23 Ekim 2017 Pazartesi

Kendini Tanıtmak - Kısa Hayat Hikayem

Demir Küçükaydın
Ana ve baba tarafından Balkan Savaşı’nda göçmüş Makedonyalı -baba tarafı Kesriye (Kastoria) anne tarafı Kayalar (Ptolemaida)- ailelerden gelir.

10 Haziran 1949’da Balıkesir’in Savaştepe ilçesinde doğdu. İki yaşındayken ailesi Bakırçayı vadisindeki linyit yataklarıyla ünlü, Soma ilçesine taşındı.

Babası Soma Garp Linyitleri İşletmesi’nde işçi (Lambahanede ustabaşı) annesi ev kadınıydı.

İlk ve ortaokulu Soma’da okudu. Yaz tatillerinde esnaf ve zanaatkarların yanında çıraklık yaptı.

Ortaokulu bitirdiğinde babasının önerisi ve teşvikiyle Çetin Altan’ın yazıları ile tanıştı. Babası daha sonra Soma’da Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) kurucularından olacaktır.

Liseyi yatılı olarak Balıkesir Lisesi’nde okudu.

Yaz tatillerinde Garp Linyitleri İşletmesi’nde Kimyahane, Sosyal Servis ve Atölye gibi bölümlerde çalıştı ve soğuk demirciliği öğrendi.

Balıkesir Lisesi son sınıfta “Ana dilinizi niçin seversiniz?” başlıklı kompozisyon ödevine, “soru yanlıştır, ana dilimi sevmek zorunda değilim” cevabı nedeniyle atılmamak için tasdikname aldı ve İzmir’de Karşıyaka Erkek Lisesi’ne kaydoldu.

İngilizce’den bütünlemeye kaldığı için bir yıl bekledi.

Bu sürede, Soma’da Garp Linyitleri İşletmesi ve İzmir’de Şark Sanayi Mensucat Fabrikası’nda işçilik yaptı.

İzmir Karşıyaka’da boş serserilik günlerinden sonra Türkiye İşçi Partisi Karşıyaka İlçesi’ndeki çalışmalara katıldı.

Çetin Altan’ın İzmir gezisinde ilk örgütsel ve politik tecrübelerini edindi.

1967’de, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi, Sosyoloji (gece) bölümüne kaydoldu.

Gündüzleri bir muhasebecinin yanında boğaz tokluğuna işte çalışırken, geceleri üniversiteye gitti.

Zamansızlık ve parasızlıktan bu dönemde politik mücadele ve ilişkilerden uzak kaldı. Ama 1968’deki üniversite İşgallerine, geceleri nöbet bekleyerek, katıldı.

Fikir Kulüpleri Federasyonu’nda (FKF) beklentilerinin karşılığını bulamadığı için bir çevre arayışına girdi.

1968 Ekim ayında işten atıldığı gün, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarıyla tanıştı ve onlarla Samsun Ankara Yürüyüşü’ne katıldı. Bundan sonra İstanbul’daki öğrenci hareketlerinin motoru olan Devrimci Öğrenc Birliği’nin (DÖB) çekirdek kadrosunda bir militan olarak yer aldı.

Bu dönemde, sadece boş zamanlarını değil, tüm zamanlarını ve ömrünü sosyalizm uğruna mücadeleye ayırma ve diploma almama kararı verdi.

1968 Samsun Ankara Yürüyüşü ve 1969 10 Haziran Olayları arasında DÖB’ün (Devrimci Öğrenci Birliği) bir militanı olarak, mitingler, yürüyüşler, işgaller, işçi grevleri, köylü hareketleriyle dolu hayatının en güzel, en dolu dolu dönemini yaşadı.

Yine bu dönemde, Devrimci Öğrenci Birliği’ne Sendika’da yer veren, 60’lı yıllarda büyük şantiyelerdeki direnişlerin ve işçi hareketlerinin ortaya çıkardığı bir işçi önderi olan İsmet Demir ile YİS’te (Yapı İşçileri Sendikası) çalışmaya başladı.

Sendikanın bir odası aynı zamanda Kıvılcımlı’nın kitaplarının deposu olarak kullanılıyordu. Yatacak yeri olmadığından kitap deposu olarak kullanılan bu odada kalırken Kıvılcımlı’nın kitaplarıyla tanıştı ve okumaya başladı.

Yini bu dönemde, Ambarlı Termik Santralı, Nuh Çimento Fabrikası, İzmit Rafinerisi, Taksim Opera İnşaatı ve daha bir yığın irili ufaklı işçi örgütlenme ve direnişlerinde Yapı İşçileri Sendikası (YİS) başkanı İsmet Demir’le birlikte çalıştı ve ona yardımcılık yaptı.

10 Haziran 1969 olaylarından sonra, İzmir Aliağa Rafineri İnşaatı’nda örgütlenmek üzere İsmet Demir ile İzmir’e gitti.

Yaz boyu İzmir’de inşaat ve mensucat işkollarında ve Aliağa’da rafineri inşaatında örgütlenme çalışmalarında yer aldı.

Sonbaharda, Deniz Gezmiş, Cihan Alptekin, Taylan Özgür’lerle Türkiye’de yeni bir Vietnam için gerilla savaşını başlatma hazırlıklarına katıldı.

Taylan Özgür’ün öldürülüşü ve Deniz Gezmiş’in tutuklanışı ile hazırlıklar sekteye uğradı.

FKF’nin (Fikir Kulüpleri Federasyonu) Dev-Genç (Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu) olduğu kongrede Cihan Alptekin ile birlikte İstanbul Bölge Yürütme Kurulu’na ve Dev-Genç Genel Yönetim Kurulu’na seçildi.

Ancak bir süre sonra, gerilla savaşı sanatını öğrenmek üzere Filistin’e gitme kararı aldı ve diğer üç arkadaşıyla Filistin’e gitti.

Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi’nde kısa bir dönem klasik askeri eğitim gördü.

Ürdün Kralı’nın Fedaileri ezmek için, Kara Eylül’ün habercisi olan ilk güç denemesinde Demokratik Cephe’deydi.

Daha sonra İsrail’e karşı Şeria Nehri vadisinde yapılan bir “Ameliye”ye (Operasyon - Eylem) katıldı.

Dört buçuk ay sonra hem öğrenecek pek bir şey ve olanak olmadığını gördüğü ve Türkiye’de işçi sınıfı içinde uzun vadeli çalışmak gerektiği tarzında görüşlere ulaştığı için Türkiye’ye dönme kararı aldı.

Dönerken diğer iki arkadaşıyla CerablusKargamış arasında hudutta yakalandı.

İşkence gördü ve tutuklandı.

Nizip ve Antep Cezaevlerinde iki buçuk ay hapis yattı.

Tahliye olduktan sonra İzmir’e gidip Aliağa’daki çalışmalara, grevlere, direnişlere katıldı ve örgütlenmelerinde çalıştı.

Necmettin Giritlioğlu öldürüldüğünde yanındaydı.

Bütün bu dönemde ayrıca Hikmet Kıvılcımlı’nın çıkarmaya başladığı Sosyalist gazetesinin örgütlenmesinde de çalıştı.

Sosyalist gazetesinde Ali Kaynakçı imzasıyla ilk yazıları yayınlandı.

Kıvılcımlı’yı ve Türkiye’nin toplumsal ilişkilerini daha iyi anlamak, kendini teorik olarak geliştirmek için tarih çalışmalarında yoğunlaştı.

Bir yandan da Boğaz Köprüsü İnşaatı’nda ve başka yerlerde İsmet Demir ile işçileri örgütleme çalışmalarına katıldı. Bütün bu çalışmalar 12 Mart darbesi ile sekteye uğradı.

12 Mart döneminde, sonradan TSİP’i kuracak olanların hiçbir şey yapmama çizgisine eleştiriler yaptığı ve örgütlenme çalışmalarında bulunduğu için tecrit edildi.

Yine bu 12 Mart döneminde, fabrikalarda soğuk demirci olarak işçilik ve örgütlenme çalışmaları yaptı.

Dev Genç İstanbul Davası’nda  İstanbul Bölge Yürütme Kurulu Üyesi olduğu için tutuklandı.

Davutpaşa Kışlası’nda İstanbul Dev-Genç davasından tutuklu kaldı.

Resmen yönetici göründüğü dönemde, Türkiye’de olmadığı, Filistin’de ve hapiste olduğu için, tahliye oldu.

Çıkınca tekrar işçilik ve örgütlenme çalışmalarına devam etti.

Kendisini tecrit edip pasif ve etkisiz bir biçimde tutmak isteyen ve sonradan TSİP’i kuracaklardan ayrılma ve onlara karşı teorik ve ideolojik mücadele ve Kıvılcımlı’nın görüşleri temelinde örgütlenme kararı aldı.

Onlara karşı yazdığı teorik eleştiri ve polemikleri daktilo ile çoğaltıp örgütlenme çalışmalarına başladı.

Bir yandan İşçiler (İzmit, Boğaz Köprüsü) ve Öğrenciler (Bitlis Yurdu, Bursa, Ankara)  arasında ilişkiler kurarken, diğer yandan da kendisi gibi tecrit edilmiş “Doktorcu”larla bir araya gelmeye çalıştı.

Belirli bir toparlanma sağladıktan sonra, Türkiye Komünist Partisi’ni Kıvılcımlı’nın yazdığı Vatan Partisi Programı temelinde reorganize eden ve Beşiktaş’ta bir apartman dairesinde toplanan kongreyi hazırladı.

Kongre’de seçilen beş kişilik yönetimde yer aldı.

12 Mart dönemi biterken, bu partinin yarı resmi ve legal organı olarak Kıvılcım gazetesini çıkarmaya başladı.

Gazete bir buçuk ay ve altı sayı çıkabildi, ama gördüğü ilgi ve çizgisi gerek iktidar tarafından gerek TSİP’i kuracaklar tarafından rahatsız edici bulundu. Engelleme ve provakasyonlarla karşılaştı.

Sonunda, Kıvılcım’ı çıkarmakta kendisine yardım eden arkadaşlarıyla birlikte tutuklandı.

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde, arkadaşlarıyla birlikte gazetedeki yazılardan, önce 100 üzerinden 36 yıla, sonra da çok ayıp olduğundan 17 yıla mahkûm edildi.

Toptaşı (1,5 yıl), Niğde (7 yıl), Malatya E Tipi Özel (15 Ay Müşahade Hücresi), toplam 10 yıla yakın hapis yattı.

Niğede’de toplu olarak elli metrelik bir tünel kazma girişiminde yer aldı.

Tünelin yakalanışı üzerine, önceden kararlaştırıldığı üzere, üstlenen dört kişiden biri oldu.

Bu nedenle tekrar hücre ve hapis cezası aldı.

Ayrıca 12 Eylül’deki idamlara karşı toplu protestoya katıldığı için tekrar hücrede kaldı ve devlet başkanına hakaretten hakkında dava açıldı.

Malatya E Tipi Özel Cezaevi’e nakledildiğinde, İstiklal Marşı söylemeyi ve Atatürk eğitimine katılmayı reddettiği için 15 ay müşahede hücresinde kaldı.

Tahliye olunca “mevcutlu olarak” Sarıkamış’a Askerliğe götürüldü.

Cezaevi yıllarında birçok yazının yanı sıra, Murat Belge ve Mihri Belli’nin eleştirileri yazdı ve “Emekçi ve Birikim’in Dr. H. Kıvılcımlı Eleştirileri Üzerine” başlığı ile ve H. Yılmaz imzasıyla kitap olarak basıldı.

Cezaevindeyken, Kıvılcım gazetesi etrafında toplanmış izleyicilerin örgütü olan Vatan Partisi’nin içindeki tartışmalara katıldı.

Önceleri eleştiri ve önerileri ciddiye alınmasa da sonra benimsendi.

Bu partinin teorik organı olan Kıvılcım dergisinin (1978-79) üç sayısının ve politik organı Sosyalist gazetesinin son on sayısının (1979) bütün belli başlı yazılarını yazdı.

Ayrıca son dönemdeki kongre kararları ve İşçinin El Kitabı gibi binlerce basılıp dağıtılan yayınları yazdı.

Bu dönemin sonunda Faşizm, Üçüncü Enternasyonal’in lağvı, Sovyet Devletinin Sınıf Karakteri gibi sorunları araştırırken Mandel, Troçki ve Dördüncü Enternasyonal’le karşılaştı ve zaten kendisinin de ulaştığı görüşleri çok daha önceden ve sistematik olarak ifade edip savunmuş olan bu klasik, eleştirel ve devrimci marksizmi savunan bu geleneğe katıldı.

Dışarıdaki arkadaşlarının bu değişime ayak uyduramaması sonucu, arkadaşları 12 Eylül arifesinde Vatan Partisi’nin dağıtma kararı aldı.

Tünelle kaçıp dışarda bir toparlanma sağlayabileceğini planlamıştı ama tünel yakalanınca bu da olanaksız oldu.

İçeriden tartışma ve örgütlenme denemelerinde bulundu ama birşey çıkmadı.

Bu arada eskiden (1974’te) Kıvılcım gazetesine destek olmuş, sonra TKP’ye katılmış ve en sonunda da oradan dışlanmış Almanya’daki işçi ve aydınlardan bir grup, kendisinin ulaştığı Troçkist görüşlerini eleştirme çabasına giriyorlar ama ciddiyetle okuyunca eleştirmek için yola çıktıkları Troçkist görüşleri benimsiyorlar ve Dördüncü Enternasyonal’e ve onun Almanya seksiyonu olan GIM’e (Enternasyonalist Marksistler Grubu) katılıyorlar.

Bu hızla 12 Eylül darbesinden sonra yapılan protesto gösterilerinde önemli bir işlev görüyorlar.

Bu sırada, Cezaevindeyken yazdığı ve gizlice dışarı çıkardığı yazıları, bu grubun eline geçiyor ve yazıları Der Weg – Yol adlı yayında yayınlıyorlar ve kendisiyle ilişki kuruyorlar.

Bunun üzerine Der Weg - Yol dergisinin neredeyse bütün temel yazılarını yazıp gizlice  dışarı çıkardı ve orada çeşitli isimlerle yayınlandı.

Ne var ki, bütün bu teorik ve politik çalışmalar Malatya E Tipi Özel Cezaevi’ne topluca sevk ile kayboldu ve dışarıyla bağlar koptu.

Almanya’da işçi ve aydınlardan oluşan ve GIM’e (Dördüncü Enternasyonal’in Almanya Seksiyonu) katılan ve Yazılarının yayınlandığı Der Weg – Yol’u çıkaran grup da bu arada dağıldı.

Mevcutlu olarak götürüldüğü Sarıkamış’ta Asker’den “tebdil-i hava” alarak İstanbul’a geldi ve Dördüncü Enternasyonal’in yardımıyla yurt dışına kaçtı. (1984 Nisan)

Fransa’da iltica başvurusunda bulundu ve iltica talebi hemen kabul oldu.

Beş ay kadar Fransızca kursularına gitti.

Dördüncü Enternasyonal’in Fransa Seksiyonu, Devrimci Komünistler Ligası’nda (LCR) çalıştı.

Almanya’da daha büyük Türkiyeli bir işçi kitlesi olduğundan Almanya’da yaşamaya karar verdi. Dördüncü Enternasyonal’in Almanya Seksiyonu, Enternasyonalist Marksistler Grubu’nda (GİM) çalışmalara katıldı ve Paderborn’da Almanca kurslarına devam etti.

Biraz olsun adapte olunca, göçmen Türkiyeli işçilere yönelik olarak Ne Yapmalı dergisini çıkarmaya başladı.

Ancak örgüt, Dördüncü Enternasyonal’in Türkiye Seksiyonu’nun baskısıyla hiç destek vermediği ve hatta engel olduğu için, üç sayıdan ötesi gelmedi.

Ergun Aydınoğlu’nun çıkardığı Devrimci Marksist Tartışma Defterleri’nin yazı kurulunda ve çalışmalarında yer aldı, orada yazıları yayınlandı.

İsveç’te Orhan Kotan’ın çıkardığı Kürdistan Press’e yazılar yazdı.

Özellikle bir göçmen hareketi içinde sosyalist ve devrimci bir kanat için çalışmalar yaptı.

Buna paralel olarak Teorik planda Yeni Sosyal Hareketler ve özel olarak da Siyahlar Hareketi konularında yoğunlaştı.

Bu dönemde aynı zamanda Dördüncü Enternasyonal’in Almanya Seksiyonu olan GİM’de çalıştı. Bu arada KPD ile birleşmiş bu partinin Soz Magazin adlı teorik organının Yazı Kurulunda yer aldı ve çalışmalarına katıldı.

Bu arada Türkiye’de 12 Eylül rejiminin etkileri azalmaktadır. Hem sosyal hareketler hem de Türkiye solunda tartışmalar ve canlanma başlamıştır.

Bu bağlamda Avrupa’da yapılmakta olan Sosyalist Forum toplantılarına katıldı.

Bundan sonra, yine Türkiye’de yapılan “Kuruçeşme” Toplantıları da denilen Birlik Tartışmaları’nın Avrupa’daki mülteciler ve Türkiyeliler arasında yapılan paraleline katıldı, bildiriler sundu ve örgütlenmesinde yer aldı.

Duvar’ın yıkılışının etkisiyle de bu tartışmalardan bir somut sonuç çıkmadı.

Ancak kendisi bu tecrübeyi ve sunduğu bildirileri “Birlik mi Rekompozisyon mu” kitapçığında arkadaşlarıyla birlikte topladı ve kitap olarak yayınladı.

Yine bu dönemde kendi kendine bilgisayar öğrenmeye başladı ve gerek donanımda gerek yazılımların kullanımında bütün devrimcilere ve arkadaşlarına, özellikle Türkçe ve Kürtçe yazma konularında, yardım etmeye başladı.

Bu arada Duvar’ın yıkılışının dersleri ışığında, siyahlar ve göçmenler hareketinin sorunlarından yola çıkarak, yeryüzünde bir aparthaet rejimi oluştuğu, bunun dünya işçilerinin siyah ve beyaz diye bir bölünmesine yol açtığı, bunun çok ciddi problemler oluşturduğu, zengin ülkelerde (Avrupa, ABD vs.) eşit haklar için mücadelenin, yeryüzünün imtiyazlıları arasına katılmak anlamına geleceği dolayısıyla örneğin Avrupaılarla eşit haklar (imtiyazlılar arasına katılma) değil, Avrupalılığı yok etme (imtiyazları ve imtiyazlılığı yok etme) mücadelesi gerektiği  gibi programatik ve stratejik olarak farklı görüşlere ulaştı.

Yine buna bağlı olarak, ulusal devletlerin artık yeryüzündeki bu apartheit reijminin bir aracı olduğu dolayısıyla ulusal devletlere ve uluslara karşı mücadele etmek ve bir program geliştirmek gerektiği gibi sonuçlara ulaştı.

Yine bu dönemde, İsveç’te Latife Fegan’ın korumasında bulunan Kıvılcımlı Arşivi’nin Amsterdam’daki Sosyal Tarih Enstitüsü Arşivi’ne verilişinde ve Stockholm’de veri bankasına geçirilişinde çalıştı.

Taksi şoförü imtihanını verdi ve Taksi şoförü olarak çalışmaya başladı.

Almanya’da yabancılar hareketinde yoğunlaştı.

Aynı zamanda Türkiye’de Kürt hareketinin çıkardığı Özgür Gündem’e (1992) haftalık yazılar yazdı.

Avrupa’da hazırlanıp Türkiye’de hukuki nedenlerle “kitap dizisi” olarak basılan Sosyalizmin Sorunları teorik dergisinin çıkışında, örgütlenmesinde, teknik işlerinde çalıştı ve yazılarını yayınladı.

Bu dönemde ilerlemeci ve iyimser tarih anlayışıyla bir kopuşma yaşadı. Umutsuzluktan yola çıkarak da mücadele edilebileceğini savunmaya başladı ve buna dayanarak mücadeleye devam etti.

Bu arada ırk ve ulus, ırkçılık ve ulusçuluk sorunları üzerinde de yoğunlaştı.

Ulus teorisine seksenlerde İngiltere’de yapılmış katkılardan hareketle, ulus konusunda sosyalist programın “ulusal olan ile politik olanın çakışması ilişkisini koparmak” şeklinde ilk formülasyonlarını yaptı.

Yine bu dönemde, sadece devletin değil, maddi araçların da tarafsız olmadığı ve sınıfsız topluma gidişin araçları olamayacağı çıkarsamasından hareketle, başka bir uygarlığın programlaştırılması gereği sorununu önüne koydu ve Yeni Sosyal Hareketler ve onları ortaya çıkaran Sorunların böyle bir programın ve teorinin oluşturulması için bir yol sunabileceği gibi görüşlere ulaştı.

Bu dönemlerde yine, Kıvılcımlı, Troçki, Batı Marksizmi’nin teorik katkılarının birbirini tamamladığı ve ortak bir kavram sistemi içinde birleştirilebileceği varsayımı üzerine çalışmaya ve araştırmaya başladı.

Hamburg’ta radikalleşmiş göçmen gençlerle bağlar kurdu. Bu gençlerin çıkardığı Köxüz dergisinde bazı yazıları yayınlandı.

Bütün bu dönemde aynı zamanda Hamburg’ta taksi şoförü olarak çalıştı.

İnternetin henüz pek bilinmediği bu dönemde önce “Mailbox”lar ve BBS’ler (Bülten Panoları Sistemi) aracılığıyla izolasyondan kurtulma ve politik faaliyet denemelerine başladı.

Türkiye’de ilerici ve demokratik bir ağ kurulabilmesi için “İnfo İstanbul”a her ay maddi destek sağladı ve bu ağlar aracılığıyla politik çalışma yapma denemelerine girişti.

Daha sonra İnternet’in yaygınlaşması üzerine onu politik çalışmada ilk değerlendirenlerden oldu.

İnternetteki forumlara yazılar yazmaya ve içinde bulunduğu tecridi kırmaya çalıştı.

Bir sendikanın olanağından yararlanarak, arkadaşlarıyla birlikte, 2001 yılında Almanya’da Wremen’de yapılan “Kıvılcımlı Sempozyumu”nu örgütledi.

Öcalan’ın Suriye’den sürülüşü üzerine egemen ulustan bir insan olarak, Kürt ulusal hareketine destek için, internette ve forumlarda daha sık yazmaya başladı.

Öcalan’ın kaçırılması üzerine, “Öcalan’ın Yaşamını Savunmak İçin Türk Girişimi”nin örgütlenmesinde yer aldı.

Kürt hareketinin içinde bulunduğu dönüşümü çözümleyen yazılar yazdı.

Bir süre sonra Avrupa’da çıkan Özgür Politika’da haftalık yazıları yayınlanmaya başladı (2003 yılına kadar).

Aynı zamanda 2000’de Yeni Gündem ve Ülkede Özgür Gündem gibi Türkiye’de çıkan benzeri yayınlarda da haftalık yazıları yayınlandı.

Demir’den Kapılar diye kendi sayfasını kurdu ve Yazılar ve Yankıları adlı forumu internette açtı. Bu forumda yazılarını ve onlara gelen tüm yankıları yayınladı.

Sempozyum’da “Kıvılcımlı’nın, Marksizmin ve Tarihin Kayıp Halkası: Komün” başlıklı bildiriyi sundu.

Türkiye’de çıkacak adının Açılım olması düşünülen bir dergi girişimine katıldı. Çıkması düşünülen dergi için, daha sonra “Ortadoğu İçin Demokrasi Manifestosu” başlığıyla yayınladığı, çıkış bildirisini yazdı. Ancak Türkiye’deki girişimcilerin devam etmemeleri üzerine, bir yayın çıkmadı.

Bu sefer kendisi benzeri bir yayın için başka girişimlerde bulundu.

Ancak bunların da bir sonuç vermemesi üzerine en azından bir internet sitesiyle Türkiye’de radikal demokrat pozisyonları ve politikayı savunacak bir platform oluşturmaya çalıştı. Eski Köxüz dergisi çevresinden bir kısım arkadaşlarıyla birlikte Köxüz sitesini kurdu ve orada yazılarını yayınlamaya başladı.

Köxüz’ü Türkiye’de de dergi olarak çıkarma girişimi, sorumlu bulunamadığı için, bir sayıdan fazla devam etmedi.

Aynı dönemde, İsmail Beşikçi’nin eleştirisi olan Tersinden Kemalizm – Beşikçi’nin Eleştirisi, Alevilik, Din Ulus, bilim ve Politika Üzerine isimli kitabı yazdı ve hem Türkiye’de hem Almanya’da yayınladı.

Bu kitapta ilk kez Marksist Din ve Üstyapılar Teorisinin temel önermelerini ve taslaklarını oluşturmaya başladı.

Yine aynı dönemde marksist bir Ulus Teorisini de taslaklaştırmaya başladı. Ve yeni ulaştığı sonuçları Köxüz sitesindeki yazılarında peyderpey yayınlamaya başladı.

Köxüz sitesini yürüttüğü arkadaşlarıyla “Büyük Ortadoğu Projesi ve Sosyalist Strateji Sempozyumu”nu hazırladı ve sunulan bildirilerden oluşan aynı isimli kitabı Türkiye ve Almanya’da yayınladı.

Yazdığı kitapları ve elektronik ortamda kitaplar halinde konularına göre derlediği yazılarını kitap biçiminde karşılıksız paylaşmaya başladı.

Kitaplarını yayınlayacak yayınevi bulamama nedeniyle bizzat kendi kitaplarını yayınlaması için Versus Yayınevi’nin kuruluş ve yayınlarını destekledi.

Ancak yayınevi tam kitaplarını yayınlayacak hale gelince, yayınevini yöneten kişi, yeni ortaklar aldığı ve ortakların kendisinin kitaplarını basmayı reddettiği gerekçesiyle kitapları basmadı.

Bu arada sık sık sağlığı bozulmakta, ameliyatlar, vs. birbirini izlemekte ve bütün bunlar da verimini düşürmektedir.

Aynı dönemde (2005) taksi şoförlüğünden malulen emekli oldu.

2007 yılında seçimlerden sonra, Türkiye’ye turist olarak gidebilmeye başladı.

Türkiye’de görüşlerini destekleyen arkadaşlarının yardımıyla, kitaplarını yayınlamak için, Köksüz Yayınlar kuruldu.

İlk olarak Marksizm’in Marksist Eleştirisi kitabı tekrar basıldı. Bunu Bir Devrimcinin Teorik ve Politik Otobiyografisi ve Geleceği Geçmişten Geçmişi Gelecekten Kurtarmak - Denemeler gibi kitapları izledi.

Kitaplarının büyük bölümünü hapishanelerle dayanışma çalışması yapan Deli Dalgalar grubu aracılığıyla karşılıksız olarak hapishanelere yolladı.

Ayrıca yazdığı çeşitli konulardaki yazılarının derlemelerinden oluşan kitapları internette karşılıksız olarak indirilebilecek şekilde okuyucuya sunmaya devam etti.

Bu dönemde Köxüz sitesine sürekli saldırılmaktadır. Bu nedenle Joomla ve Drupal gibi GMS (İçerik Yönetim Sistemi) programları öğrendi ve Köxüz sitesinin tüm teknik ve pratik işlerini de üstlendi.

Ancak sistemli bir eğitimden yoksun olduğundan teknik bilgi yetersizliğinden bir süre sonra saldırılarla başa çıkamaz oldu.

Köxüz sitesini Jiyan denen bir siteyle birleştirme ve onlara devretme girişimi Jiyan’ı yönetinin devletle uzlaşan bir çizgi izlemesi nedeniyle akamete uğradı ve Köxüz sitesi fiilen yayınına son vermek zorunda kaldı.

Eski TKP-B’lilerin “Tarihi Konuşuyoruz Sempozyumu”na bir daveti üzerine “TKP-B ve TSİP’in Tarih Öncesinin Tarihine Katkı” ve “Sosyalistler ve Sosyalist Hareketin Tarihinin Metodolojisi” başlıklı bildirilerini yolladı.

Ancak bildirilerinin içeriği sempozyumu tertipleyenlerin işine gelmediği için sansüre uğradı, duyurulmadı ve yayınlanmadı.

Abdullah Öcalan’ın girişimiyle başlayan Çatı Partisi girişimlerinde yer aldı ve tartışmaları katıldı.

Daha sonra bu çalışmaları Demokrasi İçin Birlik Hareketi ve Halkların Demokratik Kongresi, Sosyalist Yeniden Kuruluş gibi örgütlenme ve girişimlerde sürdürmek isterse de görüşleri ve yazılarının içeriği rahatsız edici bulunduğundan bürokratik ve idari tedbirlerle önerilerinin tartışılması ve gündeme alınması bile engellendi.

Yazılarını Demir’den Kapılar isimiyle açtığı bloğunda yayınlamaya başladı.

Otuziki yıl önceki askerlik firarı nedeniyle gözaltına alındı.

Hastalıkları ve kalbindeki stentler nedeniyle çürüğe çıktı.

Birkaç arkadaşıyla birlikte, 2013 başında, Mimar Sinan Üniversitesi’nde yapılan ikinci bir “Kıvılcımlı Sempozyumu” örgütledi ve sempozyumda “Kıvılcımlı’nın Marksizm’e Katkılarının Eleştirel Değerlendirmesi” başlıklı bir bildiri sundu.

Yine gönüllü katkılarla Kıvılcımlı Sempozyumu Bildirileri ve İsmet Demir’in Anıları’nın ikinci ve temiz bir baskısı Sempozyumla birlikte sunuldu.

Birkaç ay sonra başlayan Gezi olayları esnasında neredeyse her gün yazılar yazdı ve olayları içinden ve yakından izledi somut taktikler önerdi.

Hareket Taksim’den sürülüp, Parklara taşınınca, Kadıköy, Yoğurtçu Parkı’ndaki çalışmalara katıldı.

Acıbadem ve Yeldeğirmeni dayanışmalarında yer aldı, ama sağlığı el vermediğinden fazla aktif olamadı.

Gezi Aynasında Marksizm Sempozyumu”na bir bildiri sundu.

Gezi olayları esnasında yazdığı yazıları yine Köxüz Yayınlar’dan dostlarının yardımıyla Gezi Direnişi Yazıları (1 Haziran - 29 Temmuz) yayınladı.

Kobani kuşatması boyunca direnişi destekleyen yazılar yazar ve aynı zamanda gelecek için önerilerde bulundu.

Karaburun Bilim kongrelerine katılmak, yalnız ve bazı arkadaşlarıyla bildiriler sunmak istedi ama ret cevabı aldılar

Marksizm ve Sosyalizmin Sorunları üzerine bir sempozyum hazırlıklarına girişti, Oda TV’nin provakasyonu üzerine proje akim kaldı.

Seçimler, HDP’deki gelişmeler üzerine yazılar yazdı ve demokratik ve sol muhalefeti etkilemeye çalıştı.

2015 Hazıran seçimlerinde HDP’yi desteklemek için arkadaşlarıyla “HDP’ye Oy Ver Baraji Yık Diktatörü Durdur” isimli girişimin kuruluşuna ve çalışmalarına katıldı.

7 Haziran seçimleri sonrasında Erdoğan’ın diktatörlüğünü engellemek için #İstifa diye bir pasif direniş hareketi başlatmaya çalıştı.

Edoğan’ın darbesi gerçekleştiğinde tıbbi kontrolleri için Almanya’daydı ve darbe üzerine orada kaldı ve ikinci sürgünü başladı.

Almanya’da iken bildiri imzacıları arasında bulunduğu Barış İçin Akademisyenler’in çalışmalarına katıldı.

Berlin’deki HDK’nın çalışmalarına destek sundu.

Berliner Forum’u kuruluşunda ve çalışmalarında yer aldı.

Anayasa oylamasında uzaktan da Hayır Girişimi’nin çalışmalarına katıldı.

Çeşitli seçim ve oylama dönemlerinde ve politik gelişmelerde (örneğin Adalet Yürüyüşü) seri yazılarla onları etkilemeye çalıştı.

Covid 19 pandemisinin ortaya çıkışıyla birlikte hem yazı hem de videolarıyla bir Marksist ve demokratik politikanın nasıl olması gerektiği üzerine yazılar yazdı ve videolar yaptı. 2021 başında bu yazı ve videolarını derledi.

Yazılarıyla Türkiye’deki demokrasi mücadelesine destek vermeye çalışırken aynı zamanda daha uzun vadeli kitap çalışmalarına yöneldi.

İlk elde Marksizmin Yeniden İnşası’nın birinci kitabı olan “Ulus ve Uluşçuluk teorisine Giriş”i yazdı ve dijital olarak yayınladı.

2023 seçimleri yaklaşırken teorik çalışmalara ara verip, seçimler için taktikler önerdi ve bunların teorik temellendirmelerini yaptı.

Bir etkisi olmadı. Ama yenilgi ile önerilerin doğrulukları kanıtlandı. Bu yazı ve videoları “Kassandra Laneti” adlı kitapta derledi.

Bedeninin ve ruhunun tüm tükenişinden önce, Marksizmin Yeniden İnşası’nı hiç olmazsa okunabilir bir taslak olarak tamamlamayı ve otobiyografisini yazmayı hedefliyor.

Hakkında davalar olduğu ve yurt dışına çıkış yasağı bulunduğu için Türkiye’ye gidemiyor.

20 Mayıs 2024 Pazartesi

Demir Küçükaydın


*

Yazarın Kitaplarının Listesi ve Nerelerden İndirilebileceğinin Linkleri

https://demirden-kapilar.blogspot.com/2024/05/yazarn-kitaplarnn-listesi-ve-nerelerden.html

*

Demir Küçükaydın'ın Sosyal Medya Adreslerinin Linkleri

https://demirden-kapilar.blogspot.com/2024/05/demir-kucukaydnn-sosyal-medya.html


2 yorum:

devrim dedi ki...

2011 karaburun kongresinde sunulan “Kapitalist Üretim Modeli Alternatifsiz midir? Bilişim Dünyasının Ekonomi Politiği” başlıklı yazı işinize yararsa gönderebilirim.

Demir'den Kapılar dedi ki...

Kapitalizmin alternatifsiz olduğunu düşünmüyorum ama Bilişim Dnüyasının Ekonomi Politiği konusunda dediklerinizi çok merak ediyorum. Ben de bu konuda epeydir düşünüyorum. Gönderirseniz sevinirim. Dostlukla