Kayıtlar

Blok Vekilleri Meclise Nasıl Dönmeli?

Resim
Blok vekillerinin meclise dönüp dönmeyeceği tartışılıyor. Bu tartışmalarda, BDP’lilerin de yüzünü çizdirmeyecek bir dönüş için, hükümetin de adım atması gerektiğinden söz ediliyor. Buna bağlı olarak da örneğin Erdoğan’ın “ Biz terörle mücadele ederiz, siyasi irade ile de müzakere ederiz Siyasete gelenle konuşuruz ama gelmeyenle konuşmayız ” şeklindeki sözleri, Hükümetin bir adımı olarak yorumlanıyor ve BDP’ye “ bakın işte Hükümet “PKK’ile aranıza mesafe koymadan görüşmeyiz”den, bu koşulu kaldırarak sizlerin siyasi olarak muhatap alınacağınız noktasına gelmiş ” diye yorumlanıyor ve “ haydi ne duruyorsunuz, dönün ” sonucu çıkarılıyor. Meclis’e dönüşü desteklemeyenler de buna karşılık “ ya dönerler ya da…” şeklindeki tehditler ve burun sürtmeye yönelik diğer beyanları öne çıkararak dönmenin doğru olmayacağını söylüyorlar. Bizce sorunu bu biçimde tartışmak daha baştan yanlıştır ve Blok vekillleri ve BDP sorunun bu yanlış biçimde tartışılmasına bizzat kendisi yol açmıştır. Şimdi ...

Seçimler, Blog Adayları ve Ertuğrul Kürkçü’nün Seçilmesinin Anlamı

Resim
Çok önceydi, daha seçimler gündemde yoktu, bir arkadaş grubunda, BDP’nin gelecek seçimlere de bağımsızlarla katılması gerekeceğinden ve bu sefer adayları belirlerken daha az hata yapacaklarından ve dışarıdan gösterilebilecek veya gösterilmesi gereken adayların kimler olacağından ve olması gerektiğinden söz ediyorduk. O zaman, özellikle seçilebilir yerlerdeki adaylar arasında olmasını dilediğim dört isimden söz etmiştim. Bunlar Ayhan Bilgen, Sırrı Süreyya Önder, Ertuğrul Kürkçü, Veysi Sarısözen idi.

Mısır Tahrir’e Uzaktan Yorumlar ve Öngörüler

Resim
Uzaktan Yorumlar (01) Mısır’da şu an (21.15) devrimin kaderi çiziliyor. Televizyonlardaki görüntülerden çıkarabildiğim kadarıyla, alandaki muhalifler hala çok az, hatta sayıları bile azalıyor ve Kahire Halkı o alana akmış ve feth etmiş değil. Eğer sonraki saatlerde durumda bir değişme olmazsa, devrimin bu ilk dalgası acı bir yenilgiyle son bulacak demektir. O alandaki gençleri büyük bir olasılıklar öldürüp, derdest edecekler ve ibreti alem için cezalandıracaklar. Sonra da sıra bütün diğer muhaliflere gelecek. Sabahleyin, alandaki direniş, Mubarek’in polislerinden ve lumpenlerden derlenmiş saldırganlarını püskürttü ve alının dışına sürdü. Ama onları peşine düşüp yok edemedi. Çünkü peşine düşecek gücü de yoktu kararlılığı da. Bu devrimi alanda savunmaya ve alanı korumaya zorladı. Bir devrimin intiharıdır savunmaya geçmek. Alanı savunmak bir bakıma devrimin savunmaya geçmesi demekti. Bu gidişi, ancak Kahire halkının Meydana akın akın gelmesi ve Mubarek’in adamlarını sokaklar...

Anayasa Referandumuna Sosyalistler Nasıl Yaklaşmalı?

Sosyalistler anayasa referandumuna nasıl yaklaşmalı sorusu öncelikle temel ve ilkesel düzeyde ele alınması gerekmektedir. Çünkü sosyalistlerin neredeyse hepsi hafıza kaybına uğramış ve eskiden bildiklerini ve öğrendiklerini bile unutmuş bulunuyorlar. O unutulmuş ve çok temel, tarihsel deneylerin “ağulardan süzülmüş” birkaç sonucunu kısaca hatırlatalım. Birincisi, sosyalistler ya da abdestinden emin olanlar, en güvenilmez, en kaypak ve en kalleş güçlerle, hatta ve hatta şeytanla bile ittifak yaparlar. Yeter ki bu ittifak ezilenlerin mücadelesine hizmet etsin. Hangi ittifakın hizmet edeceğinin ise reçetesi yoktur. Bu bütünüyle somut koşullara bağlıdır. İkincisi, pratik bir işte ve somut bir hedefte ittifak yapmak o ittifak yapılan güce karşı teorik ve ideolojik mücadeleyi durdurma anlamına gelmez. Aksine ne kadar yakın bir ittifak varsa o ittifak edilen güce karşı teorik ve ideolojik mücadele o ölçüde sert ve şiddetli olmalıdır.

Eleştiri Yıkıcı Olmalıdır!

Resim
Ertuğrul Kip arkadaş, her ne kadar bana hitaben değil, (ağır delikanlılar ve olgun insanlar öyle somut kişilere hitap etmezler, ortaya konuşurlar isteyen üzerine alır, öyle beş para etmez kişileri muhatap alıp adamdan sayıyor görünmenin de alemi yoktur zaten) ortaya “eleştiri, kısa, özlü, yapıcı olmalı” diye bir yazı yazmış. Biz de üzerimize aldık ve her ne kadar muhatabımız bizi muhatap almasa da biz onu muhatap alarak bir cevap verelim. * Evet, “ eleştiri yıkıcı olmalıdır ” demenin zamanı şimdi. Ne demek “ yapıcı ” eleştiri? Eskiden beri burjuvazi “ eleştiri yapıcı olmalıdır yıkıcı olmamalıdır ” bayağılıklarını tekrarlar ve biz sosyalistler bu bayağılıklarla alay ederdik. Şimdi artık sosyalistler başlamış bu bayağılıkları tekrarlamaya, unutmuşlar bütün devrimci gelenekleri. Lenin’de, Marks’ta, Engels’te bir tek kelime bulamazsınız “ eleştirilerin yıkıcı değil yapıcı ” olması gerektiğine dair. Bulamazsınız. Çünkü onlar böyle bayağılıklara pirim vermezlerdi. Onlar için...

Uzun Yazmak Üzerine Uzun Bir Yazı (Kısaltılmış Versiyon)

Resim
(…) Açık mektubunuza uzun yazdığım eleştirisiyle başlıyor ve şunları diyorsunuz: " ÇP tartışmaları sitesinde yazdıklarını okumaya çalışıyorum. Öncelikle yazdıkların çok uzun. Uzun yazılarınızda anlattığınız özü yakalayana kadar konunun bütünlüğü kaçırılıyor. Bu anlamda daha öz ve fazla uzatmadan söyleyeceklerinizi söyleseniz daha az yorucu olacak." Şimdi bu eleştirinizi ve bu eleştirinin ardındaki fikirleri, varsayımları ele alalım. Birincisi, politikada biraz tecrübe sahibi insanlar bilirler ki, biçimsel itirazların ardında daima içeriğe ilişkin itirazlar vardır. Dolayısıyla uzun yazdığım itirazlarının ardında da yazdıklarımın içeriğine ilişkin itirazlar vardır. "Uzun yazıyor" şikayetleri aslında o uzun olduğu söylenen yazılarda dile getirilen görüşlere karşı, ama bunu açıkça ifade etmek ve bu görüşlerle açık bir tartışmaya ve yüzleşmeye girmekten kaçınmayı sağlayan, içeriğe olan bir itirazı o içeriği tartışmadan ve gündeme almadan biçimsel itirazların ...

Liberaller (Taraf) ve AKP Ergenekonu ve Askeri Bürokratik Oligarşiyi Niçin ve Nasıl Destekliyor?

İlk bakışta yukarıdaki başlık saçma gibi görünebilir. Ama öz ve görünüm aynı olsaydı bütün bilim gereksiz bir şey olurdu. Bir çağ nasıl onun kendi hakkındaki yargılarıyla yargılanamazsa, politik eğilimler ve güçler de yargılanamazlar. Politik güçlerin deklare edilmiş amacları ile bu amaçlar için yaptıkları ve yapmadıkları arasında farklar ve çelişkiler vardır. Bu çelişkilere ve gerçekten yapılan ve yapılmayanların sonuçlarına bakıldığında ortaya çıkan Liberallerin ve AKP'nin nesnel olarak Askeri Bürokratik Oligarşiyi destekledikleridir. "Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarılma döşelidir".