Kayıtlar

Hikmet Kıvılcmılı, Fatma Yalçı ve “Sosyete ve Teknik” Adlı Kitap

Resim
(Fatma Yalçı  Vesilesiyle Olgusal ve Yöntemsel Yanılgılar Üzerine) Bir kaç gün önce Sayın Sadık Göksu'nun "Kıvılcımlı Sempozyumu ve F. N. Yalçı Üzerine Tartışmalar, Açıklamalar ve Bir Soru" başlıklı yazısı geldi. Bu yazı, ilerde ayrıca ele alınması gerekebilecek bir çok konuyu içermekle birlikte, esas olarak, Sosyete ve Teknik 'i Fatma Yalçı'nın yazdığı tezini işliyordu. Ben de bu yazıda Sayın Sadık Göksu'nun bu tezi ve tezini savunusu hakkında bir kaç şey eklemek istiyorum. Sadık Göksu bu yazısını, sayın Doç. Dr. Neşe Özgen'in daha önce Süleyman Şaşmaz'a yönelttiği soru bağlamındaki önermelerinin eleştirisi üzerinde geliştirmiş ve yoğunlaştırmış bulunuyor. Bu bağlamda konunun geçmişini ve önceki yazışmaları bilmeyenler için kısa bir hatırlatma yapalım. Türkiye'de Süleyman Şaşmaz, 1935'te Marksizm Bibliyoteği'nin altıncı kitabı olarak Fatma Yalçı imzasıyla yayınlanan Sosyete ve Teknik adlı kitabın, (oldukça keyfi) sadeleştirilmiş b...

1 Mayıs Düşünceleri

Kendilerine sol diyenlere egemen olan bir stil vardır. Hep kendi gücünü ve yeteneklerini övmek, hataları, zayıflıkları ve zorlukları görmezden gelmek. Ne var ki, bir harekete bu stil, bu meşrep egemen olduğu zaman o hareketin hiç bir başarı şansı yoktur. Gerçekten yaptığı işi ciddiye alanlar ise, tam aksine, hep yetersizlikleri, zaafları, yanlışları vurgularlar. Bu farkın farkına ilk kez Türkiye'de işçi hareketinin yetiştirdiği tek gerçek işçi önderi olan, Zapataların, Panço Villa'ların hamurundan yoğrulmuş İsmet Demir'de varmıştım. TİP'liler, sosyalistler işçilerle ilişki kurduklarında, onların ne kadar iyi, ne kadar cesur ve güçlü olduklarını onlara anlatmaya kalkarlardı. Bizim İsmet Demir ise, tam tersini yapardı, onlara beş para etmediklerini, bir işe yaramadıklarını söylerdi. Ve işçiler de bizim İsmet Demir'e güvenirlerdi, o diğerlerine değil. Çünkü onlar İsmet Demir'in kendi içlerinden biri olarak onlara doğruyu söylediğini biliyorlardı. Burjuva sosya...

Bir sabah uyandınız... ( Abdullah Öcalan’ın Yaşamını Savunmak İçin Hamburg TÜRK Girişimi Bildirisi)

Resim
Bir sabah uyandınız...  ve Almanya’da şunları görüyorsunuz: -         Evde, işyerinde, sokakta Türkçe konuşmak yasaktır. -         Türkçe gazetelerin hepsi kapatılmıştır. Yasal olanaklardan yararlanarak çıkmakta ısrar edenler de gizli servisler tarafından faili meçhul bir şekilde havaya uçurulmuş ve bu gazetelerde çalışanların çoğu yine faili meçhul cinayetlere kurban gitmişler. -         Bunların faili meçhul olmadığı yolundaki kanıtlar ve iddialar hiçbir Alman yayın organında yer bulamamaktadır. -         ”Almanya Almanlarındır” bu nedenle herkes ”Ben Almanım”diyecektir. -         Türkçe yayın yapan televizyon ve radyoları dinlemek yasaktır. Türk televizyonları kablolu yayınlardan çıkarılmıştır ve satelit yayınları da diğer ülkelere baskı yapılarak durdurulmuştur. -      ...

Bir Feministle Feminizm Üzerine Bir Tartışmadan

Resim
Sayın Aslı, Troy'un senini kısmaya çalıştığımı nereden çıkarıyorsunuz? O yazılarını yazıyor. Buna engel olan falan yok bildiğim kadarıyla. İkinci yanlışınız, kadınların ezilen bir cins olarak mücadelelerini desteklemediğim ya da ona ilgisiz olduğum konusundaki kanınız. Bu doğru değil. Bu konuda pek yazmamamın nedeni, erkek olarak, yani ezen cinsten bir insan olarak bu konuda yazmamın riskli olmasıdır. Yani, kadın haklarını savunur gibi yaparken pek ala çok ince bir şekilde, örneğin Troy/El Liberte gibi, erkeklerin imtiyazlarını savunuyor olabilirim. Kaldı ki, böyle olmasa bile, kadınların bir özne olarak kendi konumlarını ve haklarını savunmasının onların mücadelelerini daha geliştirici olacağına inanırım. Erkek olarak kadın haklarını önde savunmaya kalkmak, erkeğin üstün konumunu yeniden üretiyor. Yok etmek istediğini fiiliyatta yeniden yaratmış oluyor. Ben daha ziyade, kadınların mücadelelerine ezenler arasından bir sempati göstermek, kendi cinsine ihanet eden hain bir erkek ...

Göçmen Azınlıkların Hedefi Ne Olmalı?

Resim
Solingen'deki kundaklama olayından sonra gösterilen tepkilerin tozu dumanı arasında bu tepkilerin anlamı ; çözüm önerileri üzerine az kafa yoruldu. Ama asıl önemlisi Avrupa'daki göçmen azınlıkların "çözüm önerileri"nin ne olacağı. Bu ise her eyden önce göçmen azınlıklar içinde hedefler yani program konusunda bir tartışma gerektirir. Avrupa'nın çeşitli ülkeleri; ABD vs. Almanya'daki bu ırkçı vahşeti öne çıkarır ve lanetlerken aslında tek kaygısı Alman kapitkalizmini bu bahaneyle biraz köşeye sıkıştırmak ve başka alanlarda bazı tavizler koparmaktır. Türkiye'nin de olaya bakışı farklı değildir. O da bu olayıdan yararlananrak Almanya'dan bazı tavizler peşinde. Yani Türkiye'lileri dış politikasının basit bir aracı olarak görüyor.

Hayat Hızlı Gideni Cezalandıracaktır (5 Ocak 1993 - Özgür Gündem)

Resim
İnsanın hiç bir zaman bugünkü kadar çok zamanı olmadı ama hiç bir zaman da bugünkü kadar zaman sıkıntısı çekmedi. Geçen yüzyılda iş saatleri haftada 80 saati buluyordu; bugün birçok ülkede 48 saat yasalaşmış durumda, hatta birçok ileri ülkede 40 veya 35 saatlik iş haftaları giderek kural oluyor. Buna rağmen günümüzün insanının en büyük problemlerinden biri sürekli zaman kıtlığı çekmek; modern toplumda herkes zamanın çok süratli akıp gittiğinden şikayetçi . Yeryüzündeki insan sayısından daha fazla üretilmiş tek sofistike tüketim aracı belki de saat. Modern şehirlerde hemen hiç bir büyük alan, istasyon, salon yoktur ki orada bir kocaman saat bulunmasın. Zamanı kontrol altına almak için yatırılmış bu muazzam emeğe rağmen insanın zamana köleliği giderek pekişiyor.

Adını Sen Koy

Resim
  Bu say ı n ı n ad ı yok ve say ı s ı s ı f ı r. S ı f ı r!.. S ı f ı r ı n ke ş fi, insanl ı k tarihinde ate ş in ya da tekerle ğ in ke ş fiyle k ı yaslanabilecek ö nemdedir. S ı f ı r olmasayd ı , bug ü nk ü uygarl ı k, bu hesaba kitaba dayanan hesaps ı z uygarl ı k da olmazd ı . Bug ü nk ü hesaba kitaba dayanan hesaps ı z kitaps ı z uygarl ığı bilgisayarlar ı n, gen teknolojisinin ke ş fi nas ı l kurtaramayacaksa, s ı f ı r ı n ke ş fi de onu ke ş feden uygarl ı klar ı , Hint ve Maya uygarl ı klar ı n ı kurtaramad ı . S ı f ı r ı n olmad ığı bir d ü nyada eksiler; eksilerin olmad ığı bir d ü nyada art ı lar da olamazd ı . Ancak s ı f ı r ı n olanakl ı k ı ld ığı y ü ksek soyutlama d ü zeyi sayesindedir ki, ger ç ek say ı lardan ç ok daha ger ç ek olan, ger ç ek olmayan say ı lar alemi bulunabilmi ş tir. S ı f ı r bir do ğ um ya da ö l ü m noktas ı olarak ele al ı nabilir. Ger ç ekte her do ğ um bir ba ş ka ö l ü md ü r de. Eski uygarl ı klarda her s ü lale tari...