Kayıtlar

Muhalefetin ve Demokratların Görevi İktidarın Ne yapacağı Üzerine Tahminler Yürütmek Değil, Kendisinin Ne Yapması Gerektiğini Somut Önerilerle Tartışmaktır

Resim
Temel yanlış: herkes iktidarın ne yapacağını ön görmeye çalışıyor ve bunun üzerine tartışıyor. Bu baştan yanlış bir yaklaşımdır. Demokratların ve muhalefetin ne yapması gerektiğini tartışmak gerekiyor. Bu ise her zaman en kötü olasılığa göre hesaplanır. #DemokrasiNöbetlerine Kendimizin ne yapması gerektiğini ise, somut örnekler, somut örgüt, mücadele biçimleri ve parolalarla açıklamalı, önermeli ve tartışmalıyız. Böyle bir tartışmanın kendisi bile iktidarı geri adım atmaya zorlayabilir. #DemokrasiNöbetlerine Başından beri somut olarak öneriyoruz: hiç bir bayrak flama, slogan olmadan, hiç bir parti ve ideolojik aidiyet belirtisi olmadan, yurttaşlar olarak, kitlesel bir şekilde günün belli saatlerinde aynı yerde bulunarak demokratik bir sivil direniş başlamalı #DemokrasiNöbetlerine Kitlesellik olmadan olmaz. Ve kitlesel katılım ancak temel yurttaşlık hakları çerçevesinde sağlanabilir. Aslında hiç bir slogan atmamak, hiç bir bayrak taşımamak en politik tavırdır. En temel ins...

Referanduma Dönmüş bir Mahalli Seçim ve Sonrası Üzerine

Resim
“ Zengin dağdan aşırır, fakir düz yolda şaşırır ” diye bir söz vardır. Olanaklarınız ve rezervleriniz fazlaysa, dağdan aşırırsınız, ama çok kısıtlı olanaklarla çok dar bir hareket alanında bir şeyler yapmak zorunda olduğunuzda düz yolda şaşırırsınız. Yoksulluk yoksulluğu besler. Para parayı çeker. Erdoğan-Ergenekon ittifakı baskı ve hileyle de olsa kazanılmış seçim ve referandum zaferlerinin adından, işler iyice sapa sarmadan, bu mahalli seçime iyice yüklenerek ellerini rahatlatmak ve en azından uzunca bur süre seçim olmayacağından, daha rahat hareket etmek üzere, mahalli seçimi bir genel seçim, hatta “beka sorunu” diyerek bir referandum havasına soktular. Haklıydılar. Onlar için aynı zamanda bir beka sorunu idi. Tarih boyunca her zaman egemenler kendi sonlarını dünyanın sonu olarak görürler ve bu nedenle her türlü çılgınlığı yaparlar.

HDP’nin “Stratejik Oy”u Doğru Bir Taktiktir

Resim
Seçimler ve kime oy verileceği veya oy kullanılıp kullanılmayacağı aslında taktik bir sorundur. Dolayısıyla aynı amaçları ve programları paylaşanlar arasında tartışılabilir. Taktikler tabi oldukları program ve stratejiler bağlamında doğru veya yanlış olarak değerlendirilebilirler. Strateji programa bağlıdır ve o program çerçevesinde nesnel olarak güçler ve güçlerin yer alışını (hangi güce dayanılacak, hangi güçler yedek olacak, hangi güçler karşıya alınacak, hangi güçler tarafsızlaştırılacak vs.) konu eder. Dolayısıyla seçimde oy konusunu “ stratejik oy ” olarak tanımlamak yanlıştır. Ama buna fazla takmayalım, “ söyleyen arif değilse dinleyen arif olsun” sözüne uygun olarak, “ stratejik oy ” ile seçimlerde izlenecek taktiğin ifade edilmek istendiğini kabul edelim. Eskileri deyimiyle " Galat-ı meşhur, lugat-ı fasihten evlâdır."

Aydınlanma ve İslam’ın Sentezi ve Mirasçısı Olarak Marksizm (İslam ve Sol Çalıştayı Vesilesiyle)

Resim
Aydınlanma ve İslam’ın birbirine zıt olduğu yönünde yerleşmiş ve yaygın bir yargı vardır. Bu yargıyı savunan ve yerleştirenler, İslam ve Aydınlanma’nın içini boşaltanlar; onları karşı devrimlerle olmamışa çevirenler ve bu karşı devrimci mirası şimdi sürdüren “Aydınlanmacılar” ve “Müslümanlar”dır. Birbirlerine zıt olduklarını söyleyenlerin, zıt olduklarında böyle anlaşabilmeleri bile zıtlıktan çok daha büyük bir ortaklık içinde bulunduklarının da bir kanıtıdır. Aydınlanma ve İslam’ın birbirine zıt olduğu yargısını paylaşmaları, onların bu iddialarının bizzat bu iddialarının kendisiyle kendileri tarafından çürütülmesinden başka bir anlama da gelmez. Şunu iyi ayırmak gerekmektedir: Aydınlanma ve İslam’ın zıt olduğu yargısındaki bu ortaklık, Aydınlanma ve İslam’ın değil; Aydınlanma ve İslam’ın sürdürücüsü ve devamcısı olduklarını iddia edenlerin bir ortaklığıdır. Unutulan ve unutturulmaya çalışılan gerçek şudur: Aydınlanma da, İslam da, daha doğdukları noktada, ilk adımlarınd...

Berliner Forum’da Sunum ve Tartışma: Yeni Sosyal Hareketler ve Marksizm

Resim
Zaman: 13.Ocak 2019, Pazar, saat: 18.00 – 21.00 Yer : MaHalle, Waldemarstrasse 110, Berlin  Konu: 1960’lardan sonra işçi hareketinin politik bir hareket olarak adeta yok oluşu ile ters orantı içinde o güne kadar daha önceden hiç öngörülmemiş ve var olmamış yeni özneler ve toplumsal hareketler ortaya çıkmaya başladı: Siyahların hareketi, kadın hareketi, ekolojik hareketler, barış hareketi gibi hareketler. Gerek Marksizm ve gerek işçi hareketi o zamana kadar ne böyle hareketlerin varlığını öngörmüş, dolayısıyla bunları bir strateji sorunu olarak tartışmıştı, ne de bu hareketleri yaratan problemlere özel bir önem vermişti. Ve şimdi bu hareketler işçi hareketinin ve Marksizm’in yok olduğu Avrupa, Amerika ve Japonya gibi gelişmiş batı ülkelerini derinden derine sarsmaya başlıyordu. Bu hareketlerin ortaya çıkışı, sadece bir sosyal hareketlenme değildi ayrıca bir entelektüel canlılık, bir paradigma değişimi anlamına da geliyordu.

Selim’i Uğurlarken

Resim
“ Ayrılık yaklaşıyor her gün biraz daha, Güzelim dünya elveda Ve merhaba Kainat ” Nazım Hikmet (Dördüncü Enternasyonal’den Münihli Alman yoldaşlarının Selim için yazdıkları “Nachruf”un (Anma yazısı veya konuşması) başına koydukları şiir) Münih merkez istasyonu (Hauptbahnhof) yakınında, adı Vietnamca “Su” anlamına gelen küçük çocuğu ile beni uğurlamaya gelen, artık kocaman olgun bir adam olan Selim’in oğlu Adem’e yarım buçuk Almancamla, “babanı nasıl algılıyordun bir çocuk olarak?” diye sordum. Sordum, çünkü kanımca bizim gibi hayatını sosyalizm için devrimci mücadeleye veren insanların çocuklarının bizler hakkındaki izlenimleri, algıları bizlerin onlar hakkındaki düşünce, izlenim ve algılarından çok daha önemlidir. Tıpkı büyüklerin çocuklardan öğrendiğinin çocukların büyüklerden öğrendiğinden daha fazlası olması gibi. Eğer tam doğru anladıysam, Adem, mealen “Babam yaptıklarıyla gurur (“Stoltz”) duyuyordu, ama aynı zamanda bulunduğu durumdan mutlu değildi. Ama biz ço...

Demirtaş’ın HDP’ye Eleştirisi, HDP’nin Demirtaş’ın Eleştirisine Eleştirisi ve Bütün Bu Eleştirilerde İfadesini Bulan Eleştiri ve Örgüt Anlayışlarının Eleştirisi

Resim
“ Hatalar bizden hızlı koşarlar.” “ Genel ve Temel nedenlerden (sorunlardan) kaçılamaz .” Bu iki önerme her eleştirinin dayanması gereken temel aksiyomlardır. Bu nedenle Eleştiri/Özeleştiri bir anlayışın, bir davranışın, bir politikanın genel ve temel nedenlerine inmekle olur. Çünkü o genel ve temel nedenler her tekil gibi görünen sorunda tekrar tekrar karşıya çıkacak ve giderek aşılmaz bir duvar haline geleceklerdir. Ne demek istiyoruz? Bir örnek verelim. En tipik örnek Marksizmin başına gelendir.