Ana ve baba tarafından Balkan Savaşı’nda göçmüş Makedonyalı -baba tarafı Kesriye (Kastoria) anne tarafı Kayalar (Ptolemaida)- ailelerden gelir.
10 Haziran 1949’da Balıkesir’in Savaştepe ilçesinde doğdu.
İki yaşındayken ailesi Bakırçayı vadisindeki linyit yataklarıyla ünlü, Soma ilçesine
taşındı.
Babası Soma Garp Linyitleri İşletmesi’nde işçi
(Lambahanede ustabaşı) annesi ev kadınıydı.
İlk ve ortaokulu Soma’da okudu. Yaz tatillerinde esnaf ve
zanaatkarların yanında çıraklık yaptı.
Ortaokulu bitirdiğinde babasının önerisi ve teşvikiyle Çetin
Altan’ın yazıları ile tanıştı. Babası daha sonra Soma’da Türkiye İşçi
Partisi’nin (TİP) kurucularından olacaktır.
Liseyi yatılı olarak Balıkesir Lisesi’nde okudu.
Yaz tatillerinde Garp Linyitleri İşletmesi’nde Kimyahane,
Sosyal Servis ve Atölye gibi bölümlerde çalıştı ve soğuk demirciliği öğrendi.
Balıkesir Lisesi son sınıfta “Ana dilinizi niçin
seversiniz?” başlıklı kompozisyon ödevine, “soru yanlıştır, ana dilimi
sevmek zorunda değilim” cevabı nedeniyle atılmamak için tasdikname aldı ve
İzmir’de Karşıyaka Erkek Lisesi’ne
kaydoldu.
İngilizce’den bütünlemeye kaldığı için bir yıl bekledi.
Bu sürede, Soma’da Garp
Linyitleri İşletmesi ve İzmir’de Şark
Sanayi Mensucat Fabrikası’nda işçilik yaptı.
İzmir Karşıyaka’da boş serserilik günlerinden sonra Türkiye
İşçi Partisi Karşıyaka İlçesi’ndeki çalışmalara katıldı.
Çetin Altan’ın İzmir gezisinde ilk örgütsel ve politik
tecrübelerini edindi.
1967’de, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi,
Sosyoloji (gece) bölümüne kaydoldu.
Gündüzleri bir muhasebecinin yanında boğaz tokluğuna işte
çalışırken, geceleri üniversiteye gitti.
Zamansızlık ve parasızlıktan bu dönemde politik mücadele ve
ilişkilerden uzak kaldı. Ama 1968’deki üniversite İşgallerine, geceleri nöbet
bekleyerek, katıldı.
Fikir Kulüpleri
Federasyonu’nda (FKF) beklentilerinin karşılığını bulamadığı için bir çevre
arayışına girdi.
1968 Ekim ayında işten atıldığı gün, Deniz Gezmiş ve
arkadaşlarıyla tanıştı ve onlarla Samsun Ankara Yürüyüşü’ne katıldı.
Bundan sonra İstanbul’daki öğrenci hareketlerinin motoru olan Devrimci
Öğrenc Birliği’nin (DÖB) çekirdek kadrosunda bir militan olarak yer aldı.
Bu dönemde, sadece boş zamanlarını değil, tüm zamanlarını ve
ömrünü sosyalizm uğruna mücadeleye ayırma ve diploma almama kararı verdi.
1968 Samsun Ankara
Yürüyüşü ve 1969 10 Haziran Olayları
arasında DÖB’ün (Devrimci Öğrenci
Birliği) bir militanı olarak, mitingler,
yürüyüşler, işgaller, işçi grevleri, köylü hareketleriyle dolu hayatının en
güzel, en dolu dolu dönemini yaşadı.
Yine bu dönemde, Devrimci Öğrenci Birliği’ne
Sendika’da yer veren, 60’lı yıllarda büyük şantiyelerdeki direnişlerin ve işçi
hareketlerinin ortaya çıkardığı bir işçi önderi olan İsmet Demir ile YİS’te
(Yapı İşçileri Sendikası) çalışmaya başladı.
Sendikanın bir odası aynı zamanda Kıvılcımlı’nın
kitaplarının deposu olarak kullanılıyordu. Yatacak yeri olmadığından kitap
deposu olarak kullanılan bu odada kalırken Kıvılcımlı’nın kitaplarıyla tanıştı
ve okumaya başladı.
Yini bu dönemde, Ambarlı Termik Santralı, Nuh Çimento
Fabrikası, İzmit Rafinerisi, Taksim Opera İnşaatı ve daha bir yığın irili
ufaklı işçi örgütlenme ve direnişlerinde Yapı
İşçileri Sendikası (YİS) başkanı İsmet Demir’le birlikte çalıştı ve ona
yardımcılık yaptı.
10 Haziran 1969 olaylarından sonra, İzmir Aliağa Rafineri
İnşaatı’nda örgütlenmek üzere İsmet Demir ile İzmir’e gitti.
Yaz boyu İzmir’de inşaat ve mensucat işkollarında ve
Aliağa’da rafineri inşaatında örgütlenme çalışmalarında yer aldı.
Sonbaharda, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Taylan Özgür’lerle
Türkiye’de yeni bir Vietnam için gerilla savaşını başlatma hazırlıklarına
katıldı.
Taylan Özgür’ün öldürülüşü ve Deniz Gezmiş’in tutuklanışı
ile hazırlıklar sekteye uğradı.
FKF’nin (Fikir Kulüpleri Federasyonu) Dev-Genç (Türkiye Devrimci Gençlik
Federasyonu) olduğu kongrede Cihan Alptekin ile birlikte İstanbul Bölge Yürütme Kurulu’na ve Dev-Genç
Genel Yönetim Kurulu’na seçildi.
Ancak bir süre sonra, gerilla savaşı sanatını öğrenmek üzere
Filistin’e gitme kararı aldı ve diğer üç arkadaşıyla Filistin’e gitti.
Filistin Demokratik
Halk Kurtuluş Cephesi’nde kısa bir dönem klasik askeri eğitim gördü.
Ürdün Kralı’nın Fedaileri ezmek için, Kara Eylül’ün
habercisi olan ilk güç denemesinde Demokratik Cephe’deydi.
Daha sonra İsrail’e karşı Şeria Nehri vadisinde
yapılan bir “Ameliye”ye (Operasyon - Eylem) katıldı.
Dört buçuk ay sonra hem öğrenecek pek bir şey ve olanak
olmadığını gördüğü ve Türkiye’de işçi sınıfı içinde uzun vadeli çalışmak
gerektiği tarzında görüşlere ulaştığı için Türkiye’ye dönme kararı aldı.
Dönerken diğer iki arkadaşıyla Cerablus – Kargamış
arasında hudutta yakalandı.
İşkence gördü ve tutuklandı.
Nizip ve Antep Cezaevlerinde iki buçuk ay hapis yattı.
Tahliye olduktan sonra İzmir’e gidip Aliağa’daki
çalışmalara, grevlere, direnişlere katıldı ve örgütlenmelerinde çalıştı.
Necmettin Giritlioğlu öldürüldüğünde yanındaydı.
Bütün bu dönemde ayrıca Hikmet Kıvılcımlı’nın çıkarmaya
başladığı Sosyalist gazetesinin
örgütlenmesinde de çalıştı.
Sosyalist gazetesinde Ali Kaynakçı imzasıyla
ilk yazıları yayınlandı.
Kıvılcımlı’yı ve Türkiye’nin toplumsal ilişkilerini daha iyi
anlamak, kendini teorik olarak geliştirmek için tarih çalışmalarında
yoğunlaştı.
Bir yandan da Boğaz Köprüsü İnşaatı’nda ve başka
yerlerde İsmet Demir ile işçileri örgütleme çalışmalarına katıldı. Bütün bu
çalışmalar 12 Mart darbesi ile sekteye uğradı.
12 Mart döneminde, sonradan TSİP’i kuracak olanların hiçbir şey yapmama çizgisine eleştiriler
yaptığı ve örgütlenme çalışmalarında bulunduğu için tecrit edildi.
Yine bu 12 Mart döneminde, fabrikalarda soğuk demirci olarak
işçilik ve örgütlenme çalışmaları yaptı.
Dev Genç İstanbul
Davası’nda İstanbul Bölge Yürütme
Kurulu Üyesi olduğu için tutuklandı.
Davutpaşa Kışlası’nda
İstanbul Dev-Genç davasından tutuklu kaldı.
Resmen yönetici göründüğü dönemde, Türkiye’de olmadığı,
Filistin’de ve hapiste olduğu için, tahliye oldu.
Çıkınca tekrar işçilik ve örgütlenme çalışmalarına devam
etti.
Kendisini tecrit edip pasif ve etkisiz bir biçimde tutmak
isteyen ve sonradan TSİP’i kuracaklardan ayrılma ve onlara karşı teorik ve
ideolojik mücadele ve Kıvılcımlı’nın görüşleri temelinde örgütlenme kararı
aldı.
Onlara karşı yazdığı teorik eleştiri ve polemikleri daktilo
ile çoğaltıp örgütlenme çalışmalarına başladı.
Bir yandan İşçiler (İzmit, Boğaz Köprüsü) ve Öğrenciler
(Bitlis Yurdu, Bursa, Ankara) arasında
ilişkiler kurarken, diğer yandan da kendisi gibi tecrit edilmiş “Doktorcu”larla
bir araya gelmeye çalıştı.
Belirli bir toparlanma sağladıktan sonra, Türkiye Komünist Partisi’ni Kıvılcımlı’nın
yazdığı Vatan Partisi Programı temelinde reorganize eden ve Beşiktaş’ta
bir apartman dairesinde toplanan kongreyi hazırladı.
Kongre’de seçilen beş kişilik yönetimde yer aldı.
12 Mart dönemi biterken, bu partinin yarı resmi ve legal
organı olarak Kıvılcım gazetesini
çıkarmaya başladı.
Gazete bir buçuk ay ve altı sayı çıkabildi, ama gördüğü ilgi
ve çizgisi gerek iktidar tarafından gerek TSİP’i kuracaklar tarafından rahatsız
edici bulundu. Engelleme ve provakasyonlarla karşılaştı.
Sonunda, Kıvılcım’ı çıkarmakta kendisine yardım eden
arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı.
İstanbul Devlet
Güvenlik Mahkemesi’nde, arkadaşlarıyla birlikte gazetedeki yazılardan, önce
100 üzerinden 36 yıla, sonra da çok ayıp olduğundan 17 yıla mahkûm edildi.
Toptaşı (1,5 yıl),
Niğde (7 yıl), Malatya E Tipi Özel
(15 Ay Müşahade Hücresi), toplam 10 yıla yakın hapis yattı.
Niğede’de toplu olarak elli metrelik bir tünel kazma
girişiminde yer aldı.
Tünelin yakalanışı üzerine, önceden kararlaştırıldığı üzere,
üstlenen dört kişiden biri oldu.
Bu nedenle tekrar hücre ve hapis cezası aldı.
Ayrıca 12 Eylül’deki idamlara karşı toplu protestoya
katıldığı için tekrar hücrede kaldı ve devlet başkanına hakaretten hakkında
dava açıldı.
Malatya E Tipi Özel
Cezaevi’e nakledildiğinde, İstiklal Marşı söylemeyi ve Atatürk eğitimine
katılmayı reddettiği için 15 ay müşahede hücresinde kaldı.
Tahliye olunca “mevcutlu olarak” Sarıkamış’a Askerliğe
götürüldü.
Cezaevi yıllarında birçok yazının yanı sıra, Murat Belge ve
Mihri Belli’nin eleştirileri yazdı ve “Emekçi ve Birikim’in Dr. H.
Kıvılcımlı Eleştirileri Üzerine” başlığı ile ve H. Yılmaz imzasıyla
kitap olarak basıldı.
Cezaevindeyken, Kıvılcım gazetesi etrafında toplanmış
izleyicilerin örgütü olan Vatan Partisi’nin içindeki tartışmalara
katıldı.
Önceleri eleştiri ve önerileri ciddiye alınmasa da sonra
benimsendi.
Bu partinin teorik organı olan Kıvılcım dergisinin (1978-79) üç sayısının ve politik organı Sosyalist gazetesinin son on sayısının
(1979) bütün belli başlı yazılarını yazdı.
Ayrıca son dönemdeki kongre kararları ve İşçinin El
Kitabı gibi binlerce basılıp dağıtılan yayınları yazdı.
Bu dönemin sonunda Faşizm, Üçüncü Enternasyonal’in lağvı,
Sovyet Devletinin Sınıf Karakteri gibi sorunları araştırırken Mandel, Troçki ve
Dördüncü Enternasyonal’le karşılaştı ve zaten kendisinin de ulaştığı
görüşleri çok daha önceden ve sistematik olarak ifade edip savunmuş olan bu
klasik, eleştirel ve devrimci marksizmi savunan bu geleneğe katıldı.
Dışarıdaki arkadaşlarının bu değişime ayak uyduramaması
sonucu, arkadaşları 12 Eylül arifesinde Vatan Partisi’nin dağıtma kararı
aldı.
Tünelle kaçıp dışarda bir toparlanma sağlayabileceğini
planlamıştı ama tünel yakalanınca bu da olanaksız oldu.
İçeriden tartışma ve örgütlenme denemelerinde bulundu ama
birşey çıkmadı.
Bu arada eskiden (1974’te) Kıvılcım gazetesine destek
olmuş, sonra TKP’ye katılmış ve en sonunda da oradan dışlanmış Almanya’daki
işçi ve aydınlardan bir grup, kendisinin ulaştığı Troçkist görüşlerini
eleştirme çabasına giriyorlar ama ciddiyetle okuyunca eleştirmek için yola
çıktıkları Troçkist görüşleri benimsiyorlar ve Dördüncü Enternasyonal’e
ve onun Almanya seksiyonu olan GIM’e (Enternasyonalist Marksistler
Grubu) katılıyorlar.
Bu hızla 12 Eylül darbesinden sonra yapılan protesto
gösterilerinde önemli bir işlev görüyorlar.
Bu sırada, Cezaevindeyken yazdığı ve gizlice dışarı
çıkardığı yazıları, bu grubun eline geçiyor ve yazıları Der Weg – Yol adlı
yayında yayınlıyorlar ve kendisiyle ilişki kuruyorlar.
Bunun üzerine Der Weg
- Yol dergisinin neredeyse bütün temel yazılarını yazıp gizlice dışarı çıkardı ve orada çeşitli isimlerle
yayınlandı.
Ne var ki, bütün bu teorik ve politik çalışmalar Malatya E Tipi Özel Cezaevi’ne topluca
sevk ile kayboldu ve dışarıyla bağlar koptu.
Almanya’da işçi ve aydınlardan oluşan ve GIM’e (Dördüncü
Enternasyonal’in Almanya Seksiyonu) katılan ve Yazılarının yayınlandığı Der
Weg – Yol’u çıkaran grup da bu arada dağıldı.
Mevcutlu olarak götürüldüğü Sarıkamış’ta Asker’den
“tebdil-i hava” alarak İstanbul’a geldi ve Dördüncü
Enternasyonal’in yardımıyla yurt dışına kaçtı. (1984 Nisan)
Fransa’da iltica başvurusunda bulundu ve iltica talebi hemen
kabul oldu.
Beş ay kadar Fransızca kursularına gitti.
Dördüncü Enternasyonal’in Fransa Seksiyonu, Devrimci Komünistler Ligası’nda (LCR) çalıştı.
Almanya’da daha büyük Türkiyeli bir işçi kitlesi olduğundan
Almanya’da yaşamaya karar verdi. Dördüncü Enternasyonal’in Almanya
Seksiyonu, Enternasyonalist Marksistler
Grubu’nda (GİM) çalışmalara katıldı ve Paderborn’da Almanca kurslarına
devam etti.
Biraz olsun adapte olunca, göçmen Türkiyeli işçilere yönelik
olarak Ne Yapmalı dergisini çıkarmaya
başladı.
Ancak örgüt, Dördüncü Enternasyonal’in Türkiye
Seksiyonu’nun baskısıyla hiç destek vermediği ve hatta engel olduğu için,
üç sayıdan ötesi gelmedi.
Ergun Aydınoğlu’nun çıkardığı Devrimci Marksist Tartışma Defterleri’nin yazı kurulunda ve
çalışmalarında yer aldı, orada yazıları yayınlandı.
İsveç’te Orhan Kotan’ın çıkardığı Kürdistan Press’e yazılar yazdı.
Özellikle bir göçmen hareketi içinde sosyalist ve devrimci
bir kanat için çalışmalar yaptı.
Buna paralel olarak Teorik planda Yeni Sosyal Hareketler
ve özel olarak da Siyahlar Hareketi konularında yoğunlaştı.
Bu dönemde aynı zamanda Dördüncü Enternasyonal’in Almanya
Seksiyonu olan GİM’de çalıştı. Bu arada KPD ile birleşmiş bu
partinin Soz Magazin adlı teorik organının Yazı Kurulunda yer aldı ve
çalışmalarına katıldı.
Bu arada Türkiye’de 12 Eylül rejiminin etkileri
azalmaktadır. Hem sosyal hareketler hem de Türkiye solunda tartışmalar ve
canlanma başlamıştır.
Bu bağlamda Avrupa’da yapılmakta olan Sosyalist Forum
toplantılarına katıldı.
Bundan sonra, yine Türkiye’de yapılan “Kuruçeşme” Toplantıları da
denilen Birlik Tartışmaları’nın
Avrupa’daki mülteciler ve Türkiyeliler arasında yapılan paraleline katıldı,
bildiriler sundu ve örgütlenmesinde yer aldı.
Duvar’ın yıkılışının etkisiyle de bu tartışmalardan bir
somut sonuç çıkmadı.
Ancak kendisi bu tecrübeyi ve sunduğu bildirileri “Birlik mi Rekompozisyon mu” kitapçığında
arkadaşlarıyla birlikte topladı ve kitap olarak yayınladı.
Yine bu dönemde kendi kendine bilgisayar öğrenmeye başladı
ve gerek donanımda gerek yazılımların kullanımında bütün devrimcilere ve
arkadaşlarına, özellikle Türkçe ve Kürtçe yazma konularında, yardım etmeye
başladı.
Bu arada Duvar’ın yıkılışının dersleri ışığında, siyahlar ve
göçmenler hareketinin sorunlarından yola çıkarak, yeryüzünde bir aparthaet
rejimi oluştuğu, bunun dünya işçilerinin siyah ve beyaz diye bir bölünmesine
yol açtığı, bunun çok ciddi problemler oluşturduğu, zengin ülkelerde (Avrupa,
ABD vs.) eşit haklar için mücadelenin, yeryüzünün imtiyazlıları arasına
katılmak anlamına geleceği dolayısıyla örneğin Avrupaılarla eşit haklar
(imtiyazlılar arasına katılma) değil, Avrupalılığı yok etme (imtiyazları ve
imtiyazlılığı yok etme) mücadelesi gerektiği
gibi programatik ve stratejik olarak farklı görüşlere ulaştı.
Yine buna bağlı olarak, ulusal devletlerin artık
yeryüzündeki bu apartheit reijminin bir aracı olduğu dolayısıyla ulusal
devletlere ve uluslara karşı mücadele etmek ve bir program geliştirmek gerektiği
gibi sonuçlara ulaştı.
Yine bu dönemde, İsveç’te Latife Fegan’ın korumasında
bulunan Kıvılcımlı Arşivi’nin Amsterdam’daki Sosyal Tarih Enstitüsü Arşivi’ne verilişinde ve Stockholm’de veri
bankasına geçirilişinde çalıştı.
Taksi şoförü imtihanını verdi ve Taksi şoförü olarak
çalışmaya başladı.
Almanya’da yabancılar hareketinde yoğunlaştı.
Aynı zamanda Türkiye’de Kürt hareketinin çıkardığı Özgür Gündem’e (1992) haftalık yazılar
yazdı.
Avrupa’da hazırlanıp Türkiye’de hukuki nedenlerle “kitap
dizisi” olarak basılan Sosyalizmin
Sorunları teorik dergisinin çıkışında, örgütlenmesinde, teknik işlerinde
çalıştı ve yazılarını yayınladı.
Bu dönemde ilerlemeci ve iyimser tarih anlayışıyla bir
kopuşma yaşadı. Umutsuzluktan yola çıkarak da mücadele edilebileceğini
savunmaya başladı ve buna dayanarak mücadeleye devam etti.
Bu arada ırk ve ulus, ırkçılık ve ulusçuluk sorunları
üzerinde de yoğunlaştı.
Ulus teorisine seksenlerde İngiltere’de yapılmış katkılardan
hareketle, ulus konusunda sosyalist programın “ulusal olan ile politik
olanın çakışması ilişkisini koparmak” şeklinde ilk formülasyonlarını yaptı.
Yine bu dönemde, sadece devletin değil, maddi araçların da
tarafsız olmadığı ve sınıfsız topluma gidişin araçları olamayacağı
çıkarsamasından hareketle, başka bir uygarlığın programlaştırılması gereği
sorununu önüne koydu ve Yeni Sosyal Hareketler ve onları ortaya çıkaran
Sorunların böyle bir programın ve teorinin oluşturulması için bir yol
sunabileceği gibi görüşlere ulaştı.
Bu dönemlerde yine, Kıvılcımlı, Troçki, Batı Marksizmi’nin
teorik katkılarının birbirini tamamladığı ve ortak bir kavram sistemi içinde
birleştirilebileceği varsayımı üzerine çalışmaya ve araştırmaya başladı.
Hamburg’ta radikalleşmiş göçmen gençlerle bağlar kurdu. Bu
gençlerin çıkardığı Köxüz dergisinde
bazı yazıları yayınlandı.
Bütün bu dönemde aynı zamanda Hamburg’ta taksi şoförü olarak
çalıştı.
İnternetin henüz pek bilinmediği bu dönemde önce
“Mailbox”lar ve BBS’ler (Bülten
Panoları Sistemi) aracılığıyla izolasyondan kurtulma ve politik faaliyet
denemelerine başladı.
Türkiye’de ilerici ve demokratik bir ağ kurulabilmesi için “İnfo
İstanbul”a her ay maddi destek sağladı ve bu ağlar aracılığıyla politik
çalışma yapma denemelerine girişti.
Daha sonra İnternet’in yaygınlaşması üzerine onu politik
çalışmada ilk değerlendirenlerden oldu.
İnternetteki forumlara yazılar yazmaya ve içinde bulunduğu
tecridi kırmaya çalıştı.
Bir sendikanın olanağından yararlanarak, arkadaşlarıyla
birlikte, 2001 yılında Almanya’da Wremen’de yapılan “Kıvılcımlı Sempozyumu”nu örgütledi.
Öcalan’ın Suriye’den sürülüşü üzerine egemen ulustan bir
insan olarak, Kürt ulusal hareketine destek için, internette ve forumlarda daha
sık yazmaya başladı.
Öcalan’ın kaçırılması üzerine, “Öcalan’ın Yaşamını Savunmak İçin Türk Girişimi”nin örgütlenmesinde
yer aldı.
Kürt hareketinin içinde bulunduğu dönüşümü çözümleyen
yazılar yazdı.
Bir süre sonra Avrupa’da çıkan Özgür Politika’da haftalık yazıları yayınlanmaya başladı (2003
yılına kadar).
Aynı zamanda 2000’de
Yeni Gündem ve Ülkede Özgür Gündem gibi
Türkiye’de çıkan benzeri yayınlarda da haftalık yazıları yayınlandı.
Demir’den Kapılar
diye kendi sayfasını kurdu ve Yazılar ve
Yankıları adlı forumu internette açtı. Bu forumda yazılarını ve onlara
gelen tüm yankıları yayınladı.
Sempozyum’da “Kıvılcımlı’nın, Marksizmin ve Tarihin Kayıp
Halkası: Komün” başlıklı bildiriyi sundu.
Türkiye’de çıkacak adının Açılım olması düşünülen bir
dergi girişimine katıldı. Çıkması düşünülen dergi için, daha sonra “Ortadoğu
İçin Demokrasi Manifestosu” başlığıyla yayınladığı, çıkış bildirisini
yazdı. Ancak Türkiye’deki girişimcilerin devam etmemeleri üzerine, bir yayın
çıkmadı.
Bu sefer kendisi benzeri bir yayın için başka girişimlerde
bulundu.
Ancak bunların da bir sonuç vermemesi üzerine en azından bir
internet sitesiyle Türkiye’de radikal demokrat pozisyonları ve politikayı
savunacak bir platform oluşturmaya çalıştı. Eski Köxüz dergisi
çevresinden bir kısım arkadaşlarıyla birlikte Köxüz sitesini kurdu ve orada yazılarını yayınlamaya başladı.
Köxüz’ü Türkiye’de
de dergi olarak çıkarma girişimi, sorumlu bulunamadığı için, bir sayıdan fazla
devam etmedi.
Aynı dönemde, İsmail Beşikçi’nin eleştirisi olan Tersinden Kemalizm – Beşikçi’nin Eleştirisi,
Alevilik, Din Ulus, bilim ve Politika Üzerine isimli kitabı yazdı ve hem
Türkiye’de hem Almanya’da yayınladı.
Bu kitapta ilk kez Marksist Din ve Üstyapılar Teorisinin
temel önermelerini ve taslaklarını oluşturmaya başladı.
Yine aynı dönemde marksist bir Ulus Teorisini de
taslaklaştırmaya başladı. Ve yeni ulaştığı sonuçları Köxüz sitesindeki
yazılarında peyderpey yayınlamaya başladı.
Köxüz sitesini yürüttüğü arkadaşlarıyla “Büyük Ortadoğu Projesi ve Sosyalist Strateji
Sempozyumu”nu hazırladı ve sunulan bildirilerden oluşan aynı isimli kitabı
Türkiye ve Almanya’da yayınladı.
Yazdığı kitapları ve elektronik ortamda kitaplar halinde
konularına göre derlediği yazılarını kitap biçiminde karşılıksız paylaşmaya
başladı.
Kitaplarını yayınlayacak yayınevi bulamama nedeniyle bizzat
kendi kitaplarını yayınlaması için Versus Yayınevi’nin kuruluş ve
yayınlarını destekledi.
Ancak yayınevi tam kitaplarını yayınlayacak hale gelince,
yayınevini yöneten kişi, yeni ortaklar aldığı ve ortakların kendisinin
kitaplarını basmayı reddettiği gerekçesiyle kitapları basmadı.
Bu arada sık sık sağlığı bozulmakta, ameliyatlar, vs.
birbirini izlemekte ve bütün bunlar da verimini düşürmektedir.
Aynı dönemde (2005) taksi şoförlüğünden malulen emekli oldu.
2007 yılında seçimlerden sonra, Türkiye’ye turist olarak
gidebilmeye başladı.
Türkiye’de görüşlerini destekleyen arkadaşlarının
yardımıyla, kitaplarını yayınlamak için, Köksüz
Yayınlar kuruldu.
İlk olarak Marksizm’in Marksist Eleştirisi kitabı
tekrar basıldı. Bunu Bir Devrimcinin
Teorik ve Politik Otobiyografisi ve
Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak - Denemeler gibi kitapları izledi.
Kitaplarının büyük bölümünü hapishanelerle dayanışma
çalışması yapan Deli Dalgalar grubu aracılığıyla karşılıksız olarak
hapishanelere yolladı.
Ayrıca yazdığı çeşitli konulardaki yazılarının
derlemelerinden oluşan kitapları internette karşılıksız olarak indirilebilecek
şekilde okuyucuya sunmaya devam etti.
Bu dönemde Köxüz sitesine sürekli
saldırılmaktadır. Bu nedenle Joomla ve Drupal gibi GMS (İçerik
Yönetim Sistemi) programları öğrendi ve Köxüz sitesinin tüm teknik ve
pratik işlerini de üstlendi.
Ancak sistemli bir eğitimden yoksun olduğundan teknik bilgi
yetersizliğinden bir süre sonra saldırılarla başa çıkamaz oldu.
Köxüz sitesini Jiyan denen bir siteyle
birleştirme ve onlara devretme girişimi Jiyan’ı yönetinin devletle uzlaşan bir
çizgi izlemesi nedeniyle akamete uğradı ve Köxüz sitesi fiilen yayınına son
vermek zorunda kaldı.
Eski TKP-B’lilerin “Tarihi
Konuşuyoruz Sempozyumu”na bir daveti üzerine “TKP-B ve TSİP’in Tarih
Öncesinin Tarihine Katkı” ve “Sosyalistler ve Sosyalist Hareketin Tarihinin
Metodolojisi” başlıklı bildirilerini yolladı.
Ancak bildirilerinin içeriği sempozyumu tertipleyenlerin
işine gelmediği için sansüre uğradı, duyurulmadı ve yayınlanmadı.
Abdullah Öcalan’ın
girişimiyle başlayan Çatı Partisi
girişimlerinde yer aldı ve tartışmaları katıldı.
Daha sonra bu çalışmaları Demokrasi İçin Birlik Hareketi ve Halkların Demokratik Kongresi, Sosyalist
Yeniden Kuruluş gibi örgütlenme ve girişimlerde sürdürmek isterse de
görüşleri ve yazılarının içeriği rahatsız edici bulunduğundan bürokratik ve
idari tedbirlerle önerilerinin tartışılması ve gündeme alınması bile
engellendi.
Yazılarını Demir’den
Kapılar isimiyle açtığı bloğunda yayınlamaya başladı.
Otuziki yıl önceki askerlik firarı nedeniyle gözaltına alındı.
Hastalıkları ve kalbindeki stentler nedeniyle çürüğe çıktı.
Birkaç arkadaşıyla birlikte, 2013 başında, Mimar Sinan
Üniversitesi’nde yapılan ikinci bir “Kıvılcımlı
Sempozyumu” örgütledi ve sempozyumda “Kıvılcımlı’nın Marksizm’e
Katkılarının Eleştirel Değerlendirmesi” başlıklı bir bildiri sundu.
Yine gönüllü katkılarla Kıvılcımlı Sempozyumu Bildirileri
ve İsmet Demir’in Anıları’nın ikinci ve temiz bir baskısı Sempozyumla
birlikte sunuldu.
Birkaç ay sonra başlayan Gezi olayları esnasında neredeyse
her gün yazılar yazdı ve olayları içinden ve yakından izledi somut taktikler
önerdi.
Hareket Taksim’den sürülüp, Parklara taşınınca, Kadıköy, Yoğurtçu Parkı’ndaki çalışmalara
katıldı.
Acıbadem ve Yeldeğirmeni dayanışmalarında yer aldı, ama
sağlığı el vermediğinden fazla aktif olamadı.
“Gezi Aynasında
Marksizm Sempozyumu”na bir bildiri sundu.
Gezi olayları esnasında yazdığı yazıları yine Köxüz
Yayınlar’dan dostlarının yardımıyla Gezi
Direnişi Yazıları (1 Haziran - 29 Temmuz) yayınladı.
Kobani kuşatması boyunca direnişi destekleyen yazılar yazar
ve aynı zamanda gelecek için önerilerde bulundu.
Karaburun Bilim
kongrelerine katılmak, yalnız ve bazı arkadaşlarıyla bildiriler sunmak
istedi ama ret cevabı aldılar
Marksizm ve
Sosyalizmin Sorunları üzerine bir sempozyum hazırlıklarına girişti, Oda TV’nin provakasyonu üzerine proje
akim kaldı.
Seçimler, HDP’deki gelişmeler üzerine yazılar yazdı ve
demokratik ve sol muhalefeti etkilemeye çalıştı.
2015 Hazıran seçimlerinde HDP’yi desteklemek için
arkadaşlarıyla “HDP’ye Oy Ver Baraji Yık
Diktatörü Durdur” isimli girişimin kuruluşuna ve çalışmalarına katıldı.
7 Haziran seçimleri sonrasında Erdoğan’ın diktatörlüğünü
engellemek için #İstifa diye bir
pasif direniş hareketi başlatmaya çalıştı.
Edoğan’ın darbesi gerçekleştiğinde tıbbi kontrolleri için
Almanya’daydı ve darbe üzerine orada kaldı ve ikinci sürgünü başladı.
Almanya’da iken bildiri imzacıları arasında bulunduğu Barış İçin Akademisyenler’in
çalışmalarına katıldı.
Berlin’deki HDK’nın
çalışmalarına destek sundu.
Berliner Forum’u
kuruluşunda ve çalışmalarında yer aldı.
Anayasa oylamasında uzaktan da Hayır Girişimi’nin çalışmalarına katıldı.
Çeşitli seçim ve oylama dönemlerinde ve politik gelişmelerde
(örneğin Adalet Yürüyüşü) seri yazılarla onları etkilemeye çalıştı.
Covid 19 pandemisinin ortaya çıkışıyla birlikte hem yazı hem
de videolarıyla bir Marksist ve demokratik politikanın nasıl olması gerektiği
üzerine yazılar yazdı ve videolar yaptı. 2021 başında bu yazı ve videolarını
derledi.
Yazılarıyla Türkiye’deki demokrasi mücadelesine destek
vermeye çalışırken aynı zamanda daha uzun vadeli kitap çalışmalarına yöneldi.
İlk elde Marksizmin Yeniden İnşası’nın birinci kitabı
olan “Ulus ve Uluşçuluk teorisine Giriş”i yazdı ve dijital olarak
yayınladı.
2023 seçimleri yaklaşırken teorik çalışmalara ara verip,
seçimler için taktikler önerdi ve bunların teorik temellendirmelerini yaptı.
Bir etkisi olmadı. Ama yenilgi ile önerilerin doğrulukları
kanıtlandı. Bu yazı ve videoları “Kassandra Laneti” adlı kitapta
derledi.
Bedeninin ve ruhunun tüm tükenişinden önce, Marksizmin
Yeniden İnşası’nı hiç olmazsa okunabilir bir taslak olarak tamamlamayı ve
otobiyografisini yazmayı hedefliyor.
Hakkında davalar olduğu ve yurt dışına çıkış yasağı
bulunduğu için Türkiye’ye gidemiyor.
20 Mayıs 2024 Pazartesi
Demir Küçükaydın
*
Yazarın Kitaplarının Listesi ve Nerelerden İndirilebileceğinin Linkleri
https://demirden-kapilar.blogspot.com/2024/05/yazarn-kitaplarnn-listesi-ve-nerelerden.html
*
Demir Küçükaydın'ın Sosyal Medya Adreslerinin Linkleri
https://demirden-kapilar.blogspot.com/2024/05/demir-kucukaydnn-sosyal-medya.html
2 yorum:
2011 karaburun kongresinde sunulan “Kapitalist Üretim Modeli Alternatifsiz midir? Bilişim Dünyasının Ekonomi Politiği” başlıklı yazı işinize yararsa gönderebilirim.
Kapitalizmin alternatifsiz olduğunu düşünmüyorum ama Bilişim Dnüyasının Ekonomi Politiği konusunda dediklerinizi çok merak ediyorum. Ben de bu konuda epeydir düşünüyorum. Gönderirseniz sevinirim. Dostlukla
Yorum Gönder