Kayıtlar

HDP Yönetimi Demirtaş’ı Tekrar Seçmemeye, Kongreyi Bile Beklemeden, Karar Vermiş

Resim
HDP yönetimi aslında Demirtaş’ı her ne olursa olsun, (usulen olsun kongreyi bile bekleme zahmetine katlanmadan) seçmemeye karar vermiş. * Ancak, kanıtlara geçmeden önce onların anlaşılması için, yeni kuşaklar az çok demokratik bir örgüt nasıl bir şeydir bilmedikleri için, birkaç temel bilgi. Kongreler, delegelerin, tamamen açık tartışmalarla, engellenmemiş karar tasarıları ve önergelerle, bireysel olarak fikirlerini oluşturdukları ve oylamalarla kararlarını verdikleri en yüksek organlardır. Ama bu teoride böyledir. HDP Kongrelerinin hiçbiri böyle değildir. HDP Kongreleri özünde medyatik gösterilerdir. (Ve bu durum o sözde sosyalist Türk bileşenleri nedense hiç rahatsız etmez.) Çünkü “ bileşen hukuku ” ile güya “ konsensus ” ile kararlar alınırmış. Bu kılıfına uydurulmuş ifadenin anlamı şudur: kararlar Kongreden önce arka plandaki pazarlıklarda alınır.

Demirtaş’ın Sözleri Nasıl Tahrif Ediliyor? (Basının Manipülasyonları)

Resim
Bugün Demirtaş’ın gazetelerde yayınlanan sözleri örneğinde, somut olarak, basının ve HDP çevrelerinin her şeyi nasıl anlamsızlaştırdığını, içini boşalttığını ve somut bir politik tartışmada manipülasyon yaptığını görelim. Bilindiği gibi bir süre önce, Demirtaş aday olmayacağını söyledi. HDP organları ve yöneticileri ve keza Kürt hareketinin görüşlerini yansıtan diğer yayınlar, bunu sanki Demirtaş’ı başkanlıktan çekilmeye karar vermiş gibi yansıttı ve muhtemelen öyle görmek isteği için öyle yorumlayıp yeni başkan arayışlarına girdi. Biz bunun üzerine şu tezleri savurduk: 1)       “ Bir devrimci, bir demokrat olmayı bir yana bırakalım, her dürüst ve sağlıklı düşünen insan hapse girdiğinde veya erken ölecekse örneğin, eşine kendisinden ayrılmasını ve kendisine bağımlı olmayan bir hayat kurmasını önerir ve de önermelidir. Önermelidir ki diğer taraf eğer bir sorumluluk alacaksa bunu kedi özgür irade ve kararıyla yapsın.

Demirtaş’ın Başkanlığını Destekleyen Girişimlerde Son Durum (2) 12.01.2018 10:18

Resim
Dün Demirtaş’ın başkanlığını destekleyen kampanyalar hakkında bilgi vermiştik. (Dünkü bilgiye buradan ulaşılabilir.) Bugün bilgileri güncelleyelim. Birbirinden bağımsızca ve habersizce başlamış bizim tespit edebildiğimiz dört kampanya var. -1- Selahattin Demirtaş Tekrar Başkan Seçilmelidir “ HDP Demokrasi Platformu ”nun başlattığı, en çok kişinin imzaladığı ve muhatabı ve hedefi açıkça tanımlanmış kampanya bu. Şu ana kadar 2170 kişi imzalamış. Kampanyanın muhatabı: ·          HDP KONGRESİ 11 Şubat 2018 Kampanyanın Talepleri: ·          Selahattin Demirtaş HDP kongresince tekrar başkan seçilmelidir. ·          Bunun için Selahattin Demirtaş'ı başkanlığa öneriyoruz. ·          Ayrıca oylamanın kapalı oy açık sayım ile yapılmasını da öneriyoruz. İmza Kampanyasına katılmak için adres: https://www.chan...

Demirtaş’ın Başkanlığını Savunan Girişimler

Resim
Demirtaş’ın başkanlığını savunan girişimler birbirinden bağımsızca ve habersizce ortaya çıkıyor. Aklın yolu birdir derler. Birbirinden bağımsız ve muhtemelen habersiz (çünkü üçüyle ilgili bilgiler de aynı sıralarda geldi)  Demirtaş’ın başkan kalmasını savunan üç girişim başlamış * Birincisi bir açık mektup ve imza kampanyası biçiminde, başlatanlar olarak Gencey Gürsoy, Oya Baydar ve Gürhan Ertur’un imzaları var. Metni şöyle:

Demirtaş Başkan Olarak Kalmazsa HDP Biter

Resim
Öyle görünüyor ki HDP’nin yönetim organları gelen eleştirileri dikkate bile almadan Selahattin Demirtaş’ı Başkan olarak bir daha seçmemekte anlaşıyorlar. Buna karar vermişler bile. Artık bunu nasıl kitabına uyduracaklarının planlarını yapıyorlar. Bürokratik bir vurdumduymazlıkla ifade edilen çeşitli görüşler bunu gösteriyor. (İşin kötüsü, Hasip Kaplan’ın twitleri Demirtaş’ın başkan kalması ve tekrar seçilmesinin politik önemine ilişkin tartışmalardan kaçmaları, için HDP yöneticilerine iyi bir vesile sundu. Bu vesileyle şuna da dikkati çekelim. Hasip Kaplan da twitinde Demirtaş’ın başkanlıktan uzaklaştırılmasına değil, bir Türk’ün getirilmesine itiraz ediyordu. Çünkü Kürt ulusalcıları aslında Öcalan’ın projesi olan, Türkiyelileşme, yani Türklerin ezilenlerini de kazanma stratejisine düşmandırlar ve bu projenin bir ütopya olmadığını gösteren ve güler yüzü olan Demirtaş’tan rahatsızdırlar.) Örneğin bugün Cumhuriyet’te şu haber var: “HDP'de tutuklu eş genel başkan Selahattin D...

Demirtaş’ın Başkanlığı “İsim Tartışması” Değil; Bir Politika Tartışmasıdır

Resim
HDP organları Selahattin Demirtaş’ın tekrar başkanlığa seçilmesi sorununu bir “kişi sorunu” olarak ele almaktadır bir politik sorun olarak değil. Ve bunu. Selahattin Demirtaş’ın başkanlığa tekrar seçilmesini öneren ve tartışanları, bir kişi sorunu tartışması yapmakla suçlarken itiraf etmektedirler. Kaldı ki sadece “kişi sorunu” olarak da görmüyorlar, örgütün ve politikanın açılması için temel şartın Demirtaş’ın yerine başkasını başkan seçmek olduğun düşünüyorlar ve bunu açıkça yazıyorlar. İşin kötüsü ne dediklerini ve sözlerinin nereye gittiğini bile bilmiyorlar. Somut olarak görelim. Önce bir kısa hatırlatma yapalım, önceki yazımızın temel tezi, Demirtaş’ın tekrar seçilmesinin hukuki veya örgütsel bir sorun veya kişi sorunu olmadığı, politik bir sorun olduğu idi.

Münir Özkul’un Ardından Şabanların Sonuncusu Gider Receplerin Diktatörlüğü Gelirken

Resim
Münir Özkul’un gidişi aynı zamanda bir dönemin sembolünün gidişi, bir dönemin bitişi anlamına geliyor. Geçenlerde bir programda Bekir Ağırdır, tamı tamına öyle olmayabilir ama anlamca, “ Şabanlar Recep İvedikleşiyor ” diyerek toplumun kültüründe, değerlerinde, psikolojisindeki değişmeyi ve çürümeyi bu çok bilinen iki imgeyle özetleyivermişti. Bir resim bin sözden çok daha fazlasını anlatır derler, bir imge de bin kavramdan da daha çok şey anlatır bazen. Belli tiplerin, müziklerin, sembollerin, giyinişlerin, sözcüklerin belli dönemlerde tutması, onların, toplumun derinliklerinde yaşanan değişmelerin yüzeye vuran izleridir. Türkiye’de 1960’larda başlayan, 12 Mart döneminde kısa bir yenilgi yaşasa da, 1980’e kadar süren, aşağı yukarı yirmi yıllık bir devrimci kabarış, geniş ezilen kitlelerin bir politizasyonu ve radikalleşmesi yaşandı.