5 Ocak 1993 Salı

Hayat Hızlı Gideni Cezalandıracaktır (5 Ocak 1993 - Özgür Gündem)

İnsanın hiç bir zaman bugünkü kadar çok zamanı olmadı ama hiç bir zaman da bugünkü kadar zaman sıkıntısı çekmedi. Geçen yüzyılda iş saatleri haftada 80 saati buluyordu; bugün birçok ülkede 48 saat yasalaşmış durumda, hatta birçok ileri ülkede 40 veya 35 saatlik iş haftaları giderek kural oluyor. Buna rağmen günümüzün insanının en büyük problemlerinden biri sürekli zaman kıtlığı çekmek; modern toplumda herkes zamanın çok süratli akıp gittiğinden şikayetçi.

Yeryüzündeki insan sayısından daha fazla üretilmiş tek sofistike tüketim aracı belki de saat. Modern şehirlerde hemen hiç bir büyük alan, istasyon, salon yoktur ki orada bir kocaman saat bulunmasın. Zamanı kontrol altına almak için yatırılmış bu muazzam emeğe rağmen insanın zamana köleliği giderek pekişiyor.

14 Nisan 1990 Cumartesi

Adını Sen Koy

 

Bu sayının adı yok ve sayısı sıfır.

Sıfır!.. Sıfırın keşfi, insanlık tarihinde ateşin ya da tekerleğin keşfiyle kıyaslanabilecek önemdedir. Sıfır olmasaydı, bugünkü uygarlık, bu hesaba kitaba dayanan hesapsız uygarlık da olmazdı. Bugünkü hesaba kitaba dayanan hesapsız kitapsız uygarlığı bilgisayarların, gen teknolojisinin keşfi nasıl kurtaramayacaksa, sıfırın keşfi de onu keşfeden uygarlıkları, Hint ve Maya uygarlıklarını kurtaramadı.

Sıfırın olmadığı bir dünyada eksiler; eksilerin olmadığı bir dünyada artılar da olamazdı. Ancak sıfırın olanaklı kıldığı yüksek soyutlama düzeyi sayesindedir ki, gerçek sayılardan çok daha gerçek olan, gerçek olmayan sayılar alemi bulunabilmiştir.

Sıfır bir doğum ya da ölüm noktası olarak ele alınabilir. Gerçekte her doğum bir başka ölümdür de. Eski uygarlıklarda her sülale tarihin ve takvimin ilk yılını kendisiyle başlatırdı. O başlayan aynı zamanda bir başka uygarlığın sonu demekti.

18 Mart 1985 Pazartesi

Marksist Terminolojiyle Metafizik Sosyoloji – Yılmaz Öner’in “Din Üretim Biçimleri”

Yılmaz Öner pek okunmayan, okunduğu zaman da pek anlaşılmayan bir yazardır. Geçenlerde, İletişim Yayınları arasında Yılmaz Öner'in çevirisi olan "Tarihsel Uzlaşma" adlı derleme yayınlandı. Kitapta Murat Belge'nin "Tarihsel Uzlaşma Üzerine" başlıklı giriş yazısından başka, bir de Yılmaz Öner'in "Din üretim Biçimleri Üstüne" başlıklı "özgün incelemesi” yer alıyor. Bu vesile ile Y. Öner'in kısa bir eleştirisini yapmak gerekiyor.
Gerekiyor, çünkü: Y. Öner Marksizm adına ve Marksizm’i doğa bilimlerindeki son gelişmelerin ışığında geliştirme iddiasıyla Marksist terminolojiyle Metafizik Sosyoloji kurmanın çok tipik bir örneğini sergilemektedir. Gerekiyor, çünkü: Y. Öner'in, bu gericilik döneminde ve İletişim Yayınları arasında ön plana çıkması bir rastlantı değildir.
Okuyucunun pek bilgisinin olmadığını varsayarak kısaca Y. Öner'den söz edelim. Yalnız öncelikle şunu not edelim ki, bu notları yazarken elimizde Y. Öner'in bu incelemesinden başka yazısı yok. Bu nedenle, iki yıl önce okuduğumuz kitap ve yazılarındaki kimi görüşlerden söz ederken hafızamıza dayanmak zorundayız.

27 Mart 1979 Salı

Bir Konuk ve Birkaç Temel Konu (Sarp Kuray’ın Eleştirisi)

GİRİŞ

Vatan Partisi Kongresi'ndeki konukların konuşmaları arasında, en ilgi çekeni -yalnızca konuşmayı yapanın po­litik şöhretinden dolayı değil, içeriğinden dolayı- Sarp Ku­ray'ın konuşmasıdır. Konuşmayı ilginç kılan yan: Bilimsel Sosyalist Öğretiye büyük bir sıçrama sağlayan Hikmet Kıvılcımlı'nın geliştirdiği bazı kavramların -tabii içeriği tah­rif edilerek- Bilimsel Sosyalist Öğretinin terk edilmesine nasıl örtü yapılabileceğine çok orijinal, çok tipik bir örnek oluşturmasıdır.

"Doktorcu" denilenler içinde, bugün artık, üç belli başlı sınıf, zümre ve tabakanın (Proletarya, Yaban Burjuvazi, Küçük-burjuvazi) çıkarlarının ve ideolojisinin ifadesi olan üç çizgi kesin ve net olarak ayrılmış bulunmaktadır.

Bunlardan burjuvazinin "doktorcu" sosyalizmi, Üçüncü Kongre'ye dek Vatan Partisi'nin resmi hattını oluşturuyor­du. Bu çizgiyi sürdürenler, bugün artık Vatan Partisi dışındırlar ve Kıvılcım Yayınları arasında: "Vatan Partisinde Yol Ayrımı" adım taşıyan bir broşür yayınlamışlar­dır. Bizce, teori planında, bu çok açık "doktorcu görünümlü burjuva sosyalizmi" nin işi bitiktir.

“Komisyon Raporu”nun Küçük Burjuva Eleştirisinin Eleştirisi (Devrimci Derleniş'in Eleştirisinin Eleştirisi)

 GİRİŞ

Vatan Partisi'nin III. Genel Kongresinde kabul edi­len platformun ana hatlarıyla koyulduğu “Komisyon Raporu”nun “Son Söz” başlıklı bölümünde şunlar söyleniyor:

“Buraya kadar Vatan Partisi'nin 1977 -1978 yılları bo­yunca izlediği çizgisinin oportünizmini; burjuva sosyalist niteliğini Program, Taktik ve Örgüt başlıkları altında gös­termeye çalıştık.

“Ortaya çıkan metnin yeterince tatmin edici olmadığını biliyoruz. Ama olayların şu hızlı akışı içinde; hele kong­reye az bir süre kalmışken, konuları daha geniş ve daha derinliğine işlemek pratik olarak olanaksızdır.

“Tüm eksikliklerine rağmen, esas olarak tesbitlerde önemli bir yanlış oimadığı kanısındayız. Bu yazı, bir bakı­ma ilerdeki teorik - pratik çalışmalarla ete kemiğe bürüne­cek bir iskelet, bir çatı görevini görebilirse, amacına ulaş­mış sayılabilir.” (Kıvılcım 3-4, sayfa: 191).

Devrimci Derleniş” Dergisinin 27 Şubat 1979 tarihli 17. sayısında “YVP III. KONGRE DELEGESİ BİR ARKA­DAŞIN MEKTUBU” başlığı ile, “Komisyon Raporu”nda dile getirilen bazı temel görüşlere birçok noktalardan  - A. Mavi imzası ile -  eleştiriler Yöneltilmektedir.