Kayıtlar

Milliyetçilik etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Anarşizm, Milliyetçilik ve Öcalan

Resim
  (Yine 2005 yılından bir yazı. Yani Yirmi yıl önceden. Gerek Öcalan gerek Kürt Özgürlük Hareketinin yirmi yıl önce yapılmış bir analizi. Doğruluklarını zaman gösterdi ve gösteriyor. D.K. 30.07.2025) Ortadoğu’nun ve hatta dünyanın kaderi ile hangi ulusçuluğun üstün geleceği arasındaki bağdan çok söz ettik. Bu bağ Orta Doğu’daki, bir kitle temeli olan en demokratik hareketin önderinin Murray Bookchin ile ilişkisi ve ondan esinlenmesiyle daha somut olarak da ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle önce Murray Bookchin’den başlayalım. Bilindiği gibi Bookchin’in kitapları ve konfederalizm konusunda yazdıkları Öcalan’ın Demokratik Konfederalizm projesine ilham vermekte veya en azından isim babalığı yapmaktadır. Bunlar Görüşme Notları ’nda çok açık olarak görülebilir.

Sunum: Milletler ve Milliyetçilik - 9 Şubat Pazar Günü, Saat: 14.00 Yer: Yeşil Ev, Provinz Str. 103, 13409 Berlin

Resim
 Milletler ve Milliyetçilik (Uluslar ve Ulusçuluk) Sunum: Demir Küçükaydın * 9 Şubat Pazar Günü, Saat: 14.00 Yer: Yeşil Ev, Provinz Str. 103, 13409 Berlin (U-Bahn Osloerstr.’den 150 veya 255 No’lu otobüsle dört durak) (Kitap kapaklarına Tıklıyarak Kitapları İndirebilirsiniz) * 1848 Devrimlerinin arifesinde yazdıkları "Komünist Manifesto"da Marks-Engels, "Avrupa'da bir heyula dolaşıyor, Komünizm heyulası" diye diye başlıyordu. Ama aynı günlerde bir başka heyula da ortaya çıktı: Uluslar ve Ulusçuluk Heyulası. Bugün "Komünizm Heyulası" ortalıkta görünmüyor, adeta unutuldu, ondan korkan yok. Ama Uluslar ve Ulusçuluk Heyulası tüm dünyayı ele geçirdi. Bugün yeryüzünde bir ulustan olmayan bir tek insan, bir ulusa ait olmayan bir karış toprak yoktur. Tüm devletler bir ulusal devlettir.

Enternasyonalizmin İki Farklı ve Zıt Anlamı - Dünya durumu – Ukrayna ve Filistin

Resim
  Marksizmin kurucularının her sorunu çözmesi beklenemezdi. Onlar tarih ve toplum biliminin sadece temellerini atmaya çalışmışlar ve bu temellerin de çok küçük bir bölümünü yapabilmişlerdi. Ortada muazzam bir yapılacak işler yığını vardı. Ancak Marksizm, o ana kadar verili tarih ve bunda çıkan genellemeler ışığında, işçi sınıfının gerekli değişimi yapabilecek bir güç olduğu sonucundan hareketle, bir bilim olarak kaderini işçi sınıfı ve mücadelelerine bağlamıştı. Dolayısıyla bu çıkarsama da Marksistlerin dikkat, zaman ve enerjilerinin neredeyse tamamını işçi hareketine ve mücadelelerine, bunun stratejik, politik, taktik ve örgütlenmeye ilişkin sorunlarına yöneltmelerine yol açtı. Tabii bunun sonucunda, toplumsal gerçekliğin tümünü anlamaya ve açıklamaya yönelik teorinin tamamlanması ve geliştirilmesi gereken işlerinin ikinci plana düşmesine, ilerde sonra gelecek kuşaklar tarafından geliştirilmek üzere bir kenara bırakılmasına yol açtı.

Milletler ve Milliyetçilik Nedir? 16 Şubat Perşembe akşamı yapılan Sunum

Resim
Milletler ve Milliyetçilik Nedir? Renkler ve Pencereler Grubunda 16 Şubat 2023 Perşembe akşamı birçok izleyicinin online katılımıyla yapılan sunumun videosu. Bu sunumda aslında Marksizmin Yeniden İnşası - Uluslar ve Ulusçuluk Teorisine Giriş başlığı altında bir seri yazı olarak ve daha sonra da dijital kitap olarak yayınladığım yazıların kısa bir versiyonu sayılabilir.

"Milletler ve Milliyetçilik Nedir?" Konulu Sunum

Resim
Değerli Arkadaşlar, " Renkler ve Pencereler " grubunun düzenlediği " Perşembe Söyleşileri " serisinde bu hafta, 16 Şubat Perşembe akşamı, Türkiye Saati ile 21.00 - 23.00 arasında " Milletler ve milliyetçilik Nedir? " konulu bir sunum yapacağım ve sonra da tartışılacak. Epeydir geliştirdiğim tezlerimi bu vesileyle açıklamak ve tartışmak isterim. Dilerim ilgi duyan herkes katılır ve verimli bir tartışma olur. Toplantının linki Perşembe günü gruba iletilecek. Link üzerinden katılmak mümkün. Bu nedenle şimdiden bu toplantıyla ilgili olarak açılmış olan “Milletler ve Milliyetçilik” isimli WhatsApp grubuna katılırsanız, hemen haberiniz olabilir ve katılabilirsiniz. Gruba katılma linki: https://chat.whatsapp.com/GVeKplFfZQR7u53yKYS7wo Toplantı konusuyla ilgili iki kitap (“ Marksizm Milletler ve Milliyetçilik (Sosyalizmin Milliyetçilikle İmtihanı) ” ve “ Uluslar ve Ulusçuluk Teorisine Giriş ”) PDF ve EPUB formatlarıyla, konuyla ilgili bir Power Point Sunumu, K...

21. Yüzyılda Milletler ve Mlliyetçilik

  Demirden Kapılar · UlusculukTeorisi

Ulusçuluk ve Ulusçuların Ulusçuluk Tanımları (Marksizm’in Yeniden İnşası – 07)

Resim
  ( “ Marksizmin Yeniden İnşası ” başlığıyla süren bu yazı serisine, bir süre önce geçirdiğimiz Covid 19 ve sonrasında devam eden, “ Long Covid ” veya “ Post Covid ” nedeniyle uzunca bir ara vermek zorunda kaldık. Bu nedenle önce kısa bir hatırlatma yapalım.) Önce “ Mucizevi Yıl ” dediğimiz 1983’te “ uluslar olduğu için ulusçular değil, ulusçular olduğu için ulusların var olduğu ” önermesiyle özetlenebilecek, uluslar ve ulusçuluk ilişkisini ters yüz eden bir “ Kopernik Devrimi ” veya Marx ve Hegel ilişkisi analojisiyle “ ayakları üzerine dikme ” gerçekleştiğini ele aldık. Sonra genellikle Marksistlerce “başı üzerine ters çevirme” veya idealizme geri dönüşmüş gibi karşılanan bu önermenin düşünce varlık veya altyapı üstyapı ilişkisini değil , hangi kategoriden bir toplumsal olgu karşısında olduğumuz sorunuyla ilgili olduğunu, Müslümanlar ve İslamiyet ilişkisi analojisiyle, yani İslam olduğu için Müslümanlar değil, Müslümanlar var olduğu için İslamın var olduğu örneğiyle gösterdi...

Gericinin Gericisi Ulusçular Olarak Marksistler ve Marksizm (Marksizm’in Yeniden İnşası – 06)

Resim
Ulusçuluğun, “ ulusal birimle ” “ politik birimin ”, yani ulusla devletin ilişkisi, bunların birbiriyle çakışması, yani her ulusun bir devleti olması her devletin de bir ulusa dayanması anlamına geldiğini, bunun tüm ulusçulukların ortak özelliği olduğunu, ulusçuluğun özünü verdiğini, özel olarak vurgulamıştık. Ve “ ulusal birim ”in, yani ulusun nasıl tanımlandığının kategorik olarak ulusçuluğun özüyle, ilgisi olmadığını ; bu nedenle konu kategorik ve genel olarak ulusçuluk olduğunda, ulusun ya da “ ulusal birimin” nasıl tanımlandığının hiçbir önemi olmadığını belirtmiştik. Ulusun ya da “ ulusal birim ”in nasıl tanımlandığı ulusçuluğun ve ulusların farklarıyla ilgilidir. Örneğin ulus bir dille, kültürle, tarihle, soyla, dinle hatta ırkla tanımlanmış olabilir, ama böyle tanımlanmalara karşı da tanımlanabilir, örneğin bir toprak parçasında yaşayanlarla, yani devlet, din, dil, tarih körü olabilir, yani bunların hiçbir politik anlamının olmadığı bir ulusçuluk da olabilir. Bu far...

33 Yıl Öncesinden Türk Aydın ve Sosyalistleri ve Beşikçi Üzerine

Resim
Değerli Recep Maraşlı bugün Facebook’ta Celal Temel’in paylaştığı bir anıyı paylaşmış, öyle haberim oldu. Anıyı okuyunca ben de geçmiş yıllara gittim ve o zamanlar yazdığım ve o sırada İsveç’te Orhan Kotan’ın çıkardığı Kürdistan Press ’te yayınlanan bir yazımı hatırladım. Bizim yazdığımız yazı da şimdi paylaşılan ve tekrar hatırlanan olguların, doğruluğunun o zamandan kalma bir şahidi ve kanıtı idi. Bu nedenle o yazıyı paylaşmak artık unutulmuş bir dönemin hatırlanmasına hizmet edebilir. Ama önce Celal Temel’in yazısı, sonra da Türk Aydın ve Sosyalistleri ve Beşikçi hakkında bizim yazımız. Bu vesileyle şunu not edeyim. Elbette bu günkü demokrat tanımım farklıdır. Bugünkü demokrat tanımıma göre ben de o zamanlar demokrat değilimdir, bu günkü tanımıma göre o zamanki duruşumla akıllı bir Türk milliyetçisi sayılabilirim. Çünkü Demokrasi insanların biçimsel eşitliği demektir. (Sosyalizm ise bu biçimsel eşitliğe ekonomik veya sosyal eşitliğin de eklenmesidir.)

Ermeni Katliamı ve "Sorunu" Üzerine Yazılar (1980-2016)

Resim
#24nisan Ermeni Katliamı ve "Sorunu" Üzerine Yazılar (1980-2016) Şu adresten indirilebilir: https://yadi.sk/d/F9_CSF_z3HGsCN Bu resimdeki kodu tarayarak da indirebilirsiniz. (Mobi, epub ve pdf formatlarıyla)

Hava Dönüyor – Afrin’den İlhamla Erdoğan-Ergenekon Diktatörlüğüne Karşı Demokrasi Savaşının Yükselişi

Resim
Biz “ Afrin’de Türk Ordusu Yenilecek Erdoğan Gidecek (İlker Başbuğ’un Söyledikleri Işığında Afrin Saldırısının Akıbeti) ”, “ Savaşa Karşı Zaman ve Ağ (Net) Yoldaşlar ” ve “ Davut Golyat’a Karşı – Türk Ordusu Niçin Yenilecek? ” gibi yazılarımızda Erdoğan-Ergenekon diktatörlüğünün ve Türk ordusunun yenileceğini yazdığımızda alaylı bakış ve sözlerle karşılanıyor ve yazılarımız sanki moral vermek için yazılmış gibi yorumlanıyordu. Biz ise 200 yıllık modern işçi hareketi ve mücadelelerin, binlerce yıllık esilenlerin mücadelelerinin tarihinin dersyeri ışığında bunları yazıyorduk. Ve şimdi olayların gelişimi giderek öngörüleri doğruluyor. Erdoğan-Ergenekon diktatörlüğünün Afrin’e saldırısı başladığında “yüze sıfır yenik olarak savaşa başladık” diye yazmıştık. ABD, Rusya, Avrupa Devletleri, Suriye ve İran hepsi susarak veya görmezden gelerek bu NATO’nun ikinci büyük ordusunun, kendisi için hiçbir tehdit oluşturmayan küçük bir kasaba boyutlarındaki Afrin’e saldırmasına onay ve destek v...

Afrin Savaşına Karşı Çıkan Berlinli Türklerin Girişiminin Anlamı ve Önemi

Resim
Bir hafta önce, Afrin saldırışı başladığında bir avuç Berlinli Türkiyeli solcu, sosyalist veya demokrat başka bir vesileyle (Selahattin Demirtaş’ın tekrar başkan olmasını talep etmek ve desteklemek için) buluşmuşlardı. Afrin saldırısı başladığından, esas buluşma konusunu bir yana bırakarak Türk devletinin başlattığı savaşa karşı neler yapabileceklerini konuştular ve önce daha geniş bir toplantı hazırlamaya karar verdiler. Buraya kadar özel, üzerinde durmaya değer bir durum yok. Ama toplantıda daha geniş toplantının çağrısının hangi özne adına yapılacağı konuşulunca, epey bir tartışmadan sonra “ Berlinli Türkler ” olarak yapılmasına karar verildi. Ve çağrı “ Berlinli Türkler de Afrin Savaşı’na karşı çıkıyor ” başlığıyla yapıldı.

Barış Ünlü’nün “Türklük Sözleşmesi” Vesilesiyle Irkçılık ve Milliyetçilik Üzerine Bazı Hatırlatmalar

Resim
Barış Ünlü’nün yeni yayınlanan “ Türklük Sözleşmesi ” kitabı vesilesiyle yaptığı söyleşi, Gazete Duvar ’da “ Barış Ünlü: Kürtler ırkçı olamaz çünkü ırkçılık bir sistemdir ” başlığı ile yayınlandı. Söyleşi tam da Hasip Kaplan ve Sırrı Süreyya’nın sözlerine denk geldiği için (belki de tam bu sözler üzerine bu söyleşi bilinçli olarak seçilmiş te olabilir, bilmiyoruz) epeyce ilgi topladı ve paylaşıldı. Yazıyı okuyunca kitabı da getirtirip iyice bir barı Ünlü’nün kitabını ve tezlerini iyice ele alıp inceleyerek bir eleştiri ve değerlendirmesini yapalım diye düşündük. Bunu yapmayı hala düşünüyoruz. Ancak Türkiye’de olaylar öylesine hızlı akıyor ki, herkesin gündeminde olduğu ve tartıştığı sırada bir şey yazmadıysanız, tren kaçmış oluyor. Ondan sonra ağzınızla kuş tutsanız kimse sizi dinlemez.

Evet, “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Ülke”yi Demokratlar ve Sosyalistler Savunmalı

Resim
“ Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek ülke ” sloganı aslında sosyalistlerin ve gerçek demokratların savunması gereken bir slogandır. CHP’nin de, Erdoğan’ın da, Askeri Bürokratik Oligarşinin de nasıl bir kandırmaca içinde olduklarını gösterecek, onların ideolojik egemenliğine son verecek; ipliğini pazara çıkaracak olan slogan budur. Ama bunu sosyalistlerin ve demokratların anlaması çok zordur. Çünkü sosyalistler ve demokratlar, tam da bu slogana karşı çıkarlarken, karşı çıktıklarıyla aynı gerici ve karşı devrimci bir ulus ve ulusçuluk anlayışını paylaşmaktadırlar . Bun dedenle anlamaları çok zordur. “O mahiler ki derya içindedirler deryayı bilmezler.” Milliyetçiler milliyetçi olduklarını göremezler çünkü milliyetçiliğin ne olduğunu anlayamazlar.

“Soykırım” Demeye ve “Özür Dileme”ye Karşı Ermeni Katliamı Konusunda Bir Marksistin Özürü

Resim
Ermeni Katliamı üzerine sanırım Türkiye’deki sol içinde  ilk yazanlardan ve en radikal tavır koyanlardan biriyimdir. Ermeni Katliamı üzerine ilk yazıyı, 1980’lerin başında ASALA’nın Türk Diplomatlarını vurmaya başlaması; böylece konunun gündeme gelmesi ve unutulmaktan çıkması vesilesiyle Niğde Cezaevi’nde yazmış, bunu gizlice dışarıya çıkarmıştım. Almanya’da çıkan Yol (Der Weg) dergisinde yayınlanmıştı [i] . (Bu yazı ve diğer yazılarımızı Ermeni Katliamı ve “Sorunu” Üzerine Yazılar başlığı altında derledik ve bu kitap, adında yer alan linkten indirilebilir.) Daha sonra bugünkü internet tarayıcılarının temelini oluşturan tekniğin Tim Berners-Lee tarafından henüz CERN’de geliştirildiği; internetin çok dar bir çevre dışında bilinmediği ve kullanılamadığı dönemlerde, usenet tartışma gruplarında gündemleştirmeye çalıştım. (Eğer bir yerlerde arşivleri varsa oralarda bulunabilirler.)

#HAYIR, Emek, Sınıf, Din ve Marksizm

Resim
Marksizm denince hemen herkesin aklına “Emek”, “Sınıf” ve “Sınıf Mücadelesi” kavramları gelir. “Emek” toplumun maddi ekonomik temelinin gidişini açıklayan en temel kavram; “Sınıf” ve “Sınıflar mücadelesi” de tarihin ve toplumun temel hareket yasasını açıklayan Marksizm’in temel kavramları olarak kabul edilir. Marksizm’le özdeşleşmiş “ Komünist Manifesto ”nun ilk satırları, “ Bugüne kadarki tüm toplum tarihi, sınıf mücadeleleri tarihidir. Özgür ile köle, patrisyen ile pleb, senyör ile serf, lonca ustası ile çırak, kısacası, ezen ile ezilen, birbiriyle sürekli bir karşıtlık içinde bulunmuş, birbirine karşı gizli ya da açık kesintisiz bir mücadele sürdürmüş, bu mücadele ya tüm toplum yapısının devrimci bir dönüşümüyle, ya da mücadele eden sınıfların hep birlikte çöküşüyle sonuçlanmıştır. ” diye başladığı için, Marksistler de, Marksist olmayanlar ve Marksizm’in düşmanları da, Tarih’i Sınıflar ve Sınıf Mücadeleleriyle açıklamanın, “Sınıf” ve “Sınıf Mücadelesi” kavramlarına dayanmanın...

Hayvanlara İşkence, Yaklaşan Felaket ve #HAYIR

Resim
Gün geçmiyor ki hayvanlara yapılan korkunç işkence ve kötü muamelenin bir haberi medyada yer almasın. Medyaya geçenler ise gerçektekinin binde biri bile değil. Milletler ve milliyetçilikten insani hiçbir şey çıkmaz. O nedenle milliyetçiliğin ortaya çıkışı ve yükselişi ve egemen oluşuyla insanlığın tarihteki en korkunç savaşları, işkenceleri, acıları çekmesi arasında kopmaz bir ilişki vardır. Milliyetçilik deyince de dile, etniye göre tanımlanmış milletleri anlamamalı. Politik olanı, yani devleti İslam’la veya başka bir dinle tanımlamak isteyenler de milliyetçidir ve Müslüman veya başka dinden değildirler. Bir dini milleti tanımlamanın aracı olarak kullanmakla dinlerin ilişkisi yoktur. Bu en açık biçimde her yıl Kurban bayramlarında şehirlerin hayvanları işkence ederek öldürenlerin, bunu sevap adına yapışlarında görebiliriz. Bunlar Türk milliyetçileridir. Bunlar Müslüman değildir. Zaten artık bu günün dünyasında demokrat olmadan, yani tüm insanların eşitliğini savunmadan, günümüze uy...

Milliyetçiliğin Milliyetçi ve Sosyolojik Tanımları

Resim
Sınıf mücadelesinde en büyük ve başarılı hile, kendi normatif tanımınızın sanki sosyolojik bir tanımmış gibi kabul edilmesidir. Bu durumda size karşı çıkanlar bile sizin tanımınızı kabul ederek size karşı çıktıklarından aslında size hizmet ederler. Ne demek istiyoruz? Bunu biraz açalım çünkü bunu anlamadan hiçbir şeyi anlamak mümkün değildir. Örneğin, bugün her yerde din bir “inanç” olarak tanımlanır. Herkes bunu kabullenmiştir. Kimse artık bu kabul ve tanımın yanlışlığından şüphe etmeyi aklına bile getirmez. Kimse “İnanç nedir? Bu kullanımda inanç nasıl tanımlanmaktadır. Sosyolojik olarak inanç diye bir kategori var mıdır?” gibi sorular sormaz. İşte klasik kavramlarla ifade edilirse “ideolojik egemenlik” ya da sosyolojik kavramlarla bir dinin yerleşmesi tamı tamına budur.

“Milliyetçilik Yabancı Bir İdeolojidir” O halde “Milli ve Yerli Vekiller” Nasıl Olmalı?

Resim
Kendilerini milliyetçi olarak tanımlayan ırkçılar, başkalarını yabancı veya dış güçlerin ajanı olmakla suçlarlar. Örneğin en son Erdoğan, “ 1 Kasım'da 550 tane yerli ve milli milletvekili istiyorum ” dedi. Ancak bu suçlamayı yapanların kendilerini tanımladığı milliyetçilik denen şey; yani milli ve yerli olma iddiasının kendisi bizzat bir yabancı icadıdır; “ yabancı bir ideoloji ”dir. Fransa’dan, Almanya’dan gelmiştir. Eskilerin deyişiyle Frenk imalatıdır. Bu durumda kendilerini milliyetçi olarak tanımlayanların, başkalarını “milli” ve “yerli” olmamakla suçlamaları; sürekli kıçı görünen keçinin, zıplarken kuyruğu kalkan koyuna “kıçı göründü” diye sataşmasına benzer. Ya da başka bir deyişle: “Dinime küfreden bari Müslüman olsa.” Erdoğan’ın ifadesinin gerçek karşılığı şudur: milliyetçileri seçmeyin. Çünkü milliyetçiliğin kendisi “milli” ve “yerli” değildir.

Türkiye’de Niçin Demokratik Bir Hareket veya Parti Yoktur?

Resim
Aslında sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada da demokratik bir hareketin ve partinin olmadığı bir dönemde yaşıyoruz? Diyebiliriz ki, yüz yıldır, ondokuzuncu yüzyıla ve yirminci yüzyılın başlarına göre, bugün demokrasi mücadelesinde çok daha geri bir yerde bulunuyoruz. Bunun nedenlerini bu yazıda biraz araştıralım. Çünkü bir demokratik hareketin ortaya çıkarılabilmesi aynı zamanda bu nedenlerin anlaşılabilmesine de bağlıdır. Ama önce demokrasi veya demokratik ne demektir on net olarak tanımlayalım ve açıklayalım. “ Demokrasi( …) biçimsel eşitlik demektir ” (Lenin) [1] Demokratik demek “ biçimsel olarak eşit ” demektir; demokrat demek, “ biçimsel eşitliği savunan ” demektir. Ne demektir “ biçimsel eşitlik ”?