Kayıtlar

#HAYIR’ın Biriken Enerjisi ve Korkusu

Resim
Son yıllarda kimse sorunları açıkça ortaya koyup tartışmaz oldu. Sanki zaaflar, sorunlar ortaya koyulsa, açıkça tartışılsa karşı tarafın eline silah verilecek; ona zayıf yönler gösterilecekmiş gibi bir korku var. Bu gereksiz ve anlamsız bir korkudur. Poliste bütün bildiklerini okuyup da Cezaevinde ifadesini veya iddianameyi arkadaşlarından gizlemek gibi bir şeydir. Aslında korkunun ardında, fosilleşmiş örgütlerin açık tartışmadan, eleştiriden ölümü görmüşçe kaçışları bulunmaktadır. Bugün sol örgütlerin ve hatta ülkenin entelektüel hayatının tepesindekilerin hepsi demeyelim ama ezici çoğunluğu, korkunç tutucudur ve var olanı yıkma değil, onu savunma modundadırlar, daha açık ifadeyle çürüme modundadırlar. Dinamik bir #HAYIR hareketinin oluşabilmesi ve başarıya ulaşabilmesi için, bu hareketin her şeyden önce bu yerleşik sisteme, yapılara ve geleneklere karşı da bir savaş vermesi gerekmektedir. Ancak böyle bir “iç savaşı” göze aldığı takdirde, “dış savaşı”, yani Erdoğan’ın diktatö...

#HAYIR ve Kritik Kütle

Resim
#HAYIR’ın kazanabilmesi için #HAYIR’ın bir kitle hareketi olması gerekiyor. Ama bu da yetmez, bir büyük sosyal hareket haline gelmesi gerekiyor. Ancak o zaman (Erdoğan diktatörlüğünün kendisine dayanarak evet almayı planladığı) taşlaşmış ve bu merkezi bürokratik oligarşinin egemenliğini sürdürmek için sürekli beton döktüğü, “kültürel fay hatlarını” aşabilir ve toplumdaki temel güçler arasında tektonik hareketlere, kıtaların yer değiştirmelerine yol açabilir. Ve ancak kitlesel bir sosyal hareket olduğunda ev ev dolaşmalar, kampanyalar, seferberlikler vs. başarı getirebilir; sandıklar ve referandum sonuçları kontrol edilebilir. Ama bir kitle hareketinin oluşması için önce başlayacak bir kritik kütle gerekir; büyümesi de belli bir kritik kütleyi aştıktan sonra tüm dengeleri sarsabilir. Ama bunun için de bu kavramların ve bu kavrayışın bir şekilde bilinmesi, yayılması ve üzerine düşünülmesi, gerekiyor.

#HAYIR Cephesinde “Eleştiri Silahı” ve “Silahların Eleştirisi”

Resim
Anayasa değişikliği teklifi Meclis’ten geçmiş bulunuyor. Değişikliğin kararlaştırılmasını geciktirmeye yönelik çok değerli olanaklar ve zaman yitirilmiş bulunuyor. Eğer bundan sonra aynı şekilde hareket edilmeye devam edilirse, #HAYIR cephesinin referandumda ağır bir yenilgi alacağı şimdiden öngörülebilir. Bu nedenle biz bütün eleştirilerimizi ve enerjimizi #HAYIR cephesindeki yanlışlara yöneltmek gerektiğini düşünüyoruz. Ve bir akım, bir görüş, bir örgüt bize ne kadar yakınsa veya biz ne kadar kendimizi ona yakın görüyorsak eleştirilerimiz o ölçüde sert olacaktır. İnsanların eşitliğinin düşmanları, kendilerine ve yakınlarına karşı fazlasıyla anlayışlı; hatta kayırıcı; kendilerine uzak ve karşı olanlara karşı acımasız ve gaddar olurlar. Sosyalistler ise, peygamberler ve evliyalar gibi, kendilerine ve dostlarına karşı acımasız ; kendilerine uzak olanlara ve hatta düşmanlarına karşı anlayışlı ve toleranslı olurlar.

PKK’ya Açık ve Acil bir Çağrı

Resim
Hiç lafı uzatmadan damardan girelim. PKK derhal, TAK veya benzerlerinin yapacağı şiddet hareketlerinin, Erdoğan’a; kurmak istediği İslamcı-faşist dikta rejimine ve Türk devletindeki faşist, ırkçı ve de Ergenekoncu güçlere hizmet edeceğini; yapılacak böyle hareketleri tasvip etmeyeceğini; kendisiyle hiçbir bağı olmayacağını; bu tür eylemlerin doğrudan Erdoğan’ın ve şu an Erdoğan’la ittifak halinde bulunan Türk devletinin içindeki en inkârcı, ırkçı faşist ve kanun dışı güçlerin provokasyonları olarak değerlendirilmesi gerektiğini açıkça ilan etmelidir. Ve bunu hiç geciktirmeden yapmalıdır. PKK böyle bir açıklama yaptığı takdirde, Türkiye’deki demokratik güçlerin; gelen faşist dikta rejimine hayır diyenlerin ve demek isteyenlerin, önümüzdeki iki ay içinde verecekleri ölüm kalım mücadelesinde, en azından olumsuz bir işlev görmekten kendini korumuş olur.

#HAYIR! Şimdi “Ev Ev Dolaşma Zamanı” Değildir

Resim
Bugün için, dengeyi tersine değiştirebilecek tek güç, HDP ve diğer sosyalist örgütlerdir. Onların duruşu, CHP’nin duruşunu değiştirmesine yol açar. Bu da dengelerin değişmesinin yolunu açar. HDP ve Sosyalist örgütlerin, aydınların, demokratların gücünün az olması önemli değildir. Duruş, politika, strateji ve taktikler eğer doğru olursa, bu diğer güçlerin konumlanışlarını da etkilerler. Tarih güçsüz ama kıvrak olanın güçlü ama hantal olanın örnekleriyle doludur. Bu, Davut’un Golyat’ı yenmesi biçiminde kutsal kitaplara bile geçmiştir. İslam’ın nenedeyse yarı peygamber gibi değerlendirdiği İskender (Zülgarneyn, Çit boynuzlu) koca uygarlıkların (Mısır, Pers, Hindistan) devasa ordularını, küçük güçlerle ama akıllıca bir stratejiye ve taktiklere dayanarak yendiğinin en çarpıcı örneklerini sunmuştur. Ne var ki, eğer bu örgütler, bugün Evrensel ’deki haberde yansıyan anlayışla hareket edeceklerse, bu referandumdan #HAYIR çıkmayacağına kesin gözüyle bakılabilir. Çünkü uluslar...

Garbis Altınoğlu’nun Yaklaşan Felaket Üzerine Uyarıları ve Önerisi

Resim
Aşağıdaki satırlar değerli Garbis Altınoğlu’nun bizim yazımızı da söz konusu ederek yaklaşan felaket üzerine uyarı ve değerlendirmeleridir. Facebook’ta paylaştığı bu yazısını olduğu gibi aşağıya aktarıyoruz. Bu kritik günlerde böylesine ayık duruşların ve örnek tavır alışların duyulmasının hayati önemi bulunmaktadır. Bu duruş ve öneri, Garbis Altınoğlu’nun özgül durumu nedeniyle ayrıca çok değerlidir. Meraklısı için şunu da belirtelim. Garbis Altınaoğlu ve Demir Küçükaydın, ikimiz de 68’liyiz. Kısa bir hapishane beraberliğimiz de vardır. Ama aslında son derece farklı; hatta birbirine zıt ideolojik duruşlara sahibizdir. Resmini aldığımız kitapta örneğin Kıvılcımlı’yı eleştirmektedir. Bilenlerin bileceği gibi, Demir “Doktorcu” gelenekten sayılır ve Kıvılcımlı’nın Marksizm’e büyük katlıları olduğu düşüncesindedir. (Elbet Küçükaydın’ın da Kıvılcımlı’ya metodolojik eleştirileri var ama çok başka noktalardan)

HDP ve CHP, CHP Gelmezse Tek Başına HDP, Meclis’te “İş Yavaşlatma Grevi” Başlatmalıdır

Resim
Dün Meclis’te bağımsız milletvekili Aylin Nazlıaka’nın kendini mikrofona kelepçelemesi çok önemli dersler sunuyor. Birincisi, aslında CHP’li olan, hatta “ulusalcı” denebilecek bir vekilin, artık bir şeyler yapma gereğini görerek kendini mikrofona kelepçelemesi, “ laik yaşam tazı ”ndakilerin, yani CHP’nin ve kısmen de MHP’nin tabanının, hızla gelen Erdoğan’ın diktatörlüğü altındaki İslamcı-Türk faşizmine karşı, direnişe ve sokağa çıkmaya, hâsılı her şeyi yapmaya hazır olduğunu göstermektedir. Bunu zaten herkes günlük hayatında gözlemleyebilir. Örneğin birkaç gün önce bir e-mail grubunda biri, canlı canlı şöyle bir gözlemeni paylaşmıştı: “Şu anda Esenyurttan Taksime taksiyle dönüyorum. Taksi şoförü MHP'li çok öfkeli. Toz şekerin, yağın fiyatını söylüyor, bu nasıl iş ben ailemi nasıl besleyeyim diyor. Bir de bir milyon dolara vatandaşlık satılmasına öfkeli.” CHP’li tabanın öfkesi ise Aylin Nazlıaka ile Meclis kürsüsüne kendini kelepçelemiş bulunuyor. Çok alametler belirdi...