Kayıtlar

Marksizm Aynasında Gezi - Gezi Aynasında Marksizm

Resim
Bu Sempozyumun [1] konusu , resmen ifade edildiği biçimiyle, Gezi değil , Marksizm ’dir. Yani, yine Marksizm’in kurucularının tanımlamasıyla, konusu Toplum ve onun Tarihi olan Bilimdir . O bilimin konusu olan Olaylar (burada Gezi) değildir . Konu bilim olunca, kavramların tartışılması önem kazanır. En azından olgulara ilişkin olarak aynı şeylerin bilindiği varsayılır. Bu bilinenlerin nasıl kategorize edileceği, sınıflanacağı, iç bağlantıları ve nedenleridir konu. Toplantının başlığının formülasyonuna göre, bilimin (Marksizm’in) kavramlarının Gezi örneğinden hareketle bir kontrolünün, bir sağlamasının yapılması beklenmektedir. Ancak gerek konuşmacıların listesinden, gerek deneylerden tahmin edebiliyoruz ki, burada Marksizm değil , yani onun kavramları; bu kavramların Gezi olayını anlamaya uygun olup olmadığı; değiştirilmeye ve geliştirilmeye ihtiyaç duyup duymadığı değil; Gezi olayları tartışılacaktır. Gelenler de muhtemelen bu beklentiyle geleceklerdir. [2] Bunu bizzat...

Göçmenler ve Ulusçuluk

Resim
Belki çok paradoksal gelebilir ama ulus ve ulusçuluk ile göçmenler arasında başından beri doğrudan bir ilişki olagelmiştir. Ulusları ve ulusçuluğu göçmenlerin keşfettiği söylenebilir. Tarihteki ilk ulus ilkesine dayanan modern devlet olan Amerika Birleşik Devletleri'ni kuranlar, İngiltere'den bu ülkeye gelmiş göçmenlerdi. Aynı eğilim, Güney Amerika'daki İspanyollar'da da görülür. Onlar da yine içinden geldikleri İspanyol egemenliğine karşı çıkarak ilk erken ulus devletleri kurmuşlardır Latin Amerika'da. Daha sonra Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada da aynı yola girerler. Uluslar bu ilk ve özgün biçimlerinde, uluslar olduğu için ulusçular değil ama ulusçular olduğu için uluslar olduğunu çok açık olarak gösterirler. Bu ilk ve orijinal ulusların ortaya çıkışında ne “kan”, ne “dil”, ne “din”, ne de “kültür” bağlarının hiç bir önemi yoktur. Eğer bir önemi olsa, bu uluslar isimlerini, daha dün içinden çıktıkları aynı dilden, aynı soydan, aynı dinden, aynı kültü...

Demokrasi ve Zor

Resim
En olağan ve biçimsel anlamıyla Demokrasi: “ azınlığın çoğunluğa uymasını prensip olarak kabul eden rejimdir ” (Lenin). Bu en biçimsel demokrasi tanımı ister istemez demokrasinin olmazsa olmaz iki koşulunu ifade edilmemiş bir var sayım olarak içerir: zor ve özgürlükler . Bu tanıma göre, Azınlıklar ve çoğunluklar demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur . Ama azınlık ve çoğunlukların oluşabilmesi için de insanların farklı alternatifler etrafında yoğunlaşmaları gerekir. Bunun için de, tam bir fikir ve örgütlenme özgürlüğü ortamında farklı görüşlerin, eşit biçimsel koşullarda ortaya çıkmaları ve birbirleriyle yarışmaları gerekir.

Türkiye'de Solun Tarihini Yazacaklar İçin Tezler

Resim
(Aşağıdaki tezler muhtemelen 1987 sonu veya 1988 yılı başlarında yazılmıştır. Yani, 12 Rejimi’nin etkilerinin güçlü biçimde hissedildiği; Berlin Duvarı ve Sovyetlerin hanüz yerinde durduğu, hatta Kuruçeşme’deki “Birlik Tartışmaları”nın bile henüz ufukta görülmediği, şimdi bize çağlar öncesi kadar uzak görünen bir zamanda ve tarihsel koşullarda, çeyrek yüzyıl önce yazılmıştır. Buna rağmen bugün bile rahatça yayınlayabilmekteyiz. Solun tarihi ve bunu ele alışın metodolojisine ilişkin tartışmaya bir katkı olarak görülebilir. Ayrıca bugün yeni bulunmuşça söylenen önermelerin o zamanlar ifade edildiği görülebilir. Elbette bu  tezleri yazdığımız zaman bugünkü gibi bir ulus teorisini geliştirmiş olmadığımızdan ve ulsu kendisine karşı mücadele edilecek bir şey değil, içinde mücadele edilecek bir ortam gibi algıladığımızdan bugün olsa kullanmayacağımız birkaç formülasyon vardır. Ancak yazı, bu gibi yazının konusu ve içeriği bakımından önem taşımayan kimi ifadelerden soyutlandığında, Tü...

Sosyalistlerin Sol Hareketin Tarihini Ele Alışının Metodolojik Sorunları

Resim
Bugün gelen e-mailler arasında bir ilan vardı. 21 Kasım Perşembe günü, İstanbul Şehir Üniversitesi’nde modern Türkiye Çalışmaları Merkezi tarafından, Türkiye’yi Tartışmak Konuşma Serisi başlığı altında “ Türkiye Solu: Tarihi, Değişimi ve Geleceği ” başlıklı bir toplantı yapılacakmış. Mail’de şu açıklama bulunuyor: “Türkiye Solu: Tarihi, Değişimi ve Geleceği” başlığı altında yıl boyunca düzenleyeceği toplantı dizisi Türkiye’de sol hareketi çeşitli boyutları ile incelemek, Türkiye siyasî tarihi içerisinde sol hareketleri konumlandırmak, solun diğer siyasî akımlarla ilişkisini gözden geçirmek ve kimlik politikaları, neoliberalizm, din-devlet ilişkisi, sivil-asker ilişkileri gibi konu ve kavramlar bağlamında sol hareketlerin geleceğini tartışmaya açmak amacıyla düzenlenmektedir. Serinin ilk konuşmasında 21 Kasım Perşembe günü Prof. Mete Tuncay Türkiye’de sol hareketin tarihini, karakteristik özelliklerini ve dönüm noktalarını tartışacaktır. İkinci konuşmayı ise Prof. Cemil Koçak Tü...

Gezi Parkı ve Sol Hareketler

Resim
12 Kasım 2013’te İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji Kulübü’nün düzenlediği Gezi Parkı ve Sol Hareketler başlıklı etkinliğe yollanan bildiri. Önce konu tanımlaması ve sınırlaması yapmak gerekir kanımca. Başlık “ Gezi Parkı ” olmakla birlikte, bununla sadece Gezi Parkı eylemlerini veya oradaki 15 gün kadar süren “Komün” değil;  en azından 31 Mayıs’ta başlayıp Haziran ortasına kadar epey yüksek bir tempoda devam ettikten sonra, genel bir azalma eğilimiyle, Parklara çekilerek neredeyse Temmuz sonlarına kadar süren ve bütün Türkiye’de, özellikle Alevilerin yoğun olduğu yerlerde ve bazı büyük şehirlerde süren kitle hareketlenmesi anlamında kullanılacak. Genellikle bu anlamda kullanıldığından “teamüle uygun” olacağını sanıyorum.

Atatürk ve Kemalizm Üzerine Dört Eski Yazı

Resim
Bugün 10 Kasım, Atatürk’ün ölümünün yıl dönümü. Aşağıda Atatürk ve Kemalizm üzerine biri yirmi yıldan daha fazla önce diğerleri on yıldan daha fazla yıl önce yazılmış dört yazı var. Buün elbette kimi formülasyon ve kavramları daha farklı kullanırdık ama esas olarak oralarda belirtilen görüşlerin doğru olduğu ve olayların gelişimince de genel olarak doğrulandığı kanısındayız. 10 Kasım 2013 Pazar (1992) Kemalizmin Yerini Ne Alacak? Aslında ilk olan "Son Türk Devleti" nin dayanağı ve ideolojisi olan Kemalizm ömrünü doldurmuş bulunuyor. Bu ideoloji bugün hala devletin resmi dini olmaya devam ediyorsa, bu, onun insanların kafasındaki egemenliğinden, ideolojik gücünden, yaygınlığından değil; ideoloji dışı bir unsurun, Osmanlı'nın yaşayan ruhu Türk Ordusu'nun silahlarının fizik gücünden dolayıdır.