Kayıtlar

Nisan, 2014 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

1 Mayıs'ın Doğuşu, Bugünü ve Geleceği Üzerine Düşünceler (Çeyrek Yüzyıl Önceden Hala Aktüel ve Alışılmamış bir 1 Mayıs Yazısı)

Resim
Modern toplum tarihindeki ulusla sınırlı ulusal bayramlar bir yana, bütün büyük bayramların kökeninde dinsel bayramlar ve onların kökeninde de insanlık tarihindeki, avcılık ve toplayıcılıktan göçebeliğe veya tarımcılığa geçiş gibi, büyük devrimler yer alır. Gerek ulusal, gerek dinsel bütün bu bayramları kutlayanlar ya da kutlamaya çağrılı olanlar bir ulusun ya da dinin taraftarlarıyla sınırlıdır. 1 Mayıs, tarihte, tüm uluslardan, kavimlerden, dinlerden, "ırk"lardan, cinslerden, yaşlardan insanların kutladığı ilk ve tek "bayram" olma özelliğini koruyor.  (Gerçi, insanlık tarihinin en eski ve köklü bölünmesinde kökleri olan bir baskı ve sömürüye karşı ama modern tarihte ortaya çıkmış 8 Mart Kadınlar Günü, uluslar, "ırk"lar ve dinler üstü olma özelliğine sahipse de ve 1 Mayısın aksine, son yıllarda kutlanışı nicel ve nitel olarak yükselme eğilimi gösteriyorsa da, onu kutlayan öznenin ezilen cinsle sınırlı olması onu 1 Mayısa göre daha sınırlı kılıyor. Anc...

Bazı Forumların 1 Mayıs Çağrısı’nın Eleştirisi

Resim
Bazı forumlar 1 Mayıs için aşağıdaki bildiriyi yayınlamış bulunuyorlar. Öncelikle bu metni eleştirimizin bir nesnesi ve hem de bir ibret belgesi olarak aşağıya aktarıyoruz: “ GEZİ’DEN 1 MAYIS’A HER YER TAKSİM HER YER DİRENİŞ Bizler Gezi direnişinin devamı olan forumlar olarak, forumlara katılan işçiler, emekçiler, üniversiteliler, liseliler, kadınlar, LGBT’ler olarak, tüm ezilenler olarak 1 Mayıs’ta Taksim Meydan’ında olacağız! Haziran ayaklanmasında Taksim’e giren ve Gezi Parkı’na inşaat yaptırtmayanlar, AKP’nin sıfırlanamayan paraları ortalığa saçıldığında, yolsuzlukların, adaletsizliklerin, hırsızlıkların karşısında sokaklarda, meydanlarda omuz omuza verip hükümeti istifaya çağıranlar, forumlarında gerçek demokrasiyle mücadeleyi, direnişi sürdürenler olarak herkesi 1 Mayıs’ta Taksim’e çıkmaya çağırıyoruz… 1 Mayıs’ta hepimiz birer Ali İsmail, Mehmet, Medeni, Ahmet, Ethem, Abdullah, Hasan Ferit ve Berkin olup tüm meydanları birleştiren o sloganı hep birlikte daha güçlü ...

Forumlar - Parklar - Dayanışmalar Listesi - 26 Nisan 2014 Tarihli 3. Versiyonu İçin Açıklamalar:

26 Nisan’a kadar gelen bilgilerle düzeltilmiş 3. versiyon aşağıdadır. Ayrıca gelen ve düzeltme bilgilerini içeren mailler de kontrol edilebilmesi için listenin altına eklenmiştir. Bu listede düzeltilecek, eklenek veya çıkarılacak olanları (Münkünse toplantı günleri ve saatleri, toplantı yeri, katılımcı sayıları, mail ve mail grubu adresleri vs. hakkındaki bilgileri)  lütfen demiraltona@gmail.com  adresine bildiriniz. Bu listeyi düzenli olarak, mümkünse her hafta aktüalize edip yeni bilgilerle zenginleştirmeye ve genişletmeye çalışacağız Eğer bir düzeltme öneriyorsanız. İşi biraz olsun hafifletmek için aşağıdaki tablodaki boş satırı, bir şablon ya da formular gibi kullanıp, içini doldurup yollayınız. Forum-Park-Dayanışma İnternet ve Sosyal Medya İletişim Toplantı Şehir İsim Sayfa-Bolg-Facebook Twitter E-mail Mail Grubu Zaman Adres Katılımcı Sayısı S...

“Gezi’nin Bakiyesi Forum-Çalıştayı” Üzerine

Resim
Önce Veriler ve Teknik Bilgiler Bilindiği gibi 20 Nisan Pazar günü Kadıköy Yeldeğirmeni Mahallesindeki Don Kişot Evi ’nde “ Gezi’nin Bakiyesi – Forumlar, Dayanışmalar İşgaller ” başlığı altında, Kadıköy’deki Acıbadam, Caferağa, Göztepe, Özgürlük Parkı, Yel değirmeni ve Yoğurtçu forumları tarafından örgütlenen bir “ forum-çalıştay ” yapıldı. Bu toplantı, uzun bir zamandan beri ilk kez, Gezi’den geriye kalanların geniş katılımlı olarak yaptıkları bir toplantıydı. Gezinin bakiyeleri (kalıntıları, kılıç artıkları) kendilerini konu ediyorlardı; öznenin ve nesnenin özdeş olduğu bir toplantıydı. Toplantı beş saati aşkın sürdü. Toplantıya katılım 100 ile 120 arasında değişim gösterdi. Özellikle öğleden sonraki oturumun başlarında maksimum bir katılım düzeyine ulaşıldı ve salona zor sığıldı. Toplantının tamamı Çapul TV tarafından videoya alındı ve canlı olarak yayınlandı.

Ermeni Katliamı’nın 99. Yıldönümü Vesilesiyle “Soykırım” ve “Özür Dileme” Kavramlarının Sorunları Üzerine

Resim
Ermeni Katliamı üzerine sanırım Türkiye’deki sol içinde ilk yazanlardan ve en radikal tavır koyanlardan biriyimdir. Ermeni Katliamı üzerine ilk yazıyı, 1980’lerin başında ASALA’nın Türk Diplomatlarını vurmaya başlaması; böylece konunun gündeme gelmesi ve unutulmaktan çıkması vesilesiyle hapiste yazmış, bunu gizlice dışarıya çıkarmıştım. Almanya’da çıkan Yol (Der Weg) dergisinde yayınlanmıştı [1] . Daha sonra bugünkü internet tarayıcılarının temelini oluşturan tekniğin Tim Berners-Lee tarafından henüz CERN’de geliştirildiği dönemlerde; internetin çok dar bir çevre dışında bilinmediği ve kullanılamadığı dönemlerde, usenet tartışma gruplarında gündemleştirmeye çalıştım. Eğer bir yerlerde arşivleri varsa oralarda bulunabilirler. Sonra internet yaygınlaştı “forum”lar tartışmaların yapıldığı yerler oldu. Oralarda da gündemleştiren ve tartışanlardan biriydim. Daha sonra yıllarca konu üzerine yazdım ve konunun gündeme gelmesine çalıştım. Şimdilerde artık epey yol kat edilmiş görünü...

Irkçılık, Milliyetçilik, Apartheit ve 1 Mayıs

Resim
Irkçılık da, Milliyetçilik de; "Irklar" da Milletler de modern toplumun, yani kapitalizmin bir ürünüdürler. Tarihte milletler ve ırklar yoktur, çünkü milliyetçiler ve ırkçılar yoktur. Sanılanın aksine milletler olduğu için milliyetçiler değil, milliyetçiler olduğu için milletler vardır. Aynı şekilde ırklar olduğu için ırkçılar değil; ırkçılar olduğu için "ırklar" vardır. Bu anlamda, her ikisi de, Benedict Anderson’un deyişiyle " hayali cemaat "dirler. Ama sadece onlar mı öyledir? Bütün dinler de öyledir. Müslümanlık olduğu için Müslümanlar değil; Müslümanlar olduğu için bir İslam cemaati veya İslamiyet olur örneğin. Yani milletler ve “ırklar”, sınıflar gibi; insanların kabullerinden bağımsız toplumsal varoluşlar değil; dinler gibi, gönüllü veya zorla kabullere bağlı varoluşlardır. Irkçılık da Milliyetçilik de sermayenin, kendi iç mantığının zorunlu bir sonucu değildirler .

Forumlar - Parklar - Dayanışmalar Listesi “Gezi’nin Bakiyesi” toplantısında gelen bilgilerle Güncellendi

Resim
Forumlar - Parklar - Dayanışmalar Listesi “ Gezi’nin Bakiyesi ” toplantısında gelen bilgilerle Güncellendi (20.04.2014 – Veriyon: 02) Bu listede düzeltilecek, eklenek veya çıkarılacak olanları (forumların şu andaki katılımcıları, aktif olup olmadıkları vs. hakkındaki bilgileri)  lütfen demiraltona@gmail.com adresine bildiriniz. Bu listeyi düzenli olarak, mümkünse her hafta aktüalize edip ayrıca yeni bilgilerle (Logoları, toplantı günleri, katılımcı sayıları, adresleri vs.) zenginleştirmeye ve genişletmeye çalışacağız. Şehir İsim Facebook veya Sayfa Adresi Twitter Adresi Adana Adana Park Forumu https://twitter.com/AdanaParkForum Adana Atatürk Parkı Forumu https://www.facebook.com/events/497600343666452/ https://www.facebook.com/adanadiren Ankara Anıtpark Forumu https://www.facebook.com/AnitParkForum Ankara Ankara Forumları htt...

“Gezi’nin Bakiyesi” İçin Tartışmaya Katkı – Forumlar Listesi ve İki Yazı

Resim
Bu hafta sonu, yani yarın, Acıbadem, Caferağa, Özgürlük Parkı, Göztepe, Yoğurtçu ve Yeldiğirmeni Dayanışma ve Forumlarının Don Kişot Evi’nde “ Gezi’nin Bakiyesi, Forumlar, Dayanışmalar ve İşgaller ” başlıklı “ Çalıştay-Forum ”u var. Toplantı saat 11.00’den 15.00’e kadar sürecek. Bu toplantı niceliğinden öte niteliğiyle önemlidir. Cünkü ilk kez Gezi’nin Kalıntıları (Bakiyeleri) Gezi ve kendileri üzerine sesli düşünüp tartışmaya başlayacaklar; bu tartışmayı örgütlemeyi deneyecekler. Ayrıca şu açıdan da önemlidir. Geziden kalan Forum, Dayanışma ve Meclisler’in çoğu fiilen işlemez veya katılımın neredeyse sıfıra indiği bir manzara sunmaktadır. Bu toplantının tertipleyicisi olan dört Forum ise, Gezi’nin ruhunun bir mum ışığı gibi de olsa hala yaşadığı ve yaşatmaya çalışıldığı; hala bir canlılık ve dinamizm gösteren çok az sayıda kalmış forumlardan Anadolu yakasındaki dördüdürler. Gezi günlerinde Beşiktaş ve Kadıköy’ün o günlerdeki öncü ve yönlendirici rolünü hatırlayanlar, ka...

“Vicdani Red” Panelinde Siyaset, Örgütlenme ve Militarizm Üzerine

Resim
(Bu metin, Cezayir’de yapılan “Vicdani Red, mecburi askerlik, askeri yargı, TCK 318 ve Militarizm/Anti-militarizm bilmek sormak istediğiniz her şey” başlıklı panelde zaman darlığı nedeniyle kısaca yapılmaya çalışılmış  sunumun daha geniş ve gözden geçirilmiş biçimidir. 18.04.2014) Yanlış Anlaşılmaya Karşı Ön Açıklama Aşağıda söyleyeceklerimin yanlış anlaşılmamasını dilerim. Amacım sadece yaptıklarımıza biraz daha geniş ve tarihsel çerçeveden bakmayı sağlamaktır. Tarihsel anlamını bilerek geniş bir perspektiften bakış, bizleri büyük beklentilerden ve hayal kırıklıklarından korur. Daha az umutlu ve beklentili, daha kanaatkâr, yenilgiler karşısında daha az daha az yılgınlığa ve umutsuzluğa kapılan; başarıların yol açtığı hiç beklenmeyen sonuçlar karşısında da hayal kırıklığı yaşamayan; daha uzun soluklu bir mücadele yürütmemizi sağlar.

Marksizm 2014’ten İzlenimler ve Terry Eagleton’un Konuşması Üzerine Notlar

Resim
Aslında Marksizm’in ve sosyalist hareketin sorunlarını değil de Türkiye’deki demokrasi mücadelesinin kimi sorunlarını tartışmaya yönelik; Marksistlerden ziyade liberallerin tartıştığı; ama adı hala Marksist geçmişin bir kalıntısı olarak (kuyruk sokumu ya da kör bağırsak gibi) Marksizm olmaya devam eden, Devrici Sosyalist İşçi Partisi’nin (DSİP) her yıl örgütlediği Marksizm etkinliğinin bu yılki “en baba” konuşmacısı Terry Eagleton’du. Bu “en baba” sözü kimseyi kızdırmasın. Zamane ruhunun her şeye sinmişliği, zamane ruhuna en karşı olduğunu düşünenlerin bile davranışlarında görülüyor ve onlar bu zamane ruhunun taşıyıcıları olmaktan kurtulamıyorlar. Sosyalizmin ruhundaki eşitlikçiliğin bir ritüel olarak bile unutulduğu ve yok olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Örneğin HDP kongresinde protokol diye bir şey var. Adı bilinenler ve vekiller en önde kendilerine ayrılmış yerlerde oturuyor; konuşmacılar olarak sıradan bir üye gibi sıraya girip söz hakkı almadan protokolde önceden uzun kon...

1 Mayıs İçin Yel Değirmeni Don Kişot’ta Yapılmış Bir Öneri

Resim
14 Nisan’daki olağan Yel Değirmeni Don Kişot’ta yapılan Pazartesi Forumu’nda gündem maddelerinden birisi 1 Mayıs idi. Orada söz alarak özetle şunları söylemeye çalıştım. 1 Mayıs, Taksim’de yapmanın kendi başına bir hedef haline geldiği bir mücadele olarak kalıyor. Taksim’in yasaklanması dolayısıyla da çatışmalar ve/veya Hükümet’i istifaya çağıran bir etkinlik olarak kalıyor. Bu da, hem Türkiye’deki genel demokrasi mücadelesi açısından; hem de genel olarak işçi hareketi ve 1 Mayıs’ın gelenekleri ve anlamı açısından son derece yanlış, etkisiz bir konumlanmaya, bir tuzağa düşmeye yol açıyor. Çünkü bu biçimler ve konumlanışlar içinde, sosyalistler toplumun önünde yeni ufuklar açmıyor, var olan çatışmaların tuzağı içinde boğuluyor. Öncelikle bu tarz politika yapma anlayışından uzaklaşmak gerekiyor.

Devrimci 24 Nisan – Karşı Devrimci 1 Mayıs

Resim
“ Gerçeklik somuttur ” Yani değişen koşullara göre, doğru her an değişebilir. Yerinde ve dozunda kullanılmazsa en şifalı ilaçlar en öldürücü zehir olurlar; yerinde ve dozunda kullanılırsa en öldürücü zehirlerden de en şifalı ilaçlar yapılabilirler. Buradaki “ doğru ” veya “ gerçeklik ” kavramı, elbette ezilenlerin kurtuluşuna azami katkı ; ezilenlerin genel ve tarihsel çıkarına uygunluk anlamındadır. Yoksa ezenler açısından doğru farklıdır, ezilenler açısından farklı. Evet, bugünün Türkiye’sinde 1 Mayıs karşıdevrimci , en korkunç karşı devrimin yaşandığı 24 Nisan’ın gündemleştirilmesi devrimcidir . Neden böyledir? Çünkü bugünün Türkiye’sinde 1 Mayıs, “sınıf”,  “enternasyonalizm” vs. diyerek, demokratik görevlerden kaçmanın; böylece Türk Devletinin ve Ulusunun, varoluşunu, Türklüğünü ve doğuşunu gündemden düşürmenin, dolayısıyla onun devamına hizmet etmenin bir aracı haline gelmiştir.

Demokrasi Nedir? Bir Anlayamamaya Çalışma Denemesi (1)

Resim
Bir iki gün önce “ Radikal Demokratik Bir Hareketin Oluşabilmesinin Sorunları ve Bir Öneri ” başlıklı yazımıza yankı veren, “ T.C. Vatandaşı ” rumuzlu bir okur “ Ne demektir Demokrasi? Demokrasiden ne anlamalıyız? ” diye sormuş? Bu soruyu vesile ederek demokrasinin ne olduğunu anlamaya çalışalım. Ama “ bir şeyi anlamanın en iyi yolu önce onu anlayamamakla işe başlamaktır ” diye bir söz, hatta bir metodolojik ilke vardır. Bu nedenle önce anlayamamaya çalışalım. Tabii biz demokrasinin ne olduğunu anlamaktan söz ederken, bundan onun sosyolojik olarak ne olduğunu anlamayı anlıyoruz. Amacımız bir bakıma sosyolojik bir demokrasi tanımına veya kavramına ulaşmaktır. Tabii bizim Sosyoloji ’den anladığımız Marksizm olduğundan ve bilinen bütün sosyolojilerin bilim değil, ideolojiler olduğunu düşündüğümüzden, sosyolojik olarak Demokrasinin ne olduğunu anlamaya çalışmak; Marksist bir demokrasi teorisine ulaşma çabası olarak da tanımlanabilir.

Radikal Demokratik Bir Hareketin Oluşabilmesinin Sorunları ve Bir öneri

Resim
Doğa milyonlarca yıllık deneme yanılmalarla aynı sonuca ulaşan bir çok farklı yollar, stratejiler olduğunu defalarca göstermiş bulunuyor. Örneğin karşı tarafın ilgisini çekecek göz alıcı renklere, hücrelerdeki pigmentler aracılığıyla da ulaşılabilir; farklı dalga boylarındaki ışığı kırıp yansıtma aracılığıyla da. Bunların her birinin kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Yumurtayla üremek de bir stratejidir; memeli veya keseli üremek de. Milyonlarca yumurta bırakarak da soyun devamı sağlanabilir; birkaç yumurtaya yoğun bir bakımla da. Toplumda da belli bir amaca yönelik olarak bir çok farklı yollar ve stratejiler bulunabilir. Matematikçilerin diliyle, “bir doğruya dışındaki bir noktadan sonsuzca paraleller çizilebilir”. Ama verili koşullar göz önüne alındığında, belli bir anda, sonsuz sayıdaki olanaklar arasında sadece bir tanesi gerçekten “paralel”dir.

Strateji, Seçimler, Çıkarsamalar ve HDP

Resim
Seçimlerden sonraki son yazımızı şu soruyla bitiriyorduk: “ Önce olduğu gibi, seçimlerden sonra da sorun şudur: Ulusun Türklük ve Müslümanlıkla tanımlanmasına son verecek; pahalı ve baskıcı, militarist ve merkezi bürokratik devlet cihazını parçalamayı ve tüm iktidarın seçilmiş organların elinde olduğu; isterse bir köyün bile ayrılabileceği demokratik bir cumhuriyeti kurmayı açıkça savunan bir hareket; bir parti nasıl oluşturulabilir? ” Ve şimdiye kadar yapılan tecrübelerinin sonuçlarını (Kürt Hareketi’nin sınırlılıkları; Gezi’nin hazırlıksızlık, birikimsizlik, programsızlık ve örgütsüzlüğü; HDP ve Türk sol örgütlerinin bürokratik ve dogmatik yapısı) sıraladıktan sonra yapılacak ilk işin  “ tüm düzeylerde, tüm kamuoyuna açık, herkesin katılacağı tüm yayınlarda ve organlarda açık olarak sürdürülecek bir tartışma ” açmak olduğunu yazmıştık.

Atom Egoyan İle Bir söyleşi ve Ararat Filmi Üzerine Bir Yazı

Resim
Radikal’de başlığı “Hrant Dink Ararat’ı hiç beğenmemişti acaip tartışmıştık” olan  yazı  hemen ilgimi çekti. Çünkü yıllar önce Almanya’da Ararat ’ı izlediğimde bir yazı yazmıştım. Hrant Dink filmi beğenmemiş. Hrant’ın aksine filmin beğenilecek birçok yönü olduğunu düşünüyordum ama yine de beni rahatsız eden bazı yanlar vardı. Ama bunları yazmamış ve yazamamıştım. Çünkü ben elimde olmadan egemen ve katleden ulustandım. Bu gibi eleştirileri yazmak bana düşmezdi. Birden bire egemen ulustan biri olarak imtiyazlarımı savunuyor ve onlara kılıf buluyor durumuna düşebilirdim. Kaldı ki, filmin gösterimi bile yasaklanmıştı. Bize düşen ancak bu yasaklamaya karşı birşeyler yazmak olabilirdi.

21. Yüzyılda Din

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Bilim Sanat Yaşam Söyleşileri bağlamında  21. Yüzyıl'da Din başlığı altında Demir Küçükaydın'ın yaptığı söyleşinin iki bölüm halinde videoları. Tarih: 26. Mart 2014, Yer: A.Ü.S.B.F, Şeref Salonu. Birinci Bölüm: http://www.dailymotion.com/video/x1lhvgt_demir-kucukaydin-21-yuzyilda-din-bolum1_school İkinci Bölüm: http://www.dailymotion.com/video/x1lhwu1_demir-kucukaydin-21-yuzyilda-din-bolum2_school

Seçim Sonuçları ve Somut Öneriler

Resim
Seçim sonuçları demokratik özlemlere dayanan ama demokratik bir programdan yoksun demokratik olmayan bir muhalefet ve sosyal kazanımlara dayanan ama sosyal olmayan bir iktidar tablosu çizmiş bulunuyor. Bu tablo aynen Gezi’de de görülüyordu. Demokrasi her şeyden önce Ulusun ya da Devletin ya da Politik olanın sınırları ve tanımıyla ilgilidir. Demokrasi her şeyden önce eşit yurttaşları ve onların haklarını varsayar. Ama yurttaşlık, yani ulus, yani politik olan, yani devlet, Türklükle ve Sünni Müslümanlık ile tanımlanmışsa, orada demokrasiden söz edilemez; çünkü artık eşit yurttaşlardan süz edilemez. Türk olmayan veya kendini öyle görmeyenlerden alınan vergilerle Türkçe eğitim zorunlu olarak sürdürülüyorsa. Hele bu dille sınırlı kalmayıp, ırkçı bir tarih anlayışıyla da destekleniyor ve her alanda fiili olarak uygulanıyorsa, orada demokrasiden söz edilemez.