli.+ Eğer böyle davranırsa, hem teori, hem de taktik bakımından doğru bir sosyalist ve demokratik d...

Sadece Geriye Kaçılmaz, İleriye de Kaçılır, Kılıçdaroğlu ve Altılı Masa İleriye Kaçıyor

Resim
  Politikada sadece geriye kaçılmaz, ileriye de kaçılır. Kılıçdaroğlu ileriye kaçıyor. Günün Acil sorunu Erdoğan'ın nasıl yenileceğidir. Bu soruna bir cevap vermeden, sanki yenilmiş gibi "zafer" sonrasını gündeme almak, ileriye kaçmaktır. Kimse programları okumaz, o programların somut ifadesi olan sembollere, bayraklara, kişilere göre tavır alır geniş kitleler. Hele o programlar komisyonlarda, bin bir denge gözetilerek hazırlanmışsa her şeyi ve hiç bir şeyi söylemekten öteye gidemezler. Altılı Masa, sadece seçim sonrası için programı öne alarak ileriye kaçmıyor, bizzat kendisinin belirlediği bu görevi de yapmıyor ve bundan da kaçıyor. Seçim sonrası için yapılacakları, Parti liderleri bir araya gelir birkaç saat içinde belirleyebilirler. Komisyonlar Program ve strateji belirlemez, belirlenmiş ve üzerinde anlaşılmış program ve stratejilerin ayrıntıları ve ifadeleriyle uğraşabilirler. Komisyonlara program görevini vermek, aslında görevden kaçmaktan başka anlama gelmez. Napol...

Yanlış Sorulara Doğru Cevaplar Verilemez.

Resim
Bu videoda Seçimler konusunda Muhalefet, Sosyalistler ve HDP'nin tavrı eleştiriliyor. Onların doğru sorular sormadığı dolayısıyla doğru cevaplar veremediği gösterilmeye çalışılıyor. Yanlış Sorulara Doğru Cevaplar Verilemez: Günün Doğru Sorusu: "Erdoğan Karşısında Kim kesin Zafer kazanır?"dır. Buna bağlı ikinci soru: "bu aday en doğru ve sağlıklı biçimde nasıl belirlenebilir"dir.

Korona Pandemisi ve Sosyalist Politika (Korona Pandemisi Koroniği) Derlemesi İndirmek İçin Hazır

Resim
  Korona pandemisinin ilk altı ayında yazılmış yazılar ve yapılan görsel yayınların konuları ve linkleri. Kitap EPUB ve PDF formatlarındadır.  Aşağıdaki link tıklanarak kolayca indirilebilir. https://yadi.sk/d/jBTRlIpfsv2W_w?w=1 Ayrıca aşağıdaki QR kodu üzerinden de kolayca indirilebilir. 

Önemli Olan Demirtaş Değil HDP’dir! Neden?

Resim
HDP maalesef kendi örgütsel ve politik yetersizliğini Demirtaş’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığını öne çıkararak örtmeye çalışıyor. Ortada böyle bilinçli bir davranış olmasa bile en azından kampanyalara bakınca böyle bir izlenim doğuyor. Halbuki bu seçimde önemli olan Demirtaş’ın ilk turu geçip Erdoğan’ın karşısına çıkabilmesi değil, HDP’nin barajı geçmesidir. HDP barajı geçtiğinde AKP’nin mecliste çoğunluğu kaybetmesi nedeniyle kartlar yeniden karılacak ve Erdoğan’ın başkanlığına son vermenin yolu açılabilecektir. Hedef ilk turda mecliste çoğunluğu almak, ikinci turda en çok oy alıp ikinci tura kalana Erdoğan karşısında oy vererek Erdoğan’ın diktasına son vermektir.

HDP’nin Dışlanması İyi Olmuştur

Resim
28 Nisan’da bir darbe yapıldı. Helikopter Darbesi diyelim biz buna. Helikopter Senfonisi vardır, Helikopter Darbesi neden olmasın? Erdoğan-Ergenekon ittifakı, Genelkurmay Başkanı ve Kalın’ın helikopterle Gül’ün evine gidişiyle bir darbe yaptı. Bu darbeyi HDP engelleyebilirdi. HDP başından beri “tüm olanakları zorlayarak olabildiğince çok ve farklı eğilimlerde aday gösterelim ve Erdoğan’ın diktatörlüğüne karşı direnişin destekleyeceği adayı halkın belirlemesine olanak sağlayalım” diye ayrı bir stratejiyle muhalefetin ve halkın önüne çıksaydı, hem bir paradigma değişimi yapardı, hem de bu duruş CHP’nin başını çektiği gizli pazarlıklarla ortak aday anlayışının karşısında demokratik bir yöntemle aday belirleme olarak çıkardı.

Sırrı Süreyya’nın Sözleri Örneğinde Bizim ve HDP’nin Stratejisinin Farkları

Resim
Şu habere bakalım: “ HDP'li Sırrı Süreyya Önder: Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür etmek istiyorum HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, "Sayın Cumhurbaşkanına teşekkür etmek istiyorum. Kongremizi bugün grup toplantısında gösterdi. Utanmadan ana akım medya bu görüntüleri verecek. Değerli basın emekçilerini ayırıyorum. Bu ülkenin üçüncü büyük partisinin kongresinde bir tane canlı yayın aracı yoktu. Bu ülkede böyle bir kongre olmamış gibi davrandılar" dedi ” “ Bu “teşekkürde” yanlış olan bir şey yok?  Sırrı Süreyya ironi yapmak için öyle demiştir ” denemez. “ Devletin başındakine elbette “sayın” diyecektir ” denemez. Bu bizim, yani bir demokratın, bir devrimcinin, politika yapma anlayışımızın tam da 180 derece zıddıdır. Bir İslamcı-Türkçü faşist diktatöre karşı “ironi” ile mücadele edilemez. Bir mücadelede politika diplomasiye kurban edilemez. Diplomasi her zaman politikanın aracı olmalıdır, politika diplomasının değil. Maalesef burada Politika dipl...

HDP Kongresi Gelirken Özgürlük Hareketine Açık Mektup

Resim
Bu açık mektup ciddi sonuçları olacak bir hatayı engellemek için son bir uyarıdır. Ciddiye alınacağını da pek sanmıyoruz ama kayda geçmesi gerekir. Yeni bir şey de söylemeyeceğiz, yılladır söylediklerimizi kısaca özetlemekle yetineceğiz. Bir hastalığı tedavi için önce doğru teşhis gerekir. Yani nedenler kaldırılmadan sonuçlar ortadan kaldırılamaz. HDP’nin çok ciddi sorunları olduğu ortadadır. HDP başarısız bir politika izlemektedir. Bunların temelinde sosyolojik denebilecek, yani onun dayandığı toplumsal güçlerin konum, çıkar ve karakterlerinden kaynaklanan ve ancak uzun vadeli çözülebilecek olanlar vardır. Bu ayrı bir bahistir ve uzun vadeli tedbirlerle (ama önce bu sorunların neler olduğu da açıkça ortaya koyularak ve bunun için mekanizmalar yaratarak) çözülebilir. Bu nedenle bunlara girmiyoruz.

Demirtaş’ın Başkanlığı “İsim Tartışması” Değil; Bir Politika Tartışmasıdır

Resim
HDP organları Selahattin Demirtaş’ın tekrar başkanlığa seçilmesi sorununu bir “kişi sorunu” olarak ele almaktadır bir politik sorun olarak değil. Ve bunu. Selahattin Demirtaş’ın başkanlığa tekrar seçilmesini öneren ve tartışanları, bir kişi sorunu tartışması yapmakla suçlarken itiraf etmektedirler. Kaldı ki sadece “kişi sorunu” olarak da görmüyorlar, örgütün ve politikanın açılması için temel şartın Demirtaş’ın yerine başkasını başkan seçmek olduğun düşünüyorlar ve bunu açıkça yazıyorlar. İşin kötüsü ne dediklerini ve sözlerinin nereye gittiğini bile bilmiyorlar. Somut olarak görelim. Önce bir kısa hatırlatma yapalım, önceki yazımızın temel tezi, Demirtaş’ın tekrar seçilmesinin hukuki veya örgütsel bir sorun veya kişi sorunu olmadığı, politik bir sorun olduğu idi.

Ne Yapmalı? Bekir Ağırdır’ın Tespitleri ve Çıkış Yolları (Bu sıkışmışlıktan nasıl çıkarız?)

Resim
Türkiye’de (aslında Dünyada da) demokratların ve muhalefetin en büyük zaafı bir program ve stratejisinin olmamasıdır. Ama bu zaafın aşılmasını engelleyen daha büyük bir zaaf daha vardır: bir program ve strateji olmadığını görmezden gelmek ve dolayısıyla bir program ve strateji tartışmasının bile yokluğu. Öncelikle bu yokluğu yok etmek gerekiyor. Bekin Ağırdır, Türkiye’nin aydın standartlarının üzerinde; Türkiye’de demokrasi mücadelesi vermeye çalışan herkesin ciddiyetle izlemesi gereken bir araştırmacıdır. Ama sadece bir araştırmacı değildir, angaje bir demokrattır da. Bekin Ağırdır’ın demokrasi mücadelesinin tıkanmışlığına ve aynı zamanda nasıl bir potansiyelin de var olduğuna ilişkin sunduğu veriler son derece önemlidir.

CHP, HDP ve İyi Parti’ye Çağrı: Erdoğan’a Bir Şans Verin

Resim
Sınıflar, örgütler ve kişiler kendi sonlarını genellikle dünyanın ve her şeyin sonu olarak görürler ve ellerinde güç ve yetki varsa kendileriyle birlikte tüm ülkeyi, hatta dünyayı bile bir mahva götürebilirler. Tarih bunun örnekleriyle doludur. Şu an gerek Erdoğan’ın; gerek Erdoğan-Ergenekon ittifakının durumu budur. Her ikisi de en küçük bir demokratikleşmeyi bir yana bırakalım, en küçük bir hukuk ve adalete dayanan bir işleyişin bile kendilerinin sonu olacağını bildikleri için, kaçınılmaz sonlarını engellemek için hem kader birliği yapıyorlar; hem de Türkiye’de yaşayan yurttaşların, Suriye’den bile daha kötü bir şekilde mahvına yol açacak bir yola girmiş bulunuyorlar. Sinikçe “zulmün artsın, sonun çabuk gelsin” diyemeyiz. Bunu biraz olsun azaltacak en küçük bir olanak bile değerlendirilmelidir.

“Kartaca Yıkılmalı” – Erdoğan Gitmeli

Resim
“ Raviyanı ahbar ve muhaddisanı ruzigar rivayet ederler ki ”, Roma’lı, yaşlı senatör Cato, hangi konuda konuşursa konuşsun, her konuşmasını “ körün değneğini bellediği gibi ” daima, “ bu vesileyle de şunu eklemeliyim ki Kartaca yıkılmalı ” diye bitirirmiş. (Ceterum censeo Carthaginem esse delendam) Kartaca, Fenikelilerin açtığı Akdeniz ticaret yollarının yine Fenike kökenli bir koloniden çıkmış mirasçısı idi. Genç Roma ancak yaşlı Kartaca’nın Akdeniz ticaretindeki egemenliğine, Kartaca’yı taş üstünde taş bırakmamacasına yok ederek son verdikten sonra, Roma-Bizans-Osmanlı diye sürecek Akdeniz-Ortadoğu uygarlık alanının birliğini ve ticaret yollarının güvenliğini sağlayabilmiştir. Hıristiyanlık da Akdeniz-Ortadoğu uygarlığının ekonomik temeldeki bu birliğinin üstyapıdaki bir yansımasından başka bir şey değildir özünde.

Dinlemek İçin - #HAYIR için Mücadele ve Kürt Özgürlük Hareketine Bir Program ve Strateji Değişikliği Önerisi

(Dinlemek için Okunmuş yazılar. İndirilerek veya online dinlenebilir. Okumak için zamanı olmayanlar için bir çözüm.) "Stratejinin önemini gösterebilmek için, toplumsal mücadeleler tarihinde son derece önemli ve tayin edici olmuş iki dramatik stratejik değişikliğe kısaca değinelim. Biri Ekim devrimi öncesinde, Lenin’in Sen Petersburg’ta Finlandiya istasyonuna indiğinde yaptığı strateji değişikliğidir. Diğeri Abdullah Öcalan’ın CIA-MOSSAD tarafından Türk devletine teslim edildiğinde, İmralı’da yaptığı strateji değişikliğidir. Her ikisi de olağanüstü zor koşullarda, hatta dayandıkları ve hatta büyük ölçüde kendileri tarafından oluşturulmuş örgütlerin alışılmış ezberlerine karşı ortaya koyulmuştur."

#HAYIR için Mücadele ve Kürt Özgürlük Hareketine Bir Program ve Strateji Değişikliği Önerisi

Resim
#HAYIR için mücadele ederken, bir yandan da yakın bir zamanda önümüze çıkması muhtemel devasa tarihsel görevlere hazırlanmak için de biraz temel, genel ve teorik sorunlara girmek gerekiyor. Yarın bu sorunlar ansızın karşımıza dikildiğinde hazırlıksız yakalanmamak için. Politikada da Askerlikte olduğu gibi, stratejinin hayati önemi vardır. Stratejik bir yanlış, taktik düzeydeki “doğru” hamlelerle kapatılamaz. Doğru bir strateji topsuz oyun gibidir. Topun geleceği yeri önceden görmek ve orada yer almaktır. Tıpkı Adorno’nun “Yanlış bir hayat doğru yaşanmaz” deyişinde olduğu gibi, yanlış bir stratejiyle doğru taktikler uygulanamaz. En doğru taktikler bile, yanlış stratejinin araçları haline gelirler. Ama doğru bir stratejiniz varsa, yanlışlarınız bile doğru bir strateji içindeki yanlışlar olarak kalır ve düzeltilebilmeleri olanağı ortaya çıkmaz.

İndirmek İçin kitap - Öcalan’ın Kaçırılışı ve “15 Şubat komplosu” Üzerine Yazılar

Resim
İndirmek için kitap. Şu linki tıklayınız: https://yadi.sk/d/VvB0cnqH3DvNgN Birkaç gün sonra "15 Şubat komplosu"nun yıl dönümü. O dönemde günü gününe ve hatta zaman zaman saati saatine yazılar yazarak hem durumu çözümlemeye, hem kürt hareketine destek olmaya hem de eleştiri ve öngörülerimizle yol gösterici olmaya çalışıyorduk. O zamanlar herkes PKK'nın bittiği, Öcalan'ın teslim olduğu gibi görüşleri savunuyordu ve olaylar da görünüşte bu gibi yargıları doğrular gibi görünüyord u. Biz ise tam aksine, Öcalan'ın çok önemli bir stratejik dönüş yaptığını belirtiyorduk. Aradan bunca zaman geçti ve yazdıklarımızın büyük ölçüde doğrulandığı görüldü diyebiliriz. Bu yazılar aynı zamanda Marksist metodun kullanımının bir denemesi, bir sağlamasıydı. Marks ve Engels de (lenin, Troçki, Kıvılcımlı gibiler de) metotlarını sadece Tarihte değil (Ailenin kökeni, Köylüler Savaşı); aynı zamanda yaşadıkları zaman dilimlerindeki olayları açıklamakta da kullanarak (örneğin, Fransa...

Barış İçin Akademisyenler, KHK Kurbanları, OHAL Kurbanları Ne Yapmalı?

Resim
Bugün en azından 15 Temmuzdan beri, ister “Darbeci”, ister “Fetöcü”, ister “PKK destekçisi”, ister “Terörist” vs. gibi gerekçelerle işinden atılmış, tutuklanmış,  malına mülküne el koyulmuş, aileleri ve yakınlarıyla birlikte milyonlara varan yurttaş eşi görülmemiş bir mağduriyet yaşıyor. Ama kimse bu mağduriyet yaşayanların bir araya gelmesi ve birlikte mücadeleye girmesi üzerine kafa yormuyor. Hatta bizzat bu mağduriyeti yaşayanlar bile. Bunu bizzat Barış İçin Akademisyenler’de bile gözlemek mümkün. Herkes kendi mağduriyeti ile ilgili, tıpkı “Herkesin #HAYIR’ı kendine” anlayışı gibi. Ama sorun sadece bu kadar da değil. Herkes referandum sonuçlarına odaklı bir bekleme içinde. #HAYIR propagandası ve kampanyaları yapmanın beklememe olduğu sanılıyor. Dolayısıyla temporal olarak referanduma odaklılık, toplumsal muhalefeti felç ediyor ve eğer böyle devam ederse, tam da bu nedenle, her şeyi referandum atına oynama nedeniyle, referandum büyük olasılıkla kaybedilecektir.