Kayıtlar

Ukrayna’da Savaş - Ukrayna Meselesi mi Dünya Meselesi mi?

Resim
Özellikle Twitter ve Facebook’ta sol bilinenlerin yaptıkları tartışma ve değerlendirmelere bakınca, Sol’un sadece teori ve programdan yoksun olmadığını, en sıradan insanların bile düşünebileceği düzeyde politik bakıştan, strateji ve taktikten de uzak olduğunu, politik düşünme ve davranma yeteneklerini yitirdiklerini görüyorum. Ahlaki ya da hukuki (ki bunların gerçekliği de tartışma götürür, hangi davranışın ahlami ya da hukuki olduğu propagandasi güçlü olana göre belirleniyor) gerekçelerle alınmış tavırlar ifad edilerek yürek soğutuluyor veya vicdanlar rahatlatıyor. Aslında aktüel gelişmeler üzerine yazmaya güç ve zaman harcamaktansa, kalan eneji ve zamanımı, daha uzun vadeli, daha temel ve genel sorunların aydınlanmasına ayırmak istiyorum ve elimden geldiğince bunu yapmaya çalışıyorum. Ama bir yandan korkunç bir hafızasızlık ve bilinenlerin en sıradanlarının unutulması ortadayken, diğer yandan “Hocam tavrımız ne olacak” diye bunca talep varken birkaç küçük hatırlatma yapmadan ...

Ulusçuluk, Marksizm ve Marksistler (Marksizmin Yeniden İnşası – 05) - (Bu Yazıyı Şu An Okuyanlar Dahil Dünyadaki Bütün Marksistler Niçin ve Nasıl Ulusçudurlar?)

Resim
Önceki “ Ulusar ve Ulusçuluk İlişkisi ve Marksistler ” başlıklı yazıda, Marksistlerin Uluslar ve Ulusçuluk ilişkisini temelden yanlış kavradıklaını, uluslar olduğu için ulusçular olduğu varsayımından hareket ettiklerini, doğru olanın ise, ulusçular olduğu için uluslar olduğunu , bu önermenin, Marksistlerin sandığının aksine, düşünce varlık veya altyapı üstyapı ilişkisini değil, uluslar ve ulusçuluğun hangi kategoriden bir olgu olduğunu ele aldığını, ulusçuluğun ulusa ön gelmesinin Marksizmle hiçbir çelişkisi olmadığını, aksine tam bir uyum içinde olduğunu göstermeştik. Bu yazıda Marksistlerin sadece Ulusçular ve Ulus ilişkisini ters yüz etmekle kalmadıklarını, birer ulusçu olduklarını, ulusçuluğun dayandığı ilkeyi savunduklarını , ama bunu savunmanın ulusçuluk olmadığını savunduklarını , yine bununla diyalektik bir birlik içinde, ulusçuluğa ilişkin tanımlarının da ulusçuluğun ulusçuluk tanımları olduğunu göreceğiz.

Ulusçuluk-Uluslar İlişkisi ve Marksistler (Marksizmin Yeniden İnşası – 04)

Resim
Üçüncü yazıda “ Mucizevi Yıl ” dediğimiz 1983’deki uluslar ve ulusçuluk ilişkisini ters yüz eden “ Kopernik Devrimi ”nden söz etmiş ve bu devrimi yapanların bile ulusun bir tanımını yapamadıklarını göstermiş ve sadece bir çıtlatma olarak, ilerde ayrıntısıyla ele almak üzere, kendi tanımımızı, uluslar ve ulusçuluğun bir Din olduğunu, yani din kategorisinden bir olgu olduğunu belirtmiş ve son bölümde, bu dördüncü yazıda Marksistlerin bu devrimi neden ve niçin kavrayamadıkları veya suskunlukla geçridikleri konusuna girelim demiştik. Önce Marksizmin bir ulus ve ulusçuluk teorisi olmadığına dair önde gelen Marksistlerin saptamalarını ve bu saptamayı yapan Marksistlerin de böyle bir teori veya Ulus tanımı ortaya koyamadıklarını görelim. (Çünkü gelen kimi yankılardan bunun da pek bilinmediğini fark ettik. En azından Türkiyeli Marksistler bakımından.)

Uluslar ve Ulusçuluğun Marksist Teorisi Sorunlar, Yapılanlar, Yapılamayanlar ve Yapılması Gerekenler (1) (Marksizmin Yeniden İnşası – 03)

Resim
Mucizevi Yıl (“ Annus Mirabilis ”) kavramı önce, Newton’un Londra’daki Veba salgınından kaçarak, esas memleketine döndüğü ve orada Gravitasyon (yerçekimi) ve Optik (ışık) yasalarını formüle ederek Klasik Mekaniği veya Fiziği kurduğu, 1665-1666 yılları için kullanılmıştır. Ancak bugün bu kavram genellikle ve yaygın olarak Albert Einstein’in her biri bir Nobel almaya layık, fizikte bir devrim anlamına gelen dört denemesini (Kuantum fiziğinin temellerini atan ışığın fotoelektrik etkisi, Atom teorisini kanıtlayan Brown Hareketleri, Işık hızının sabitliği nedeniyle zaman ve uzayın değişmesi, yani Özel Görecelik Kuramı ve nihayet  yirminci yüzyılın ikonu haline gelmiş, E=mc 2 formülüyle ifade edilen, Maddenin yoğunlaşmış Enerji olması ve birbirine dönüşebilirliği) yayınladığı 1905 yılı için kullanılmaktadır.

Politik İslam, AKP ve Sosyalistler (2002)

Resim
(Kısa not: bu yazı 2002'de yazılmıştı. Hala aktüelmiş. Ersoy geçmişi referans almanın "gericilik" değil, modernizmin bir görünümü olduğunun farkında değil ve gericiliği hala kemalistlerin ona yüklediği anlamda kullanıyor. Haklı bir tepkiyi tamamen yanlış olarak temellendiriyor ve karşı tarafa güç ve silah vermekle kalmıyor kendi bulunduğu safları dağıtıyor. 5.02.2022) Metodolojik sorunların canlı politik gelişmeler ve tavırlarla ilişkisinin yakıcılığı en iyi kendini dünya çapında Politik İslam ve Türkiye’de de AKP konusunda gösterir. Aydınlanmanın ilerlemeci tarih anlayışı ve Avrupa Merkezcilik gibi metodolojik sorunlar sosyalistlerin nasıl bir politika ve programlarının olacağı konusunda hayati önemdedir.

“Terra incognita”ya Uzaydan Bir Bakış (Marksizmin Yeniden İnşası – 02)

Resim
Birinci yazının sonunda, “ önce kuşbakışı son yirmi yıldaki çalışmalarımın hangi sorunlara bağlı olarak, nerelerden nerelere gittiğini, nerelerde yoğunlaştığını, hangi çıkmaz sokaklara saptığını vs. kısaca açıklayalım ” diye sözü bağlamıştık. Bu yazıda, daha sonra daha ayrıntılı olarak ele alacağımız konulara ve sorunlara, yukarıdan “ kuşbakışı ” hızlıca bir göz atalım. Atalım ki sonra konu ve sorunların bütün içindeki yeri kaybolmasın, ağaçlardan ormanı görememe durumuna düşülmesin. Ama önce karşı karşıya bulunduğum çok temel soruna ilişkin birkaç söz. Kullandığım kavramlar, örneğin Millet, Milliyetçilik, Din, Tarikat, Mezhep, Toplum gibi herkesin de kullandığı kavramlar. Ama bu kavramlara benim yüklediğim anlamlar ile bugün yaygın olarak insanların onlardan anladıkları tamamen farklıdır. Bu tamamen farklı anlamlar esas olarak şöyle bir farklılıkla tanımlanabilirler: Herkes bu kavramları normatif kavramlar olarak kullanıyor. Normatif, yani toplumu ve ilişkileri düzenleyen kav...

Politik Mücadele ve Bilim (Marksizm) - (Marksizmin Yeniden İnşası - 01)

Resim
İhtiyaçların bilimlerin ilerlemesine yüz üniversiteden daha fazla etki yaptığı Engels’in de ifade ettiği bir olgudur. Hatta bu önermeyi bir sosyolojik yasa olarak, genel eğilimi ifade eden bir teorem olarak tanımlamak daha da doğru olur. Bu öyle derinden bir ilişkidir ki, iki milyon yıl boyunca taş baltanın neredeyse hiç değişmeden aynı kalması, Sümerlerden modern kapitalizme kadar, yani şunun surası birkaç yüz yıl öncesine kadar, binlerce yıllık uygarlık tarihi boyunca, tekniğin ve doğa bilimlerinin çok sınırlı gelişmesi ve nihayet son birkaç yüzyılda ise artan bir ivmeyle devasa gelişmesi, bu tamamen ters gibi görünen genel eğilimler bu yasayla açıklanabilir. Ancak sadece doğa bilimlerinin ve tekniğin değil, Marksizmin, yani toplum biliminin evrimi de bu yasanın çerçevesinde açıklanabilir. Marksizm bir “ akademik disiplin ” değil, bir bilim , toplum bilim (sosyoloji) olduğu için, yani ezilenlerin mücadelelerine kendini veren insanların, (ki bu insanlar da yine, var olan, yaşa...