Yalçın Küçük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yalçın Küçük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2026 Pazar

Sabetaycılar, Yahudiler, Anti-Semitizm ve Kemalizm

Eskiden İslamcı yazarların ilgi alanında bulunan Sabetaycılar, Yahudiler ve bunlar üzerine komplo teorileri, son zamanlarda Soner ve Küçük Yalçın'ların kitaplarıyla tekrar gündeme geldi.

Sanılanın aksine, bu kitaplarda neyin söylendiği değil, niçin, şimdi ve nasıl söylendiği daha önemli ve anlamlıdır; toplumsal sınıfların konum, yapı ve ilişkilerindeki değişmeleri anlamak için ilginç ipuçları sunarlar. Herkesin bildiği gibi, tarih tarihle değil, bugünün tartışmalarıyla ilgilidir ve bugün çatışan güçlerin çıkarlarını korumanın aracıdır.

O hâlde soralım: "Bayram değil, seyran değil, eniştem beni niye öptü?" Türkiye'nin devlet sınıflarının ya da Kemalist nomenklatürün çıkar ve eğilimlerini yansıtan bu yazarlar niye Sabetaycılara taktılar? Bu hangi toplumsal gücün eğilim, çıkar ve konumunun savunusudur?

Yirminci yüzyıla kadar İslam'ın yayıldığı ülkelerde bir Yahudi düşmanlığı yoktur. Yahudi düşmanlığı, Batı Ortaçağının Hristiyan ülkelerinde, kimi zaman tefeci-bezirgan sermayeye yönelik bir tepkinin; kimi zaman da kendileri tefeci bezirganlaşmış Hristiyan tüccarların ve burjuvaların, bezirgan bir kavim olan Yahudilere rekabetinin bir aracı olarak görülür.

5 Ağustos 2019 Pazartesi

Ulusların, Avrupa’nın ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Sonuna Doğru


Dünya Ulusları, Avrupa ve Türkiye özünde aynı karakterde krizler içindeler. Kendilerini yok ederek krizden çıkabilirler, ama kendilerini yok etmeyi aşmayı başaramadıkları takdirde bu sefer acılı bir şekilde yine yok olacaklardır.
Kısaca tek tek ele alalım.
Dünya’da toplumun temeli, altyapısı yani ekonomik ilişkiler çoktan ulusal sınırları parçalamış, bir tek dünya ekonomisi yaratmış bulunuyor.
Ama üstyapı, dünya ticaretinin esas olarak üst sınıflar ve lüks mallarla sınırlı olduğu, klasik antik uygarlıklar ve imparatorluklardan bile daha küçük ve sınırlı uluslara ve ulusal devletlere bölünmüş bulunuyor. Bu durum insanlığı boğuyor. İki dünya savaşı tam da bu nedenle çıkmıştı. Ki o zamanlar globalleşmenin çapı henüz bugün vardığı noktadan çok uzaklardaydı.