Kayıtlar

Parti Ancak Kongreden Doğabilir

Kıvılcım çıktığı günden beri yapılan en yaygın eleştiri: " Gu­rupçu ", " Yuvarcı " olmuştur. Bu eleştiri, gerçekten, eleştirenlerin gurupçuluktan korkularını, da­ğınıklığa karşı gösterdikleri hassasiyetlerini, partileşme arzuları­nı göstermesi bakımından iyi dilekli ve sevindiricidir. Fakat iyi dilek yetmez. En az anlaşılan konu: " Gurup "un ve " Gurupçuluğun " ne olduğudur. Guruplar, tarihi bakımdan ha­reketin belli bir aşamasının var oluş biçimidir. Gurupçuluk ise, bu ilkel aşa­mayı ebedileştirmek, ilkelliği teorileştirmek eğilimleridir denebilir. Evet, Kıvılcım kendi sübjektif yargıları ne olursa olsun, objek­tif olarak, bir guruptur. Yanlız şunu unutmayalım; Bize " gurupçu " diyenler de – isteseler de, istemeseler de - kendi sübjektif yargıları ne olursa olsun, ob­jektif...

Özeleştiri - Dil Üzerine

Geçen sayımızda bu köşeden eleşti­rilere cevap verileceği söylenmişti. Eleşti­rilerini yazarak gazetemize iletenler oldu. Eleştiriler belli başlı bir kaç noktada top­lanmaktadır. Şimdi sırayla eleştirileri, eleştiricilerin dilinden okuyalım: "Kıvılcımlı'nın yazılarına yer verildiği gibi, kullanılan terimler Bilimsel Sosyalist terminolojiden uzak. Ama halka da hitap etmiyor." "Kıvılcımlı'nın dilini anlamak için harcanack zamanda, teorik eğitimin diğer yanlarından  istifade edebiliriz." "Özellikle Doktor'un yazıları güç, an­laşılamıyor. Gazeteyi çıkaran arkadaşların Dr.'un dilini taklit ettikleri ve böylelikle özenti içinde oldukları görülüyor. Gazeteyi çıkaran arkadaşlar teorik bakımdan çok geri. (Mesuliyete göre)". "Doktor'un üslubu benimsenmiş. Di­ğer yazı...

1974 Modeli Demirkırasi,Gazetemize yapılan Baskıları Protesto Ediyoruz

Satıcıya Baskı : Satılan birinci sayıların parasını al­mak için gazete bayiine gi­dilir. OLAY I. - Usta şu gazetelerin hesabını çıkaralım. - Yahu benim emniyete götürdüler, bu gazeteyi sattığım için. " Kim sana getiri­yor bu gazeteyi " diye sordular. Git, gel, emniyette sor­gu derken benim bu gazete sergisi bir gün kapalı kaldı. Gazetenin parasını veremeyeceğim. Ekmeğimizi bura­dan çıkarıyoruz. İnşallah ikinci sayıda satar veririz. Yalnız bu gazeteleri bana getiren imzalı kâğıt vere­cek. Gazeteleri bayilere ki­min dağıttığını soruyorlar. İkinci sayıdan yüz tane ge­tir iyi satılıyor. Kitapçıya ve Dağ'tıcıya göz dağı : Başka kitapçı an­latıyor : OLAY II. - Beni emniyet 1. şube­ye götürdüler. " Bu gazete­leri size kim getiriyor? " diye sordular. Ben de getirenin adını bilmiyordum. ...

Parti ve Çadır Üzerine

Aşağıda okuyacağınız yazıyı, bir arkadaş bundan 4 - 5 ay önce sıcağı sıcağına yazmış ve yazıda eleştirdiği arkadaşa bizzat sunmuş. Zamanı biraz gecikmiş olmakla birlikte eleştiriler halâ aktüalite­sini koruyor. Bu bakımdan yayınlamayı yararlı gördük. *** " Yine Parti ve Çadır Üzerine " başlıklı yazısını Sayın Oya Baydar, şu cümle ile noktalıyor: "Gerek parti soru­nu, gerekse hastalıklarımız üzerine, yeniden düşünmekte yarar vardır." Doğru söze ne söylenir?.. Sadece düşün­mek de y etmez, bunların sebeplerini araştırmak, geçmişte " Parti ve hasalıklar " üzerine yazılanları, yapılanları eleştirmek, geçmişin olumlu mirasına sahip çıkmak ve o mi­rası yeni durumlarla zenginleştirmek gerekir.

Kader Mensucat İşçilerinin Kaderi

Resim
  Kader Mensucat'da Olanlar. İşverenler ve onların politikacıları İstedikleri kadar sınıf mücadelesini inkâr etmeye kalksınlar. Sınıflar mücadelesinin en keskin biçimlerini körükleyenler bizzat onlardır. Sınıflar savaşı her an, her dakika, her yerde hayatın içindem fışkırmaktadır. Her olayın ardında sınıflar savaşı vardır ve her olay bu savaşın değişik bir görünüşüdür. İşverenler sınıflar savaşını örtbas etmeye kalkarken bile bizzat sınıflar savaşının içindedirler. Onlar ancak kendilerinin ayn bir sınıf olduklarını kitlelerin gözünden ve bilincinden kaçırabildikleri sürece sınıf hakimiyetlerinin devam edebileceğini tilki kurnazlığıyla bilirler. İşte bir örnek : “Kader Mensucat” diye bir dokuma fabrikası var. 550 işçimiz çalışıyor bu fabrikada. Fabrikanın sahibi aynı samanda “Babıali’de Sabah” gazetesinin sahibi. Bu gazeteyi bilirsiniz. “Sınıf” sözcüğünü ağzına alanı “Anarşist”likle, “Gomoniz”likle damgalayıverir hemen. Tefeci-Bezirfgan zılgıdı altındaki bir avuç aldatılmış ...

İzmir Aliağa’da İşçi Olaylarının Nedeni

Resim
Son aylarda Aliağa'da meydana gelen işçi olayları, hakim sınıflar tarafından devrimcilerden çok daha iyi değerlendirilmiştir. Devrimcilerin gazetelerinde olaylar basit bir işçi-patron çelişkisi olarak yüzeyselleştirilmiştir. Basit bir ekonomik mücadele gibi görünen grev, direniş, Necmettin'in öldürülüşü gibi seri olayların zaman içinde nasıl önem kazandığı Finans Kapital'in ücret ve sendikalar politikasıyla çelişkileri, Türkiye İşçi Sınıfı mücadelesindeki yeri, bilhassa özel olarak inşaat işçilerinin teşkilâtlanmasındaki önemi gözden kaçırılmıştır. Bunun bir nedeni de: son zamanlarda strateji tartışmalarının hayattan ve yaratıcılıktan uzak bir durgunluğa erişi, bir takım sloganların tekrarı ile dertlerimizin halledileceği zannının yerleşmesidir.

İzmir Aliağa’da İşçi Olaylarının Nedeni

Resim
  Son aylarda Aliağa'da meydana gelen işçi olayları, hakim sınıflar tarafından devrimcilerden çok daha iyi değerlendirilmiştir. Devrimcilerin gazetelerinde olaylar basit bir işçi-patron çelişkisi olarak yüzeyselleştirilmiştir. Basit bir ekonomik mücadele gibi görünen grev, direniş, Necmettin'in öldürülüşü gibi seri olayların zaman içinde nasıl önem kazandığı Finans Kapital'in ücret ve sendikalar politikasıyla çelişkileri, Türkiye İşçi Sınıfı mücadelesindeki yeri, bilhassa özel olarak inşaat işçilerinin teşkilâtlanmasındaki önemi gözden kaçırılmıştır. Bunun bir nedeni de: son zamanlarda strateji tartışmalarının hayattan ve yaratıcılıktan uzak bir durgunluğa erişi, bir takım sloganların tekrarı ile dertlerimizin halledileceği zannının yerleşmesidir.