Kayıtlar

CHP etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

22 Ağustos 2025 Cuma – Geçmişteki Bugün Bugündeki Geçmiş

Resim
Bundan sonra, içinde bulunduğumuz gün eskiden yazdığım yazıları da tekrar yayınlayacağım. Çünkü bütün bu yazılar güncelliğini koruyar.   Bugün bloğuma girdim ve bun günün -22 Ağustos- tarihini yazarak bir arama yaptım. Karşıma 22. Ağustos 2019 tarihinde yazdığım “ HDP Bizi Dinlemiyorsa Bari Öcalan’ı Dinlesin – Öcalan ve Gandi (Devrim’i Korkaklar Yapar) ” başlıklı yazı çıktı. Bu yazı aslında iki yazıdan oluşuyor. Bu referans verdiği ikinci 12 Haziran 2017 tarihli “ Devrimi Korkaklar Yapar – Korkakların Sokağa Çıkması İçin Ne Yapmalı? ” başlıklı yazı altta yer alıyor.

Silah bırakma ve ilgili konular bağlamında bir söyleşi.

Resim
Son gelişmeler silah bırakma, PKK'nın kendini feshi, mücadele biçimleri, Kürt politik hareketinin, demokratik hareketin, sosyalistlerin sorunu nasıl ele alıp tartışması ve davranması gerektiğine ilişkin bir söyleşi.

Maltepe Mitingini İzlerken Bir Kötümserin Kötümser Öngörüleri

Resim
Yazılı ve Sesli versiyorn bir arada * Maltepe Mitingini İzlerken Bir Kötümserin Kötümser Öngörüleri Bugün Maltepe’deki Miting Meydanında muhtemelen yüz binlerce insan toplanmış bulunuyor. Alana sığmayan kitlenin yollarda olduğu ve oraları da doldurduğu, metro istasyonlarından paylaşımlarda hala akın akın insanların geldiği, metro istasyonlarının bile kalabalıktan adeta kilitlendiği video ve resimleri düşüyor. Paylaşımlara bakıyorum, herkes katılımdan çok memnun. Bunu bir zafer havasında kutladıkları görülüyor. Ben ise uzaktan bu zaferde bir yenilgi görüyorum.  Bu belki gelişmelere, bir savaşta kurmayların yukarıdan bakarak, güçler, konumlanışları, stratejileri, taktiklerine bakarak bir sonuca uluşmaya çalışmakla ilgili, olayların içinden sıcak değil, yukarıdan soğuk bir bakış. Ya da ağaçlara değil de ormana bakış.

Maltepe Mitingini İzlerken Bir Kötümserin Kötümser Öngörüleri

Resim
Bugün Maltepe’deki Miting Meydanında muhtemelen yüz binlerce insan toplanmış bulunuyor. Alana sığmayan kitlenin yollarda olduğu ve oraları da doldurduğu, metro istasyonlarından paylaşımlarda hala akın akın insanların geldiği, metro istasyonlarının bile kalabalıktan adeta kilitlendiği video ve resimleri düşüyor. Paylaşımlara bakıyorum, herkes katılımdan çok memnun. Bunu bir zafer havasında kutladıkları görülüyor. Ben ise uzaktan bu zaferde bir yenilgi görüyorum.  Bu belki gelişmelere, bir savaşta kurmayların yukarıdan bakarak, güçler, konumlanışları, stratejileri, taktiklerine bakarak bir sonuca uluşmaya çalışmakla ilgili, olayların içinden sıcak değil, yukarıdan soğuk bir bakış. Ya da ağaçlara değil de ormana bakış.

Sesli Yazı - Bir Yenilginin Dersleri

Resim
 

Bir Yenilginin Dersleri

Resim
“Daha henüz ortada görünür bir yenilgi yokken, daha dün akşam yüz binler Şişli ve Saraçhane’de nöbet bekliyorken, Türkiye’nin birçok şehrinde gösteriler sürmüşken, nasıl böyle bir başlık atabiliyorsun?” diye sorulabilir haklı olarak. Beni böyle bir başlık atmaya iten sabahın erken saatlerinden beri canlı haberlerde gördüğüm resimler. İnsanlardaki yorgunluk, bitkinlik, ama en önemlisi, fiziksel yorgunluk değil, manevi olarak bir zafer kazanılabileceğine inancın artık eskisi gibi olmadığını gösteren gözler ve davranışlardaki vücut dili ve bunun sözlere de yansıması. Özgür Özel de, İmamoğlu da, eşi de başkaları da yenilgiyi kabullenmiş (bazı gazetecilerin deyimiyle: “Satın almış”) görünüyorlar ve bu yapılan haksızlığa ve dayanmak gerektiğine dair vurgularıyla sözlere de yansıyor. Ve şu an bir hedef yok. Bir hedefin olması ve onu herkesin doğru kavraması, o hedefin kendisi yanlış olsa bile, o yanlış hedef için, en iyi ve mükemmel bir haberleşmeden daha büyük bir uyum ve koordinasyon dolay...

Helal Olsun!

Resim
Kılıçdaroğlu sözlerini, Pers/İran uygarlığının binlerce yıllık birikimini damıtmış Mevlana’nın dizeleriyle bitirmiş “ Dünle birlikte gitti cancağzım ne varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım. ” Biz söze onun sözlerini bitirdiği yerdern başlayalım. Şimdilerde, yani modern veya modern ötesi (postmodern) zamanlarda, sözü tam hatırlayamıyorum ama, anlamca, Mevlana’ya ya nazire edercesine “ dünün güncel gazetesi bugünün çöp paketidir ” diye bir söz var. Yeni sözlerin bile bir günde veya Twitter’da birkaç saat, hatta dakikada, çöp olduğu bir dünyada, yeninin dolayısıyla herşeyin “ ışık hızıyla ” eskimesinin, bu giderek hızlanan ve Borges’in yaşayamadığı için ömrünün sonunda pişmanlığını anlattığı şiirler yazdığı An ’ı bile yaşamayı olanaksız kılan bu diktatörlüğünde, “ yeni şeyler söyleme ”nin kendisi bile

Newroz, İstanbul Sözleşmesi, CHP vs. örneklerinde bir demokratik ve sosyalist muhlefetin yokluğu

Resim
Muhalefetin Muhalefeti dizisinin bu bölümünde Newroz, Uluslar, Ulusçuluk, Geleneğin icadı ve geleneğin geleneksel olmadığı; İstanbul sözleşmesinin iptali vesilesiyle Kadın hareketinin kimi zaafları; İktidarı ve CHP'yi eleştirmenin temeldeki anti demokratik ve yanlış özü, Muhalefetin köylü ve da şehirli küçük burjuva veya sendikalist özellikleri, Demokratik ve sosyalist bir muhalefetin olmadığı ve olabilmesi için asgari gerekenler gibi çeşitli konular ele alınıyor.

Seçimler ve Sonrası Üzerine: CHP Başarılı, HDP başarısızdır

Resim
Seçimlerden sonra niye yazmadığımı soranlar oluyor. Yazılacakları ve yazılması gerekenleri seçimlerden önce yazdım. “Desti kırıldıktan sonra yol gösteren çok olur” derler. Desti kırılmadan önce ve kırılmaması için yol göstermeye çalıştım. Seçimlerden önce yaptığım önerilerimin doğruluğunu seçimlerin ve sonrasındaki gelişmelerin gösterdiğini düşünüyorum. Ama yine de kısa kısa bazı hatırlatmalar yapalım. Bir sosyalist olarak benim için seçimler kitleleri bilinçlendirmek, örgütlemek, harekete geçirmek, var olan güçler dengesinde küçük de olsa bir etkide bulunarak bunu ezilenlerin lehine çevirip onların hareket alanını arttırmak için sadece bir vesiledir, küçük de olsa bir olanaktır .

Seçim Sonuçlarını YSK ve TRT’nin Önünde Toplanarak İzleyelim

Resim
Yarın en önemli sorun seçim sonuçlarında yapılacak hileleri ve manipülasyonları engellemektir. Karşı tarafta devletin tüm imkanları var. Ancak on binlerce hatta milyonlarca insanın bilinçli bir hareketini, örgütlenmesini, girişim yeteneğini ve kontrolünü hiçbir devlet engelleyemez. Seçim sandıklarında hilelerin büyük ölçüde engellenebileceğini öngörebiliriz. Çünkü öncelikle “Millet İttifakı” partileri ve HDP’nin sandıklardaki temsilcileri çıkar ve kader ortaklığı içindedirler ve bu nedenle “Millet İttifakı” HDP’nin oylarının iç edilmesine karşı çıkacaktır. Bugünkü güçler konumlanışında tecrit olan HDP değil, AKP ve MHP’dir. Sadece bu bileşim ve konumlanış bile seçim sandıkları başında psikolojik bir üstünlük oluşturup AKP’nin hile ve dolandırıcılıklarını engelleyici bir işlev görecektir.

Demokratlar ve Seçimler – Teori, Program, Strateji, Taktikler

Resim
Başlığa “ Demokratlar ve Seçimler ” dedik ama sosyalistler aslında en tutarlı demokratlar olduğundan veya olması gerektiğinden ve sosyalist olmadan da tutarlı demokrat olunamayacağından “ Sosyalistler ve Seçimler ” diye bir başlık atmak da yanlış olmazdı. Bir Marksist olunmadan tutarlı bir sosyalist de olunamayacağından başlık “ Marksistler ve Seçimler ” diye de atılabilirdi. Bu böyle daha da uzatılabilir. Bu bağlamda önemli de değil. Bu satırların yazarı, bugün dünyada bulunan bütün sosyalistler ve Marksistler karşısında farklı bir programı savunuyor. Bu farklı program da farklı bir teorik temele; Marks’ın attığı temel üzerinde geliştirilmiş, dünkü yazıda kısaca evrimi özetlenmiş, bir tarih ve toplum teorisine dayanıyor.

Adalet Yürüyüşü ve Mitingi’nin Ardından

Resim
Basına ve bizim sosyalistlerin abartılı rakamlarına güvenmediğim için, kötümser yorumlarıyla bilinen ve mitinge katılacağını bildiğim bir arkadaşa katılım nasıldı diye sordum. Onun verdiği cevap özetle şöyleydi. “Biz alana girmeyi bile başaramadık. Benim hayatımda gördüğüm en büyük mitingdi, bir buçuk milyon kadar vardı. Ben bu kadar bir de Paris’te milyonluk bir miting görmüştüm” dedi. Murat yetkin, bugün “polis kaynaklarına göre 1 milyon 750 bin” dediğine göre iki milyona yakın insandan söz edilebilir. Sanırım bu Türkiye’nin tarihindeki en büyük miting ve kitle mobilizasyonudur.

Bir yazıda Üç Yazı

Resim
Birinci Yazı: Eleştiri Dostlara Yapılır; Barış Düşmanlarla Yapılır, İttifaklar ise Tutarsız ve Kaypaklarla Bizim yazılarımızda bir CHP eleştirisi bulamazsınız, çünkü o bizim dostumuz değildir. Hatta CHP hakkında genellikle ne kadar akıllı oldukları hakkında bol bol “övgü” görürsünüz. Örneğin Kılıçdaroğlu’nun bu #Adalet Yürüyüşü’nü başlatmasını çok akıllıca bir hamle olarak gördük ve değerlendirdik. Kimileri, ki bunlar bizim sosyalistler arasında bol miktarda var, böyle övgülerin ancak düşmanlara yapılacağını bile anlayamayacak kadar okuduğunu anlamaktan acizler.

"Adalet Yürüyüşü" Bitti, Türk Ulusalcılarının, Şovenlerinin ve Irkçılarının Yürüyüşü Başladı.

Resim
Az önce aşağıdaki resmi gördüm. Acil olarak şu yorumumu paylaşıyorum. Adalet Yürüyüşü artık Adalet Yürüyüşü olmaktan çıktı. Türk ulusalcılarının ve ırkçılarının yürüyüşü oldu. HDP yürüyüşe baştan katılmayarak ve sahip çıkmayarak yürüyüşün böyle bir evrim geçirmesine olanak sağladı. Bundan sonra yürüyüşe katılması ne mümkündür, ne de doğru olur. Maalesef HDP tecrit oldu. CHP başlangıçta sadece Adalet bayrağı açmıştı. Türk bayrağı hiç önde görülmüyordu. Çünkü başlangıçta işin nasıl gelişeceğini bilmiyor ve sadece Adalet'i öne çıkararak Kürtlere de kapıyı kapamıyordu. Baktı ki iş tuttu bu sefer Kürtlerin katılmasını engellemek için Türk bayraklarını öne çıkardı.

#ADALET Yürüyüşü ve HDP’nin “Hal-i Pürmelâl”i

Resim
Özellikle #ADALET Yürüyüşü başladığından beri HDP’nin ne dediğini, nasıl bir politika izlediğini anlayan varsa beri gelsin. Pervin Buldan: “ #ADALET herkes için istenirse #ADALET olur. Sadece kendilerine yapılan haksızlıklar için #ADALET aramak yanlıştır. Bizler yürüyen yurttaşlarımız Kandıra’ya ulaştıklarında manevi bir karşılama yapacağız. Fakat yürüyüş Edirne’ye kadar uzatılırsa bizler de #ADALET arayışlarının samimiyetine inanarak dâhil oluruz .”

#ADALET Nöbetlerinde Bulunmak ve Buluşmak! Nasıl ve Neden?

Resim
Yarın (22 Haziran Perşembe) Hayır Kadıköy Meclisi Yoğurtçu Parkı’nda bir tek gündemle toplanacak ve #ADALET yürüyüş ve nöbetlerini ve neler yapılabileceğini görüşecek. Bu vesileyle, biraz “ hariçten gazel okumak ” gibi de olsa, görüş ve önerilerimizi bir kere daha yazalım. Belki birileri okur, belki gündeme alınır ve tartışılır. Gündeme alınıp tartışılırsa aklın yolu bir olduğundan, büyük bir olasılıkla insanların kendi deneme ve akıl yürütmeleriyle benzer sonuçlara ulaşılacağına inanıyorum. Önce şu ana kadarki duruma bakalım.

#HAYIR Hareketi Sokaklardan Çekilmemeli– CHP ve HDP Meclisten Çekilmelidir

Resim
#HAYIR kampanyasının ortaya çıkardığı henüz bir rüşeym (tohum) halindeki #HAYIR Hareketi, bu sonuçları tanımadığını ilan etmelidir. Erdoğan yaptığı her türlü kanun tanımazlığın ve hukuksuzluğun, emrivakilerin n üzerine yatmayı adet edinmiş bulunuyor. Bu referandumda yapılan hukuksuzluğun üzerine yatacağını da “Atı alan Üsküdar'ı geçti” diyerek resmen ilan etmiş bulunuyor. Bizler de Üsküdar’ı vermedik, Atı da vermeyeceğiz diyebilmeliyiz. Bu sefer ne olursa olsun bu emrivakiinin üzerine yatılmasına imkân verilmemelidir. Bu son mevzidir. Buradan geri adım atılmamalıdır. Bütün ciddi zaferler ancak böyle bir kararlılıkla kazanılmıştır. Hitler Stalingrad’ta, birliklerin geri adım atmama kararlılığıyla bozguna uğratılmıştır. En son IŞİD Kobani’de yine aynı kararlılıkla yenilebildi.

Referandumdan Sonra – Termostat Mekanizması

Resim
Referandumda evet de çıksa, #HAYIR da çıksa, demokrasi mücadelesi çok zorlu bir döneme girecektir. Ama her halükarda üç ay öncesinden daha kötü bir durumda olmayacağımızı varsayabiliriz. Üç ay öncesini hatırlayalım. Tüm demokratlar tam bir umutsuzluk ve yılgınlık içindeydi; tam bir çaresizlik egemendi. Hepimiz hayatımızın hiçbir döneminde kendimizi bu kadar çaresiz hissetmediğimizi söylüyorduk. Erdoğan’ı durdurmanın hiçbir olanağı görünmüyordu. CHP ve MHP Erdoğan’ın yanındaydı. Bizler Kürt hareketiyle birlikte tecrit olmuş ve köşeye sıkışmış durumdaydık. Sonra bu umutsuzluk içinde önce internette referandumun Erdoğan’ı durdurmak için aynı zamanda bir fırsat ve son bir olanak olduğu dile getirilmeye başlandı.

#HAYIR Diyenler ve PKK’nın Tavrı

Resim
PKK’nın tavrının sorunun özünü yakaladığını daha iyi görmek için, önce kısaca #HAYIR diyenlerin şu anki durumuna kısaca bakalım. İlk #HAYIR yazılarını bir ay önce yazmaya başladığımızda tam bir yılgınlık ve umutsuzluk atmosferi egemendi. Bu atmosfer içinde, bu atmosfere uygun ve toparlanmayı sağlayacak bir stratejinin, ancak, temel yurttaşlık haklarına dayanan, sessiz, pankartsız, son derece basit ve sade, ama aynı zamanda birbirine karşı en zıt güçleri bile bir arada tutabilecek, her gün aynı yerde ve aynı saatte bulunmaya dayanan bir kitlesel pasif direniş olduğunu söylüyor ve öneriyorduk. Ama bunun için de öncelikle bütün medyanın iktidarın kontrolünde olduğu verisinden hareketle, sosyal medya ve internet aracılığıyla başlanabileceğini ; bunun #HAYIR’cıların birbirini bulmasını sağlayacağını; böyle bir sanal hareketin gerçek hayattaki bir hareket için başlatıcı olabileceğini söylüyor ve bu yönde bizzat bir şeyler yapmaya çalışıyorduk.

#HAYIR! Şimdi “Ev Ev Dolaşma Zamanı” Değildir

Resim
Bugün için, dengeyi tersine değiştirebilecek tek güç, HDP ve diğer sosyalist örgütlerdir. Onların duruşu, CHP’nin duruşunu değiştirmesine yol açar. Bu da dengelerin değişmesinin yolunu açar. HDP ve Sosyalist örgütlerin, aydınların, demokratların gücünün az olması önemli değildir. Duruş, politika, strateji ve taktikler eğer doğru olursa, bu diğer güçlerin konumlanışlarını da etkilerler. Tarih güçsüz ama kıvrak olanın güçlü ama hantal olanın örnekleriyle doludur. Bu, Davut’un Golyat’ı yenmesi biçiminde kutsal kitaplara bile geçmiştir. İslam’ın nenedeyse yarı peygamber gibi değerlendirdiği İskender (Zülgarneyn, Çit boynuzlu) koca uygarlıkların (Mısır, Pers, Hindistan) devasa ordularını, küçük güçlerle ama akıllıca bir stratejiye ve taktiklere dayanarak yendiğinin en çarpıcı örneklerini sunmuştur. Ne var ki, eğer bu örgütler, bugün Evrensel ’deki haberde yansıyan anlayışla hareket edeceklerse, bu referandumdan #HAYIR çıkmayacağına kesin gözüyle bakılabilir. Çünkü uluslar...