Kayıtlar

Kürt Özgürlük Hareketi etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Öcalan’a Mektup ve Öcalan’ın Toplantıya Mesajı

Resim
Öcalan’a Mektubu Sunuş Bu yılın (2025) Haziran ayında Abdullah Öcalan’a verilmek üzere yazdığım mektubu ve o sıra tesadüfen Berlin’de bulunan DEM Parti eş başkanı Tuncer Bakırhan’a verdiğim mektubu, geçen hafta sonu DEM Parti’nin düzenlediği “ Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı” na Öcalan’ın yolladığı “ Barış ve Demokratik Toplum İnşasıyla Sosyalizmi Yeniden kazanalım ” başlıklı metni okuyunca, yayınlamaya karar verdim Aradan neredeyse altı ay geçmiş olmasına rağmen yayınlamamın nedeni, Mektubun önce muhatabının eline geçmesini beklememdi.

“İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri” Liseli Fehmi’nin (Fehmi Erbaş) Ardından

Resim
Birbiri peşi sıra ya da topluca öldürülen arkadaşlarımız nedeniyle ölümle çok erken yaşlarda tanıştık ve birlikte yaşamayı öğrendik. Yaşıtımız olan o arkadaşlarımız anılarımızda ve hayallerimizde hep genç kaldılar. Anna Seghers’in romanının adı gibi: “Ölüler Genç Kalır”. Ama “Liseli Fehmi”, Fehmi Erbaş, ölmeden genç kalabilenlerdendi. Yetmiş yaşını çoktan aştığında bile hep “Liseli Fehmi” olarak kalmıştı. Ama sadece lakabıyla değil, gerçekten, son zamanlarında kanser onu pençesine alıncaya kadar, ruhça da hep genç kaldı.  Bu genç kalış her şeyden önce devrime ve sosyalizme adanmış bir hayat sayesindeydi. “Eski Tüfekler”in çoğunda da bedenlerinin tükenişinden önce, ruhça bu genç kalış görülebilirdi. En son aramızdan ayrılan Sevim Belli, bizlerin “Sevim Abla”sı da böyleydi.

“Millet İttifakı” Yenilgiye, HDP Hezimete Gidiyor - “Millet İttifakı” Yenilgiden, HDP Hezimetten Nasıl Kurtulabilir?

Resim
Başlığın zorladığı şu soruyla başlayalım. Peki neden Millet İttifakı yenilgiye gidiyor da HDP hezimete ? “ Muhalefetin yenilgisi, Millet İttifakının da HDP’nin de yenilgisi olacak, aynı sonuç Millet İttifakı’nda yenilgi sonucuna yol açarken neden HDP’de hezimet sonucuna yol açsın ki? Bunda bir mantıksızlık yok mu? ” Yok. Aynı olgunun farklı özneler için farklı sonuçlar vermesinin iki nedeni var.

İsyanla Oynanmaz! (17 Ağustos 2015) Dünden Bugün İçin Dersler

Resim
Bu videoda geçen videoda sözünü ettiğimiz 2015'te 7 Haziran seçimlerinden sonraki süreçte yazdığımız, "İsyanla Oynanmaz" başlıklı yazıyı kısmen okuyarak bugünkü çizginin aynı temel yanlışlarla malul olduğunu örneklerle ve tarihsel deneylerden örneklerle göstermeye çalışıyoruz.

Garê'de Ne Oldu, Olası Sonuçları Ne Olabilir ?

Resim

2020 Yılı Yazıları

Resim
  2020 Yılı Yazıları Derlemesi. derlemede ayrıca bu dönemde yaptığımız görsel yayınların konuları ve linkleri de bulunmaktadır. Kitap PDF ve EPUB formatlarındadır. PDF formatı Tabletler için optimize edilmiştir. ( Kenarları daraltıldığı için sayfayı doldurur ve daha rahat okunur.) EPUB ise standart tüm epub okuyucularda okunabilir. İndirmek veya yandex diskinize kopyalamak için aşağıdaki linki tıklayabilirsiniz. https://yadi.sk/d/gj6Afb96c25d-w?w=1

HDP Kongresi’nden Sonra - HDP’yi Reorganize Etmek Gereği

Resim
Birkaç gün önce HDP kongresini yaptı. Yine aynı şekilde gerçek kongrenin “ bileşenler ” ve Kürt siyasi hareketini oluşturan güç ve eğilimlerin arasındaki görüşmelerle, (eski bir Dev-Genç başkanı bu işleyişe “ Müşavereler ile karar alınıyor ” diyerek anti demokratik işleyişe demokratikmiş gibi bir isim vermeyi de beceriyor) alınan kararların aslında sadece sembolik politik mesajlar vermeye (coşkulu katılım, belli politik güçleri temsil eden misafirler ve mesajları vs.) yönelik bir mizansen kongre idi bu. HDP’ye eleştiri ve önerilerde bulunanların (aslında çok da yok. Bilgen ve Şık’ın en cesur denebilecek çıkışları yaptığı söylenebilir) bile somut olarak bir şey demediği ve itiraz etmediği bir durum bu. Bu kabullenme elbette açıklanabilir ve bir dereceye kadar anlaşılabilir. Bu durumu bir analoji daha iyi anlamayı sağlayabilir. Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin Kürt Özgürlük Hareketi karşısındaki durumu, yirminci yüzyılda, dünyadaki demokratik, özgürlükçü, barışçı ve sosyalis...

Erdoğan’ı Yenmek İçin HDP’nin Hata Yapmaması Gerekiyor: Bir Örnek Olarak Pervin Buldan’ın Yanlışı

Resim
Şimdi aynı gün gazetelerde yer alan şu iki habere bakalım. 15 Mayıs tarihli Cumhuriyet gazetesi: “ Meral Akşener'den şimdiye kadarki en net Demirtaş açıklaması ” başlığı altında haberde şu sözler yer alıyor: “ İYİ Parti genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Meral Akşener bugün yabancı basınla buluşmasında Demirtaş'ın tutukluluğu ile ilgili soru üzerine şunları kaydetti: "Demirtaş henüz bir sanık, hakkında bir hüküm verilmedi. Dolayısıyla diyelim ki seçimler bitti, aradan üç ay geçti ve kendisi beraat etti. Peki o aradaki seçim kampanyasındaki rekabet eşitsizliğini Türkiye nasıl izah edecek?"   Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) Demirtaş'ın adaylığını resmen tescil ettiğini hatırlatan Akşener, "Biz hukukun herkes için eşit, tarafsız ve objektif işlemesi gayreti içindeyiz. Siyasetçilerin, aydınların, gazetecilerin tutuklu olarak yargılanmasının doğru olmadığını düşünüyoruz. Aday gösterilmiş bir kişinin de kampanyasını rahatlıkla bizlerle eşit koşull...

Afrin’in Düşüşü

Resim
Dün (17. Mart.2018 Cumartesi) günü, birkaç gündür dikkatimizi çeken gelişmeler üzerine Facebook ’ta şu kısa notu paylaşmıştık. “Garip durumlar. Galiba YPG Afrin'de savaşmayıp boşaltacak veya Afrin'de sadece bir intihar ekibi bırakıp savaşçılarının çoğunu dışarı çıkaracak. Erdoğan'ın girdik giriyoruz demesi bununla ilgili olabilir. Çünkü günlerdir YPG'nin bugün şu kadar vurduk şu kayıpları verdik bildirisi yok. PKK yöneticileri Afrin konusunda hiçbir şey söylemiyor ve başka konulardan söz ediyorlar. Aydın Selcen YPG Afrin'i Türkiye'ye teslim edecek demişti. Neden böyle konuştu diye garibime gitmişti. Anlaşılan belli bir bilgiye dayanıyor. Bakalım YPG nasıl bir mücadele stratejisi belirledi? Çünkü Murat Karayılan yeni bir stratejiye geçileceğini söylemişti. Anlaşılan Gerilla yapılacak. Alan savunması yapılmayacak.” Anlaşılan dünkü notta bir ihtimal olarak dile getirdiğimiz, Afrin’in savaşmadan teslim edilebileceği olasılığı şu an gerçekleşiyor.

Demirtaş’ın Eş Başkanlıktan Tasfiyesinin Kroniği - Kim Kazandı?

Resim
“Önder Apo'nun Kürt sorununun çözümü konusunda da ön açıcı çözümlemeleri olmuştur. Bunları devlet, iktidar ve ulus çözümlemelerinden ayrı ele almak mümkün değildir. Özgürlükçü, demokrat ve bir sosyalist olarak Kürt sorununun çözümünü devlet olmada değil, demokratikleşmede görmüştür. 20. yüzyılda çekilen büyük acılar esas olarak, her ulusa bir devlet anlayışının, kapitalizmin ve onun siyasal formu olan ulus devlet anlayışı sonucu olduğunu ortaya koymuştur. Bu açıdan bölge ülkelerinde demokratik devrimi ve demokratikleşmeyi hedefleyen bir mücadele çizgisini Kürt halkının ve Özgürlük Hareketi'nin önüne koymuştur. Eğer inkar ve soykırım politikası yoksa, demokratik siyasal çözüm zihniyeti varsa çatışma içine girmeden sorunu çözebileceğini herkesin önüne koymuştur.” Mustafa Karasu “ Komplonun 20. yılında Önder Apo’yu anlamak ” HDP’nin dün yaptığı Kongre Demirtaş’ı başkanlıktan alma kongresiydi. (Bu kongrenin iktidarın baskılarına karşı bir direniş ve HDP’yi sahiplenme gösteri...

Kandil’e Acil ve Açık Bir mektup

Resim
Konu HDP’nin bu hafta sonu toplanacak kongresi ve Selahattin Demirtaş’ın eş başkanlığa yeniden seçilip seçilmeyeceğidir. Peki açık bir partinin alacağı kararlar hakkında Kandil’e açık ve acil bir mektup yazmak; Kandil’i muhatap almak yanlış bir davranış olmuyor mu? Hayır, olmuyor ve olmaz. Olmaz, çünkü Kandil (ve İmralı), HDP’nin ve üzerinde yükseldiği Kürt Özgürlük Hareketinin ne düşünüyor, ne diyor diye gözlerini diktiği yerdir. Olmaz, çünkü Kandil’de bu hareketin kıvılcımını çakmış, savaşlarda pişmiş önderler ve bu hareketi oluşturan ulusal baskı altındaki bedel ödeyen geniş yığınların oğulları, kızları bulunmaktadır. Bu bütün politik analizlerde ve davranışlarda göz önüne alınması gereken sosyolojik bir gerçektir.

Afrin’in Gölgesinde Tet Saldırısı – 68’in Ellinci Yılı

Resim
Bu yıl aynı zamanda 1968’in de ellinci yılı. 68’i herkes duymuştur ve bilir. Şimdi yetmişine dayanmış ve işi bitmiş benim kuşağım 68 kuşağı diye bilinir. Ama 68’in 30 Ocak’ta (yani dün) Vietnam’da Tet Saldırısı’yla başladığını hatırlayan ve bilen pek yoktur. Bu yıl Tet Saldırısı üzerine hemen hiçbir şey çıkmadı dense yeridir. 68 üzerine yazılar muhtemelen Mayıs ayında, yazılacaktır. Ama 68 aslında 30 Ocak’ta başlayan Tet Saldırısı’yla başlamıştı. 30 Ocak 1968’de Vietnam’daki Budistlerin yeni yıl (Tet) tatilinde seksen bin Vietkong gerillası ve kuzey Vietnamlı savaşçı, yüze yakın yerde aynı anda bir saldırı başlatmıştı ABD’ye ve onun desteklediği Güney Vietnam diktatörünün ordusuna karşı. Amerikan Elçiliğine bile saldırılmıştı. Bu saldırı bütün dünya tam bir şok yaşamıştı. Bu saldırının şokuyla beş ay sonra Londra. Berlin, Paris, İstanbul’da üniversitelerde ayaklanmalar başlayacaktı.

Afrin Savaşına Karşı Çıkan Berlinli Türklerin Girişiminin Anlamı ve Önemi

Resim
Bir hafta önce, Afrin saldırışı başladığında bir avuç Berlinli Türkiyeli solcu, sosyalist veya demokrat başka bir vesileyle (Selahattin Demirtaş’ın tekrar başkan olmasını talep etmek ve desteklemek için) buluşmuşlardı. Afrin saldırısı başladığından, esas buluşma konusunu bir yana bırakarak Türk devletinin başlattığı savaşa karşı neler yapabileceklerini konuştular ve önce daha geniş bir toplantı hazırlamaya karar verdiler. Buraya kadar özel, üzerinde durmaya değer bir durum yok. Ama toplantıda daha geniş toplantının çağrısının hangi özne adına yapılacağı konuşulunca, epey bir tartışmadan sonra “ Berlinli Türkler ” olarak yapılmasına karar verildi. Ve çağrı “ Berlinli Türkler de Afrin Savaşı’na karşı çıkıyor ” başlığıyla yapıldı.

Selahattin Demirtaş Tekrar Başkan Seçilmelidir

Resim
İki gün önce Selahattin Demirtaş’ın 11 Şubat’ta gerçekleşecek olan HDP kongresinde aday olmayacağına dair partiye ve kamuoyuna yazdığı mektup açıklandı. Lafı hiç uzatmadan söyleyelim. Demirtaş’ın bakanlığı sorunu hukuki ya da örgütsel bir sorun değil, politik bir sorundur. Politik sorunlar da politik mücadelenin hedefleri ve yöntemleri olarak tartışılırlar ve tartışılmalıdırlar. Aşağıda temellendirmek üzere talebimiz ve görüşümüz, bu konuda görüşünü hemen açıklayan Recep Maraşlı’nın da dediği gibi, Demirtaş’ı kongrede (kimsenin oyuna karışamayız ama mümkün ise oy birliğiyle) tekrar başkan seçip, ayakta alkışlamak gerekir. Doğru politik tavır bu olabilir.

#ADALET Yürüyüşü ve HDP’nin “Hal-i Pürmelâl”i

Resim
Özellikle #ADALET Yürüyüşü başladığından beri HDP’nin ne dediğini, nasıl bir politika izlediğini anlayan varsa beri gelsin. Pervin Buldan: “ #ADALET herkes için istenirse #ADALET olur. Sadece kendilerine yapılan haksızlıklar için #ADALET aramak yanlıştır. Bizler yürüyen yurttaşlarımız Kandıra’ya ulaştıklarında manevi bir karşılama yapacağız. Fakat yürüyüş Edirne’ye kadar uzatılırsa bizler de #ADALET arayışlarının samimiyetine inanarak dâhil oluruz .”

Antrakt (Ara) Bitti

Resim
Referandumun bitişi ve Türkiye’nin Şengal ve Rojava’ya saldırılarıyla birlikte, güçlerin yer alışı, 7 Haziran sonrasından, referandum arifesindeki günlere kadar olduğu gibi, fabrika ayarlarına dönmüş bulunuyor. Çekirdeğinde Erdoğan-Ergenekon ve Genelkurmay’ın bulunduğu, parlamentoda AKP, MHP, CHP tarafından temsil edilen, Kürt Özgürlük Hareketi ve müttefiklerini tecrit edip ezmeye yönelik devletçi-ulusalcı-İslamcı bloktakiler tekrar yerlerini aldılar. Referandum öncesinde Erdoğan’ın başkanlık hevesi nedeniyle bu blokta geçici bir çözülme olmuş; ulusalcı-devletçi-İslamcı bloktaki, ulusalcılar ve devletçi kesimin bir kısmı, hem laik yaşam tarzındaki kesimlerle bağları; hem de Erdoğan’ın elde ettiği güçle ilerde kendilerini de tasfiye edeceği korkusuyla, geçici bir süre başkanlığa karşı saflarda yer aldılar ve egemen cephedeki bu çatlak, referandumun sunduğu sınırlı olanaklarla da birleşince, bizlerin biraz olsun toparlanmamız için, küçük de olsa bir olanak yarattı.

“Türkiye Nereye Gidiyor?” ve Ne yapmalı?

Resim
Başlıktaki konu Mesele ’nin Ekim sayısının tartışma konusu olarak belirlenmiş. Bu konuda bir yazı yazmam istendi. 20.000 vuruşu aşmaması gerektiği söylendi. On bin vuruşu aşmamayı deneyelim. Birinci vuruş: Türkiye diye bir “ şey” yoktur. Bir toprak parçasının resmi adı olabilir ama bu coğrafyanın konusudur, politik veya sosyolojik bir analizin konusu değildir. Türkiye adı, Frenklerin Osmanlı Devletine ve onun sınırı içinde bulunan topraklara verdiği isimdi. Osmanlı Devleti kendini Roma’nın bir varisi ve devamı olarak görüyor ve o nedenle kendini “ Devlet-i Ali ” olarak adlandırıyordu. Osmanlı’nın çöküşü sürecinde, Balkan Savaşı’ndan sonra, Osmanlı “ Devlet Sınıfları ” Müslüman ahaliden bir ulus yaratırken, bu ulusu, Frenklerin devlete ve ülkeye verdiği isimle tanımladı.

Gravitasyon (Yerçekimi) Dalgaları ve Dünya Savaşı Olasılığı

Resim
Bundan birkaç ay önce, Genel Görecelik Kuramı ’nın ilk kez açıklanışının yüzüncü yılını vesile ederek, genel olarak Teoriye ve özel olarak da Marksist Teoriye ve onun sorunlarına dikkati çekmek için yazdığımız “ Fizik ve Marksizm (Genel Görecelik Kuramının Yüzüncü Yılı Vesilesiyle) ” başlıklı yazıda, geçer ayak şunları yazıyorduk: “Newton’un çekim kuramında, zaman ve uzay, içinde nesnelerin ve olayların yer aldığı onlardan bağımsız bir sahne gibidir. Genel Görecelikte ise, uzay-zaman maddenin ayrılmaz bir bileşeni veya özelliği olur; onunla karşılıklı etkileşim içindedir. Kütle uzay-zamanı eğer, eğilmiş uzay zaman kütlenin hareketini karşı olarak etkiler. Bu çok derin, diyalektik ve devrimci bir kavrayıştır. Genel Görecelik Kuramı, şu ana kadar bütün sınavları başarıyla geçti. Ancak hala önünde ciddi imtihanlar bulunuyor. Ne var ki, her ne olursa olsun, ilerde daha yetkin bir kuram çıkarsa, bu tıpkı, Newton’un çekim kuramının, Genel Göreceliğin özel bir hali olarak geçerlili...

Askere Gidenler, Askerler ve Subaylar Neden HDP’ye Oy Vermelidirler?

Resim
Çok basit: HDP yüzde onu aşamadığı takdirde, Erdoğan’ın “ Barış Süreci ”ne ihtiyacı kalmayacak; istediği anayasa değişikliği ve başkanlık sistemini gerçekleştirecek; onu kullanılmış bir mendil gibi fırlatıp atacaktır da ondan. Nereden mi biliyoruz? Bunu söyleyen bizzat Erdoğan’dır. Örneğin Kuveyt seyahatinden dönerken şunları söylemiştir: “Kürt sorunu, bizzat 'Kürt sorunu vardır' diyenlerden kaynaklanıyor. Ülkemizde artık bir Kürt sorunu yoktur." Bu sözler 1980’lerin Kürt sorununu inkâr düzeyine geri dönmekten başka bir anlama gelmez. O zaman sorun, “Kürt sorunu vardır” diyenlerdir ve “Kürt sorunu vardır” diyenlerin tasfiyesi ve yok edilmesi gerekir. Bu da bizzat bu sorun vardır diyen ve kendisinin bu sorunun ürünü olduğunu söyleyen PKK’ya savaşın yeniden başlatılması demektir.

Erdoğan Doğru Söylüyor: “Kürt Sorunu” Yok! Ama Türk Sorunu Var

Resim
Yukarıdaki başlığa bakarak kelimelerle oynadığımız sanılmasın. Gerçekten de sorun “Kürt Sorunu” değildir. Sorunun böyle tanımlanması ne demokratiktir ne de bilimseldir. Sorunun bilimsel olarak doğru tanımlanması, onu Türk Sorunu olarak tanımlamaktan ve buna uygun somut bir programdan geçer. Sorunların nasıl tanımlandıkları ve adlandırıldıkları ile nedenleri ve çözümleri arasında her zaman derin ve zorunlu bir ilişki vardır. Örneğin sorunu “Doğu”, “Güneydoğu” veya “terör” olarak tanımlama veya adlandırma sadece basit bir adlandırma sorunu değil, aynı zamanda nedenlere ilişkin bir tanımlama ve sonunun çözümüne ilişkin bir program anlamına gelir. Örnekteki adlandırmaların temel yanılgısı, politik bir sorunu ekonomik, idari, hukuki veya asayiş sorunu olarak kategorize etmesindedir. Ama politik bir sorunu politika dışı bir sorunmuş gibi tanımlamanın ve adlandırmanın kendisi bizzat bir politik tavra, çizgiye ve programa karşılık düşer.