Kayıtlar

Cumhurbaşkanına Mektubu Nedeniyle Oya Baydar’a Açık Mektup

Resim
Değerli Hocam, Siz benim İstanbul Üniversitesi Sosyoloji (Gece) Bölümü’nde hocamdınız. Hazreti Ali’nin “bana bir kelime öğretenin kulu olurum” dediği rivayet edilir. Elbette üzerimde hakkınız vardır. Tam da bu hakkınız nedeniyle sizi bir öğrenciniz olarak uyararak, en azından bir parça borcumu ödemeye çalışayım. Henüz İstanbul’a yeni gelmiş bir üniversite öğrencisiyken, genç ve sosyalist bir asistan olan sizin derslerinizi seve seve izlerdim. Dün sizin Cumhurbaşkanına yazdığınız mektubu okuyunca [1] , acaba bu Oya Baydar ile o insan aynı mı? Acaba bildiklerini mi unuttu? Hafıza kaybına uğramış olmasın diye düşünmeden edemedim. Bunun üzerine bu mektubu kaleme alma ihtiyacı duydum.

“Gezi, İsyan Özgürlük” Kitabı ve “Gezi Hareketinin Sorunları”

Resim
Geçen Hafta, Gezi Hareketi ile ilgili kendi yazılarımızın bir derlemesi olan bir kitap çıkmıştı (“ Gezi Direnişi Yazıları ”). Aynı günlerde Ayrıntı Yayınları arasında yine Gezi Hareketi üzerine birçok yazarın değerlendirmelerinden oluşan “ Gezi İsyan Özgürlük – Sokağın Şenlikli Muhalefeti ” başlıklı ikinci bir kitap daha çıktı. Bu kitaba da aşağıda yer alan “ Gezi Hareketinin Sorunları ” başlıklı bir yazıyla katkıda bulunduk. Derlemenin ithafı şöyle: “Biz yazarlar bu kitabı Gezi sürecinde, olaylardan etkilenip sağlığı bozularak ölen veya devletin güvenlik güçleri tarafından öldürülen Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz, Ahmet Atakan, Ethem Sarısülük, Medeni Yıldırım, Mehmet Ayvalıtaş, İrfan Tuna, Selim Önder, Serdar Kadakal, Zeynep Eryaşar’a, gaz kapsülüne hedef olup yaralananlara,

Menetekel (Günlerin Sayılı)

Resim
“ Menetekel ” “ Mene Mene Tekel Upharsin ” sözlerinin kısaltılmış halidir. Aslında eski Akadçadaki bir kelime oyununa dayanmaktadır. Mene : ölçüldü, Tekel : tartıldı, U-parsin : bölündü demektir. Tevrat’ın Danyal kitabındaki bu hikâyeyi, bu konuyu gündeme getiren Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan’ın anlatışına bakalım: “ Babil kralı Belşassar (Baltazar diye bilinir), bir ziyafet esnasında salonun duvarına gövdesiz bir elin “ Mene, tekel, ufarsin ” kelimelerini yazdığını görür ve mânâsını öğrenmek için Danyal Peygamber’i çağırtır. Danyal Peygamber’in yorumu şöyledir: “Mene: Sayılı günleriniz sona erdi, Tekel: terazide tartıldınız ve eksik bulundunuz...”  Üçüncü kelimeye elim elvermiyor: Hafazanallah!”(1 Ocak 2014

Bir Yıl Sonunda İnsan Türünün Kaderi Üzerine Düşünceler

Resim
İnsan türünün, Tarihin çok acımasız davrandığı; cılız omuzlarına kaldıramayacağı ağırlıkta yükler yüklediği belki de son kuşaklarıyız. Birbirine zıt iki anlamda son kuşaklar. Böyle yükleri yüklenmiş son kuşaklar anlamında veya insan türünün son kuşakları anlamında. Türün son kuşakları olmamayı başarırsak böyle yükleri yüklenmiş son kuşaklar olabiliriz. Evet, sadece toplumun değil, bir türün kaderi, önümüzdeki üç beş kuşağın sırtında. Ama türün kaderini toplumsal yasalar; toplumun kaderini; değer yasası ve sınıf mücadelesinin yasaları belirleyecek. Yani son duruşmada, türün kaderini belirleyecek olan ise, toplumun kaderi.

Gezi Direnişi Yazıları (1 Haziran - 29 Temmuz) Çıktı

Resim
Gezi Direnişi boyunca neredeyse hemen her gün gelişmeleri yorumlayan ve yol göstermeye çalışan yazılar yazdık. Bu yazıların en önemlilerinden yapılan bu derlemede ayrıca olayların bir kronolojisi,  uzunca bir Önsöz; Gezi Aynasında Marksizm Sempozyumu’na  ve Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Kulübü tarafından düzenlenmiş Gezi Parkı ve Sol Hareketler konulu toplantıya sunulan bildiriler de yer alıyor. Kitap 378 sayfa ve 10 TL’dir Kitabın 1000 kadar nüshası, derhal ve ilk elde, özellikle Cezaevlerindekilere kitap yollama ve toplama işinde yoğunlaşmış “ Deli Dalgalar ” adlı gönüllüler aracılığıyla, başta Gezi tutsakları olmak üzere hapishanelere yollanacaktır. Ancak bu kadar kitabın cezaevlerine yollanabilmesi epey bir kargo ve posta masrafına mal olmaktadır. Bunları karşılayabilmek için okuyucuların desteği gerekmektedir. Kitap, bütün diğer kitaplarımız gibi, internetten de karşılıksız olarak okunabilir ve indirilebilir olmakla birlikte, sizlerden dileğimiz, kitabı satın ...

Doğan Tarkan’ın Ardından

Resim
İnternette Doğan’ın metroda fenalaşıp vefat ettiğini okuyorum. Şaşkınım. İnanamıyorum. Doğan’ı uğurlamaya gitmeli. Cenazesi nereden ne zaman kalkacak acaba? Bizim kuşaktan arkadaşlar duymuşlar mıdır? Kimlere haber verilebilir? Ergun Aydınoğlu’nu arıyorum. O da az önce duymuş. “ Ekşi Sözlüğü baktım, Doğan hakkında yazılanları görünce üzüldüm, hak etmediği şeyler yazıyorlar ” diyor. Cenaze ile ilgili bir şey duyarsak birbirimizi bilgilendirelim diyoruz. Ekşi sözlüğe bakıyorum. Evet, çok haksız, berbat şeyler yazılı. Arada tek tük hakgüder olanlar da var gerçi. Yazanlar belli ki ulusalcılar. Birkaç örnek: “bana "akp'ye nasil yaranabiliriz" dersi verebilir belki; kendisi bu isin nasil yapilacagini gayet iyi biliyor. hos, ben ne yaparsam yapayim akp'ye yaranamam, zaten yaranmak da istemem. midem kaldirmaz. akp'lilere yaranmaya calisirken ustlerine kusabilirim.” ama, bu sahis, bana "demokrasi" dersi verebilecek son sahistir. "demokrasi" ...

Anlaşılmayan Temel Konu: Yapı

Resim
Türkiye’nin Sosyalistinin de, Liberalinin de, İslamcısının da, Demokratının da anlamadığı temel sorun şudur: insanların dürüst olacağı veya olması gerektiği varsayımı üzerinden herhangi bir toplumsal yapı oluşturmaya kalkmak yanlıştır. Yapıyı değiştirme, köklü temel değişiklikler yapma; sonuçlarla değil nedenlerle mücadele gibi bir derdi olmayanlar; aksine bunu tehlike olarak görenler, tartışmayı ve gündemi ahlak ve namusa çekerler; insanları, partileri, örgütleri vs. dürüst ve ahlaklı olmadıkları açısından eleştirirler. Marksizm ise, insanların düşüncesini belirleyen varlıklarıdır der. Yani yapıyı değiştirmeden, insanlara ahlaklı ve dürüst olmayı vaaz etmek hiçbir sonuç almaz ve yenilgiye mahkûmdur der. Bütün dinler ve uygarlıklar tarihi Marksizm'in bu önermesinin bir doğrulanmasından başka bir şey değildir. Ne Hıristiyanlığın ne de İslam’ın insanları ahlaklı ve adil olmaya çağıran özü, insanların adaletsiz, ahlaksız ve namussuz olmalarını engellememiştir.