Kayıtlar

Kadıköy #HAYIR Forumu Değerlendirmesi - Gezi’den #Hayır’a

Resim
Birkaç gün önce yazdığımız bir yazıda , kendi bloğumuzun istatistiklerine de dayanarak,  #Hayır diyenlerin tabiri caiz ise “çaktırmadan” (Yani iktidarın tutuklamak, işten atmak vs. gibi keyfi uygulamalarına maruz kalmamak için, kimliğini açığa vurmamaya dikkat ederek sosyal medyada konuyla ilgili beğenme ve paylaşmaların düşmesi) çok büyük bir enerji topladığını ve hızla aktive olmaya hazır olduğu (Bloğa girişlerin adeta patlama yapması) gözlemini yapmıştık. Arada başkalarının da günlük hayatındaki gözlemleriyle benzer sonuçlara ulaştığını duyduk ve gördük. Bu gözlem elbet, #HAYIR diyeceklerin havuzu içinden bir gözlem olabilir. Ve muhtemelen öyledir de. Ama #Hayır diyenlerin kendi havuzunun içinde bile olsa, bu ruh hali değişimi, bu mücadeleyi kazanabilecekleri yönünde bir inancın ve mücadele etme azminin ortaya çıkması çok önemlidir. Son birkaç hafta içinde, genel psikolojinin çaresizlik, küskünlük, panik ve umutsuzluktan bir mücadele kararlılığına doğru dönüşüm göster...

Temel Kuvvetler, Yıldızların Oluşumu ve #HAYIR Diyenler

Resim
Sözlü meddah kültürünün yazılı bir biçimde zamana uyarak devam etmesinden başka bir şey olmayan “köşe yazarlığı”nın bir özelliği de hafta sonlarında genellikle politika dışı alanlarda yazı yazılması. Bunlar içinde de biraz doğu bilimlerine falan meraklı olanlar, bunu doğa bilimlerindeki veya teknikteki kimi yeni gelişme ve keşifleri anlatmak için kullanırlar. Neredeyse her gün #HAYIR cephesi ve sorunları hakkında yazıyoruz. Hani ne demişler “ Her zaman politikayla yaşanmaz ”. Biraz çeşni değiştirmek ve bu hafta sonunda gazete meddahlarının geleneğine uymak taktik olarak yararlı olabilir. Bu hafta da doğadaki temel kuvvetler ve Yıldızların oluşumu konusuna girelim. Buradan hareketle #Hayır cephesinin kimi temel sorunlarını ele almaya ve çözüm önerilerimizi sunmaya devam edelim. Ama yanlış anlamalara karşı başta bir uyarıyı öncelikle yapalım. Bu satırların yazarı, doğa yasalarından veya kimi paralelliklerden hareketle toplumun hareket yasalarının anlaşılabileceği ve toplums...

Hikmet Kıvılcımlı Kitabı Üzerine

Resim
Hikmet Kıvılcımı’nın seçme metinlerinden ve üzerine yazılardan oluşan bir “Hikmet Kıvılcımlı Kitabı ” dipnot yayınları tarafından yayınlanmış. Kitabı görmedim, elimde yok, okumadım. Bianet’te kitap hakkında Güney Çeğin’in bir tanıtma yazısı yayınlandı. Kitabın içeriğine ilişkin bilgim bundan ibarettir. Ama sanırım yine de o kitap üzerine birkaç söz etmem gerekir. Bu satırların yazarına yapılan muameleyi kitaba yapmayalım en azından. Niçin bir şeyler söylemem gerekiyor? Çünkü Türkiye’de ve dünyada Kıvılcımlı üzerine en çok ve sistematik yazı yazmış kişiyim ve belik de tek kişiyim. Yazdığım yazılar her halde en az iki üç yüz sayfa tutan bir kitabı doldurur. Bu kitabı, kitaplarımı kimse basmadığı için basabilmiş değilim ama bütün kitaplarım gibi dijital olarak herkesin bedava okuyum indirebilmesi için emre amadedir ve internette şu adresten indirilebilir: Kıvılcımlı Üzerine Yazılar (1975-2012 ) Ayrıca bu güne kadar, Kıvılcımlı hakkında herkesin son derece başarılı bulduğu...

#HAYIR’ın Biriken Enerjisi ve Korkusu

Resim
Son yıllarda kimse sorunları açıkça ortaya koyup tartışmaz oldu. Sanki zaaflar, sorunlar ortaya koyulsa, açıkça tartışılsa karşı tarafın eline silah verilecek; ona zayıf yönler gösterilecekmiş gibi bir korku var. Bu gereksiz ve anlamsız bir korkudur. Poliste bütün bildiklerini okuyup da Cezaevinde ifadesini veya iddianameyi arkadaşlarından gizlemek gibi bir şeydir. Aslında korkunun ardında, fosilleşmiş örgütlerin açık tartışmadan, eleştiriden ölümü görmüşçe kaçışları bulunmaktadır. Bugün sol örgütlerin ve hatta ülkenin entelektüel hayatının tepesindekilerin hepsi demeyelim ama ezici çoğunluğu, korkunç tutucudur ve var olanı yıkma değil, onu savunma modundadırlar, daha açık ifadeyle çürüme modundadırlar. Dinamik bir #HAYIR hareketinin oluşabilmesi ve başarıya ulaşabilmesi için, bu hareketin her şeyden önce bu yerleşik sisteme, yapılara ve geleneklere karşı da bir savaş vermesi gerekmektedir. Ancak böyle bir “iç savaşı” göze aldığı takdirde, “dış savaşı”, yani Erdoğan’ın diktatö...

#HAYIR ve Kritik Kütle

Resim
#HAYIR’ın kazanabilmesi için #HAYIR’ın bir kitle hareketi olması gerekiyor. Ama bu da yetmez, bir büyük sosyal hareket haline gelmesi gerekiyor. Ancak o zaman (Erdoğan diktatörlüğünün kendisine dayanarak evet almayı planladığı) taşlaşmış ve bu merkezi bürokratik oligarşinin egemenliğini sürdürmek için sürekli beton döktüğü, “kültürel fay hatlarını” aşabilir ve toplumdaki temel güçler arasında tektonik hareketlere, kıtaların yer değiştirmelerine yol açabilir. Ve ancak kitlesel bir sosyal hareket olduğunda ev ev dolaşmalar, kampanyalar, seferberlikler vs. başarı getirebilir; sandıklar ve referandum sonuçları kontrol edilebilir. Ama bir kitle hareketinin oluşması için önce başlayacak bir kritik kütle gerekir; büyümesi de belli bir kritik kütleyi aştıktan sonra tüm dengeleri sarsabilir. Ama bunun için de bu kavramların ve bu kavrayışın bir şekilde bilinmesi, yayılması ve üzerine düşünülmesi, gerekiyor.

#HAYIR Cephesinde “Eleştiri Silahı” ve “Silahların Eleştirisi”

Resim
Anayasa değişikliği teklifi Meclis’ten geçmiş bulunuyor. Değişikliğin kararlaştırılmasını geciktirmeye yönelik çok değerli olanaklar ve zaman yitirilmiş bulunuyor. Eğer bundan sonra aynı şekilde hareket edilmeye devam edilirse, #HAYIR cephesinin referandumda ağır bir yenilgi alacağı şimdiden öngörülebilir. Bu nedenle biz bütün eleştirilerimizi ve enerjimizi #HAYIR cephesindeki yanlışlara yöneltmek gerektiğini düşünüyoruz. Ve bir akım, bir görüş, bir örgüt bize ne kadar yakınsa veya biz ne kadar kendimizi ona yakın görüyorsak eleştirilerimiz o ölçüde sert olacaktır. İnsanların eşitliğinin düşmanları, kendilerine ve yakınlarına karşı fazlasıyla anlayışlı; hatta kayırıcı; kendilerine uzak ve karşı olanlara karşı acımasız ve gaddar olurlar. Sosyalistler ise, peygamberler ve evliyalar gibi, kendilerine ve dostlarına karşı acımasız ; kendilerine uzak olanlara ve hatta düşmanlarına karşı anlayışlı ve toleranslı olurlar.

PKK’ya Açık ve Acil bir Çağrı

Resim
Hiç lafı uzatmadan damardan girelim. PKK derhal, TAK veya benzerlerinin yapacağı şiddet hareketlerinin, Erdoğan’a; kurmak istediği İslamcı-faşist dikta rejimine ve Türk devletindeki faşist, ırkçı ve de Ergenekoncu güçlere hizmet edeceğini; yapılacak böyle hareketleri tasvip etmeyeceğini; kendisiyle hiçbir bağı olmayacağını; bu tür eylemlerin doğrudan Erdoğan’ın ve şu an Erdoğan’la ittifak halinde bulunan Türk devletinin içindeki en inkârcı, ırkçı faşist ve kanun dışı güçlerin provokasyonları olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ilan etmelidir. Ve bunu hiç geciktirmeden yapmalıdır. PKK böyle bir açıklama yaptığı takdirde, Türkiye’deki demokratik güçlerin; gelen faşist dikta rejimine hayır diyenlerin ve demek isteyenlerin, önümüzdeki iki ay içinde verecekleri ölüm kalım mücadelesinde, en azından olumsuz bir işlev görmekten kendini korumuş olur.