Kayıtlar

“Cumhurbaşkanlığı Seçimi” Değil “Plebisiter Bir Diktatörlük İçin Plebisit”

Resim
Türkiye’de yaşayan insanların önündeki seçimin neyin seçimi olduğunu doğru tanımlamanın doğru bir strateji ve taktikler bakımından hayati önemi bulunmaktadır. Ezilenler tavırlarını, strateji ve taktiklerini belirlerken, hukuki tanımlar ve anlamlar üzerinden değil; gerçek sosyolojik ve politik tanımlar ve anlamlar üzerinden akıl yürütürler ve de yürütmelidirler. Örneğin, PKK’nın adı hukuken “Terör Örgütü”; Öcalan’ın adı “Terörist Başı”dır. Bu kavramlara göre politikanızı belirlemeye kalkarsanız, devletin polisinin ordusunun kafasıyla düşünmeye başlayıp; onun bir parçası olursunuz. Kaldı ki, bu tanımları ortaya atıp bunları kullanmayı zorunlu kılanlar, kendi aralarında, kapı arkalarında, bu kavramlarla iş görmezler. Onlar “Terör Örgütü” dediklerinin, Kürtlerin üzerindeki baskıya karşı kitlesel bir isyan ve direniş olduğunu bilirler; Öcalan’ın bir “Terörist Başı” değil, çok akıllı bir politikacı; bu hareketin ve örgütün kurucusu ve önderi olduğunu bilirler.

Ak Şemsettin’in Rüyası, İşçi Hareketi, Gezi ve Kürt Hareketi

Resim
Ak Şemsettin’in Rüyası, İşçi Hareketi, Kürt Ulusal Hareketi ve Gezi arasında ne gibi bir ilişki olabilir? “Bahçelerde maydanoz gel bize bazı bazı” veya “Dam üstünde saksağan vur beline kazmayı” Evet ilk bakışta böyledir. Ama bizler olayların görünen yüzü ile değil; derindeki ilişkileriyle ilgilenirsek hiç üklımıza gelmeyen bağları görebiliriz. Zaten bilim de budur. Aşağıdaki yazı yazıldığında, AKP henüz iktidara gelmemişti, yani İşçi Hareketi henüz ağırlığını koymamıştı; Kürt hareketine karşı “Özel Savaş Rejimi” sürüyordu; Gezi ortada yoktu, İstanbul Nuri Bilge Ceylan’ın “Kış Uykusu”ndaydı 2002 seçimlerinin arefesinde DEHAP’ın ve “Emek Demokrasi ve Barış Bloğu”nun yaptığı Eyüp Mitingi doayısıyla yazılmış bir yazıyı yeniden yayınlıyoruz. Bugünkü HDK’nın o zamanki biçimiydi o Blok. Gezi, ne kadar ileri gitmek istiyorsa o kadar geçmişe yönelmek zorundadır. Aşağıdaki yazı bunun için küçük bir başlangıç, bir davettir.

Sosyalistler ve Sol Neden “Ofsayt”ta?

Resim
Bu gün dünyadaki her hangi bir soruna, insanlığın kurtuluşu, hatta varoluşunu sürdürmek için önündeki en büyük engelin uluslar olduğunu görmeyen ve ulusların varlığının fiili bir ırkçılık anlamına geldiğini kavramayan her politik parti veya hareket, birden bire kendini en kötü gericiliğin destekçisi olarak bulur. Dünyaya böyle yaklaşmadığınız sürece, dünyayı ve ondaki politik gelişmeleri anlama ve onlara karşı bir politik tavır ve program geliştirme şansınız olmaz. Soruna böyle yaklaşmadığınız sürece, bu gün dünyaya egemen olan ulus devletlerin ırkçı bir sistemin araçları olduğunu göremezsiniz. Yani ırkçılığı bir tehlike olarak görürsünüz, yeryüzü ölçüsünde var olan bir sistem, gerçek olarak değil. Böyle yaklaşmadığınız sürece siz bir ulusçulusunuzdur; insanların değil ulusların eşit olduğu insanların ancak uluslar aracılığıyla eşit olabileceği gibi bir yaklaşıma sahipsiniz demektir.

Spor Sosyolojisi, Uluslar ve Ulusçuluk

Resim
“ Futbol asla yalnızca futbol değildir ” diye futbol sosyolojisiyle ilgilienenlerin dillerinden düşürmediği bir söz vardır. Bunlar bunu söylerken, belli takımların varoluşları ve taraftar kitleleriyle sınıfsal ya da ulusal ezilmişlik arasındaki bağlantıları; egemenlerin futbolu kullanışı (örneğin Salazar’a atfedilen Futbol, Fiesta, Fado); ya da Gezi’de de görüldüğü gibi futbol takımı taraftarlarının sosyal hareketlerdeki etkileri; işçi sınıfının varlığı ile futbol arasındaki ilişki vs. ele alınır. Elbet bu alanda, bu tür çalışmalarla birçok ilginç sonuçlara ulaşılmış olabilir. Ama çok temel iki sakatlık vardır bütün bu çalışmalarda: ·          Sporun ve futbolun en ideal biçimde, örneğin hiç ticarileşmemiş, egemenlerin baskı aracı olmamış, ezilenlerin tepkisinin ifadesi olmamış biçimlerinin bile aslında modern toplumun dininin bir görünümü; yani işgücünün yeniden üretiminin masraflarını düşürmenin bir aracı olduğu gerçeğini problematize etm...

Bireysel Üyelik Kampanyası Üzerine

Resim
6 Haziran’da yaklaşan HDK ve HDP kongreleri vesilesiyle internet üzerinden “ Bireysel Üyelik - Biricik Çözüm, Biricik Üyelik ” başlıklı bir imza kampanyası başlatılmıştı. Başlatanlar olarak da “ Radikal Demokratlar Platformu ” imzası kullanılmıştı. Aradan 20 gün geçtiğine göre, bir bilanço çıkarılabilir. Kampanyaya 259 imza verildi. (Ancak birçok kişi sayfaya girmelerine rağmen imza veremediklerini de belirtti) İmza verenlerin bir listesi ve yorumları bu yazının en altında yer almaktadır. Kampanya geç başladı, özellikle HDK kongresinde, neden altı ay önce başlatılmadı diye eleştirenler oldu. Yeterince duyurulamadı.

Demokrasi ve Doğru Kararlar

Resim
Pek anlaşılmayan bir konu doğru bir politika ile demokratik karar mekanizmaları arasında doğrudan bir ilişki kurulamayacağıdır. Dolayısıyla demokratik olarak örgütlenmiş bir örgüt veya bir kongre doğru kararlar alır; anti demokratik olarak örgütlenmiş bir örgüt veya bir kongre de yanlış kararlar alır diye bir çıkarsama da yapılamaz. Demokrasi neden doğru kararları garantilemez? Çünkü insanların kısa vadeli çıkarlarıyla, uzun vadeli çıkarları; genelin çıkarıyla parçanın veya zümrenin çıkarı her zaman özdeş , uyumlu ve çelişkis iz değildir. Tarihin çok istisnai dönemleri dışında bunlar arasında genellikle hep çok derin ve sert çelişkiler vardır. Komünist demek, işçi sınıfının ve insanlığın, tarihsel ve genel çıkarını savunan demektir. Stratejisini ve günlük taktiklerini bile bu amaç bağlamında belirleyen demektir. İnsanlar ise genellikle kısa vadeli ve kendi bireysel ve/veya zümresel çıkarlarına göre davranırlar.

HDK – HDP Kongreleri ve Farklı Soyutlama Düzeyleri

Resim
İzlenim, adı üstünde yüzeysel olan; görünür olandır. Dün “ İzlenimler ”e devam edemedik, dolayısıyla konu biraz eskidi sayılır. Bu durumda, “ İzlenimle r”e devam etmektense, biraz daha derine girmeyi deneyelim. Ama yine de “ izlenim ” babından bizim de kimi benzer gözlemlerimizi içeren ve doğrulayan birkaç yazıya işaret edelim: ·          Sol Defter ’de HDK 4. Olağan Genel Kurulu niçin yapıldı? ·          T24 ’de Aydın Engin’in, 'Halkların' tamam, peki 'Demokratik'? ·          Özgür Gündem ’de Ayhan Bilgen’in Öcalan gölgesinden, Öcalan damgasına ·          Başlangıç ’ta Ecehan Balta’nın, HDP Kongresi: Kısa Bir Değerlendirme ·          Sendika Org ’da Murat Sabuncu’nun HDP sosyalist tabana oturuyor, dindar kesimle mesafeyi açıyor