Kayıtlar

İŞİD etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Suphi Nejat Ağırnaslı Söyleşisi ve Muhammed Cihad Ebrari'nin İŞİD, Hizbullah ve "Süreç" Üzerine Yazısı

Resim
Bugün Kobane bağlamında günlük gelişmeleri yorumlamaktan ve strateji ve program konusundaki deneyleri incelemeye devam etmektense iki yazıyı olduğu gibi aktararak bilgi kirlenmesine ve sloganlaşarak giderek anlam yitirmeye de dikkati çekmek istiyoruz. * Suphi Nejat Ağırnaslı , Mustafa Suphi ve Ethem Nejat’tan gelen adıyla; Denizlerin Avukatı Niyazi Ağırnaslı’dan gelen soyadıyla; sosyalist ve sürgünlerde bu devletin baskısının acısını her zaman çekmiş bir ailenin çocuğu olmasıyl; Ermeni olmamasına rağmen, 1915’te İttihat Terakki tarafından asılan Ermeni Sosyalisti Matteos Sarkisyan ’ın takma adı olan Paramaz adını almasıyla; bir Alevi olmamasına rağmen takma soyadı olarak Kızılbaş ’ı seçmesiyle; Kürt Özgürlük Hareketi ile birlikte Kobane’deki savaşa katılmasıyla; sanki soyunun ve isimlerinin kendisine yüklediği ağır sorumluluğu bilerek ve seçerek doğrulamak istercesine, ölümüyle bir manifesto (bildiri) yayınladı. Paramaz’ın  görüşlerini birinci elden, kendi dilinden okumak...

Kobane'de Hava Dönüyor Gibi - Hazreti Nuh’un ve Hasreti Muhammed’in Çözümleri

Resim
Dün akşama doğru, haftalardır ilk kez, biraz olsun ferahlatıcı, Kobane’de (IŞ)İD’in ilerleyişinin durdurulduğuna, hatta YPG’nin inisiyatifi ele alıp en azından karşı saldırıya geçtiğine dair haberler gelmeye başladı. Haberler birçok farklı kaynaklardan gelmesine rağmen ihtiyatı elden bırakmamak gerekiyordu. Ancak bugün, haftalardır Kobane haberlerine, çok kötü öngörülerde bulunan başlıklar koyan Der Spiegel ’de, “ Hava Bombardımanının İŞİD’in İlerleyişini Durdurduğu Anlaşılıyor ” başlığını görünce, durumun bir parça olsun soluk almaya imkân verdiği sonucunu çıkarmakta tereddüt etmedik. Der Spiegel’in haberine göre, bizzat Amerikan Savunma Bakanı,  Chuck Hagel de, “ ihtiyatlı bir iyimserlikle ” “ gerçekten bazı ilerlemeler var ” demiş. Ve Amerika’nın İŞİD’i geri püskürtmek için “ havadan mümkün olan her şeyi ” yapacağını söylemiş. Aynı ABD, daha birkaç gün önce, zaten Kobane’yi gözden çıkardığını ve Kobane’nin kendisinin bir önceliği olmadığını söylüyordu.

Kobane Direnişi Hükümetin Tüm Hesaplarını Boş Çıkarabilir

Resim
Kobane savaşının ilk günlerinde (22 Eylül) yazdığımız “ Kobane – Stalingrad ” başlıklı yazıda, şehirleri ele geçirmeye yönelik savaşlarının zorluklarından söz ederek, Kobane’nin düşürülemeyeceğini yazıyorduk. Bunları yazarken, İnternet’e eskiden 100.000 olan Kobane’nin nüfusunun 400.000 olduğu şeklindeki İnternette her yerde rastladığımız verilere dayanıyorduk. 100.000’lik bir şehir epey büyük bir şehirdir. Böyle bir şehir iyi ve kararlı bir savunma yaparsa, ele geçirmek isteyen güçler için bu büyük kayıplar anlamına gelir. Gerçi Google Earth ve Map ile bu bilgiyi kontrol etmeyi de denemiş ve şehir bize biraz küçük görünmüştü, ama işini uzmanı olmadığımızdan, gözümüzün bizi yanıltabileceğini düşünerek bu bilgileri doğru kabul etmiş ve Kobane’nin fetih edilemeyeceğini yazmıştık. Ancak savaş uzayıp canlı yayınlarda Kobane’yi daha yakından tanıdıkça şehrin nüfusunun önceleri 100.000 ve göçlerle de 400.000 olduğu konusundaki bilgilere iyice kuşkuyla yaklaşmaya başladık. Sonunda h...

Taşları Bağlayıp İtleri Sokağa Salmak

Resim
Bu memlekette yaşayan herkes bilir ki, adına “Seferberlik Tetkik Kurulu” veya “Özel Savaş Dairesi” veya “Jitem” veya “Ergenekon” denen “Devrin Devlet”in avadanlığı bir oluşum vardır ve istediği an Türkiye’nin her yerinde, kimi zaman bozkurt işaretiyle, kimi zaman tekbir sesleriyle, ama her zaman örgütlü ve yedekte tuttuğu milislerini, şu birkaç gün içinde olduğu gibi, sokağa çıkarabilir. Hedef aldığı demokratik veya ezilen kesimlerin “can ve mal güvenliğini” bir anda yok edebilir. Bir caminin bombalandığı veya bir Atatürk heykelinin yıkıldığı veya birkaç polisin kurşunlandığı rivayetleri, söylentileri (veya bizzat yine bunlarca yapılması) bir vesile olur. Birden bire “dini” veya “milli hisleri” kabaran (Nedense hiç “demokratik hisleri” kabarmaz. Çünkü bu devletin ve itlerinin böyle hisleri yoktur) bindirilmiş kıtalar sokakları doldururlar. Yine bakın, mesaj verilip karşı taraf geri adım atmaya zorlandıktan veya istenene ulaşıldıktan sonra, her şey tıpkı başladığı gibi bıçakla ...

Hükümet’in Yeni Taktiği Kobane'yi Rehin Tutup Şantaj Yapmak

Resim
Bayram gelmiş neyime Kan damlar yüreğime Tarihe ve bugünkü olaylara sınıf kavramı olmadan baktığınızda onları açıklayamazsınız. Bu hükümet neden Kobane’nin düşmesini ister? Neden Rojava’daki kantonların varlığından rahatsızdır? Neden kara gücü yok diye tutturan; Barzani için uçakları harekete geçirip İŞİD’i hareketsiz bırakan “koalisyon”, İŞİD’e karşı Kobane’de destanlar yaratan bu kara gücüne en küçük bir destek vermez Bunu Kürtlük, Türklük, Araplık ile açıklamak olanaksızdır. Neden belli gücün veya belli bir grup insanın hedefi ve çıkarları şundadır da başka gücün veya belli bir grup insanın hedefi ve çıkarları bundadır? Bu soruyu sorup da nedenlerin nedenlerine girdiğinizde, karşınıza iktisadi bakımdan konum ve çıkarları farklı insan grupları, yani sınıflar, zümreler, tabakalar (bunların hepsine birden de sınıflar denebiliyor) çıkar?

Kobane Kuşatmasını Parçalamak İçin Acil Olarak Yapılabilir Şeyler

Resim
Şu an Kobane kuşatma altında ve eğer İŞİD büyük askeri gücüyle Kobane'yi ele geçirirse hem orada bir katliam yaşanır hem de Ortadoğu’daki Demokratik güçler ciddi bir yenilgi ve moral bozukluğu yaşar. Hem de “barış süreci” biter. Çünkü aslında Özgürlük Hareketi’nin düşmanı olan hükümet kendi elini güçlü görür. Egemenler ancak güçsüz olduklarında taviz verirler. Barış sürecini de başlatan özgürlük hareketinin her alanda kaydettiği ilerlemeler ve Suriye’de elde edilen mevziler olmuştu. Bu nedenle Kobane’nin direnişi ve oradaki kuşatmanın kaldırılması bugün en acil ve hayati sorundur. * Kobane’dekiler kahramanca direniyor; moralleri yerinde örgütlülüklerini her an geliştiriyorlar; korkup girenlerden tekrar cesaret bulup dönenler oluyor. Ancak Kobane’ye desteğin tüm olanakları zorladığını ve başarılı olduğunu söylemek güç.

Hudut Kapısından Tezkereye

Resim
Dün gece Kobane’nin hemen önündeki Mürşitpınar Hudut Kapısında kimse kalmadığını; Türk devletinin memur ve askerlerinin çektiğini; orada HDP milletvekili ve birkaç kişinin fiilen hududu kontrol ettiğini öğrendikten sonra, bir devletin en kritik hudut noktasındaki memurlarını çekmesinin hiçbir şekilde hayra alamet olamayacağını düşünerek İnternet üzerinden Facebook ve Twitter aracılığıyla bu gelişmeye dikkati çekmeye çalıştık. İşin ilginci bizim gibi ayrıntılara meraklı, çünkü “ şeytan ayrıntıda gizlenir ” ve “ eylem ayrıntılarla ilgilenmeyi öngörür ” (Hegel), Ümit Kıvanç’ın “ Sınır kapısında ne oluyor? –Geceyarısı Esrarı ” yazısında aktardıkları dışında konu ne Kürt medyasında ne de başka önemine uygun bir şekilde hiç söz konusu edilmedi. İnsan “acaba böyle bir şey olmadı mı?” diye soruyor? Biliniyor, “ Körfez Savaşı hiç olmadı ”ydı (Jean Baudrillard).

Şerdeki Hayır – PKK’nın Günü Gelirken

Resim
İŞİD’in Musul’u ele geçirmesi bir Şer’dir ama büyük hayırlara gebe olabilir. Çünkü Ortadoğu’da tüm dengelerin alt üst olması ve kartların yeniden karılması anlamına gelmektedir. Ve bu gelişmelere bağlı olarak da PKK bölgenin kaderinin belirlenmesinde biricik kabul edilebilir ve bir barış şansı sunabilen alternatif olarak giderek öne çıkacaktır. Neden ve nasıl? * Madem Dünya futbol şampiyonası başlıyor, öyleyse futboldan bir analojiyle başlayalım. Futbolda iki türlü oyun vardır. Toplu oyun, topsuz oyun. Elbette bir oyuncunun topu ayağına aldığında topla çok iyi oynamayı bilmesi gerekir. Ama bir de topsuz oyun vardır: topun gideceği yeri sezerek önceden orada yer tutmak. İyi oyuncular bunlardır.