Kayıtlar

Yeni Sosyal Hareketler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Demokrasi Mücadelesinin ve/veya HDP’nin Sorunları (1) Radikal, Kapsamlı ve Sistematik Olma Gereği ve Sorunu

Resim
Gerek nesnel çıkarları, gerek doğrudan veya dolaylı ifade edilmiş eğilimleri ve politik talepleriyle , bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye'de de demokratik güçler nüfusun hiç de küçümsenemeyecek bir niceliğini, daha doğrusu büyük çoğunluğunu temsil ederler. Ne var ki bu nesnel çıkarlar, eğilimler, doğrudan ifade edildiğinde bile yeterince radikal, yeterince kapsamlı ve yeterince sistematik olmadıkları için ; yani demokrasiyi tutarlı olarak sonuna kadar savunmadıkları için, politik mücadele arenasında adeta buharlaşırlar, yok olurlar, ifadelerini ve temsilcilerini bulamazlar . Ve daha da kötüsü, nesnel olarak çıkarları ortak olmasına rağmen, bu demokratik güçler yeterince radikal, kapsamlı  ve sistematik olmadıkları için , sadece yok olmazlar, bir eksiye dönüşürler; birbirlerinin gücünü nötralize ederek, Türkiye'nin gerçek egemeni Askeri Bürokratik Oligarşinin egemenliğini sürdürebilmesinin bir aracı olmaktan öteye gidemezler .

Kürt Hareketini Eleştirmek Ama Nasıl? - Egemen Ulustan Bir Sosyalist Olmanın Zorlukları

Resim
Kürt Hareketini Eleştirmek Ama Nasıl? Çok olağanüstü bin durum olmadıkça, Kürt hareketini hiç eleştirmemeye çalışırım. Bu çoğu durumda yanlış olarak, Kürt hareketinin hayranı olduğum gibi yorumlanır. Bu tamamen yanlış, metodolojik düzeyde, egemen ezilen ilişkisinin özgül mahiyetini kavrayamamakla; politik düzeyde ise bu yorumu yapanların gerici birer Türk milliyetçisinden başka bir şey olmamasıyla ilgilidir. Neden? Sırrı Süreyya’nın tanıttığı, çok bilinen bir deyiş vardır: “ Kürtler bu ülkede her şey oluyor ama Kürt olamıyor ”. Bu genel olarak, politik ve hukuki düzlemde böyledir. Ve bu düzlemde aslında Türkler Türk’ten başka hiçbir şey olamazlar [i] . Ancak bu düzenin muhalifleri söz konusu olduğunda, durum tamamen tersine döner. Muhalifler arasında ise zavallı Türkler Kürtlerle aynı dertten muzdariptirler. Türkler de bu ülkede sosyalist olabilirler, feminist olabilirler, pasifist olabilirler, anti-kapitalist Müslüman olabilirler, anarşist olabilirler, ekolojist ol...

“Kader Bağlayınca”

Resim
(Herhangi bir konuda yazmayı düşündüğümde, içimden yeni yazı yazmak gelmiyor. Hep “bu konuyu yıllar önce ele almış ve yazmıştım, aslında öngörüler de doğrulandı. Eski yazıyı sadece olaylara ilişkin ayrıntılarda değiştirerek yazmaktansa olduğu gibi yayınlamak daha doğru değil mi” diye düşünüyorum. Yazılarımda yazıya vesile olan aktüel olaylar ve olgular, sadece derinden işleyen ilişkileri, yasaları, bağıntıları ele almanın aracı olarak işlev görürler. Yani yazılarım aslında yazıda sözü edilen, o yazıyı yazmaya vesile olan olaylarla ilgili değildir. Onlar birer vesile, somut örnek olmaktan öte başka bir işlev görmezler. Bu nedenle de kolay eskimezler. Birer cebirsel formül gibidirler. Olguların ardındaki derin bağları ve ilişkileri formüle ederler. Bir cebirsel formülde rakamların değişmesi bağıntının değişmesi, formülün değişmesi anlamına gelmez. Yine bu nedenle de okuyucunun anlayışına ve çıkarsama gücüne güvenip, okuyucudan ele alınan bağıntıya günün olaylarını, yani cebirse...

“Marksizm’in Güncelliği Sempozyumu” Vesilesiyle Marksizm’in Sorunları Üzerine

Resim
Marksizmle Karşılaşabilmenin Sorunları Marksizm, Diğer adıyla “ Tarihsel Maddecilik ” veya “ Tarihin Maddeci Anlayışı ” konusu ve içeriğiyle toplumu ve onun değişim yasalarını anlamaya çalışan bir bilimdir. Yani Toplum Bilimidir . Diğer bir deyişle: “ Sosyoloji ”dir. Bu gün Sosyoloji başlığı altında toplanan çeşitli tarih ve toplum teorileri ise, özünde, Tarihsel Maddecilik adlı Toplum Bilimine karşı, gerçeğin özünü gizlemeye yarayan bilim kaftanı giymiş İdeolojilerdir. “ Tarihsel Maddecilik ”, içeriği ve konusu bakımından gerçek Toplum Bilimi olduğu halde, onun adının yanlış olduğu ; zarf ile mazruf arasında bir uyum bulunmadığı ve hatta bu durumun kendisi için bir handikap oluşturduğu görülür. Toplum Bilime (Sosyolojiye) verilen bu “ Tarihin Maddeci Anlayışı ” veya “Tarihsel Maddecilik” adlandırması, yani insanların varlıklarını bilinçlerinin değil, varlıklarının bilinçlerini belirlediği önermesini temel alan bu adlandırma, varlık ve bilinç arasındaki bu ilişkinin, ...

Toplumsal Aidiyetler ve Sınıf Mücadelesinin İlişkileri

Resim
“ Bir şeyi anlamanın en iyi yolu önce onu anlayamamaktır ” diye bir söz vardır. Bunun için önce konumuzu anlayamamaya çalışacağız. Ancak “ Söyleyen arif değilse dinleyen arif olsun ” diye bir söz daha vardır. Bu söze de uygun davranmak için, anlayamadıktan sonra, insanların bir sözü söylerken ne anladıklarını ve anlatmak istediklerini anlamaya çalışacağız. Yani kavramın sosyolojik doğruluğundan ve anlamından sonra; o yanlışlığın, sosyolojik bir olgu olarak, bir realite olarak bu kavramın ne anlamda kullanıldığını anlamaya çalışalım. Konuyu tanımlayan “ toplumsal aidiyet ” “sınıf” için zıtlıkla veya başkalıkla koyuluyor. Ve burada hemen şu aklımıza takılıyor: Sınıf aidiyeti “ toplumsal ” olmayan, “metafizik”, “fiziksel veya “biyolojik” bir aidiyet midir? Elbette sınıf aidiyeti tamamen toplumsal bir aidiyettir. Sınıf toplumsal bir olgudur.

Mısır Tahrir’e Uzaktan Yorumlar ve Öngörüler

Resim
Uzaktan Yorumlar (01) Mısır’da şu an (21.15) devrimin kaderi çiziliyor. Televizyonlardaki görüntülerden çıkarabildiğim kadarıyla, alandaki muhalifler hala çok az, hatta sayıları bile azalıyor ve Kahire Halkı o alana akmış ve feth etmiş değil. Eğer sonraki saatlerde durumda bir değişme olmazsa, devrimin bu ilk dalgası acı bir yenilgiyle son bulacak demektir. O alandaki gençleri büyük bir olasılıklar öldürüp, derdest edecekler ve ibreti alem için cezalandıracaklar. Sonra da sıra bütün diğer muhaliflere gelecek. Sabahleyin, alandaki direniş, Mubarek’in polislerinden ve lumpenlerden derlenmiş saldırganlarını püskürttü ve alının dışına sürdü. Ama onları peşine düşüp yok edemedi. Çünkü peşine düşecek gücü de yoktu kararlılığı da. Bu devrimi alanda savunmaya ve alanı korumaya zorladı. Bir devrimin intiharıdır savunmaya geçmek. Alanı savunmak bir bakıma devrimin savunmaya geçmesi demekti. Bu gidişi, ancak Kahire halkının Meydana akın akın gelmesi ve Mubarek’in adamlarını sokaklar...