Kayıtlar

Demokrasi Nedir? Bir Anlayamamaya Çalışma Denemesi (1)

Resim
Bir iki gün önce “ Radikal Demokratik Bir Hareketin Oluşabilmesinin Sorunları ve Bir Öneri ” başlıklı yazımıza yankı veren, “ T.C. Vatandaşı ” rumuzlu bir okur “ Ne demektir Demokrasi? Demokrasiden ne anlamalıyız? ” diye sormuş? Bu soruyu vesile ederek demokrasinin ne olduğunu anlamaya çalışalım. Ama “ bir şeyi anlamanın en iyi yolu önce onu anlayamamakla işe başlamaktır ” diye bir söz, hatta bir metodolojik ilke vardır. Bu nedenle önce anlayamamaya çalışalım. Tabii biz demokrasinin ne olduğunu anlamaktan söz ederken, bundan onun sosyolojik olarak ne olduğunu anlamayı anlıyoruz. Amacımız bir bakıma sosyolojik bir demokrasi tanımına veya kavramına ulaşmaktır. Tabii bizim Sosyoloji ’den anladığımız Marksizm olduğundan ve bilinen bütün sosyolojilerin bilim değil, ideolojiler olduğunu düşündüğümüzden, sosyolojik olarak Demokrasinin ne olduğunu anlamaya çalışmak; Marksist bir demokrasi teorisine ulaşma çabası olarak da tanımlanabilir.

Radikal Demokratik Bir Hareketin Oluşabilmesinin Sorunları ve Bir öneri

Resim
Doğa milyonlarca yıllık deneme yanılmalarla aynı sonuca ulaşan bir çok farklı yollar, stratejiler olduğunu defalarca göstermiş bulunuyor. Örneğin karşı tarafın ilgisini çekecek göz alıcı renklere, hücrelerdeki pigmentler aracılığıyla da ulaşılabilir; farklı dalga boylarındaki ışığı kırıp yansıtma aracılığıyla da. Bunların her birinin kendine göre avantaj ve dezavantajları vardır. Yumurtayla üremek de bir stratejidir; memeli veya keseli üremek de. Milyonlarca yumurta bırakarak da soyun devamı sağlanabilir; birkaç yumurtaya yoğun bir bakımla da. Toplumda da belli bir amaca yönelik olarak bir çok farklı yollar ve stratejiler bulunabilir. Matematikçilerin diliyle, “bir doğruya dışındaki bir noktadan sonsuzca paraleller çizilebilir”. Ama verili koşullar göz önüne alındığında, belli bir anda, sonsuz sayıdaki olanaklar arasında sadece bir tanesi gerçekten “paralel”dir.

Strateji, Seçimler, Çıkarsamalar ve HDP

Resim
Seçimlerden sonraki son yazımızı şu soruyla bitiriyorduk: “ Önce olduğu gibi, seçimlerden sonra da sorun şudur: Ulusun Türklük ve Müslümanlıkla tanımlanmasına son verecek; pahalı ve baskıcı, militarist ve merkezi bürokratik devlet cihazını parçalamayı ve tüm iktidarın seçilmiş organların elinde olduğu; isterse bir köyün bile ayrılabileceği demokratik bir cumhuriyeti kurmayı açıkça savunan bir hareket; bir parti nasıl oluşturulabilir? ” Ve şimdiye kadar yapılan tecrübelerinin sonuçlarını (Kürt Hareketi’nin sınırlılıkları; Gezi’nin hazırlıksızlık, birikimsizlik, programsızlık ve örgütsüzlüğü; HDP ve Türk sol örgütlerinin bürokratik ve dogmatik yapısı) sıraladıktan sonra yapılacak ilk işin  “ tüm düzeylerde, tüm kamuoyuna açık, herkesin katılacağı tüm yayınlarda ve organlarda açık olarak sürdürülecek bir tartışma ” açmak olduğunu yazmıştık.

Atom Egoyan İle Bir söyleşi ve Ararat Filmi Üzerine Bir Yazı

Resim
Radikal’de başlığı “Hrant Dink Ararat’ı hiç beğenmemişti acaip tartışmıştık” olan  yazı  hemen ilgimi çekti. Çünkü yıllar önce Almanya’da Ararat ’ı izlediğimde bir yazı yazmıştım. Hrant Dink filmi beğenmemiş. Hrant’ın aksine filmin beğenilecek birçok yönü olduğunu düşünüyordum ama yine de beni rahatsız eden bazı yanlar vardı. Ama bunları yazmamış ve yazamamıştım. Çünkü ben elimde olmadan egemen ve katleden ulustandım. Bu gibi eleştirileri yazmak bana düşmezdi. Birden bire egemen ulustan biri olarak imtiyazlarımı savunuyor ve onlara kılıf buluyor durumuna düşebilirdim. Kaldı ki, filmin gösterimi bile yasaklanmıştı. Bize düşen ancak bu yasaklamaya karşı birşeyler yazmak olabilirdi.

21. Yüzyılda Din

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Bilim Sanat Yaşam Söyleşileri bağlamında  21. Yüzyıl'da Din başlığı altında Demir Küçükaydın'ın yaptığı söyleşinin iki bölüm halinde videoları. Tarih: 26. Mart 2014, Yer: A.Ü.S.B.F, Şeref Salonu. Birinci Bölüm: http://www.dailymotion.com/video/x1lhvgt_demir-kucukaydin-21-yuzyilda-din-bolum1_school İkinci Bölüm: http://www.dailymotion.com/video/x1lhwu1_demir-kucukaydin-21-yuzyilda-din-bolum2_school

Seçim Sonuçları ve Somut Öneriler

Resim
Seçim sonuçları demokratik özlemlere dayanan ama demokratik bir programdan yoksun demokratik olmayan bir muhalefet ve sosyal kazanımlara dayanan ama sosyal olmayan bir iktidar tablosu çizmiş bulunuyor. Bu tablo aynen Gezi’de de görülüyordu. Demokrasi her şeyden önce Ulusun ya da Devletin ya da Politik olanın sınırları ve tanımıyla ilgilidir. Demokrasi her şeyden önce eşit yurttaşları ve onların haklarını varsayar. Ama yurttaşlık, yani ulus, yani politik olan, yani devlet, Türklükle ve Sünni Müslümanlık ile tanımlanmışsa, orada demokrasiden söz edilemez; çünkü artık eşit yurttaşlardan süz edilemez. Türk olmayan veya kendini öyle görmeyenlerden alınan vergilerle Türkçe eğitim zorunlu olarak sürdürülüyorsa. Hele bu dille sınırlı kalmayıp, ırkçı bir tarih anlayışıyla da destekleniyor ve her alanda fiili olarak uygulanıyorsa, orada demokrasiden söz edilemez.

Hikmet Kıvılcımlı’nın Yarım Yüzyıl Önce Bugün İçin Yazdığı Bir Yazı: neden Böylesine Coşarlar?

Resim
Yarım Yüzyıl önce Hikmet Kıvılcımlı’nın Türkiye’nin Ekonomi ve Politikasına yönelik olarak 1965’teki seçimler vesilesiyle yaptığı analizi aktarıyoruz. Sanki bugün için yazılmış gibi. Yarım yüzyılda hiçbir şeyin değişmediği çok daha iyi görülüyor. Bugünkü Türkiye’nin ekonomi temeli ve politikasını anlamak için nefis bir yazı. Ayrıca edebi olarak da tadına doyum olmaz bir yazı, ama bazı lezzetleri tadabilmek belli bir gayret gerektirir. D.K. 31 Mart 2014 Pazartes i Neden Böylesine Coşarlar? Hikmet Kıvılcımlı Seçim kampanyası açıldı. Türkiye’de hiçbir “İŞ” seçim kadar heyecan ve ter döktürmüyor. Çünkü seçim, yalnızca bir “SEÇİM” değil, aynı zamanda en büyük “İŞ”tir. Amerikalı “İş adamı”nın güttüğü anlamda bir “İŞ”, işverenin “İş Bankası”, İşçinin son yıllar Devlet zoruyla haraca bağlanışı demek olan sendikacı “Türk-İş” gibi