Kayıtlar

Öcalan’ın Kısa Mesajının ve Tecridin Mantıksal ve Politik Anlamı ve Sonuçları

Resim
Bu geç kalmış bir yazıdır. Çünkü Bahçeli’nin çağrısından ve Öcalan’ın mesajından çok sonra tamamlayıp yayınlayabiliyorum. Ama son gelişmelere, yani yeni kayyum atamaları ve Esenler Belediye başkanına yapılanlar vs., gelişmeler olmadan yazılmış, yani erken bir yazıdır. Geç kalmanın nedenlerini kısaca açıklayalım. Teorik çalışmalara devam edebilmek için, politik konularda yazmayı adeta kendime yasaklamama rağmen, Bahçeli’nin bilinen açıklamasından sonra, çeşitli yorumları, sahte hayalleri ve yanlış hüküm ve varsayımları okudukça, “süreç”e ilişkin bir değerlendirme yapmak ve bir şeyler yazmak gerektiği sonucuna ulaştım.

Fragmanlar (3) “Yeniden İnşa”nın Sorunları Üzerine

Resim
Önceki bölümde “Marksizm” ve “Yeniden İnşa”yı, niçin ve ne anlamda kullandığımız üzerine yazdık, ama daha ziyade politik, ideolojik, taktiksel, psikolojik kullanımlar, anlamlar ve vurgular üzerinde durduk. Ama bunlar işin biçimsel yönüydü, henüz yapılmak istenen işin özüyle, metodolojisiyle ilgisi yoktu. Olabilecek kimi yanlış anlamalara karşı bir ön alma idiler. Şimdi ise işin daha temel ve metodolojik yanlarına girmeye çalışalım

Fragmanlar (2) - Niçin “Marksizm”, Niçin “Yeniden İnşa”?

Resim
“ Marksizmin Yeniden İnşası ” sözlerinden başlamak gerekiyor aslında. Önce “ Marksizm ” kavramını ne anlamda kullanıyorum. Buna kısa bir açıklama getirmeli. Ben “ Marksizm ”i Toplumbilim anlamında kullanıyorum. Toplum denen varoluş biçiminin yapısını ve değişim yasalarını araştıran bilim anlamında kullanıyorum. Marks ve Engels de oluşturdukları teoriyi “ İnsan Toplumlarının ” veya onun “ tarihinin ” teorisi olarak tanımlamışlardır. Yani bu teorinin temel önermelerini koyanlar, yapmaya çalıştıklarını, teorilerinin konusunu böyle tanımlıyorlardı. Örneğin Engels, Marks’ın Mezarı başında yaptığı konuşmada [1] Marks’ın en önemli keşfini, böyle tanımlıyordu. Yani, Marksizm, bir “felsefe”, bir “ideoloji”, bir “doktrin”, bir “politika öğretisi”, bir “dünya görüşü”, bir “ekonomi teorisi” vs. değildir.

Fragmanlar (1) - “Marksizmin Yeniden İnsası”nın Sorunları ve Gerekliliği Üzerine Fragmanlar

Resim
Galiba acil bir çözüm olarak fragmanlar biçiminde yazmak tek çare. Muhtemelen binlerce yılda bir halk bilgeliği olarak şekillenmiş bir sonuç önermesi, “ Hadis ” denerek İslam Peygamberinin otoritesi ile iyice ağırlaştırılmış biçimiyle “ Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya çalış, yarın ölecekmiş gibi de ahirete çalış ” veya daha da özlü olarak “ Sizin hayırlınız dünyası için ahiretini, ahireti için dünyasını terk etmeyendir ” şeklinde İslam geleneğinde yer edinmiş. Bu oldukça diyalektik önermeyi modern toplumun kavramlarıyla ve sorunlarıyla formüle edersek, kısa vadeli ile uzun vadeli, genel ile kısmi olanın, daha da genel bir ifadeyle, birbiriyle çelişen amaç ve özellikler, arasında bir denge, bir optimum çözümü arama ve bulma ilkesi olarak tanımlayabiliriz.

Latife Fegan’ın Anıları “Yazmasaydım Olmazdı” Üzerine Yazmasaydım Olmazdı

Resim
11 Eylül 2020 tarihinde Ragıp Zarakol’dan bir mail gelmişti: “A ramızda kalsın... Latife’nin anılarını basıyorum... arka kapak icin 6 satırı gecmeyen kısa bir şey yazar mısın?” Ben de şu cevabı vermiştim: “(…) Fakat ben Latife'nin anılarını okumadım. Sadece bazı konuşmalarımız olmuştu ve bir de ilk taslağını yazmaya başladığında biraz okumuştum. Sonra değiştirmiş olmalı. Çünkü iyi bulmamış ve bunu kendisine belirtmiştim. Dolayısıyla yazacağım kısa yazı biraz körleme atış olur.” Bunun üzerine Ragıp da: “Senden o zaman kitap çıktıktan sonra yazı bekliyorum.” diye yazmıştı. Ben de yazma sözü vermiştim. Latife Fegan’ın “ Yazmasaydım Olmazdı ” başlıklı anıları bundan bir ay kadar sonra Ekim 2020’de yayınlandı. Şimdi 2021 Ocak ayı Bu yazı ile Ragıp’a borcumu ödemeye çalışacağım. * Ama zaten Ragıp’a borcum olmasaydı da yazardım ve yazacaktım. Çünkü yıllardır bu anıların yazılmasını bekliyenlerdendim ve yazılmasının teşvikçilerindendim. Latife Fegan’ın anılarını b...

"Halka Dergi"den Arkadaşlarla Bugünkü Dünya Üzerine Söyleşi

Resim
Kuzey Kore’ye ait bir propaganda afişi. Emperyalizm ka­vramın Hobson or­taya atıyor önce. Rosa Luxemburg’un kavramı ilk ortaya atan kişi olduğu da söyleniyor. Lenin bu kavramı geliştiriyor ve bir tez haline getiriyor. Yani sizce onların tarif ettiğin emperyalizm ile bugünkü emperyal­izm arasında nasıl farklar var? Lenin’in tarif ettiği empery­alizm bugün hâlâ güncel mi sizce? Evet dediğiniz gibi Hobson ama Lenin esas olarak Hilferding’in dayandığı verilere dayanıyor ve onlardan çıkardığı sonuç ve yorum farklı. Rosa’nınki başka bir bağlam ve soyutlama düzeyi.

Gezi ve Sonrası Üzerine Değerlendirmeler ve Yayınlarım

Resim
 Bugün 2024 yılının 31 Mayıs’ı. Herkes Gezi ile ilgili paylaşımlar yapıyor. Ben de bu vesileyle Gezi ile ilgili yazı, kitap ve derlemelerimi bu vesileyle paylaşayım, belki birileri okur veya okumak üzere indirir diye düşündüm. (Kitapların Hepsi EPOB ve PDF formatlarıyla şu adresten indirilebilir: https://disk.yandex.com.tr/d/0ZtffjJxxOmk7g ) Gezi ile ilgili yazı ve yayınlarım şunlardır: