28 Ekim 1978 Cumartesi

Emine Kıvılcımlı'ya Mektup

 Emine Kıvılcımlı'nın; 26 Ekim tarihli Cumhuriyet Gazetesi'nde çıkan; Dr. H. Kıvılcımlı'nın eserlerinin basımını engellemeyi amaçlayan ilânını, protesto eden iki mektubu aynen yayınlıyoruz.

*

 Sayın Sosyalist Gazetesi

İlişikte Emine Kıvılcımlı’ya yazılmış bir mektup yer almaktadır. Bu mektuba gazetenizin sayfalarında yer verebilir misiniz?

Ayrıca, okuyucularınızı, benzer mektuplarla, Emine Kıvılcımlı’yı protesto etmeye davet edebilir misiniz?

Sanırım bu çoktan yapılması gereken bir iştir.

İşlerinizde başarılar dilerim

Selamlar

Demir Küçükaydın


27 Kasım 1976 Cumartesi

Mihri Belli'nin Hikmet Kıvılcımlı ve Vatan Partisi Program Eleştirisinin Eleştirisi

GİRİŞ: TÜRKİYE İŞÇİ SINIFININ ASGARİ TALEPLERİ: V.P. PROGRAMI

Emekçi Dergisinin Kasım 1974 tarihli 1. sayısında Vatan Partisi Programı'nın bir eleştirisi yayınlandı. Aşağıda okuyacağınız çalışma bu eleştiriye bir cevap olacaktır. Eleştirinin eleştirisine girmeden önce Programın bazı özelliklerinden söz etmek, okuyucuya program hakkında bir fikir vermesi bakımından yararlı olacaktır.
V. P. Programı 1954 tarihini taşımakla birlikte,  onun gelenekçil kökleri 1919'lara ve ilk taslakları 1930'lara kadar gider. Program "yarım asrı bulan geçmişimiz" dediğimi şeyin mantıki sonucudur. Bu olgu kavranılmadığı sürece olaylar kafamızda anarşiden kurtulup, sistemleşip, aydınlığa kavuşamaz.

Murat Belge'nin Kıvılcımlı Eleştirisinin Eleştirisi

Birikim dergisinin Haziran 1975 tarihli 4.'üncü sayısında, Dr. Hikmet Kıvılcımlı'nın, görünüşte geniş kapsamlı denebi­lecek ve geniş kapsamlı olma çabasında bir eleştirisi yapıl­dı. Bu eleştiri, Kıvılcımlı'ya yönelik ilk yazılı eleştiri olma­sının yanı sıra, Kıvılcımlı eleştirmenlerinin tipik hatalarını taşıması ve bu hataları sistemleştirmesiyle de yazınımızda özel bir yer tutacaktır.

ELEŞTİRİ'NİN TAVRI

Murat Belge eleştirisine: "Doktor Hikmet Kıvılcımlı, Tür­kiye sosyalizmi tarihinde mutlaka eleştirilmesi gereken bir kişidir" diye başlar ve izleyeceği "tavrı" şöyle anlatır: "Kıvılcımlı'yı eleştirirken özellikle nesnel bir tavır takınmanın ge­rekliliğine inanıyorum. Yani herhangi bir politik hedefin kay­gılarına kapılmadan, doğrudan doğruya Kıvılcımlı'nın kendi­sinin ne olduğunu, neleri, niçin temsil ettiğini anlamak (...")

25 Ekim 1974 Cuma

Özeleştiri : İş Yapan Yanlış da Yapar


İlk sayımızı okuyanlar, sayılamayacak ka­dar çok; dizgi, tertip yanlışı görmüşlerdir. Bunun sebebi gazete çıkarma konusundaki; bil­gisizliğimiz ve tecrübesizliğimizdir.
Yanlışlardan ve eksiklerden en önemli bir kaçını burada düzeltelim.
1) "İŞVEREN SOSYALİZMİ - İŞÇİ SOSYALİZMİ" başlıklı uzun yazının yazan Dr. Hikmet KIVILCIMLI'dır. Yazı ilk kez AYDINLIK dergisinin Haziran 1969'da yayınlanan 8. sayısında basılmıştır. Biz oradan aldık. Yazarın adının eksikliğini tashih (yazı­ların düzeltilmesi) sırasında göremememiz, "Ağaçlardan ormanı görememek" gibi oldu.
2) "SOSYALİSTLERİN BİRİNCİ GÖRE­Vİ" başlıklı yazıda şu paragraf eksiktir. Düzel­tiriz.
"Güneşimiz ve yıldızlarımız oluşurlarken Evren: bir uçsuz bucaksız ışıklı bulutmuş. Ona Fizik bilimi Kaos (Mahşer) diyor. Bütün Güneş Sistemleri o mahşerden çıkmıştır, insanlık, Uygarlığa (Medeniyete) ulaşırken, Toplum: küçücük Kan örgütlü oymakların (Kabile ve Aşiretlerin), "Soy"ların, "Boy"ların sonsuz kaynaşması içinde Mahşer gibi kıvranır, dururmuş. Ona, Sosyal bilim Tarihöncesi diyor. Bütün uygarlık düzenleri o Kaos'tan çıkmış­tır..."
Öte yandan gazete üç gün geç basılmıştır. Matbaa sahiplerine "emniyet görevlileri" gaze­teyi basmama yolunda "tavsiyelerde" bulun­muşlar, gazeteyle epeyce yakından ilgilenmiş­ler, böylece gazetenin basımını iki gün gecik­tirmişlerdir.
Diğer yandan zamlar yüzünden bir gün kâğıt bulamadık. Sonunda karaborsadan satın aldık.
Neyse, geç de olsa, güç de olsa yayınla­maya ve ellerinize ulaştırmaya çalıştık.
Biraz da eleştirilere değinelim: Gazete hakkında kulaktan kulağa çok şeyler söyleni­yor. Şimdilik cevabımız şunlar:
1) Eleştiri mertçe, yüze karşı, açık açık yapılmalıdır.
2) Eleştiriler şahsiyata dökülmemeli, prensip ve fikirler etrafında olmalı.
3) Eleştiri silahı, silahların eleştirisine varmamalı.
Bu esaslar dahilinde yapılacak her eleş­tiriyi buradan yayınlamak ve cevaplandırmak boynumuza borçtur.

(Kıvılcım gazetesinin 11Mart 1974 tarihli ikinci sayısında imzasız olarak yayınlanmıştır. Yazı 25 Ekim 2007 Perşembe günü dijitalize edildi. D.K.)

16 Nisan 1974 Salı

Parti Ancak Kongreden Doğabilir


Kıvılcım çıktığı günden beri yapılan en yaygın eleştiri: "Gu­rupçu", "Yuvarcı" olmuştur. Bu eleştiri, gerçekten, eleştirenlerin gurupçuluktan korkularını, da­ğınıklığa karşı gösterdikleri hassasiyetlerini, partileşme arzuları­nı göstermesi bakımından iyi dilekli ve sevindiricidir.
Fakat iyi dilek yetmez. En az anlaşılan konu: "Gurup"un ve "Gurupçuluğun" ne olduğudur.
Guruplar, tarihi bakımdan ha­reketin belli bir aşamasının var oluş biçimidir.
Gurupçuluk ise, bu ilkel aşa­mayı ebedileştirmek, ilkelliği teorileştirmek eğilimleridir denebilir.
Evet, Kıvılcım kendi sübjektif yargıları ne olursa olsun, objek­tif olarak, bir guruptur.
Yanlız şunu unutmayalım; Bize "gurupçu" diyenler de – isteseler de, istemeseler de - kendi sübjektif yargıları ne olursa olsun, ob­jektif olarak gurupturlar.
Bu bakımdan, soyut olarak "haklı" gibi görünen "gurupçu" eleştirisi, canlı hayatta somut olarak "gurupçuluğu ebedileştir­me"yi göstermektedir.
Çünkü: Kıvılcım, daha ilk sa­yısında, bugünkü ilkellikten kur­tulmanın ilk şartı olarak; "İlkel­liği bilince çıkarmak" gerektiğini yazmıştır. Yani bütün gurup­lara "bir gurup olduklarını" bilince çıkarmaları gerektiğini göstermiştir.
Demek ki, Kıvılcım bir "gu­rup" olmakla birlikte, "gurupçu" değildir. Kendini inkara yönelmiş, diyalektik zıddına atlamaya hazır bir "gurup"tur.
Açıkça görülmektedir ki, Kıvılcım'a gurupçu diyenler, he­nüz kendilerinin gurup oldukla­rını bilince çıkarmış ve modern bir parti örgütleme savaşına canla, başla girmiş değillerdir.
Kıvılcım'a şöyle bir eleştiri de yöneltilmektedir: "Peki, gu­rupçu olmadığınızı kabul ede­lim, Vatan Partisi programını kabul edip, önererek, yine de kendi gurubunuzun görüşlerini öne sürmüş, uzlaşmaz bir tutum ta­kınmış olmuyor musunuz?" Böy­le bir soru sorulduğu zaman tar­tışma bir üst dereceye yükselir.
İnandığımız görüşleri savun­mamız, uzlaşmaz bir tutum için de olduğumuzu göstermez.
Dev­rimci bir uzlaşma, birlik ne gi­bi şartlarda olabilir?
Eleştiri, bir silâhtır. Eleştiri silahını toprağa gömerek yapı­lacak bir "uzlaşmaya", uzlaşma denemez, ancak teslimiyet dene­bilir. Uzlaşma, az çok eşit şart­larda, denk silahlarla yapılabilir ise sağlıklı olur. Taraflardan bi­rinin silahını teslim etmesi, öbürüne esir olması demektir.
Mertçe eleştiri, sağlıklı bir bir­liğin kaçınılmaz şartıdır. Bir gurubu, bir eğilimi eleştirmek onunla ortak noktalar aranma­yacağı, uzlaşma, birleşme yapıl­mayacağı anlamına gelmez.
Programımızı bu anlayışla önerdik. Ama yanlış anlamalar oldu. Anlatamadıysak; hata bizdedir.
Program önererek, "Biz hemencecik bir parti kuracağız, işte program, gelen gelir, gelme­yen gelmez" demiyoruz.
İnancı­mız odur ki: Bir Parti Ancak, Sosyalistler Arası Bir Kongre­den Doğabilir.
Böyle bir kong­reye, (İsim önemli değil. Kon­ferans veya Kurultay da dene­bilir) Partileşme gereğini kabul eden, Kongre'nin alacağı karar­lara uymayı kabul eden; bütün guruplar, eğilimler, mahalli dev­rimciler vs. katılmalıdır.

(Bu yazı Kıvılcım gazetesinin 15 Nisan 1974 tarihli 6. sayısında İmzasız olarak yayınlandı. 25 Ekim 2007 Perşembe günü dijitalize edildi. D. K. )