Kayıtlar

Yöntem etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Bir Resmi Okumak – Gençlerin Ayaklarıyla Oy Verdikleri Program

Resim
Bu resmi iyi okumak gerekiyor. Dünkü ” Özgürlük Direnişinde Kader Haftası ” başlıklı yazımız ile bu resmi birlikte okumak gerekiyor. Yazımızda aynen şunları yazıyorduk: “Bu direnişe en geniş kitlelerin sahip çıkması ve sahip çıkanların genişlemesi için birtakım somut adımlar atmak gerekiyor. Bunun için. ·          Kürt Özgürlük Hareketi, tıpkı Newroz’da yaptığı gibi,  bütün güçlerini ve örgütlenme yeteneğini harekete geçirerek tüm Türkiye’de özellikle de Gazi Parkı’nda en geniş katılımla bütün ağırlığını koymalıdır. Kürt hareketine böyle davranması çağrısında bulunuyoruz. ·          Sadece Kürtler değil, tüm Demokratlar, egemen Türk bayrağı ve Atatürk vurgusun geniş kitleleri itici ağılığına karşı, Kürt Bayrağı ve Öcalan posteri taşımalıdır. Bununla paralel olarak, Atatürk ve Türk Bayrağına karşı olunmadığı, onları taşımanın da bir hak olduğu, ama Öcalan Posteri ve Kürt renkleri taşımanı...

Neler Olabilir?

Resim
Elbet şu saatlerde olayların nasıl gelişeceği bilinmezken olayların gelişimi üzerine bazı tahminlerde bulunmak yanlış görünebilir. Ama yine de ayrıntılara ilişkin değil ama genel gidiş üzerine bir tahminde bulunabiliriz. Güçler ve onların karakterleri üzerinden. Epeydir birçok kereler yazdığımız bir benzetme vardı. “Şimdi DP iktidarının 1955 sonrasını yaşıyoruz. Önümüzde 27 Mayıs var” diyorduk. Menderes ve Tayyip’in yaptıklarının paralelliklerine dikkati çekiyorduk. Önümüzde, muhtemelen böyle bir süreç var. Neden böyle olur? Sosyolojik nedenleri vardır. Sınıfların gücü, karakteri ve çıkarları ile ilgili. Askeri bürokratik oligarşi (CHP) ile burjuvazi (DP, AP, ANAP, AKP)  birbirlerinin varlığına meşruluk kazandırırlar. Birincisi , Burjuvazi anti demokratik olduğundan geniş bir demokratik reformlar manzumesiyle en geniş kitleleri birleştirmez ve bu pahalı, baskıcı bürokratik devlet cihazını tasfiye etmez, sadece var olan cihazı kontrolü altına almakla kendini sınırlandırı...

Ortadoğu Devrimi 21 Mart 2013’te Başladı (II)

Resim
21 Mart diye tanımladığımız tarihte, gece ve gündüzün aynı uzunlukta olması ve kuzey yarı küresinde baharın başlaması, fiziksel ve biyolojik bir olgulardır, ama Bayram Toplumsal bir olgudur. Bayram’ın olabilmesi için önce Toplum denen varlık ve hareket biçiminin olması gerekir. Yanlış olarak, biyolojik bir tür olarak insanın varlığının ortaya çıkışıyla toplumun ortaya çıkışı birbirine bağlı; aynı sürecin iki yüzüymüş gibi görülür. Herhangi bir sosyoloji kitabının giriş bölümünü açın toplumu insanlar arası ilişki olarak tanımlayacaktır. Bu son derece yanlış ve yüzeysel bir kavrayıştır. İnsan türü (Homo) yeryüzünde yuvarlak hesap üç milyon (3.000.000) yıldan beri var. Bu üç milyon yıl boyunca Homo (İnsan) türünün birçok alt türleri bir arada var oldular. Bunlardan biri de en son yine akılda kalması için yuvarlak hesap üçyüz bin (300.000) yıl önce ortaya çıkan bizim de içinde bulunduğumuz Homo Sapiens bile son otuz bin (30.000) yıl öncesine kadar yeryüzünde birçok başka insan türüyl...

Ekim Devrimi Sosyalist Bir Devrim miydi?

Resim
Aşağıdaki Yazı, 2005 yılında bir Ekim devrimi yıldönümü vesilesiyle yazılmıştı. Amaç elbet Ekim Devrimi’ni anmak değil, bu yıl dönümünden yararlanarak, son yıllarda kavramsal alanda sağlanan gelişmeleri açıklayabilmek ve böylece Tarihe bu yeni kavramlar ışığında bakışı somutlamaktı. 2005 yılında bu görüşlere yeni varmıştık. Dolayısıyla henüz kimi noktalarda görüşler tüm mantık sonuçlarına ulaşmış da değildir.Ancak, artık bir tarihsel belge özelliği kazandığından, metne dokunmuyoruz. Burada Ekim Devrimi, Aydınlanma dininin (tüm insanların eşitliği) ve onun karşı devrime uğramış biçiminin (ulusların eşitliği) işçiler eliyle yayılması olarak, başka bir ışık altında ele alınmaktadır. Bu metinde özellikle İnsan ve Toplum kavramları ele alınmaktadır. Bilindiği gibi Hikmet Kıvılcımlı, hemen her yerde, İnsan’ın bir sosyal hayvan olduğundan, toplum yaratıcı ve toplum yaratığı olduğundan söz eder.

“Marksizm’in Güncelliği Sempozyumu” Vesilesiyle Marksizm’in Sorunları Üzerine

Resim
Marksizmle Karşılaşabilmenin Sorunları Marksizm, Diğer adıyla “ Tarihsel Maddecilik ” veya “ Tarihin Maddeci Anlayışı ” konusu ve içeriğiyle toplumu ve onun değişim yasalarını anlamaya çalışan bir bilimdir. Yani Toplum Bilimidir . Diğer bir deyişle: “ Sosyoloji ”dir. Bu gün Sosyoloji başlığı altında toplanan çeşitli tarih ve toplum teorileri ise, özünde, Tarihsel Maddecilik adlı Toplum Bilimine karşı, gerçeğin özünü gizlemeye yarayan bilim kaftanı giymiş İdeolojilerdir. “ Tarihsel Maddecilik ”, içeriği ve konusu bakımından gerçek Toplum Bilimi olduğu halde, onun adının yanlış olduğu ; zarf ile mazruf arasında bir uyum bulunmadığı ve hatta bu durumun kendisi için bir handikap oluşturduğu görülür. Toplum Bilime (Sosyolojiye) verilen bu “ Tarihin Maddeci Anlayışı ” veya “Tarihsel Maddecilik” adlandırması, yani insanların varlıklarını bilinçlerinin değil, varlıklarının bilinçlerini belirlediği önermesini temel alan bu adlandırma, varlık ve bilinç arasındaki bu ilişkinin, ...

Toplumsal Aidiyetler ve Sınıf Mücadelesinin İlişkileri

Resim
“ Bir şeyi anlamanın en iyi yolu önce onu anlayamamaktır ” diye bir söz vardır. Bunun için önce konumuzu anlayamamaya çalışacağız. Ancak “ Söyleyen arif değilse dinleyen arif olsun ” diye bir söz daha vardır. Bu söze de uygun davranmak için, anlayamadıktan sonra, insanların bir sözü söylerken ne anladıklarını ve anlatmak istediklerini anlamaya çalışacağız. Yani kavramın sosyolojik doğruluğundan ve anlamından sonra; o yanlışlığın, sosyolojik bir olgu olarak, bir realite olarak bu kavramın ne anlamda kullanıldığını anlamaya çalışalım. Konuyu tanımlayan “ toplumsal aidiyet ” “sınıf” için zıtlıkla veya başkalıkla koyuluyor. Ve burada hemen şu aklımıza takılıyor: Sınıf aidiyeti “ toplumsal ” olmayan, “metafizik”, “fiziksel veya “biyolojik” bir aidiyet midir? Elbette sınıf aidiyeti tamamen toplumsal bir aidiyettir. Sınıf toplumsal bir olgudur.

Eşitlik, Demokrasi, Özerklik ve Refah (Diyarbekir 5-6 Mayıs 2012 - Demokratik Özerklik ve Ekonomi Sempozyumuna Sunulan Bildiri)

Resim
Az önce, Moderator arkadaş, bizleri, Denizlerin idamı vesilesiyle onları anmaya davet etti ve kısa bir saygı duruşuyla andık. Bu vesileyle ben de küçük bir anımı sizlerle paylaşarak bu anmaya katkıda bulunayım. Deniz’le arkadaştık. Devrimci Öğrenci Birliği ’den. Son olarak İstanbul’da Taşkışla’da bir kantinde buluşmuştuk. Yollarımız artık ayrıydı ama birbirimize sevgimiz ve saygımızda bir eksilme yoktu. Beraberce gelecekte neler yapacaklarımızı şöyle bir konuşmak üzere şöyle bir açıldık, kantinin kalabalığından uzaklaştık. Hiç konuşmadan uzunca bir süre yürüdük. Konuşmadan ayrılacaktık neredeyse, çünkü biliyorduk neler düşündüğümüzü, hissettiğimizi. Sonunda laf nasıl açıldı hatırlamıyorum ama ben aşağı yukarı “ Bu mücadele çok uzun. Milyonlarca insanın, işçinin eylemi olmadan bir şey değiştirilemez, bir devrimci parti olmadan bunlar örgütlenemez, ben bunun için işçi sınıfı ve parti için mücadele edeceğim, bu uzun bir yol ” anlamında bir şeyler söyledim. Deniz de “ Aslında bir ya...

Eleştiri Yıkıcı Olmalıdır!

Resim
Ertuğrul Kip arkadaş, her ne kadar bana hitaben değil, (ağır delikanlılar ve olgun insanlar öyle somut kişilere hitap etmezler, ortaya konuşurlar isteyen üzerine alır, öyle beş para etmez kişileri muhatap alıp adamdan sayıyor görünmenin de alemi yoktur zaten) ortaya “eleştiri, kısa, özlü, yapıcı olmalı” diye bir yazı yazmış. Biz de üzerimize aldık ve her ne kadar muhatabımız bizi muhatap almasa da biz onu muhatap alarak bir cevap verelim. * Evet, “ eleştiri yıkıcı olmalıdır ” demenin zamanı şimdi. Ne demek “ yapıcı ” eleştiri? Eskiden beri burjuvazi “ eleştiri yapıcı olmalıdır yıkıcı olmamalıdır ” bayağılıklarını tekrarlar ve biz sosyalistler bu bayağılıklarla alay ederdik. Şimdi artık sosyalistler başlamış bu bayağılıkları tekrarlamaya, unutmuşlar bütün devrimci gelenekleri. Lenin’de, Marks’ta, Engels’te bir tek kelime bulamazsınız “ eleştirilerin yıkıcı değil yapıcı ” olması gerektiğine dair. Bulamazsınız. Çünkü onlar böyle bayağılıklara pirim vermezlerdi. Onlar için...