Savaşta “Düşmanın istediği koşullarda savaşı kabul etmeme ve onu kendi koşullarında savaşa zorla diye bir kural vardır. Erdoğan ve ortakları kendi açılarından tam da bunu yapıyorlar.
Cemil Bayık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cemil Bayık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Şubat 2025 Pazartesi
Erdoğan Silahların Susmasını İstemiyor. Ne Yapmalı?
PKK’nın Silahlı mücadeleye son verme ve mücadeleyi hukuki ve politik zeminlerde sürdürmeye geçişe hazır olması, Öcalan’ın çağrısının destekleneceğine yönelik son açıklamalar (PKK’nın Bildirisi, Cemal Bayık’ın Mektubu aldıklarına dair ifadeleri, dün Duran Kalkan’ın dedikleri ve en son Remzi Kartal’ın televizyon söyleşisindeki ifadeleri) silahlı mücadeleye son verilmesini istemeyenleri ve sürmesinden çıkarlı kesimleri harekete geçirmiş bulunuyor. En başta da Erdoğan ve onun devlet içindeki destekçilerini. Çünkü bunlar silahlı mücadelenin bitmesi ile ayaklarının altındaki toprağın kaymaya başlayacağını görüyorlar.
21 Mart 2017 Salı
Erdoğan Kaybetti
Erdoğan kaybetti. Referandum sonucu büyük bir olasılıkla
#HAYIR çıkacak.
Ama #HAYIR çıkmasa da Erdoğan kaybedecek.
Çünkü kendi cephesini böldü.
Her biri tek tek küçük ama bir araya gelince büyük bir güç
yığdı karşısına.
Son günlerde görülen son derece önemli iki gelişme Erdoğan’ın
sonunun habercisidir.
Biri Mazlum-Der’deki gelişmelerdir. Mazlum-Der’e bile kayyum
atandı, kongre hileleriyle Mazlum-Der ele geçirildi ve çoğu şubesi kapatıldı.
Diğeri “İslami Kesimin
Önde Gelen Yazar ve Siyasetçileri”nin, Hak
ve Adalet Platformu Adı Altında Bir Araya Gelmesidir.
“Güçlünün haklılığı
değil, haklının güçlülüğünden yana olmalıyız!” diyen bu yazar ve siyasetçiler
bir bildiri yayınladı[1]
ve #HAYIR için çalışmalara başladılar.
Bu gelişme aslında Ali Bulaç, Fehmi Koru, Levent Gültekin
gibi isimlerde görülen genel eğilimin, bu sefer kolektif bir tavır alışa ve
eyleme yönelmesi ve bir nitelik değişimi göstermesidir.
İşte Erdoğan’ın yenilgisini hazırlayacak gelişmelerin içerdeki
tepe noktası budur.
15 Aralık 2015 Salı
Strateji Bağlamında “Hendek Siyaseti” Nasıl Açıklanabilir?
(Günlerdir genel olarak Strateji
ve Taktik üzerine yazıyoruz. İlerde Strateji ve taktikler konusunda geçmiş
tartışmaları ve dersleri; sonra da bugünün Strateji ve Taktiklerini ele almayı
planlıyoruz. Ama şu sıra çok büyük önem kazanmış bulunan “hendek siyaseti”
denilen gelişmeleri de göz önüne alarak, aktüel bir sorundan hareketle Strateji
ve Taktik ilişkisini ele alalım. Hendek siyaseti ya da taktiği, adı üstünde bir
taktik; bir mücadele biçimidir. Her taktik hizmet ettiğini iddia ettiği
strateji bağlamında değerlendirilmelidir. Strateji ve program konusunu ele
almadan, sanki aynı program ve stratejide anlaşılıyormuşçasına bu taktiği veya
mücadele biçimini eleştirmenin hiçbir anlamı olmadığını; belli bir strateji ve
program içinde onun bir rasyonalitesi olduğunu ve olabileceğini somut olarak
görelim. Ama önce biraz geçmişe gidelim.)
24 Ağustos 2015 Pazartesi
PKK Ne Yapıyor? Bir Anlamaya Çalışma Denemesi?
“Bir teoriyi rezil
etmenin en kolay yolu, onu toyca savunmaktır” diye bir söz vardır. Bu
önermedeki “teori” yerine, bir “dava”,
bir “program”, bir “strateji” de koyulabilir; “toyca” yerine de “akılsızca” da.
Seçim sonuçlarına, Türkiye politikasına, HDP’nin düşürüldüğü
duruma bakarak PKK’nın son misillemeleri için rahatça bu önerme kullanılabilir.
Bizzat bu satırların yazarı, herkesin “PKK ne yapıyor?” diye
mırıldandığı bir ortamda, 12 Ağustos’ta “PKK’ya
Açık Mektup: PKK Derhal Tek Taraflı Ateşkes İlan Etmelidir” diye bir
çağrı yaptı.
Daha sonra benzer çağrılar, Ezop Dili bir kenara
bırakılarak, başkalarınca da açıkça dile getirilmeye başlandı.
Örneğin 21 Ağustos’ta Hasan Cemal T24’te “PKK’ya
bir çağrım var: Tek taraflı ateşkes ilanı” başlıklı bir yazı yazdı. Cengiz Çandar da aynı anlama gelecek
yazılar yazıyordu. En son Diken’de
Levent Gültekin’in “PKK’nın
cevap vermesi gereken sorular” başlıklı yazısı da aynı anlama gelmektedir.
17 Ağustos 2015 Pazartesi
İsyanla Oynanmaz
Gencecik bir devrimciydim. Hikmet Kıvılcımlı’nın çıkaracağı Sosyalist gazetesine Yazı İşleri Müdürü
olacaktım. Yani gazetedeki yazılar için davalar açıldığında gönüllü olarak
içeri girme işini üstlenecektim ki gazete varlığını ve yayınını sürdürebilsin. Bunun
için gazeteyi teknik olarak çıkaracak olan Orhan Müstecaplıoğlu'yla birlikte,
tanıştırılmak üzere Hikmet Kıvılcımlı’nın evine gitmiştik.
Gencecik bir devrimci olarak Hikmet Kıvılcımlı ile Orhan
Müstecaplıoğlu’nun aynı görüşleri savunduğunu sanıyordum. Elbet Kıvılcımlı’nın
kitaplarındaki yazılar ile Müstecaplıoğlu’nun hazırladığı, Sosyalist gazetesinin çıkacağını duyuran afişler arasında bir
uyumsuzluk olduğunu hissediyordum; ama bunu bir vurgu veya meşrep farkı gibi
algılıyordum.
12 Ağustos 2015 Çarşamba
PKK’ya Açık Mektup: PKK Derhal Tek Taraflı Ateşkes İlan Etmelidir
Bugün gazetelerde, Selahattin Demirtaş’ın çağrısı yer
alıyor. Örneğin BBC Türkçe “Demirtaş:
Hükümetin operasyonlarına da PKK’ya da dur diyoruz” başlığıyla canlı olarak
vermiş.
Arabulucular böyle davranabilirler. Bu anlaşılabilir. Zaten HDP’nin
esas misyonu da şimdiye kadar arabuluculuk, hatta tam arabuluculuk bile değil, esas
olarak postacılık oldu.
Demirtaş’ın çağrısı iyi niyetli ve güzel olabilir. Ancak biz
iki taraflı değil, tek taraflı ateşkes öneriyoruz. Hükümet elbette silahlarla saldıracaktır.
Biz de ona karşı ateşkesle saldırmalıyız.
Bilineni bir kez daha tekrarlayalım.
Çağrılarla karşılıklı ateşkes olmaz.
Peki, ne zaman olur?
Karşılıklı ateşkes ancak savaşın ve sıcak çatışmaların iki tarafın
da amaçlarına hizmet etmediği zaman olur.
Bugün Türk devletinin başında bulunun sarayda oturan
sultanın ateşkesten çıkarı var mı?
Yok.
15 Mart 2015 Pazar
Paris Suikastı ve Cemil Bayık’ın Söyledikleri
Bugün, Cumhuriyet gazetesinde Ahmet Şık’ın
Cemil Bayık ile uzun söyleşisine (Söyleşinin diğer bölümleri için: “Ya
Apo Kandil’e, ya biz İmralı’ya”) dayanan bir haber var. Haberin
Başlığı: “Hakan
Fidan, 'Paris suikastını MİT'teki bir grup yaptı' dedi”. Cemil Bayık Paris
cinayetine ilişkin olarak çok önemli bilgiler veriyor.
Aşağıya bu haberin tamamını olduğu gibi aktarıyoruz.
Hemen alta da cinayetin hemen ardından, hem Sakine Cansız’ın
anısına yazdığımız, hem de elde hiç bilgi olmadan cinayetin ne anlama geldiğine
ilişkin yazımızı koyuyoruz.
Görüleceği gibi, o zamanlar sırf akıl yürütmeyle yaptığımız
çıkarsamalar, daha sonraki bulgularla ve Cemil Bayık’ın açıklamalarıyla esas
olarak doğrulanmış bulunuyor.
28 Ağustos 2014 Perşembe
Sosyalizmin Sorunları ve Marjinal Tartışması Üzerine
Cemil Bayık’ın HDP’nin “Marjinal
yaklaşımlardan kurtulmalı” sözleri üzerinden başlayan tartışma, hem
tartışma olarak kendisi; hem de içeriğiyle Marksistlerin ve sosyalistlerin
üzerinde durmaları gereken birçok soruyu davet ediyor.
Biz Cemil Bayık’ın “LBGT bireyler”i mi yoksa başkasını mı
kastettiği konusuna girmeyeceğiz?
Varsayalım ki, sanki tabu bir sözmüş gibi kimsenin adını anmadan
tartıştığı, “cinsel eğilimi ya da tercihi” genel ortalamadan farklı olanları;
onların örgüt ve hareketlerini kastetti.
Onları kastetmiş olmasa sorun ortadan kalkmış olmaz. Çünkü ortada
bir sorun vardır görmezden gelinemeyecek ve gelinmemesi gereken.
Bir devrimci, bir Marksist, en basit ve görünür olandan
hareketle, onun ardında yatan en genel olan, en temel olan problemleri ortaya
koymaya çalışır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)