Kayıtlar

Barış İçin Akademisyenler, KHK Kurbanları, OHAL Kurbanları Ne Yapmalı?

Resim
Bugün en azından 15 Temmuzdan beri, ister “Darbeci”, ister “Fetöcü”, ister “PKK destekçisi”, ister “Terörist” vs. gibi gerekçelerle işinden atılmış, tutuklanmış,  malına mülküne el koyulmuş, aileleri ve yakınlarıyla birlikte milyonlara varan yurttaş eşi görülmemiş bir mağduriyet yaşıyor. Ama kimse bu mağduriyet yaşayanların bir araya gelmesi ve birlikte mücadeleye girmesi üzerine kafa yormuyor. Hatta bizzat bu mağduriyeti yaşayanlar bile. Bunu bizzat Barış İçin Akademisyenler’de bile gözlemek mümkün. Herkes kendi mağduriyeti ile ilgili, tıpkı “Herkesin #HAYIR’ı kendine” anlayışı gibi. Ama sorun sadece bu kadar da değil. Herkes referandum sonuçlarına odaklı bir bekleme içinde. #HAYIR propagandası ve kampanyaları yapmanın beklememe olduğu sanılıyor. Dolayısıyla temporal olarak referanduma odaklılık, toplumsal muhalefeti felç ediyor ve eğer böyle devam ederse, tam da bu nedenle, her şeyi referandum atına oynama nedeniyle, referandum büyük olasılıkla kaybedilecektir.

Kritik Kütle, Varyasyonlar (Viral Davranış), Schwarm (Sürü)

Aynı başlıklı yazının ses dosyası. Doğrudan da dinlenebilir; indirildikten sonra istendiği zaman da dinlenebilir. İçinde bulunduğumuz çağda sanal uzaydaki davranışlar ile gerçek uzaydaki davranışların ilişkisi ve karşılıklı etkilerinden hareketle bir kitle hareketinin bunlara dayanarak oluşması olasılığı konu ediliyor.

#HAYIR’ın Örgütlenmesi İçin Programcılara Çağrı

Resim
#HAYIR diyenler, gerçekten kitleselleşmek ve kitlesel bir hareket oluşturmak istiyorlarsa, devletin ve hükümetin internet ve sosyal medya alanındaki kontrolünü aşmak; onun işlevsiz kılmak veya sınırlandırmak için neler yapmak gerektiğine kafa yormalı ve bunu tartışmalıdırlar. Ne var ki, #HAYIR saflarında yer alan örgütlerin hiç birinin, geniş kitlelerin otonom örgütlenmesi; demokratik ve alternatif  bir ulusun yurttaşları gibi örgütlenmesi diye bir sorunları yok. Onlar kendi inisiyatifleriyle “Meclis”ler kuruyorlar ve eski örgüt kafasıyla, onları demokratik görünümlü, ama aslında kendilerinin yönlendirdiği yapılar olarak tutmaya özel dikkat ediyorlar. Yani örgütlü bir gücün örgütsüz çoğunluğa bireyler olarak söz ve kararlara katılma hakkı verdiği; ama tüm örgütlerin her biri özgür örgütlü veya örgütsüz bireyleri, eşit koşullarda yarışarak ve öyle kazanarak ağırlıkları oranında etkili olabilecekleri yapılar oluşturma gibi bir kaygıları yok.

Sesli olarak dinlemek için: "#HAYIR’ın Örgütlenmesinde İnternet ve Sosyal Medya..."

" #HAYIR’ın Örgütlenmesinde İnternet ve Sosyal Medya’nın Hükümetin Kontrolü ve Engellemesi Dışında Kullanılabilmesi İçin Somut Bir Öneri " başlıklı yazımız buradan sesli olarak dinlenebilir veya indirilip sonra dinlenebilir.

Referandumdan Vazgeçilmesi Olasılığı ve #HAYIR Diyenlerde Rehavet Tehlikesi

Resim
Sadece korku değil, cesaret de bulaşıcıdır. Ama sadece korku ve cesaret değil, rehavet de bulaşıcıdır. #HAYIR diyenlerin son bir ay içinde yenilgi ve sinmişlik psikolojisini üzerlerinden atarak, önce sosyal medyada ve sonra da gerçek hayatta daha görünür ve cesur olmaları dengeleri değiştirmeye başladı ve bunu elbet AKP ve Erdoğan’ın duyargaları (Anket şirketleri başta olmak üzere örgütten gelen diğer yankılar) tespit etmekte gecikmedi. Bunun üzerine önce yangından mal kaçırırcasına Meclis’ten geçirilen değişiklik bekletilmeye başlandı. Şimdi de RTE bekletiyor ve o kanattan, “ yol yakınken geri dönülsün, referandumdan vazgeçilsin ” türünden yazılar çıkmaya başladı.

#HAYIR Girişimlerinin Örgütlenme Sorunları – Bilimsel ve Politik Tartışma ve Karar Almanın Farklı Özleri ve Yapıları

Resim
Gezi’nin ve orada oluşan forum ve dayanışmaların geride hiçbir görünür birikim bırakmadan dağılışlarının temel nedenlerinden biri bilimsel ve politik tartışmaların temelden farklı özelliklerini dikkate almamalarıydı. Politik bir hareket olarak, bilimsel bir toplantının yöntem ve araçlarıyla bir sonuca ulaşmaya çalışıyorlardı. Bu da onların örgütlenmesini ve karar almasını olanaksız kılıyordu. Gezi üzerine sonradan yazılan literatür okunduğunda Gezi’nin bu temel zaafı üzerine neredeyse hiçbir eleştiri ve gönderme bulunamaz. Bütün Gezi literatürü Gezicilerin Gezi’ye bir övgüsünden başka bir şey değildir. Bu da aslında Gezi’nin öldüğü gerçeğinin bir görünümüdür. Çünkü canlı bir hareket kendisine övgü düzmez, kendi açmazlarını, sınırlılıklarını, yanlışlarını gündeme alıp tartışmaya ve onları aşmaya çalışır. Gezi başından beri kendine hayran Narsist bir hareket olarak kaldı.

#HAYIR Cephesi ve Boykotçular

Resim
#HAYIR cephesinde yer alabileceği veya alması gerektiği düşünülenler arasında bir de “boykotçular” var. Elbet bir evetçinin “boykotçu” olması veya sandığa gitmemesi iyidir. Bu 7 Haziran’da olduğu gibi Erdoğan’ın ikinci bir ciddi yenilgi almasını sağlayabilir. 7 Haziran zaferi bizlerin bütün güçleri harekete geçirebilmemiz kadar Erdoğan’ın bütün güçleri harekete geçirememesinin de sonucuydu. Muhtemelen bu Referandum’da da hangi cephenin tüm rezervlerini aktive edip cepheye sürebileceği sonucu belirleyici olacaktır. (#HAYIR cephesinde yılgınlık ve dağınıklık bulutları dağılır gibi oluyor. Hatta daha şimdiden çok tehlikeli bir rehavetin izleri bile görülüyor. Referandum’a kadar en küçük bir rehavete kapılmamak bu işin olmazsa olmazı.)