18 Nisan 2017 Salı

#HAYIR Hareketi Sokaklardan Çekilmemeli– CHP ve HDP Meclisten Çekilmelidir

#HAYIR kampanyasının ortaya çıkardığı henüz bir rüşeym (tohum) halindeki #HAYIR Hareketi, bu sonuçları tanımadığını ilan etmelidir.
Erdoğan yaptığı her türlü kanun tanımazlığın ve hukuksuzluğun, emrivakilerin n üzerine yatmayı adet edinmiş bulunuyor.
Bu referandumda yapılan hukuksuzluğun üzerine yatacağını da “Atı alan Üsküdar'ı geçti” diyerek resmen ilan etmiş bulunuyor.
Bizler de Üsküdar’ı vermedik, Atı da vermeyeceğiz diyebilmeliyiz.
Bu sefer ne olursa olsun bu emrivakiinin üzerine yatılmasına imkân verilmemelidir. Bu son mevzidir. Buradan geri adım atılmamalıdır.
Bütün ciddi zaferler ancak böyle bir kararlılıkla kazanılmıştır. Hitler Stalingrad’ta, birliklerin geri adım atmama kararlılığıyla bozguna uğratılmıştır. En son IŞİD Kobani’de yine aynı kararlılıkla yenilebildi.

*
CHP ve HDP şimdiye kadar, Erdoğan’ın emrivakileri karşısında, fiilen olmayan hukuk ve hiç bir gücü bulunmayan Meclis üzerinden bir mücadele çizgisi benimsediler.
Böylece Erdoğan’ın hukukun ve parlamenter sistemin en son kalıntılarını bile yok edişine imkân tanıdılar.
Daha baştan esaslı bir direniş gösterseler. Hukuku ayaklar altına aldığında Meclis’ten çekilip halkı sokaklarda bunu protesto etmeye direnmeye çağırılır, Erdoğan’ın diktatörlük özlemlerine daha küçük iken bir son verilebilirdi.
Onlar ise Erdoğan’ın oyuncağı olmuş mahkemelere; Meclis diyerek Erdoğan’ın ağzının içine bakan AKP’li vekillere güvendiler ve sahte hayaller yayıp Erdoğan’ın hukuksuzluklarına karşı tekrar hukuku geçerli kılmak için bir halk direnişinin oluşmasının engel olup fiilen Erdoğan’ın yolunu açtılar.
Erdoğan’ın şimdi ne yapacağını görmek için yaptıklarına bakmak yeter.
Erdoğan daha ilk cumhurbaşkanı seçildiğinden beri bütün hukuku ayaklar altına almakta ve muhalefet partilerinin fiilen bu hukuksuzluğa prim veren davranışlarıyla bir süre sonra hukuksuzluğu bir hukuk haline getirmektedir. Ayrıca utanmadan “fiili durum” diyerek bunu da itiraf etmektedir. Karşısındaki muhalefetin ne kadar çapsız olduğunu bilmektedir çünkü.
Erdoğan’ın bu davranışları karşısında CHP ve HDP daha baştan kesin tavır alıp meclisten çekilmeli ve emrivakileri kabul etmeyen, hukuku savunan uzlaşmaz bir direniş sergilemeliydiler.
Bunu yapmadılar. Hala da yapmıyorlar.
Kaderimizi onlara teslim ettiğimiz takdirde çok daha kötüsü bizleri bekliyor.
*
#HAYIR Hareketi sokakları terk etmez, kararlı bir mücadele sürdürürse, CHP ve HDP daha kararlı bir çizgiye gelebilir.
Bu nedenle bu emrivakiinin fiili bir durum haline gelmemesi için; CHP ve HDP’nin inisiyatifine bırakılmaması için, her gün gösteriler yapmaya, bu emrivakiinin kabul edilmeyeceğini açık bir şekilde ilan etmeye devam etmek gerekiyor.
Somut talep, en azından, hile karışmış bu referandumun iptalidir.
Elbet buna ek olarak OHAL’in kaldırılması;
Erdoğan’ın anayasanın kendine tanıdığı sınırlara dönmesi ve Saray’ı terk etmesi Çankaya Köşküne taşınması gibi talepler de buna eklenebilir.
Taleplerin belli bir noktaya yoğunlaşması, hedef büyütücü olmaması ve en geniş kesimleri toparlayıcı ve birleştirici olması gözetilmelidir
#HAYIR Hareketi bunları getirecekleri ve götürecekleriyle açıkça tartışmalıdır.
Bunu tartışmak için her yerde Hayır Hareketine katılanlar Meclisler kurmalı, delegeler seçmeli ve Türkiye çapında Demokratik bir Meclis olarak örgütlenmelidirler.
Başta #İPTAL olmak üzere belirlenecek bu gibi talepler etrafında direnişi sürdürmek gerekiyor.
Şimdi direnemez isek yarın hiçbir direnecek yerimiz kaymayacaktır.
*
Öte yandan bu direnişi sürdürmek, genişletmek ve bölünmesini engellemek için neler yapmak gerektiğini tartışmak gerekmektedir.
Direniş şu an sadece Büyük Şehirlerin “laik yaşam tarzı”ndakilerine ve orta sınıflarına veya kısmen de Alevilerin yoğun olduğu bölgelerle sınırlıdır.
Bu kesimle sınırlı kardığı takdirde ezilmesi kaçınılmazdır.
Bu nedenle hedefleri, örgüt ve mücadele biçimleriyle ilk elde Kürtleri ve Erdoğan’ın kurbanı olmuş dindarları da kapsamayı, Onların da kendilerini bulabilecekleri bir ortam yaratmayı başarmalıdır.
Bunun için özellikle direnişe yönelik gösterilerde, dile ve dine, siyasi eğilimlere vurgu yapan semboller, şiarlar, müziklerin yeri olmaması gerekir.
Çok açıktır ki, İzmir Marşı’nın olduğu yerde ne Kürtler, ne de Erdoğan’ın kurbanı olmuş Mütedeyyinler kendini bulamayacaklar, o hareketten uzak duracaklardır.
Daha baştan Kürtlerin ve Dindarların, yani Sünni ve Müslümanların muhalif olanlarının bu harekete çekilmesi hayati önemdedir.
Bu nedenle protesto gösterileri esnasında somut hedefleri içeren örneğin #İPTAL gibi hedeflerin dışında hiçbir pankart, slogan, bayrak yer almaması hareketin sürekliliği ve büyümesi için olmazsa olmaz koşuldur.
*

Öte yandan Erdoğan şimdiye kadar hep yaptığı gibi, derhal polis ve gazla, onlar yetmediğinde yetiştirdiği çeteleriyle bu gösterilere saldıracaktır.
Ayrıca çok sesli ve pankartlı yürüyüşler belli bir politik kültürden, bu gibi gösteri ve yürüyüşlere alışkın insanların kendilerini bulmalarına yol açabilir ama ezilenlerin derin kesimleri böyle biçimler altında kendini bulamaz.
Bu nedenle gösteriler belki bir psikolojik etki sağlamak için başlangıçta şimdiki biçimde sürse bile, OHAL ve Erdoğan’ın şiddet rejimi ortada olduğundan, derhal, en kısa zamanda, Gösteri yürüyüşleri alanından temel yurttaşlık hakları alanına çekilerek, polisin saldırısına imkân vermemeye azami dikkat etmelidir. Direnişin süreklilik ve kitlesellik kazanabilmesi için bu şarttır.
Kitlesellik, sürekliliktik ve Sivil Direniş için temel haklar alanında kalmak ve bir tek hedefin etrafında birleşmek birbirinden ayrı düşünülemeyecek özelliklerdir.
Erdoğan’ın fiziki bir saldırısına imkân verilmemelidir.
Bir saldırı olduğu takdirde normal yurttaşların tekrar katılımı zor olur.
Bu nedenle şimdiden, saldırıya uğramadan ve saldırıyı engellemek, ama saldırılırsa çok güçlü bir durumda olabilmek için, her gün aynı saatte, aynı yerlerde, örneğin #İPTAL gibi, sadece göğsümüze yazdığımız veya astığımız bir somut hedefle/taleple bulunmak, yani orada durmak, oturmak, yürümek gibi en temel yurttaşlık haklarını kullanmak, hiçbir pankart açmamak, slogan atmamak temel biçim olmalıdır.
Böyle bir sivil direniş hem süreklilik sağlar, hem milyonları toplar, hem de bölünmeyi engeller.
Erdoğan’ın istediği alanda savaşa girmediği için onu silahsızlandırır.
Her gün işinden çıkan her yurttaşın katılacağı milyonları kapsayan böyle bir şiddetsiz ve sivil direniş ile Erdoğan yenilebilir.
Böyle bir kitlesel direniş hareketi, CHP ve HDP’yi ister istemez Erdoğan’ın emrivakilerini reddeden, Erdoğan’ın hukuk ve hak tanımazlığı karşısında uzlaşmasız bir çizgiye çekebilir.
CHP ve HDP Meclisten toplu halde istifa ettikleri takdirde Erdoğan yerinde kalamaz.
Ama CHP ve HDP’nin bu noktaya gelmesi için, kitlesel bir direniş; bunun için de yukarıda önerilen biçim ve içerik olmazsa olmazdır.
Erdoğan gitmeden de bu ülkeye yasaların ve huzurun, can ve mal emniyetinin gelmesi mümkün değildir.
#HAYIR hareketinin şimdi #İPTAL için direnişe devam etmesi gerekiyor.
Gerileme yok.
Ama mücadelede gerilememek için, biçimde gerilemek, temel haklar alanında sağlam bir mevziiye yerleşmek gerekiyor.
18 Nisan 2017 Salı

Hiç yorum yok:

Bilimsel Çalışmalarda Kültürel Önyargılar ve Kölelerin Bir Sınıf Olmadığı Hakkında

‘ Aşağıdaki yazıyı, 2012 yılında yanı aşağı yukarı tam beş yıl önce, Kıvılcımlı sempozyumu çalışmaları bağlamında yazmış ve sempozyumu h...