10 Nisan 2015 Cuma

7 Haziran “Seçim” Değil Referandumdur

Toplumsal ve siyasal mücadelelerde, süreçlerin hukuki, siyasi ve sosyolojik anlamlarının doğru tanımlanmasının hayati önemi vardır.
Egemenler genellikle hep bu anlamları karıştırarak egemenliklerini sürdürürler. Şeylerin ve süreçlerin politik ve sosyolojik anlamlarına ve özlerine uygun tanımlanmasının kendisi de bizzat bir politik mücadele konusudur.
7 Haziran’ın nasıl tanımlandığı ve tanımlanacağı da hayati önemdedir ve bizzat bir siyasi mücadele konusudur.
7 Haziran hukuki ve idari olarak bir “seçim” olabilir.
Ama politik ve sosyolojik olarak bir referandumdur.
Bu farklı tanımlamanın anlamını ve önemini gösterebilmek için bir örnek verelim.

*
PKK’lılar hukuken birer “terörist” olabilir; askeri kavramlarla bir “gerilladır”; politik olarak Kürtlerin bir isyandır; sosyolojik olarak ulusal baskıya karşı bir direniştir; tarihsel olarak biçimsel eşitlik için, yani demokrasi için bir mücadeledir.
Ve bu tanımlardan hangisinin kullanılacağının; olguyu karşılayan gerçek kavramın ne olduğunun bizzat kendisi de politik olarak bir mücadele konusudur.
Çünkü gerillaları hukuki tanım içinde “terörist” olarak tanımlamakla yetinmek; politik çözümler değil; idari “çözümler” aramak anlamına gelir.
Dikkat edilirse “barış süreci” ile birlikte, yani direnişi, “terörist” olarak tanımlayan politikanın iflası ve kısmen de olsa terki ile birlikte, PKK’lılardan terörist diye söz etmeler azalmış; “gerilla” gibi askeri veya “PKK’lılar” gibi nötr kavramlar kullanılır olmuştur. Ama Erdoğan ve Ergenekoncular hala “terörist” demeye devam ederek, sorunun politik olduğunu savunanlara karşı politik bir mücadele de vermeye devam ediyorlar.
*
İşte 7 Haziran seçimlerinde de aynı durum geçerlidir.
7 Haziran seçimleri, hukuken ve idari olarak seçim olabilir.
Ama politik olarak bir referandumdur.
Bu gerçeği görmeden, vurgulamadan, üzerinden atlayarak tavrınızı ve politikanızı belirlemeye kalktığınızda doğru bir politika üretemezsiniz.
Bu nedenle, 7 Haziran’dan seçim diye söz etmek, gerillalardan ya da ulusal direnişten“terörist” diye söz etmekten farksızdır.
İsterseniz Erdoğan’a karşı olun, 7 Haziran’dan seçim diye söz etmek, Erdoğan’a hizmet etmek demektir nesnel olarak.
Bu tıpkı, gerillaların ya da Kürtlerin mücadelesini doğru ve haklı görüp de onları “terörist” olarak tanımlamaktan farksız olur.
*
7 Haziran özünde ve politik olarak bir referandumdur, çünkü 7 Haziran’da karalaştırılacak olan, verili hukuki ve idari sistem içinde, Hükümet’in kimin tarafından nasıl kurulacağı; hangi partilerin ne kadar oy alacağı; bu güçlerin desteklerinin oranını belirlemek değildir.
7 Haziran’da kararlaştırılacak olan, bugün geçerli olan, 12 Eylül yadigârı, antidemokratik, yüzde 10 barajlı idari ve hukuki sistem ile onu bile mumla aratacak olan; her türlü denetim ve dengeleme mekanizması iptal edilmiş bir başkanlık sistemi arasında bir seçimdir; yani referandumdur, plebisittir.
Ama bu bile eksik bir tanımlamadır.
Çünkü diyelim ki o sınırsız ve dengelenmemiş yetkilerle donanacak koltukta Erdoğan değil, örneğin bir Abdullah Gül olsaydı, öyle bir durumda denetim ve dengeden yoksun bir başkanlık ile bugünkü antidemokratik sistem arasında bir referandumdan söz etmek yeterli ve anlamlı olabilirdi.
Erdoğan bu 7 Haziran referandumu aracılığıyla, başkanlığı, kendisine sınırsız yetkiler verilmesi için istiyor. Yani bu 7 Haziran sadece başkanlık sistemi için bir referandum değil; Erdoğan’ın sınırsız diktatörlüğü için bir referandumdur.
Erdoğan’ın istediği başkanlıktan fazla bir şeydir, başkanlık sisteminden öte kendisi için başkanlık sistemidir. O sistemde başka birisi olsa ona karşı olurdu, o zaman başkanlığa bile karşı olurdu
*.
O halde 7 Haziran’ın özünü yakalamak istiyorsak, 7 Haziran seçimlerinin bir seçim değil referandum olduğunu söylemek bile yetmez; Erdoğan’ın sınırsız diktatörlüğü ile bugünkü beter 12 Eylül parlamenter sistemi arasında bir referandum olduğunu söylemek gerekir.
7 Haziran’ın özü budur.
Her kim ki bu özünü gözden kaçırır, kendisi bizzat bu kandırmacanın basit bir aracına dönüşür.
*
Erdoğan’ın şu ana kadar en büyük başarısı, bir bakıma hala 7 Haziran’dan seçim diye söz edilmesini sağlamasındadır.
Bu tıpkı 90’lı yıllarda, özel savaş rejiminin gerilladan “terörist” diye söz edilmesini sağlaması gibidir.
O zamanlar, Kürtlerin direnişinden “terörist” kelimesini kullanmadan söz etmek bile bir politik mücadele konusu, bir taraf olmak idi.
7 Haziran’ın nasıl tanımlanacağı da bir taraf olmaktır ve bizzat politik bir mücadelenin konusudur.
7 Haziran’dan seçim diye söz etmek, Erdoğan’ın amaçlarının basit bir aracı olmakla sonuçlanır.
7 Haziran bir Referandum’dur.
Ve 7 Haziran sadece ne kontrolsüz bir başkanlık sistemi ile bugünkü parlamenter sistem arasında bir referandum da değildir; Erdoğan’ın denetimsiz kişi diktatörlüğü ile bugünkü sistem arasında bir referandumdur.
7 Haziran’ı doğru tanımlamak, her şeyin başıdır.
*
7 Haziran’ın nasıl tanımlanacağı; onu tanımlamak için hangi kavramın kullanılacağı hangi tarafın kazanacağını belirleyecektir.
7 Haziran’dan herkes bir referandum diye söz ettiğinde, bu ülkedeki insanların ezici çoğunluğu bu başkanlığa karşı olduğundan, Erdoğan’ın kazama şansı olmaz.
Çünkü 7 Haziran’dan referandum diye söz eden de onu uygun davranmak, kişi diktatörlüğünü engellemenin en garantili ve biricik yolu olarak HDP’ye oy verirler ve onun barajı aşmasını sağlarlar.
Ama 7 Haziran’dan seçim diye söz edilir, bu kullanım egemenlik kazanırsa, 7 Haziran’ın önemi ve gerçek anlamı anlaşılamaz, tehlike ve anlam görülemez ve HDP barajın altında kalır; Erdoğan’ın diktatörlük ihtirasları kazanır.
7 Haziran’dan “seçim” diye söz eden tüm partiler ve girişimler, Erdoğan’a hizmet etmiş olur.
*
7 Haziran referandumunun sonucunu 7 Haziran’ın referandum olduğunu görenler belirleyecektir.
Erdoğan’ın şu ana kadarki en büyük başarısı, 7 Haziran’ı bir seçim olarak gösterebilmesindedir.
Bu gerçek göz önüne alındığında, Erdoğan’ın AKP’yi bile kendi başkanlık ihtirasının basit bir aracına dönüştürdüğü ve bunun için kullandığı görülür.
Bu nedenle bu seçimde esas hedef AKP bile değildir ve olmamalıdır.
AKP Erdoğan’ın ihtiraslarını gerçekleştirmek için basit bir araç durumundadır.
Kendi bağımsız iradesini gösterip, kaderini Erdoğan’dan ayırmadığı sürece de öyle kalacaktır.
*
AK Partililer, CHP’liler, hatta MHP’liler Erdoğan’ın bu oyununa gelmeyiniz.
7 Haziran’dan seçim diye söz etmeyiniz. Onun hukuki ve idari anlamının gerçek anlamını örtmesine yol açmayınız.
*
Ve bu referandumun sonucunu, HDP’nin alacağı yüzde bir civarında bile olmayan oylar belirleyecektir.
Her şey seçmenlerin yüzde birinin olsun bu gerçeği kavramasına ve Erdoğan’ın kişi diktatörlüğüne karşı oyunu HDP’ye vermesine bağlıdır.
Erdoğan’ın planlarını engellemek için, HDP’nin ne olduğundan, programından bağımsız olarak, HDP’ye oy verip bu başkanlığı engellemekten başka çare bulunmamaktadır.
CHP veya MHP’ye verilecek oylar matematik olarak bu gidişi engellemeye yetmez.
Hem de tam da baraj nedeniyle.
Bu gidişi engellemenin tek garantili ve emin yolu HDP’ye oy vermektir.
HDP’ye oy vermek; Erdoğan’ın diktatörlük ihtiraslarına hayır demektir.
HDP’ye oy vermemek fiilen Erdoğan’ın kişi diktatörlüğüne oy vermek anlamına gelmektedir.
Bu gerçeği örten her söz, her eylem, her yazı Erdoğan’ın amaçlarına hizmet eder; gerçeğin özünü gizler; anlaşılmasını zorlaştırır.
*
Şu andan itibaren, “Erdoğan’ın başında olduğu “Türk tipi başkanlık” sistemine karşı olan herkes, 7 Haziran’dan  “Seçim” diye değil, Referandum diye söz etmelidir.
7 Haziran’a “seçim” demek bile Erdoğan’ın diktatörlük ihtiraslarına hizmet etmektir.
*
İşte bu gerçekten hareketle, “HDP’ye Oy ver – Barajı Yık - Diktatörü Durdur – Barışı Sürdür Girişimi” kurulmuş bulunuyor.
Bu girişimde yer almak için HDP’yi benimsemek gerekmiyor.
Erdoğan’ın diktatörlük ihtiraslarına dur demek isteyen herkes girişime hoş geldi sefa geldi.
Eğer gelen tehlikenin farkındaysan, nasıl bir bıçak sırtında gidildiğini görüyorsan; küçücük bir oy oranının milyonlarca insanın kaderini nasıl etkileyeceğini görüyorsan bu girişimin çalışmalarına katıl. Varını yoğunu ortaya koy.
Bunun için:
Adresine bir mail yazman bile yeter.
Bu girişimle ilgili daha geniş bilgi ve kaynakların linkleri aşağıda var. Onları kullanarak daha geniş bilgi edinebilir ve doğrudan çalışmaların yürütüldüğü e-mail grubuna katılabilirsin.
Ben sorunu böyle gördüğüm için basit bir katılımcı olarak bu girişimde yer alıyorum.
Tüm enerjimi ve zamanımı, milyonlarca insanın, bu bıçak sırtından diktatörlüğün ve savaşın cehennemine düşmemesi için ortaya koyuyorum.
Demir Küçükaydın
10 Nisan 2015 Cuma

HDP’ye Oy Ver – Barajı Yık – Diktatörü Durdur – Barışı Sürdür Girişimi

E-Mail
E-Grup Adresi
E-Gruba Üyelik
E- Gruba Mesaj
Blog
Facebook Sayfası
Facebook Grubu
Twitter
Twitter


Hiç yorum yok:

Süreyya Erdem’in Ardından - İnanılmaz Rastlantılar ve İki Resmin Hikayesi

Facebook verilerimizi toplayıp Big Data olarak kullanıyor ama en azından dostlarla haberleşme ve onları uzaktan da olsun izleme ve hatır...