Kayıtlar

Sosyalistler Niçin “Sınıf” Değil de “Kimlik Politikası” Yapmalıdırlar? (Erken Seçim, Demirtaş’ın Soruları, A. D. Topuz’un “Alevilik, kimlik ve eşitlik” Yazısı Üzerine)

Resim
  Aslında bu yazıda kısaca erken seçim konusunu ele alıp, erken seçimin, sadece iktidarın değil, muhalefetin de çıkarına olmadığı; ama erken seçim istermiş gibi yapmanın muhalefet partilerinin (ve de iktidarın) çeşitli derecelerde çıkarına olduğu; bunun söz ve davranışlarda nasıl ifadesini bulduğu; gerçekten böyle niyeti olan bir partinin veya hareketin nasıl, hangi parolalar ve mücadele biçimleriyle hareket edeceği veya etmesi gerektiği konusunu ele alacaktım. Ancak bu analizden şu an kendi davranışımın ne olması gerektiğini düşününce, nasıl olsa olayların gelişimini etkileme gücüm olmadığı ve olayları yorumlamakla yetinmenin gazetecilerin işi olduğundan hareketle, bu konuyu değil de örneğin, olası bir seçime ilişkin olarak, Demirtaş’ın “ Türkiyeli solculara basit sorular sorup, soruları(n)a basit yanıtlar ” [i] istediği soruları ve cevaplarım üzerine yazayım bari, böylece Demirtaş’ın mektubunun tartışılmasına ve „gündem olmasına“ da bir katkım olabilir diye düşündüm.

Helalleşme Yetmez (Ama Tam Aksi Anlamda): İktidara Barışçıl bir İktidar Değişimine Razı Geldikleri Takdirde Hukuki Yollara Başvurulmayacağına Dair Bir Teklif de Yapılmalıdır

Resim
  Helalleşme üzerine yazılmamış bir şey yok. Ama neredeyse hepsi demokratikleşme yolunda iyi gelişmelerin bir başlangıcı, daha ileriye gitmek için bir adım, Türkiye’nin bu kutuplaşmadan çıkması için gerekli bir adım vs. olarak görüyorlar ve öyle destekliyorlar. Biz ise başka bir gerekçeyle geriye doğru atılması gereken ikinci bir adımın ilk adımı olması gerektiğini düşünüyor ve bu anlamda olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyoruz Ne demek istiyoruz? Hellaleşme iktidarı köşeye sıkıştırması, hareket alanını daraltması, tecrit etmesi nedeniyle olumludur. Sonuçları konusunda hiç hayale kapılmamak gerekir. Bu politika “demokratikleşme” veya “hukukun geri gelmesi” veya “parlamenter sisteme geçilmesi” vs. ile sonuçlanacağı için değil, (böyle olmayacaktır. Bunu sağlayacak program, güçler vs. yok) çok daha kötüye doğru bir gidişi engelleme yönünde bir hamle olduğu için olumlu bulunabilir.

Demir'den Kapılar: Helal Olsun!

Demir'den Kapılar: Helal Olsun! : Kılıçdaroğlu sözlerini, Pers/İran uygarlığının binlerce yıllık birikimini damıtmış Mevlana’nın dizeleriyle bitirmiş “ Dünle birlikte gitti c...

Helal Olsun!

Resim
Kılıçdaroğlu sözlerini, Pers/İran uygarlığının binlerce yıllık birikimini damıtmış Mevlana’nın dizeleriyle bitirmiş “ Dünle birlikte gitti cancağzım ne varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım. ” Biz söze onun sözlerini bitirdiği yerdern başlayalım. Şimdilerde, yani modern veya modern ötesi (postmodern) zamanlarda, sözü tam hatırlayamıyorum ama, anlamca, Mevlana’ya ya nazire edercesine “ dünün güncel gazetesi bugünün çöp paketidir ” diye bir söz var. Yeni sözlerin bile bir günde veya Twitter’da birkaç saat, hatta dakikada, çöp olduğu bir dünyada, yeninin dolayısıyla herşeyin “ ışık hızıyla ” eskimesinin, bu giderek hızlanan ve Borges’in yaşayamadığı için ömrünün sonunda pişmanlığını anlattığı şiirler yazdığı An ’ı bile yaşamayı olanaksız kılan bu diktatörlüğünde, “ yeni şeyler söyleme ”nin kendisi bile

Kıvılcımlı'nın ölümünün 50. Yılı Vesilesiyle Kıvılcımlı'yı Anmaların Somut Anlamı Üzerine

Resim

Ali Karşılayan'la Söyleşi

Resim
(Daha önce Aliağa Rafineri İnşaatında, işçilerin köleleştirilmesi koşullarına karşı verilen mücadele hakkında bir dergi için röportaj yapılmıştı.Onu aynen gönderiyorum.. A.K.) Yapı işçilerinin mücadele önderlerinden İsmet Demir’in (1970-TPAO Aliağa grevi) anılarında isminiz geçiyor. Sizin bu konuda anılarınız var mı? Evet. Teşekkür ederim. Sanki bir aile yakını gibi, unutamadığım şahsiyetlerden biri. Benim 16–17 yaşında, kişiliğimin belirginleştiği yaşlarda tanıdığım bir toplum önderi... İlk ne zaman tanıştınız? İstanbul’da üniversite öğrencisi olan abimin, evimize onunla beraber geldiği bir akşam tanıdım. Ailecek beraber idik. Abim “Sendika Başkanı” diye tanıtmıştı. Ben çok heyecan duymuştum. İsmet ağabey diyordu. Pantolonu ve gömleği ütülü değildi.

Kurban Bayramının Ekonomi Politiği

Resim
Bir toplumun refah ve zenginlik düzeyini emek üretkenliğinin yüksekliği belirler; emek üretkenliği ise son duruşmada, daha büyük ve başka enerji kaynaklarının üretim sürecine katılması demektir. İnsanlık tarihi ve insanlığın yaşadığı belli başlı toplum biçimleri, temel enerji kaynaklarına göre de sınıflanabilir ve bu tamı tamına farklı üretim biçimlerine de denk düşer. Kabaca insanın kol ve kas enerjisine dayanan üretim “ Avcılık ve Toplayıcılık ”; bitki ve hayvanların ehlileştirilmesiyle birlikte, adeta güneş enerjisine dayanan organik robotlarla yapılan üretim “ Neolitik Devrim ” sonrası küçük köylü üretimi; bunlara ek olarak rüzgâr ve su gücü klasik tarıma dayanan “ kapitalizm öncesi klasik devletli, yazılı, paralı uygarlık ”; fosil yakıtların enerjisine dayanan üretim de modern “ kapitalist uygarlık ” veya üretim biçimi olarak sınıflanabilir.