Kayıtlar

Filistin etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kıyamete Doğru (Ukrayna, Filistin, İran ve Dünya Durumu Üzerine Marksist Duruş ve Değerlendirmeler)

Resim
Bu derlemede son dört yılda dünyadaki en önemli savaşlar üzerine sıcağı sıcağına yazılmış yazı ve değerlendirmeler yer alıyor. Kitap şu adresten indirilebilir: https://disk.yandex.com.tr/d/CHncI6KO2rxaHg İlk yazı, 26 Şubat 2022 tarihli “Ukrayna Meselesi mi Dünya meselesi mi?” başlıklı yazı. Son yazı ise 28 Şubat 2026 tarihli “ Savaşın Mantığı ” başlıklı ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının hemen ardından yazılmış yazı. Arada Gazze’deki “ El Aksa Tufanı ” isimli isyan ve Filistin üzerine yazılmış bir yazı yer alıyor. Yani neredeyse tamı tamına son dört yılda dünyadaki en önemli savaşlar konusunda yazılar bulunuyor. Ancak tüm yazılar bunlar değil. Bir de bir sosyalistin, bir Marksist’in dünya durumunu nasıl değerlendirmesi ve nasıl bir tavır alması gerektiğine ilişkin “ Ke riz Silkelemek ”, “ Enternasyonalizmin İki Farklı ve Zıt Anlamı ” ve “Ve Dünya!.. (Senkronize Beş Son) ” başlıklı yazılar yer alıyor

Ve Dünya

Resim
Bu yazıda ele alacağımız konuların önce , geçen yazıdaki (“ Rojava, Suriye, PKK, Türkiye ve Dünya ”) konuların sonra ele alınması gerekirdi.  Yani önce Dünya , sonra daha lokal, bölgesel ve içinde yaşayıp mücadele ettiğimiz ülkeyle ilgili olanlar Ama olayların gelişimi zamana karşı bir yarışı gerektirdiğinden, Rojava’da bir katliam tehlikesi bulunduğundan, Rojava’dan başlamıştık. Şimdi iyi kötü bir anlaşma protokolü var ve bir katliam ve savaş engellenmiş durumda ya da en azından öyle görünüyor. Bu durumu sağlayan her şeyden önce PYD veya JPG’nin kesin savaş kararlılığı, askeri hazırlıkları (tüneller ve şehir savunması için diğer hazırlıklar)   ve aynı zamanda bütün Kürt kitlelerinin her yerde mobilize olması, bölge ve dünyadaki   yedek güçlerin (Çeşitli politikacılar, Barzani, Talabani vs.) harekete geçirilmesidir.

“İşte geldik gidiyoruz, şen olasın Halep şehri” Liseli Fehmi’nin (Fehmi Erbaş) Ardından

Resim
Birbiri peşi sıra ya da topluca öldürülen arkadaşlarımız nedeniyle ölümle çok erken yaşlarda tanıştık ve birlikte yaşamayı öğrendik. Yaşıtımız olan o arkadaşlarımız anılarımızda ve hayallerimizde hep genç kaldılar. Anna Seghers’in romanının adı gibi: “Ölüler Genç Kalır”. Ama “Liseli Fehmi”, Fehmi Erbaş, ölmeden genç kalabilenlerdendi. Yetmiş yaşını çoktan aştığında bile hep “Liseli Fehmi” olarak kalmıştı. Ama sadece lakabıyla değil, gerçekten, son zamanlarında kanser onu pençesine alıncaya kadar, ruhça da hep genç kaldı.  Bu genç kalış her şeyden önce devrime ve sosyalizme adanmış bir hayat sayesindeydi. “Eski Tüfekler”in çoğunda da bedenlerinin tükenişinden önce, ruhça bu genç kalış görülebilirdi. En son aramızdan ayrılan Sevim Belli, bizlerin “Sevim Abla”sı da böyleydi.

Enternasyonalizmin İki Farklı ve Zıt Anlamı - Dünya durumu – Ukrayna ve Filistin

Resim
  Marksizmin kurucularının her sorunu çözmesi beklenemezdi. Onlar tarih ve toplum biliminin sadece temellerini atmaya çalışmışlar ve bu temellerin de çok küçük bir bölümünü yapabilmişlerdi. Ortada muazzam bir yapılacak işler yığını vardı. Ancak Marksizm, o ana kadar verili tarih ve bunda çıkan genellemeler ışığında, işçi sınıfının gerekli değişimi yapabilecek bir güç olduğu sonucundan hareketle, bir bilim olarak kaderini işçi sınıfı ve mücadelelerine bağlamıştı. Dolayısıyla bu çıkarsama da Marksistlerin dikkat, zaman ve enerjilerinin neredeyse tamamını işçi hareketine ve mücadelelerine, bunun stratejik, politik, taktik ve örgütlenmeye ilişkin sorunlarına yöneltmelerine yol açtı. Tabii bunun sonucunda, toplumsal gerçekliğin tümünü anlamaya ve açıklamaya yönelik teorinin tamamlanması ve geliştirilmesi gereken işlerinin ikinci plana düşmesine, ilerde sonra gelecek kuşaklar tarafından geliştirilmek üzere bir kenara bırakılmasına yol açtı.

Norman Finkelstein: Filistin İçin Bir Çoğunluk Oluşturun

Resim
 Norman Finkelstein, Gazze’de siyonist devletin yürüttüğü soykırıma en doğru noktadan ve açıkça karşı çıkanlardan bir Yahudi. Finkelstein 21 Nisan’da Columbia Üniversitesi’ndeki Gazze Dayanışma Kampını ziyaret ettiğinde orada bir konuşma yapıyor. Bu konuşmanın metnini Jacobin’den alıp, DeepL ile Türkçeye çevirip paylaşıyorum. Konuşma ayrıca şu bakımdan da çok ilgi gekici. Yazılarımı izleyenler biliyorlardır. Ben de hemen her zaman gerçeği savunmak gerektiğini, birleştirici, katılımı yükseltici sloganlar ve biçimler bulmak, karşı tarafı tecrit etmek gerektiğini söylerim ve örneğin, hiç bir slogan, falama, pankart olmadan sessiz ve her gün yapılacak buluşmaların (eylem olmayan eylemlerin)  Türkiye’deki dengleri değiştirebileceği gibi öneriler yaparım. Ama çocukluk hastalığıyla malul veya aslında çocukluktan ziyade bürokratik bir beyin kireçlenmesine uğramış , kendi sektinin çıkarından ötesini göremeyen sosyalist grup ve partiler hep bildiklerini okurlar. Hiç kimseye hiç ...