12 Nisan 2015 Pazar

Kritik Kütle, Varyasyonlar (Viral Davranış), Schwarm (Sürü)

İnternet’e boşuna Sanal Uzay (Cyberspace) denmemektedir. Bir uzaydır internet, ama içinde yaşadığımız fizik uzaydan farklı bir uzay. Her iki uzayda da kimi hareket yasalarının benzerliği ve paralelliği görülmektedir.
Bu uzaylar bir bakıma paralel evrenler gibidir. Ama teorik fiziğin varsaydığı birbiriyle etkileşemeyen evrenler, her biri kendi yasaları olan evrenler gibi değil, birbiriyle karşılıklı etkileşim içindeki evrenlerdir.
Biz bu yeni ortaya çıkan uzayın ve hareket biçiminin çok başlarında bulunuyoruz. İnternet yaygınlaşmaya başlayalı şunun şurası yirmi yıl olmadı. Ama belki dünya nüfusunun dörtte birinin hayatında birinci derecede önem kazanmış bulunuyor.
Bir de onlarca hatta yüzlerce sonrasını göz önüne getirelim. Bizler aslında bambaşka varoluş ve hareket biçimlerinin doğuşunda yaşıyoruz büyük bir olasılıkla. (Tabii insanlık eğer yaşarsa.)
Bir bakıma, ilk koyunu ehlileştirmeye çalışan insanların durumundayız.

Bir bakıma ilk kez kendi benzerini üretmeye başlamış karmaşık moleküller gibiyiz.
Birinden muazzam uygarlıklar, diğerinden her biri birbirinden harikulade milyarlarca var olan, olmuş ve potansiyel olarak var olabilecek canlı türü oluştu.
Örneğin ilerde bizzat Cyberspace’ın kendisi bir beyine dönüşüp öyle gibi çalışabilir. Milyarlarca insan bu sanal uzaydaki beynin hücreleri gibi bir işlev görebilir.
Ancak buralara daha çok var. Biz daha insanlığın varlığını sürdürüp sürdüremeyeceğinin belli olacağı bir dar boğazda yaşıyoruz.  Bu dar boğazdan geçip geçemeyeceğimiz de önümüzdeki birkaç on ya da yüzyıllık sürede belli olacaktır.
*

Sanal Uzay – Fizik Uzay

Ama Sanal Uzay’ın gerçek uzay üzerindeki etkilerine şimdiden rastlıyoruz. Tahrir’den Taksim’e genç kuşakların örgütlenme ve harekete geçmesinde sosyal medyanın rolü en kör gözde bile batar durumdadır. Zaten o nedenle en gerici, merkezi, otoriter ve demokrasi düşmanı rejimler internette kendilerin egemenliğini tehdit eden bir düşman görüyorlar. Onu kontrol altına alabilmek için her şeyi yapıyorlar.
Geleceğin büyük toplumsal değişiklikleri ve devrimleri muhtemelen Cyberspace’de örgütlenen insanların gerçek uzaydaki davranışları ve bunların da sanal uzaydaki davranışlar üzerinde karşılıklı etkileriyle gelişecektir.
Kaba bir gözlem, düşünüş ve analoji ile bile, sanal uzaydaki davranış yasaları ile gerçek uzaydaki davranış yasaları arasındaki paralellikleri görmek mümkündür. Bu vesileyle bu konuya kısaca da olsa değinmek denenebilir.
Sanal uzay davranışlarının gerçek uzay ile paralelliklerine kısaca değinelim.
*

Kritik Kütle

Birincisi, kritik kütle kavramıdır. Bu kavram birçok farklı bilim alanında kullanılmaktadır.
Kritik Kütle kavramı özellikle çekirdek fiziğinde, kendini besleyen bur nükleer reaksiyonun başlaması için gerekli minimum kütleyi ifadede kullanılmaktadır.
Kritik Kütle kavramı matematikte özellikle oyun teorilerinde, yani toplumsal davranışların ve özellikle mücadelelerin tabi olduğu yasaları matematik modellerle inceleyen matematik teorilerinde kullanılan bir kavramdır.
Matematikteki Oyun teorilerinde şöyle tanımlanabilir bu kavram. Bir grubun tamamını belli bir stratejiye (programa vs.) ikna etmek gerekmeyebilir, eğer gruptaki katılımcıların belli bir oranı bu stratejiye ikna olmuşsa. O zaman bu strateji kendi kendini gerçekleştirecek bir strateji halini alır. Biraz kendini gerçekleştiren kehanet gibi bir şey yani. Yani belli bir kitlenin kabulü kabul etmeyenler karşısında bir nesnel zorunluluk halini alabilir.
Burada Kritik Kütle kavramı bir eşik değeri ifade eder.
Örneğin e-mail adresiniz var ama başkalarının e-mail adresi yoksa siz e-mail adresinizi kullanamazsınız. Ben şahsen böyle bir on yıl geçirdim 90’lar boyunca. Almanya’daki Comlink ve Fidonet gibi ağlar aracılığıyla bir internet adresim vardı ama tanıdığım bir tek Allahın kulu yoktu internet adresi olan, hatta öyle bir şeyin varlığını bilen.
E-maili olanların sayısı öyle bir kritik sınırı aşmalıdır ki, artık bir süre sonra e-mailiniz yoksa bir şey yapamaz hale gelirsiniz ve hayat sizi e-mail sahibi olmaya zorlar. Bunu cep telefonlarında, önceden faxlarda vs. gördük.
Bir sürü cep telefonu kullanmamakta ısrar eden sorunda bir tane almak zorunda kalmıştır. Bugün benzer etkileri Facebook veya Twitter’da da görüyoruz.
Özetle, kendi kendini besleyen bir sürecin ortaya çıkması için belli bir sınırı aşmak gerekir, yani kritik kütleyi aşmak.
*

Varyasyonlar - Virallik

Ancak bu kritik kütleler nasıl bir etkiyle ortaya çıkıyorlar? Bu da aslında büyük ölçüde “Pazar boşluğu”nun doğru seçimi veya politikanın sözleriyle o verili durumdaki ana halkanın doğru yakalanmasıyla.
Ancak doğru bir halkayı yakalamak, toplumda sonsuz değişken olduğundan çoğu zaman mümkün değildir. Bu büyük ölçeklerde, genel eğilimleri tespitte bir dereceye kadar olabilir. Ancak taktikler vs. alanında korkunç çeşitliliği hesaplayıp da bir şey yapmanın olanağı yoktur. Daha bu hesap yapılırken bile koşullar değişir hatta bizzat o hesabın kendisi kendi nesnesini değiştirir.
Burada, doğaya benzer şekilde, koşulların müthiş bir çeşitliliği vardır. Doğa bu çeşitliliğe deneme yanılmalarla uyum gösterir. Yani diyelim bir mutasyon oldu. O başka koşullarda öldürücü olabilecekken, bambaşka bir koşulda bir üstünlük nedeni olabilir. Bu hemen şunu gösterir, varyasyonlar o türlere büyük bir avantaj sağlarlar, esneklik kazandırırlar, yaşam savaşında avantaj sağlarlar.
Ama varyasyon demek farklı genler demektir.  İşte, doğa bunun için cinsleri keşfetmiştir. Kendi kendini dölleyebilen canlılar bile karşılıklı gen alışverişi yaparlar. Varyasyonları arttırıp türün devamlılığını sağlamak için. Daha doğrusu bu bilinçsiz bir davranıştır, sonunda ortaya çıkan budur.
Bunu özellikle hızlı üreme ve dolayısıyla gözlemleme olanağı sağlayan virüs ve mikroplarda görüyoruz. Herhangi bir yerde bir mutasyon geçirmiş bir bakteri kolonisi birden bire patlarcasına yayılabilir.
Buna Viral davranış da deniyor.
Bu internete uyarlanırsa, olabildiğince her fikri, paylaşmak gerekiyor. O fikir burada işe yaramayabilir ama başka yerde işe yarayabilir. Veya başkasının yapacağı küçük bir değişiklikle (bir mutasyonla) o fikir hızla çoğalmasına yol açacak; bir eğilimin ifadesi olabilir.
Doğa’da olduğu gibi, toplumda da daha kaliteli ve doğru olan değil, ihtiyaçlara denk düşen, belli toplum kesimlerinin o anki eğilimlerine denk düşenler hızla büyüme eğilimi gösterirler. Doğru fikirlerin yayılmasıyla insanlığın kurtulacağı, burjuva rasyonalizminin, hatta pozitivizmin bir uydurmasıdır.
Bu konuyu güzel anlatan geçenlerde rastladığımız Y. Ünlü’nün bir mailinden bir alıntı yapalım:
Sosyal medya ve saha çalışmaları genelde "virallik" üzerinden yürüyor; çünkü sosyal medya virallik üzerinden yürüyor. "Viral" ismi çok yerinde bir isim çünkü dolaşıma sokulan her bir düşünce bir virüs gibi davranır. Kendini çoğaltabileceği ortamlarda çoğalır, uygun olmadığı ortamlarda yok olur. (…)
Bu nedenle;
Bir sloganın en iyisi olduğunu düşünmeyin.
Her türlü materyali dolaşıma sokun.
Küçük değişiklikler yapıp aynı mesajları tekrar tekrar yayınlayın.
Bunu bize Gezi öğretmiş olmalıydı şimdiye kadar. Duvarlara yazılan binlerce virüsten sadece birkaç tanesi yaşamını sürdürebildi; ama efsane oldular.
*

Üç Tür Sürü

Peki, varyasyonlar ve virallik ile belli kritik kütleler aşılınca ortaya çıkan geniş kitlenin davranışları hangi yasalarca belirleniyor.
Bunun için uygun bir analojiyi de Schwarm (İng. Flock) kavramı veriyor diyebiliriz.
Sığırcık veya sardalye sürülerini tanımlamakta kullanılıyor bu kavram.
Türkçede hepsi bir tek sürü kavramıyla karşılanmakla birlikte, en azından üç tür sürüyü birbirinden ayırmak mümkündür.
Kendi içinde belli bir hiyerarşi olan sürüler. Bunlara Çete demek daha doğru gibi görünüyor. Sokaklarda gördüğümüz köpek sürülerinde belli bir hiyerarşi vardır. Bu tür sürüler genellikle onlar hanesi civarında bir büyüklüğe kadar görülüyor.
Bir tek önderi izleyen, ondan başka hiyerarşisi olmayan sürüler. Bunlara en iyi örnek koyun sürüsüdür. Bütün sürü sürünün önderini (“Kösemen Koyun”, Koç) izler. Koç uçurumdan atlasa bütün sürü de atlar. Salhaneye sürüler böyle işbirlikçi koçlarla sürülürler.
Bir de önderi olmayan ama önderli ve hiyerarşik bir sürüden bile daha organize gibi hareketler yapabilen, sığırcık, sardalye, yarasa sürüleri var. Bunlara Schwarm (Flock) deniyor. Bu farkı vurgulayacak Türkçe bir karşılık bulamadık.

Schwarm Zekâsı – Schwarm Organizasyonu

Son zamanlarda bu sürülerin nasıl olup da böyle harikulade bir organizasyon yeteneği gösterebildiği konusunda birçok matematik modeller geliştirildi ve bilgisayar simülasyonları yapıldı.
Bütün çalışmalar aslında bunların çok basit gibi görünen ilkelerle hareket ettiğini göstermektedir. Örneğin her kuş, yanandaki kuş uzaklaşırsa yaklaşmakta yaklaşırsa uzaklaşmakta, aynı zamanda en geniş alanı görebilecek bir konumda bulunmaya çalışmaktadır. Dolayısıyla en geniş alanı görebilen kuşları izlemektedir diyelim.
Böyle basit bir iki kuralla yapılan modeller, tıpkı kuşların davranışları gibi hareketlerin bilgisayar ekranlarında da gözlemlenebilmesine yol açmaktadır.
Bu davranış türü ancak üç boyutlu uzaylarda var. İki boyutta fizik olarak mümkün değil.
Bu hemen sanal uzay ve fizik uzay paralellikleri ve analojilerini gündeme getiriyor. Sosyal medya bir sanal uzay gibi.
İşin ilginci, tıpkı kuş sürülerinde olduğu gibi, sosyal medyada da izleme ve izlenme var.
Genellikle herkes belli kişileri izlemeye özen ve dikkat gösteriyor (en geniş alanı görmek). Aynı zamanda en yakınındakileri de izliyor (Arkadaşlar vs.) Öte yandan çok izlenen belli kişiler de belli kişileri. Bu izlemeler, tıpkı kuşların ve balık sürülerinin o harikulade hareket ve organizasyon yeteneklerini sağlayan kurallarla benzeşiyor.
Dolayısıyla geleceğin devriminde, milyonlarca insanın bir schwarm gibi davranışlar gösterebileceği düşünülebilir. Bu alışılmış bütün biçimleri havaya uçurur. Milyarlarca insanın sadece izleyerek ve izlenerek, bu izlemede de kendi eğilimlerini en iyi yansıtanı izlemeye, yani en geniş alanı görmeye dikkat ederek hareket etmesi, öndersiz, hiyerarşisiz ama örgütlü hareketleri mümkün kılmaktadır.
Kim bilir geleceğin devrimini belki de insanlar bir kuş sürüsünün hareketlerini yöneten yasalara uyarak yapacaklar.
Bir “kuşbeyni” bile yetecektir yeryüzünü değiştirmeye.
Demir Küçükaydın
12 Nisan 2015 Pazar


 HDP’ye Oy Ver – Barajı Yık – Diktatörü Durdur – Barışı Sürdür Girişimi’ne Katılınız

Kısa İsim: HDP’ye Oy Ver
E-Mail: hdpye.oyver@gmail.com
E-Grup: https://groups.google.com/d/forum/hdpye-oy-ver
Üyelik: hdpye-oy-ver+subscribe@googlegroups.com
Mesaj: hdpye-oy-ver@googlegroups.com
Blog: http://hdpye-oyver.blogspot.com.tr/
Facebook Sayfa: https://www.facebook.com/hdpyeoyver/
Facebook Grup: https://www.facebook.com/groups/hdpyeoyver/
Twitter: https://twitter.com/hdpyeoyver
@hdpyeoyver

Hiç yorum yok:

Evet, “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Ülke”yi Demokratlar ve Sosyalistler Savunmalı

“ Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek ülke ” sloganı aslında sosyalistlerin ve gerçek demokratların savunması gereken bir slogandır. ...