Eskiden İslamcı yazarların ilgi alanında bulunan Sabetaycılar, Yahudiler ve bunlar üzerine komplo teorileri, son zamanlarda Soner ve Küçük Yalçın'ların kitaplarıyla tekrar gündeme geldi.
Sanılanın aksine, bu kitaplarda neyin söylendiği değil,
niçin, şimdi ve nasıl söylendiği daha önemli ve anlamlıdır; toplumsal
sınıfların konum, yapı ve ilişkilerindeki değişmeleri anlamak için ilginç
ipuçları sunarlar. Herkesin bildiği gibi, tarih tarihle değil, bugünün
tartışmalarıyla ilgilidir ve bugün çatışan güçlerin çıkarlarını korumanın
aracıdır.
O hâlde soralım: "Bayram değil, seyran değil, eniştem
beni niye öptü?" Türkiye'nin devlet sınıflarının ya da Kemalist
nomenklatürün çıkar ve eğilimlerini yansıtan bu yazarlar niye Sabetaycılara
taktılar? Bu hangi toplumsal gücün eğilim, çıkar ve konumunun savunusudur?
Yirminci yüzyıla kadar İslam'ın yayıldığı ülkelerde bir Yahudi düşmanlığı yoktur. Yahudi düşmanlığı, Batı Ortaçağının Hristiyan ülkelerinde, kimi zaman tefeci-bezirgan sermayeye yönelik bir tepkinin; kimi zaman da kendileri tefeci bezirganlaşmış Hristiyan tüccarların ve burjuvaların, bezirgan bir kavim olan Yahudilere rekabetinin bir aracı olarak görülür.




