İran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Mart 2026 Pazartesi

Kıyamete Doğru (Ukrayna, Filistin, İran ve Dünya Durumu Üzerine Marksist Duruş ve Değerlendirmeler)

Bu derlemede son dört yılda dünyadaki en önemli savaşlar üzerine sıcağı sıcağına yazılmış yazı ve değerlendirmeler yer alıyor.
Kitap şu adresten indirilebilir:
https://disk.yandex.com.tr/d/CHncI6KO2rxaHg

İlk yazı, 26 Şubat 2022 tarihli “Ukrayna Meselesi mi Dünya meselesi mi?” başlıklı yazı.

Son yazı ise 28 Şubat 2026 tarihli “Savaşın Mantığı” başlıklı ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının hemen ardından yazılmış yazı.

Arada Gazze’deki “El Aksa Tufanı” isimli isyan ve Filistin üzerine yazılmış bir yazı yer alıyor.

Yani neredeyse tamı tamına son dört yılda dünyadaki en önemli savaşlar konusunda yazılar bulunuyor.

Ancak tüm yazılar bunlar değil.

Bir de bir sosyalistin, bir Marksist’in dünya durumunu nasıl değerlendirmesi ve nasıl bir tavır alması gerektiğine ilişkin “Ke
riz Silkelemek
”, “Enternasyonalizmin İki Farklı ve Zıt Anlamı” ve “Ve Dünya!.. (Senkronize Beş Son)” başlıklı yazılar yer alıyor

3 Mart 2026 Salı

Savaşın Mantığı

Söze habercilik ve tarafsızlık sıfatlarının ardına saklanıp, Siyonist-Nazi rejiminin, Amerikan Emperyalizminin egemenliğinin nesnel destekçiliğini yapmayan, objektif bir haberciliğin haksızlıklar karşısında tavırsız kalmak olmadığının, objektif olmanın objektivist olmak olmadığının, somut örneğini sunan, Fehim Taştekin’in 28 Şubat tarihli, “İran’a karşı savaş! ABD ve İsrail cehennemin kapılarını açtı! Tutmayacak senaryolar…” videosunda yer alan şu sözleri aktararak başlamak istiyorum.

““Son olarak şunu söylemek istiyorum.

Deniliyor ki: “İran rejimi çok gaddar. Niye bu saldırıları eleştiriyorsunuz? Yıkılsın gitsin bu rejim. Fırsat bu fırsat.”

Demokrasi Amerikan bombalarıyla gelmiyor. Hiçbir yere gelmedi. En azından bizim şu kısa ömrümüzde gördüğümüz yaşadığımız tonlarca şey var.

2 Şubat 2026 Pazartesi

Ve Dünya

Bu yazıda ele alacağımız konuların önce, geçen yazıdaki (“Rojava, Suriye, PKK, Türkiye ve Dünya”) konuların sonra ele alınması gerekirdi.  Yani önce Dünya, sonra daha lokal, bölgesel ve içinde yaşayıp mücadele ettiğimiz ülkeyle ilgili olanlar

Ama olayların gelişimi zamana karşı bir yarışı gerektirdiğinden, Rojava’da bir katliam tehlikesi bulunduğundan, Rojava’dan başlamıştık.

Şimdi iyi kötü bir anlaşma protokolü var ve bir katliam ve savaş engellenmiş durumda ya da en azından öyle görünüyor.

Bu durumu sağlayan her şeyden önce PYD veya JPG’nin kesin savaş kararlılığı, askeri hazırlıkları (tüneller ve şehir savunması için diğer hazırlıklar)  ve aynı zamanda bütün Kürt kitlelerinin her yerde mobilize olması, bölge ve dünyadaki  yedek güçlerin (Çeşitli politikacılar, Barzani, Talabani vs.) harekete geçirilmesidir.

13 Ocak 2023 Cuma

“Demokrasi”yi ya da “Barış”ı Kazanmak İçin Değil, Bir Bozgunu Engellemek İçin Erdoğan’ı Yenmek Gereği Üzerine

Tek Atımlık Barut

Bu seçim diğer seçimler gibi bir seçim değildir, “bu sefer kazanamadık, inşallah gelecek seçimlerde kazanır, o zaman yaparız” seçimi değildir.

Erdoğan kazandığı takdirde bunun iktidar ve muhalefet güçlerinde ve saflarında, birbirine zıt ve son derece derin derin sonuçları olacaktır.

Muhalefet ve demokrasi güçleri, ancak, belki de onlarca yıl sonra, bugünkü kuşaklar değiştikten sonra, geleceğin kuşakları olarak, bugün bulunduğumuz noktaya bile dizleri üzerinde sürünerek gelmeye çalışacaklardır.

Ama bu arada iktidardaki güçler toplumsal ilişkileri ve yapıyı baştan aşağı değiştirmiş olacaklarından o zamanlar bambaşka paradigmalar çerçevesinde yeniden doğacaktır bu mücadele.

1 Mart 2020 Pazar

Savaşı ancak bir sivil kitle hareketi engelleyebilir


Bugünkü görünüme göre, uçurumun kenarındaki dans beş gün daha, Erdoğan-Putin görüşmesine kadar, uzayacak gibi görünüyor.
Ancak ne olursa olsun sonunda bir savaş kaçınılmaz gibi
Savaşı iki şey engelleyebilir. ABD ve Avrupa’nın Erdoğan’a Suriye’den çık demesi veya Erdoğan’ın, Rusya’nın önerdiği, M4 ve M5’i Suriye’ye bırakarak, İdlip’te Türk hududu yakınında beş on kilometre derinliğinde bir yerde mültecileri bloke etmek türü bir uzlaşmayı kabul etmesi.
Erdoğan’ın bunu kabul etmesi olanaksız. Bunu kabul ettiğinde geri adım atmış olur ve sonu gelir.
Suriye ordusu da geri çekilmez. Rusya bunu Suriye’den isterse, kendi sonunu getirmiş olur.
Bu uzlaşmaz durumdan tek çıkış savaş olur. Ve savaş kısa vadede Erdoğan’ın da ABD ve Avrupa’nın da çıkarınadır.