15 Şubat 2015 Pazar

16 Yıl Önce Bugün Öcalan Kaçırılmıştı

16 Yıl Önce bugün Öcalan Kaçırılmıştı ve herkes Öcalan’ın ve Kürt hareketinin bittiğinden söz ediyor; ondan uzak duruyordu. Bugün ise gelinen yer ortada. Biz ise o zamanlar günü gününe, hatta saati saatine yazdıklarımızda bugün olacakları öngörüyorduk.
Öcalan’ın kaçırılışının veya “Komplo”nun bu yılında o zaman yazdıklarımızdan yaptığımız bir derlemeyi tekrar yayınlıyoruz.
Aşağıda ilk yayınlamamızın sunuşunu ve Öcalan’ın kaçırıldığı saatlerde yazdığılız yazıyı bir fikir vermek üzere koyuyoruz.
Kitabın tamamını ücretsiz olarak aşağıdaki köprüden EPUB, MOBİ, PDF formatlarıyla indirebilirsiniz. Bilgisayarınızda, tabletinizde veya e-kitap okuyucunuzda okuyabilirsiniz.
https://yadi.sk/d/k3PlQbfhegUQX

 Sunuş

15 Şubat 1999’da Öcalan Kenya’da Amerikalılar tarafından Türk İstihbarat görevlilerine teslim edildi. Bundan bir kaç ay önce de Suriye’yi terk etmek zorunda kalmış ve sonu esaretle bitecek Odysseus başlamıştı.
Biz o dönemde, bütün önemli dönüm noktalarında neredeyse günü gününe, hatta bazen bir kaç saat sonra gelişmeleri değerlendirmiş ve yorumlar yapmıştık.
Ancak o zamanlar bütün bu değerlendirme ve yorumlar o sıralar çok daha sınırlı kullanılan ve çok az sayıda kişi tarafından ziyaret edilen bazı internet forumlarında yayınlanabilmişti. Çoğu bilinmeden öyle kaldı ve unutuldu gitti.
İşte bu günü gününe yazılmış yazılar elinizdeki derlemenin Birinci Bölümünü oluşturuyor.
Daha sonraki dönemde, “Bir Dönemin Eşiğinde” başlığı altında, İmralı sürecini ve oradaki politika değişikliklerini bir seri yazıda inceledik. Bu yazıları da öncelikle sayfamızda yayınladık.
Ama bununla da kalmadık ve bu yazıları o dönemde yazdığımız Özgür Politika ve onun Türkiye’de çıkan Gündem’e yolladıksa da hiç birinde basılmadı. Sadece Gecekondu semtlerinde çalışan küçük bir sosyalist grup bunları alıp Son Kavga adlı dergisinde yayınladı. Ve çoğu kez olduğu gibi bu dergi de daha sonra çıkmaz oldu.
Bu yazıları sadece PKK ve organları görmezden gelmedi. Hem Türk sosyalistleri hem de PKK muhalifi Kürtler de görmezden geldi. Daha sonraki bir dönemde, bu yazıları Genellikle Kürtlerin müdavmi olduğu bir kaç tartışma forumuna astık ama bu yazılarda söylenenlere ilişkin bir tek ciddi değerlendirmeye rastlamadık. Sanki yokmuş gibi davranıldı. Çünkü söylenenler hiç kimsenin işine gelmiyor, yaratılmak istenen resimlerle uyuşmuyordu. Bunun için dikkatlerden uzak tutulması, susuşa getirilmesi gerekiyordu.
İşte Bu yazılar da elinizdeki derlemenin İkinci Bölümünü oluşturuyor ve “Yeni Politikanın Analizi” başlığını taşıyor.
Daha sonraki dönemde, Özellikle Özgür Politika sayfalarında, gerek sonraki değişmeleri, gerek yeni politikayı analiz eden bir çok yazılar yazdık. Bunlardan ilk konuyla en ilgili olanlarından küçük bir demet de Üçüncü Bölüm’ü oluşturuyor.
Kitaplar gerçek söyleyeceklerini dip notlarında söyler. İlk bölümdeki yazılar yazıldığında, o sıralarda çeşitli internet forum ve gruplarında bu yazılara ve o zamanki tavrıma ilişkin birçok karşı çıkışlar ve eleştiriler oluyordu. Bu cevaplarda en alfabetik ama aynı zamanda birçok en temel konuyu da sık sık açmak gerekiyordu. Ayrıca bu cevaplarda o günlerin ruh hali ve anlayışları çok daha otantik olarak yansıyordu.
İşte o dönemde bu derleme çerçevesinde yapılmış tartışmalar içinden seçilmiş küçük bir demet yazı da Dördüncü Bölümü oluşturmakta.
Bakalım bu kez tepkilerde bir değişme olacak mı?
Demir Küçükaydın
11 Şubat 2005 Cuma

Kürt Ulusal Kurtuluş Hareketinin Önderi Düşmanın Elinde Esir

Bugün Orta Doğu'daki en büyük ve radikal; Kürt ulusunun ezilenlerine dayanan silahlı hareketin lideri, Abdullah Öcalan; CIA, MOSSAD, MİT'in yani Amerika, İsrail ve Türkiye'nin ortaklaşa yürüttükleri operasyon sonucu düşmanının eline esir düşmüş bulunuyor.
Daha önce olası olumsuz gelişmeleri düşünerek Kürtlere yönelik bir çağrı yazmıştım "Öcalan'a Siyasi Sığınma Hakkı" diye. Öcalan henüz İtalya'da iken ve bekliyorken. O sıralar Kürtlerin arasında Avrupa hakkında yalan yanlış hayaller yayanların sesi çok çıkıyordu.
Bu yazıya iki yankı gelmişti. Biri Avrupa demokrasisine güven öneriyordu. Bir de Kürt bir arkadaş, Hassasiyeti anladığını ama ortada korkacak bir şey olmadığını ima ediyordu.
Ne yazık ki, şimdi olaylar o çağrıdaki hassasiyetin ne kadar haklı, hatta yetersiz olduğunu gösteriyor. Ben o çağrıyı yaparken, Abdullah Öcalan'ın Türk devletinin eline düşebileceğini aklımdan bile geçirmiyordum. Kötü olasılık olarak gördüğüm, Öcalan'ın Libya, Kore, Güney Afrika gibi bir ülkede tecrit olması durumuydu.
Öcalan'ın başına gelenler şunları tekrar gösteriyor:
1) Eskiden, ezilenlerin hareketleri, egemenler arasındaki çelişkilerden yararlanarak, kendilerine daima küçük de olsa soluk alacak, sığınacak alanlar bulabiliyordu. Bugünkü dünyada bu durum aşağı yukarı olanaksız. ABD'nin yok etmeye karar vermesi halinde, bir tek kişi bile yeryüzünde sığınacak bir yer bulamaz. Yeryüzü, ABD'nin total kontrolü altındadır.
2) Avrupa ülkeleri, ABD ile olan çelişkilerine rağmen, bir zamanlar Sovyetler'in gördüğü fonksiyon kadar olsun bir karşı kutup oluşturma gücü gösterememektedirler. Öcalan'ı resmen ABD'ye teslim ettiler. Öcalan, ABD'nin Ortadoğu'daki yeni düzenlemesine karşı belki ellerindeki etkili olabilecek tek kozdu. Öcalan da bunu gördüğü için, son ana kadar bu noktaya vurgu yaptı.
3) Öcalan, Amerika'nın Irak'taki yeni düzenleme planını Türkiye'nin desteklemesine karşılık, ABD'nin Türkiye'ye verdiği ücrettir. Şimdi, Güney Kürdistan'da Türkiye'nin denetimi altında, Irak'ın parçalanması planının bir parçası olarak, bir Kürt özerk bölgesi kurulacaktır. Bu bölge, Türkiye'nin etkinlik alanı altında kalacaktır.
(…)
16 Şubat 1999 Salı 16:28


Hiç yorum yok:

Evet, “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Ülke”yi Demokratlar ve Sosyalistler Savunmalı

“ Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek ülke ” sloganı aslında sosyalistlerin ve gerçek demokratların savunması gereken bir slogandır. ...