Kayıtlar

“Süreç” Olmayan Süreçler, Kısır Döngüler ve Öcalan’a Destek

Resim
Pek bilinmez ama, “Süreç” kavramı günlük dile ve hele Türkiye’de politikanın diline Marksistlerden geçmiştir. Marksistlerden PKK’nın ve Kürt politik hareketinin terminolojisine, oradan da “Kürt Sorunu” ile ilgili güncel politikanın diline. Ama farklı bir anlamda. Bugünkü yaygın kullanım, sonunda bir çözüm veya çözüm arayışı bulunan veya bir çözüm olması için kat edilmesi gereken müzakereler serisi, görüşme ve pazarlıklar serisi anlamını kazanmış bulunuyor. Bilimsel anlamıyla “Süreç”in, karşılığı olan gidiş, oluş anlamında “Proses”den, bir işlemler serisi anlamında “Prosedür”e doğru bir anlam kayması sürecinden söz edilebilir. Tabii sadece anlam değil, bağlam kayması da yaşadı. Bilimsel ve nesnel bir kavram olmaktan çıkıp, ideolojik veya politik bir bağlamda kullanılır oldu. Hatta neredeyse sadece Kürt sorunu ve çözümü bağlamında kullanılır oldu.

Öcalan’ın Kaçırılışı ve “15 Şubat Komplosu” Üzerine 25 Yıl Önce Yazılmış Yazılar

Resim
(Derlemeyi İndirmek İçin Kitap Kapağının Resmini Tıklayınız) Çeyrek Yüzyıl Sonra Bir Hatırlama Bugünlerde, Öcalan’ın, kaçırılışının 25. Yılına gelen günde, yani 15 Şubat tarihinde, silahlı Mücadelenin Son Bulduğuna dair bir çağrı yapacağı söyleniyor.  O tarihte ve böyle bir çağrı olur mu? Bilmiyoruz. Nihayetinde bu gibi ayrıntılar veya semboller bile ince ayarlarla belirlenir. Anca Çeyrek yüzyıl önce 1998’in son aylarından, yani Öcalan’ın Türk Devleti’nin tehditle-ri üzerine Suriye’den çıkmak zorunda kalışından beri neredeyse günü gününe yazılar yaz-mış ve gidişin analizlerini yapmıştık. Bugün hala bu yazdıklarımızı yayınlamaya değer buluyoruz. O zaman bu gelişmeler üzerine yazanların çoğunun ise, o zaman yazdıklarının pek hatırlanmasını istemeyeceğini düşünüyoruz. O dönemde yazdıklarımızı daha önce derlemiştik. Şimdi bu durumda ve bu günleri ve Öcalan’ın nasıl davranacağını daha doğru olarak öngörebilmek için bu yazılar bir yöntem verebilir. Bu nedenle tekrar yayınlıyoruz. 11 Şuba...

Sunum: Milletler ve Milliyetçilik - 9 Şubat Pazar Günü, Saat: 14.00 Yer: Yeşil Ev, Provinz Str. 103, 13409 Berlin

Resim
 Milletler ve Milliyetçilik (Uluslar ve Ulusçuluk) Sunum: Demir Küçükaydın * 9 Şubat Pazar Günü, Saat: 14.00 Yer: Yeşil Ev, Provinz Str. 103, 13409 Berlin (U-Bahn Osloerstr.’den 150 veya 255 No’lu otobüsle dört durak) (Kitap kapaklarına Tıklıyarak Kitapları İndirebilirsiniz) * 1848 Devrimlerinin arifesinde yazdıkları "Komünist Manifesto"da Marks-Engels, "Avrupa'da bir heyula dolaşıyor, Komünizm heyulası" diye diye başlıyordu. Ama aynı günlerde bir başka heyula da ortaya çıktı: Uluslar ve Ulusçuluk Heyulası. Bugün "Komünizm Heyulası" ortalıkta görünmüyor, adeta unutuldu, ondan korkan yok. Ama Uluslar ve Ulusçuluk Heyulası tüm dünyayı ele geçirdi. Bugün yeryüzünde bir ulustan olmayan bir tek insan, bir ulusa ait olmayan bir karış toprak yoktur. Tüm devletler bir ulusal devlettir.

Kendine Karşı Satranç Oynamak - Özgür Politika’ya Yazılar (29 Kasım 1999 – 25 Şubat 2000)

Resim
 İlk Yazı: "Schachnovelle" (Kitabı indirmek için resmi veya burayı Tıklayınız)  Özgür Politika'dan gazeteye yazı yazmam için teklif geldiğinde bu alanda deneysiz olmanın getirdiği zorluklar bir yana, nasıl bir içerik ve biçimde yazılar yazmam gerektiği sorusuyla karşılaştım. Bu ilk yazıda, karşılaştığım sorunları ve bunlar için bulduğum çözümü kısa-ca ele alayım. Kişi olarak, nasıl tanımlanırsa tanımlansın ister hukuki olarak, ister dile ve-ya başka bir kritere göre, milliyetin de din gibi bütün siyasi anlamından dış-lanarak, kişinin bir inanç ve tercih sorunu olarak kabulünden yanayımdır. Nasıl üç kişi bir araya gelip bir dernek kurar gibi bir din ya da tarikat kura-bilir veya isteyen dinsiz olabilirse ve bunların politik olarak, kırk üç numara ayakkabı giymekten veya bamya yemeği sevmekten daha fazla bir anlamı olmazsa, aynı şekilde üç kişinin bir araya gelip ulus kurabilmesinden veya isteyenin ulussuz olabilmesinden ve bunların hiçbir politik anlamı olmama-sından yanay...

“2024 Yazıları Derlemesi”ni Sunuş

Resim
2024 Yılı Yazıları Derlemesi . Epub ve PDF Formatlarıyla. İndirmek için aşağıdaki linki tıklayınız: https://disk.yandex.com.tr/d/czxijZk4krUBTQ * Sunuş Bu kitapta 2024 yılı boyunca yazdığım yazılar yer almaktadır.  2024 yılını, yazma bakımından pek verimli geçiremedim. Ama bunun nedeni okumaya daha büyük ağırlık vermekti. Bu derlemenin başında yer alan “Marksizmin Yeniden İnşası’nda Nerede kalmıştık?” başlıklı, yazıda böyle olacağını öngörmüş ve nedenlerini de açıklamıştım. Okumalar yapmam gereken çok geniş bir spektrum vardı ve bunların çoğunda da sıfırdan başlamak durumunda sayılırdım. Okumalar biraz dağınık, oradan oraya, konudan konuya atlamalar biçiminde gerçekleşti. Pek verimli olduğunu da söyleyemem. Ama çok yabancı olduğum birçok konuda, az çok fikir sahibi olmak gibi bir yan ürünü oldu. En azından neyin nerede olduğunu, neleri nerede aramam gerektiğini birazcık netliğe kavuşturduğumu sanıyorum. Eğer sağlığım ve ömrüm elverirse bu okumaların sonuçları da bundan sonraki yazı...

ABD ve İsrail Suriye'yi Nasıl Yıktı ve Buna Nasıl Barış Diyor?

Resim
( Jefferay D. Sachs’ın bu denemesi  Common Dreams ’ta 12 Aralık 2024 tarihinde yayınlandı. Jeffrey D. Sachs dünyaca ünlü bir profesördür. Bu metni, Common Dreams sitesinden kopyalayıp  https://www.commondreams.org/opinion/us-israel-syria   Google ile Türkçe'ye çevirttim ve kendi Bloğumda ve sosyal medyada paylaşıyorum. ABD ve İsrail'in suç ortağı ve işbirlikçisi Türkiye'dir. Makalede Edoğan ve Obama anlaşması konusunda da ilginç bilgiler var. D. K.) Romalı tarihçi Tacitus'un ünlü dizeleriyle, " Yıkmak, katletmek, sahte unvanlar altında gasp etmek için imparatorluk diyorlar; çöl yaptıkları yere de barış diyorlar. " Çağımızda  çöl yaratıp adına barış diyenler  İsrail ve ABD'dir.

Enternasyonalizmin İki Farklı ve Zıt Anlamı - Dünya durumu – Ukrayna ve Filistin

Resim
  Marksizmin kurucularının her sorunu çözmesi beklenemezdi. Onlar tarih ve toplum biliminin sadece temellerini atmaya çalışmışlar ve bu temellerin de çok küçük bir bölümünü yapabilmişlerdi. Ortada muazzam bir yapılacak işler yığını vardı. Ancak Marksizm, o ana kadar verili tarih ve bunda çıkan genellemeler ışığında, işçi sınıfının gerekli değişimi yapabilecek bir güç olduğu sonucundan hareketle, bir bilim olarak kaderini işçi sınıfı ve mücadelelerine bağlamıştı. Dolayısıyla bu çıkarsama da Marksistlerin dikkat, zaman ve enerjilerinin neredeyse tamamını işçi hareketine ve mücadelelerine, bunun stratejik, politik, taktik ve örgütlenmeye ilişkin sorunlarına yöneltmelerine yol açtı. Tabii bunun sonucunda, toplumsal gerçekliğin tümünü anlamaya ve açıklamaya yönelik teorinin tamamlanması ve geliştirilmesi gereken işlerinin ikinci plana düşmesine, ilerde sonra gelecek kuşaklar tarafından geliştirilmek üzere bir kenara bırakılmasına yol açtı.