25 Ocak 2023 Çarşamba

Pervin Buldan ve Mithat Sancar’a Açık Mektup – Akşener’in Tuzağına Düşmeyin, Onu Kendi Tuzağına Düşürün

Sayın Buldan ve Sancar,

Bu mektubu “açık mektup” olarak yazmamın sebebi aynı zamanda üzerinizde bir kamuoyu baskısı da oluşturmaya, sizi köşeye sıkıştırmaya ve izlediğiniz çizgiyi değiştirmeye zorlamaktır.

Durum çok kritik ve siz, kendinizin ve temsilcisi bulunduğunuz hareketin de yenilgisine yol açabilecek ölümcül hatalar yapıyorsunuz ve böyle giderse daha ölümcüllerini yapacaksınız.

Bir yanlış anlamayı engellemek için şunu da ekleyeyim ki, meşrebimce dostlar eleştirilir, düşmanlarla savaşılır, tutarsızlarla, yalpalayanlarla, güce tapan ilkesizlerle vs. s ittifaklar yapılır. İttifaklar da somut işler ve hedefler için yapılır. Dostlarla ittifak yapılmaz, dostlar eleştirilir. Dost ne kadar yakın ise eleştirinin dozu o kadar sert ve acımasız, o kadar gaddar olmalıdır.

Bu anlayışa uygun olarak, size, sizleri çok yakın gördüğüm için, eleştirilerimin ve seçtiğim sözcüklerin sertliğini, acımasızlığını dostluğumun bir nişanesi olarak alın.

*

Önce acilen birlikte atmanız gerekin iki adımı ifade edeyim.

1)  Ayrı bir aday göstermekten vazgeçin ve bunu derhal ilan edin.

2)  Altılı Masa’ya ve onların içindeki en anti demokratik, en HDP düşmanı ve aslında İktidarın ve devletin en militer, güvenlikçi, yayılmacı  kanatlarının Altılı Masa içindeki uzantısı, beşinci kolu olan Akşener ve Partisinin bile reddedemeyeceği bir ismi veya isim belirleme yöntemini, (hiçbir görüşme veya tanınma gibi bir koşulu öne sürmeden, başka hiçbir şey talep etmeden) Altılı Masa bu kişi veya yolu kabul eder veya aday gösterirse, aday göstermeyeceğinizi,  hiçbir şey talep etmeden bu adayı veya yolu destekleyeceğinizi Altılı Masa’nın toplantısından önce kamuoyuna açıklayınız.

3)  Bunu yapabilmek için gerekirse partinizin yetkili organlarını ve müttefiklerinizi derhal olağanüstü toplantıya çağırınız.

*

Neden acilen böyle davranmanız gerekiyor?

Çünkü, derhal bu adımları atmayıp, böyle davranıp bugüne kadar yaptığınız açıklamalar çizgisinde (“Bizimle görüşün ortak aday belirleyelim, yoksa ayrı aday göstereceğiz” çizgisi) devam ederseniz, İyi Parti’nin ve Akşener’in size ve dolayısıyla tüm muhalefete kurduğu tuzağa düşeceksiniz, daha doğrusu düştünüz ve oradan çıkamayacaksınız.

Bir an için aklınızdan çıkarmamanız gereken bir gerçek var.

İyi Parti’nin amacı ve belirlediği acil hedef, Erdoğan’ın Yenilgisi değildir.
Devletin bugünkü politikaları için kendisinin Bahçeli’den daha iyi bir partner olacağını göstermek ve partner olarak kabul edilecek güce ulaşmaktır.

Ne yazık ki, Muhalefeti destekleyen bütün analizciler, yorumcular, gazeteciler bu açık gerçeğin üzerinden atlayarak, Akşener’in amaçlarının hizmet eden basit birer araç oluyorlar.

Eğer amacı gerçekten Erdoğan’ı yenmek olsa, HDP gibi, desteği kazanılmadığı takdirde Erdoğan’ın yenilemeyeceği bir partinin tecrit edilmesini, o varsa biz yokuz demesini açıklamanın olanağı yoktur.

İyi Parti ve Akşener, demokrasi düşmanı ve HDP’nin düşmanı olabilir ama Erdoğan’ı oradan uzaklaştırmayı esas hedef belirlemiş olsa, pek ala bu hedefe ulaşmak için düşman bildiği HDP ile geçici bir iş birliğinin yolunu tıkamaz ve onu devlet politikasına uygun olarak muhalefet içinde tecrit etmeye çalışmazdı.

O halde, aydınların ve gazetecilerin kabul etmek ve ettirmek istediklerinin aksine İyi Parti ve Akşener, Erdoğan’ın yenilmesini esas hedef olarak benimsememekte, hatta Erdoğan’ın yenilmesini engellemek için Altılı Masa içinde bulunmaktadır.

Bu iki kere iki dört edercesine açık bir gerçekliktir.

Bunun şöyle bir mantık sonucu da vardır: Akşener ve Partisi, nesnel olarak sadece HDP’nin tecridi için değil, Erdoğan’ı yenebilmek için bir araya gelmiş Altılı Masa’nın da yenilgisi için çalışmaktadır.

Şu an Altılı Masa, İyi Parti’nin elinde bir rehine durumundadır.

*

Bu durumda HDP kurmaylarının, oyununun ne olduğunu doğru tespit etmek, Akşener’in oyununu bozmak ve onu kendi oyununa getirerek etkisiz kılmak için, nasıl bir yol izlemek gerektiğini acilen gündeme alması gerekmektedir.

HDP tarafından şu ana kadar yapılan hamleler, yani “bizimle müzakere edilmezse, biz cepte keklik değiliz, bizimle müzakere yapılmazsa biz de ayrı aday gösteririz” şeklindeki açıklamalar, fiilen İyi Parti’nin ve Akşener’in oyununa gelmektir ve onun hareket alanını çok genişletmiş, seçimlerin kaderini İyi Parti’nin eline vermiş bulunmaktadır.

Çünkü Akşener, Altılı Masa’ya HDP varsa biz yokuz türü dayatmalar yaparak, sizi “cepte keklik” olmadığınızı gösterecek hamleler yapmaya zorladı.

Siz de bu oyuna düştünüz ve böylece ilk turda aday göstereceğiz dediniz.

Bunu bir blöf olarak, bir taktik olarak, Kılıçdaroğlu’nun aday gösterilmesini sağlamak için, onları sizinle görüşmeye zorlamak için, söylemiş olsanız bile, Akşener’in eline ilk turda, adaylığını istediğiniz Kılıçdaroğlu’nun adaylığını desteklemekten kaçması için bir silah verdiniz.

Yani aslında kendi gizli (kaldı ki Ahmet Türk gibiler açıkça da ifade etti, Kılıçdaroğlu’nun aday olursa destekleneceğini) hedefinizi de ulaşılmaz kıldınız.

Çünkü Akşener’in tuzağını daha rahat kurabilmesi için, Kılıçdaroğlu’nun adaylığını reddetmesi için yeni bir bahane verdiniz.

Ona, “HDP ayrı aday çıkarıyor, bu durumda Altılı Masa ilk turda ortak aday çıkarsa bile çoğunluk sağlanamayacağından, ilk turda çoklu adayla seçime gidelim” bahanesini verdiniz.

Böylece “Kılıçdaroğlu aday olmasın kazanamaz” itirazını bile kullanmasına gerek kalmayacak, çoklu adayla birinci turda Erdoğan’a karşı ortak aday gösterememenin suçu HDP’nin sırtına yüklenmiş olacaktır.
Birinci oyuna geliş budur.

İkinci oyuna geliş de şudur.

Akşener ve partisinden çeşitli kişiler, daha önce çeşitli biçimlerde, Kılıçdaroğlu’nun ortak aday gösterilmesine “kazanamayacağı” gerekçesiyle karşı olduğunu ifade etti veya bu görüşü sızdırdı ama bunu hiç açık bir görüş olarak ifade etmedi.

Ayrıca Erdoğan karşısında en çok oy alabilen Mansur Yavaş’ın, eski ülkücü geçmişi nedeniyle, aslında gönlündeki aday olduğu gibi bir izlenimi de yaratmaktan geri kalmadı.

Böylece sizi Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye ve Yavaş’a karşı bir tavır koymaya zorladı.

Bunlar da düşünülmüş planlı hamlelerdi.

Ülkücü geçmişi olan Mansur Yavaş’ı gönündeki adaymış gibi göstererek, HDP’nin onu desteklememesini bunu açıklamasını ve böylece Erdoğan karşısında en güçlü adayın, adaylık yarışının dışına düşürülmesini sağlamayı amaçlıyordu.

HDP, “Mansur Yavaş sözünün ardında durmadı” diyerek (Sanki destekleneceği söylenen Kılıçdaroğlu durmuş gibi, Kılıçdaroğlu’nun yaptıkları unutularak) Yavaş bizzat HDP tarafından yarışma dışına itildi. Kendi yapmak istediğini size yaptırttı.

Bunun oyun olduğunu anlamak için başta belirttiğimiz şu gerçeği bir an için bile akıldan çıkarmamak gerekiyor: Akşener’in Erdoğan’ın yıkılması gibi acil ve kesin bir hedefi yoktur, aksine iktidarın muhalefet içindeki uzantısıdır, beşinci koludur.

Yavaş, Erdoğan’ı yenebilecek tek isim olarak kalmışken, böylece oyunun dışına itildi. Hem de bizzat Akşener’in oyununa gelen HDP eliyle. HDP yine Akşener’in tuzağına düştü.

*

Gelelim Kılıçdaroğlu'na.

Bir yandan Kılıçdaroğlu’nun kazanamayacağını söyleyerek, ilerde Kılıçdaroğlu’nun tek aday gösterilmesinin yolunu tıkadığında suçlanmamanın yolunu biz önceden uyarmıştık demek için açık bıraktı, diğer yandan, HDP’nin, Akşener Kılıçdaroğlu’na karşıysa Kılıçdaroğlu’nu destekleyelim, ondan yana ağırlık koyalım tuzağına düşmesini sağladı. HDP de bu tuzağa düşerek, açık veya gizli, Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekleyeceği mesajını verdi.

Ama bu aynı zamanda Kılıçdaroğlu’na da HDP aracılığıyla kurulmuş bir tuzaktı.

Çünkü HDP’nin bu destek sinyalini alan Kılıçdaroğlu böylece başkan adayı ve başkan olma ihtirasını Altılı Masa’ya dayatabilmek için güçlü bir gerekçe bulmuş oldu.

Bu durumda Altılı Masa toplantısında Kılıçdaroğlu, bakanlıklar veya vekillikler vererek kendine angaje ettiği diğer küçük partilerin desteğiyle de, bakın beni HDP de destekliyor ben adaylığımı koyuyorum dayatmasını yapma tuzağına düşmüştür.

Ama Akşener ve İyi Parti gayet kolaylıkla, şimdiye kadar kendilerini hiçbir şekilde bağlamadıkları için, rahatlıkla, biz başından beri Kılıçdaroğlu’nun seçilemeyeceğini söyledik, bizzat bizim tabanımız Kılıçdaroğlu’na iyi bakmıyor, bunu onlara kabul ettiremeyiz, onları sandığa götüremeyiz diyerek ilk turda Kılıçdaroğlu’nun tüm muhalefetin ortak adayı olarak seçime gidilmesini de engelleyebilecektir.

Ya da belki usulen kabul edip fiilen fazla bir destek vermeyerek yine Erdoğan’ın kazanması gibi bir çizgi de izleyebilir. Çünkü İyi Parti destekçileri oy vermediği takdirde, Kılıçdaroğlu yine kazanamaz. Kaldı ki, tabanda gerçekten de Kılıçdaroğlu’nun adaylığına ciddi bir itiraz var.

Görüldüğü gibi, HDP’nin

a)   Yavaş’a oy vermeyiz

b)  Ayrı aday göstereceğiz

c)   Kılıçdaroğlu aday gösterilirse ortak adaya varız yönlü açıklamaları Akşener’in eline şu silahları vermiş bulunuyor:

a)   HDP ayrı aday çıkarıyor nasıl olsa birinci turda sonuç alamayız, çok adayla seçime girelim

b)  Kılıçdaroğlu kazanamaz, HDP oy vermeyeceğini söyledi Yavaş da kazanamaz. Bu durumda

a.    Yine ilk turda çoklu seçime gidelim en çok oy alacak olanı gösterelim. (Kılıçdaroğlu ikinci tura kendisinin kalacağını düşüneceğinden buna hiç itiraz etmeden kabul edebilir.)

b.   Ne yavaş ne de Kılıçdaroğlu kazanamaz, İmamoğlu’nu gösterelim (Böylece son derece tutarsız, duruşu belirsiz, kaderi Erdoğan’ın iki dudağının arasında bir aday olan İmamoğlu ile tüm muhalefetin sermayeyi kediye yüklemesini sağlamak.)

c.    Kılıçdaroğlu’nun ortak adaylığını kabul etmek ama fiilen üyelerini seferber etmeyerek, sürekli sorunlar çıkararak yine Erdoğan’ın zaferini sağlamak.

Bütün bu akıl yürütmeler olasılıklar, Akşener ve Partisini Erdoğan iktidarını gerçekten yıkmak isteyen bir Akşener ve İyi Parti olduğu varsayımından hareketle hesap yapanlara saçma görünebilir

Ama bize düşen, Akşener ve partisinin, zerrece Demokrasi diye bir derdi olmadığını ve buna bağlı olarak da Erdoğan’ı yenmeyi olmazsa olmaz görmediğini bir an için bile olsun unutmamaktır.

Bu, gerçek olandır, verili olandır, gönülde yatan değildir.

O halde HDP bu oyunu bozmak için ne yapmalıdır?

*

Yazının başında dediğimiz gibi esas hedef, Akşener’in oyununu bozmak ve onu kendi kurduğu tuzağa düşürmek olabilir.

Bu hala mümkün müdür?
Evet.

Nasıl?

HDP, önümüzdeki Altılı Masa toplantısından önce, şu kişi ya da biçim kabul edildiği takdirde, Altılı Masa’nın adayını ilk turda muhalefetin ortak adayı olarak destekleyeceğini ve ayrı aday göstermeyeceğini kamuoyuna açıklamalıdır.

Kişi veya biçim ne olabilir?

Kolaylık olsun diye Kişi önerisini önce belirteyim.

Kişi önerirken Akşener’i kendi oyununa getirmek, ona kaçacak delik bırakmamak esas alınmalıdır. Keza Kılıçdaroğlu’nun da reddedemeyeceği bir kişi olmalıdır.

Ortada bu özelliğe sahip bir tek kişi kaldı: Mansur Yavaş.

HDP, herkesi ters köşe yaparak, İyi Parti’nin ve CHP’nin hayır diyemeyeceği Mansur Yavaş’ı, Altılı Masa aday gösterdiği takdirde destekleyeceğini ilan etmesi, “Erdoğan’ın yenilmesi için, biz bize düşen sorumluluğu göstererek, kendimize en yakın olanı değil, en uzak olanı, en geniş kesimlerin oyunu alabileceği ve tüm anketlerin gösterdiği gibi kazanması en kessin olduğu için Mansur Yavaş’ın adaylığını destekleriz ve aday göstermeyiz” diyebilir ve demelidir.

Bunu dediği takdirde Akşener köşeye sıkışır. Eski bir ülkücü olduğundan ve aslında hiç istememesine rağmen, kasıtlı olarak ister görünür izlenimi yarattığından, Yavaş’ın Altılı Masa’nın adayı olmasına karşı çıkamaz. Köşeye sıkışır.

Bu öneriye Kılıçdaroğlu ve CHP de karşı duramaz.

Çünkü Mansur Yavaş zaten CHP’li olduğu, HDP önerdiği ve İyi Parti de kaçış yolu tıkanıp oy vermek zorunda olduğu için, bu iki partinin onay verdiği bir adayın, seçileceği kesindir.

Böylece İyi Parti’nin bütün tuzağı bozulmuş ve kendi kurduğu tuzağa düşürülmüş olur.

Böylece HDP, akıllıca bir hamleyle, hem muhalefeti yenilgiden kurtarır, hem kendini yenilgiden ve düştüğü tuzaktan kurtarır, hem muhalefetin fiili öncüsü olur, itibarı artar, İyi Parti’nin ve Devletin uyguladığı tecritten kurtulur.

*

Eğer Yavaş’ı önermeyi geri adım atmak, tükürdüğünü yalamak gibi değerlendirirseniz, bir isim vermeden halkın en geniş kesimlerinin üzerinde en geniş kabul gösterdiği adayı bulmanın da bir yolu vardır. İsim değil yol, yöntem önerisi yapmak isterseniz onun da yolu vardır ama bilinen yollar gibi bir yol değildir.

Bu yolda hedef kimin ne kadar oy aldığını bulmak ve en çok oy alanı bulmak değildir. En geniş ve birbirine çıkar ve konumca zıt toplum kesimleri arasında üzerinde en geniş mutabakat olanı bulmaktır.

Bu yöntem ile ortaya çıkan adayı Altılı Masa’nın desteklemesini ve kendinizin de bunu destekleyeceğini söyleyebilirsiniz.

Bu yöntem kime oy vereceksiniz anketi veya Erdoğan karşısında en çok oy alacak olanın belirlenmesi değildir. Bu yöntemin sonucu zaten biliniyor: Mansur Yavaş.

Üzerinde en geniş mutabakat olanı bulmanın yolu en az reddedileni bulmaktan geçer. En az reddedilen üzerinde en geniş mutabakat olandır.

Bunu tespit etmek de çok kolaydır.

Ayrıca bu yöntemde, adayları sınırlı tutmak da gerekmez. Adı geçen ve ciddi ir destek alma ihtimali olan herkes yazılabilir adaylar arasına. Örneğin Gül’den Babacan’a, Kılıçdoaroğlu’ndan Akşener’e, Selahattin Demirtaş’tan Pervin Buldan’a, İmamoğlu’ndan Yavaş’a Erdoğan’dan Bahçeli’ye adı aday olarak geçenlerin bir listesi yapılır.

Birkaç ciddi ve güvenilir anket şirketine, hassaslık derecesi yüksek olarak şu anketi yapmaları sipariş edilir.

Her aday hakkında herkes ne kadar karşı olduğunu belirten bir puan verir:
Örneğin

Karşı değilim          =      0 (sıfır) puan

Az Karşıyım           =      1 (bir) puan

Karşıyım                 =      2 (iki) puan

Çok Karşıyım         =      3 (üç) puan

Kesinlikle Karşıyım       =      4 (dört) puan

Türkiye’nin gerçek ortalamasını bir veya iki hata puanıyla yansıtacak bu ankete katılanlardan tüm adaylara karşı olma derecelerini yansıtan puanları vermeleri istenir. Herkes her aday hakkında karşı olma derecesini yansıtan puanı verecektir.

Böylece adaylar içinde en az itiraz puanı alan, aynı zamanda üzerinde en geniş mutabakat olan olarak ortaya çıkacaktır.

Bu yöntemin adı Oydaşma’dır. Gerçekten çözüm ve uzlaşma noktasını matematik ve nesnel olarak belirleme olanağı sağlar.

Eğer bu anketi yapmaları istenen ciddi ve güvenilir birkaç şirket, gerçekten ciddi ve güvenilir ise, bugünkü gelişmiş tekniklerle artı eksi bir veya iki puan farkıyla hepsinin benzer sonuçlara ulaşması kaçınılmazdır. Dolayısıyla bu ortak sonuca göre halkın üzerinde en geniş mutabakat sağladığı aday Muhalefetin adayı olur.

Bu biçim muhalefetin adayını, iktidarın seçmenlerini de içeren bir örnekleme ile tüm yurttaşların belirlemesini sağlamış olacaktır.

HDP ve Altılı Masa’nın tek yaptığı Halkın üzerinde anlaştığını aday olarak Erdoğan’ın karşısına çıkarmak olacaktır.

Eğer isim önermek size ağır gelecekse, böyle bir yöntem önerin Altılı Masa’ya ve çıkanı kabul ederlerse, sizin de destekleyeceğinizi ifade edin, açık çek verin.

Hepsi bu kadar.

Akşener buradan da kaçamaz. Kaçarsa kendi kaybeder. Kurduğu tuzağa düşer.

Bizzat bu yöntemi uygulamanın kendisi bile Erdoğan’ın ayağının altındaki toprağı çeker. Çünkü bu yöntemle sadece toplumun en geniş ölçüde kabul gösterdiği değil, en geniş ölçüde kime karşı olduğu da ortaya çıkacaktır.

En çok karşı olunanların başında bugünkü parti liderleri olduğu görülürse kimse şaşırmamalıdır.

*

Sayın Buldan ve Sancar,

Lütfen bu mektubu çöp sepetine atmayın.

Bir meczubun sayıklamaları olarak görmeyin.

Bütün geçmişim HDP’yi ve Kürt Hareketin desteklemek için hemen hemen hepsi doğru ve haklı çıkan önerilerle doludur.

Lütfen üzerine düşünün.

Derhal organlarınızı ve müttefiklerinizi toplayın, tartışın ve gerekli adımları atın.

Bu adımları attığınız takdirde hem HDP ve müttefikleri, hem Altılı Masa, hem Erdoğan’dan kurtulmak isteyen yüzde altmış ve tüm halk için tek çıkış yolunun bu olduğunu göreceksiniz.

Bu köprüden önceki son çıkıştır.

Bugün “Kürt sorunun halli”, “demokrasinin gelmesi” gibi görevlerin gündeme alınmasının koşulları bile yoktur. Bugün bir tek acil görev var. Bir yenilgiyi, bir hezimeti engellemek ve Erdoğan’ı orada uzaklaştırmak. Bu henüz hiçbir sorunun çözülmesi anlamına gelmeyecektir. Ama sorunları çözebilmek için bir mücadeleye girebilmek için en azından bir moral ve mücadele gücü verecektir.

Bugün yakalanacak tek bir halka vardır çekilecek: Erdoğan’ın yenilmesi.

Bu acil görevi başarmak, bu ana halkayı çekmek için yapılması gerekenler bunlardır.

Çok basit.

Basit olduğu kadar da zor.

Zorluğu görülen tuzağı görmekten ve tuzağı bozmak için gereken davranışlara cesaret edebilmekten doğuyor.

Dostlukla

25 Ocak 2023 Çarşamba

Demir Küçükaydın

demiraltona@gmail.com

Blog: https://demirden-kapilar.blogspot.com/

Youtube Kanalı: https://www.youtube.com/user/demiraltona

Podcast: https://soundcloud.com/demirden-kapilar

Kitaplarımızı İndirmek İçin:

https://disk.yandex.com.tr/d/MP0-52MFdgdqBg

https://disk.yandex.com.tr/d/2Vez45Mg7W7wzA

https://independent.academia.edu/DemirKucukaydin

Hiç yorum yok: