Kayıtlar

Özgür Gündem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Kendine Karşı Satranç Oynamak

Resim
https://disk.yandex.com.tr/d/pitrQ3G1xkkfIw (PDF ve EPUB olarak indirilebilir.) Bugün Tayip Temel'in "İmralı’da tek kişilik satranç: Öcalan’ın taraflara eleştirisi" başlıklı bir yazısı var. Öcalan'ın ve Kürt hareketinin ne yapmaya çalıştığını zerrece anlamayanlar bu satranç benzetmesiyle alay ediyorlar. Aslında çok ciddi bir sorundur bu. Soruna bir savaş değil bir çözüm bulmaya dayanan, bizim oydaşma dediğimiz, yöntemi, bir tek kişinin kafasında zihinsel bir deney gibi, yapmaya çalışmasıdır. Aslında bu (oydaşma) dünyanın en eski karar alma yöntemidir. Keşke Kürt hareketi bizim Öcalan'a yazdığımız mektupta da hatırlattığımız ve harekete önerdiğimiz Oydaşma yöntemini bir karar alma yöntemi olarak gündemine alsa tartışsa ve uygulasa. Şimdilik Öcalan'ın kafasında uyguluyor. Aklın yolu birdir. Biz de 199'da Özgür Gündem'e yazmaya başladığımızda benzer ama oldukça farklı bir sorun bağlamında kendine karşı satranç oynamak başlığıyla bir seri yazılar yazmıştık...

İhtiyaç Olan Dürüst ve Cesur Gazeteciler Değildir ve Olmamalıdır (Özgür Gündem Dayanışmacıları Mahkemeye Çıkarken Medya ve Yapı Üzerine)

Resim
Bugün, Özgür Gündem ’le dayanıştığı için Ragıp Duran ve Ayşe Düzkan’ın Mahkemeye çıkarılması vesilesiyle, Yapı’yı sorun etmeyenler, yani demokratların yokluğu bahsinde Medya konusuna girelim. Yapı’ya yönelik olmayan eleştiri ve programların eninde sonunda bir ahlaki eleştiri ile sonuçlanmasının en tipik örnek örnekleri medya alanında görülebilir. Açın bakın, Türkiye’de hala iyi kötü muhalif gazetecilik yapan gazetecilerin “ havuz medyası ” denen yayınlara yönelik eleştirilerinin tamamına, örneğin T24 ’e, Diken ’e vs.. Hepsi iktidarın desteklediği yayınlarda yazanları, son duruşmada, gazeteciliğe uygun davranmamakla; yani bir bakıma “ meslek ahlakına ” uymamakla eleştirmektedirler. Yani onları gereğinde aç kalmaya ama iktidar organında yazmamaya çağırmakta; onları cesur ve ahlaklı olmaya davet etmektedirler.

Gezi’yi Beklerken

Resim
(Yıllardır Gezi’yi bekliyorduk, nereden nasıl geleceğini bilmeden. Örneğin Gezi olayları esnasında tekrar yayınladığımız “ Kendiliğindenliğe Övgü ”, yıllar önce yapılmış bir Gezi çağrısıydı. Dokuz yıl önce yazılmış aşağıdaki yazıda da yine benzer bir çağrı var, örneğin şu satırlarda: “ Bu gidişi ancak, Türkiye’de ortaya çıkabilecek Kürt Özgürlük hareketinden çok daha tutarlı aynı zamanda şehirli ve modern bir politik kültüre de yaslanan, devrimci demokratik bir çizgiyi savunabilecek bağımsız bir hareket durdurabilir”. Ama sadece nereden nasıl çıkacağını bilmediğimiz Gezi’yi beklemiyer, gelirse de, böyle bir Hareketin, Kürt Hareketiyle ilişkilerinin nasıl olabileceği üzerine ön görülerde bulunuyorduk. Hem Gezi geldi; hem de öngörülen denklemler geçerliliklerini koruyor. Hem Gezi’nin geleceği ve Kürt Hareketi ve Gezi ilişkileri, hem de Gezi’yi hiçbir şekilde yansıtmayan, bürokratik örgütlerle Kürt Hareketinin, yani HDP’nin geleceği üzerine yazacağımız yeni yazılara bir hazırlı...