Kayıtlar

#HAYIR’sız Gelişmeler - Kötü Kokular Geliyor

Resim
Bu aralar #HAYIR cephesinde iki ay öncesinin moral bozukluğu aşılmış, kendine güven ve Referandumda bir başarı beklentisi yaygınlaşmış bulunuyor. Bu elbet olumlu bir gelişmedir, ama bu eğilimin bir anda tersine dönme ihtimali ortadan kalkmış değildir. Hele son bazı gelişmeler alarm zillerini çaldırıcıdır. Bu nedenle, #HAYIR Meclisleri gibi aşağıdan örgütlenmelerin, #HAYIR cephesinin nasıl daha iyi örgütlenebileceği gibi sorunları; yine bu bağlamda karar almanın bir yöntemi olarak OYDAŞMA’yı açıklamaya kısa bir ara vererek, kötü kokular yayan gelişmelere dikkati çekmek gerekiyor. Er(doğan+genekon) ittifakı iktidarda kalmak için akla gelebilecek ve gelmeyecek her türlü provokasyonu yapmaya; her türlü cinayetleri işlemeye hazırdırlar. Yeter ki, imkân ve hareket alanı bulsunlar. Bunu yapabilecek operasyonel güç ve olanakları var. Onları tek sınırlayan, güç dengeleridir. Bu nedenle, uygun dengeleri bulduğunda referandumdan önce Erdoğan’ın her yolu deneyeceğinden emin olunabilir.

Dinlemek İçin - #HAYIR için Mücadele ve Kürt Özgürlük Hareketine Bir Program ve Strateji Değişikliği Önerisi

(Dinlemek için Okunmuş yazılar. İndirilerek veya online dinlenebilir. Okumak için zamanı olmayanlar için bir çözüm.) "Stratejinin önemini gösterebilmek için, toplumsal mücadeleler tarihinde son derece önemli ve tayin edici olmuş iki dramatik stratejik değişikliğe kısaca değinelim. Biri Ekim devrimi öncesinde, Lenin’in Sen Petersburg’ta Finlandiya istasyonuna indiğinde yaptığı strateji değişikliğidir. Diğeri Abdullah Öcalan’ın CIA-MOSSAD tarafından Türk devletine teslim edildiğinde, İmralı’da yaptığı strateji değişikliğidir. Her ikisi de olağanüstü zor koşullarda, hatta dayandıkları ve hatta büyük ölçüde kendileri tarafından oluşturulmuş örgütlerin alışılmış ezberlerine karşı ortaya koyulmuştur."

#HAYIR ve Azınlığın Hakkı

Resim
Dünkü “ #Hayır ve Azınlığın Üç Türü ” başlıklı yazımızda, aynı “ azınlık ” kavramıyla karşılanmasına rağmen, birbirinden mahiyetçe tamamen farklı üç tür azınlık olduğunu; birinci tür azınlığı ortadan kaldırmak için eşitlik ; ikinci tür azınlığı ortadan kaldırmak için eşitsizlik gerektiğini göstermiştik. Üçüncü tür azınlık ise, demokrasi kavramının kendisi tarafından ortaya çıkarılıyordu. Demokrasi, “ azınlığın çoğunluğa uymasını ilke olarak kabul eden rejim ” ise, tanımı ya da “fıtratı” gereği azınlık demokrasinin olmasza olmazı oluyordu. Yukarıdaki formülün dayandığı anlayışa dayanarak tersinden formüle edersek, tabiri caiz ise, “ demokrasi: azınlıkları ortaya çıkarma rejimidir ” bile denebilir. Burada bir çelişki ortaya çıkar. Demokrasi her şeyden önce bir oylama yapmak, yani azınlık ve çoğunluğu ortaya çıkarmak ise ve kararlar da çoğunluğun kabul ettiği oluyor ise, azınlığın hakkı ve ağırlığı ne olacak? Sıfır mı olacak? Bu sorunlu bir durum değil midir?

23 ŞUBAT 1917 Rusya'da Şubat Devrimi Başlamıştı.

Resim
23 ŞUBAT 1917 Rusya'da Şubat Devrimi Başlamıştı. Başlangıçta kadınlar vardı. Giderek daha fazla insan yürüyen kadınlara katıldı. Giderek savaşa ve Çara karşı sloganlar yükselmeye başladı. Ertesi gün 200.000 işçi genel greve gitti. 25 Şubatta Genel Grev. İşçiler Özyönetim organları olan Sovyetleri, (Şuralar, Meclisler) kurmaya başladı. Çar göstericilere ateş emri verdi. Onlarca kişi öldü. Gösteriler artarak devam etti. Tekrar ateş emrine ise askerler uymadı ve isyan edip halka katıldılar. Kritik noktaları ele geçirdiler. İşte o devrim böyle başladı. İkili bir iktidar oluştu. Bir yanda Sovyetler, Bir yanda eski parlamento (Duma).

dinlemek İçin - #HAYIR Diyenler Ve PKK’nın Tavrı

Sesli olarak dinlemek için. İndirilebilir veya online olarak dinlenebilir.

#HAYIR ve Azınlığın Üç Türü

Resim
Dün Demokrasi’nin hukukun geçerli olup olmaması (çünkü pek ala bir diktatörlük de hukuka dayanabilir) ve azınlık-çoğunluk ilişkisi olarak tanımlanmasının yanlışlığına değinmiştik. Elbet, bir teknik olarak veya hukuki olarak demokrasinin “a zınlığın çoğunluğa uyması ilkesine dayanan rejim ” olarak tanımlanabileceği; ama bu genel biçimiyle demokrasinin her türlü ırkçı ve faşist görülerle de uyuşabileceği; bu anlamda demokratların özel bir demokrasiden yana; haklar konusunda çoğunluğun karar alma hakkının olmadığı bir demokrasiden yana olmaları gerektiği ve böyle bir demokrasi tanımına dayanmaları gerektiğini kısaca ele almıştık. Soruna böyle yaklaşmamanın, mantık sonuçlarına gittiğinde demokrasinin reddine varacağı yani kendi bindiği dalı kesme sonucuna varacağını göstermeye çalışmıştık. Şimdi şu soruya gelelim. Teknik olarak, genel olarak ya da hukuki olarak demokrasi, “azınlığın çoğunluğa uyması ilkesini kabul” olarak da tanımlanabileceğinden; bu çoğunluk-azınlık ilişkisinde...

#HAYIR Cephesi ve Erdoğan’ın Antidemokratik Demokrasi Anlayışı

Resim
6 Haziran 2013 tarihinde, yani Gezi’nin ilk haftasında yazdığımız “ Erdoğan’ın Anti-Demokratik Demokrasi Anlayışı, Azınlıklar ve Ulusçuluk ” başlıklı yazıda şunları diyerek başlamışız söze: “ Recep Tayyip Erdoğan’ın demokrasi anlayışı, sadece içeriği bakımından anti demokratik değildir; demokrasi anlayışı bakımından da anti demokratiktir. Erdoğan’ın anlayışını eleştirmek isteyenler de maalesef demokrasi hakkında demokratik bir anlayışa sahip değildirler. Demokrasi hakkındaki anti demokratik anlayış, genel olarak demokrasinin anti demokratik bir sistemle uyuşabileceği gerçeğini kabul etmez ya da görmezden gelir. Çoğunluğun anti demokratik olabileceğini kabul etmez veya varsaymaz. Hâlbuki, demokratik demokrasi anlayışı, demokrasiyi sadece azınlık ve çoğunluk ilişkisiyle tanımlamaz, haklarla tanımlar; hakların ne olduğunu tartışır; hakları azınlık ve çoğunluğun karaları dışına koyar.