10 Ocak 2014 Cuma

Alevilik, Aleviler ve Beşikçi

İsmail Beşikçi “Kürt Sorunu”na hangi yöntemle yaklaşıyorsa, aynı yöntemle Aleviler ve Alevilik sorununa da yaklaşmaktadır. 2004 yılında yazdığımız koca bir kitapta bunu ayrıntılı olarak analiz edip göstermiştik.
Aslında orada Beşikçi’nin bir Bilim Adamı olmadığını, bir dindar, bir Teolog ve Ahlak Zabıtası olduğunu da göstermiştik.
Ancak bu kitabı ve yazıları sadece Beşikçi değil; Kürtler değil Aleviler de görmezden geldi.
Bu görmezden gelişin ardında demokrat olmamak; Kürt ve Alevi milliyetçisi olmak vardır. (Evet “Alevi Milliyetçisi” de olur. Politik olanın Alevilikle de tanımlanmasını istemek, yani devletin Aleviliği tanımasını istemek özünde Alevi Milliyetçiliğidir. Ama milliyetçiler milliyetçiliğin ne olduğunu anlayamayacaklarından bunun da bir milliyetçilik olduğunu anlayamazlar.)

9 Ocak 2014 Perşembe

Beşikçi ile Kemalizmin veya Türk Milliyetçiliğinin Ortak Varsayımları

Bugün bilimin vardığı düzeyde, kimse kalkıp balina veya yunusların balık; yılan balıklarının ise sürüngen olduğunu söylemiyor. Bugün artık ilkokula giden çocuklar bile biliyorlar ki, balıklar soğukkanlıdır, yumurtayla ürerler; balinalar ise sıcakkanlıdır ve plasentayla ürerler, yavrularını doğururlar. Yılan balıklarının ciğerleri yoktur, görünüşleri yılana benzese de bir sürüngen değil, bir balıktırlar. Buna karşılık su yılanları suda yaşasalar ve yılan balıklarına benzeseler de ciğerleriyle solurlar; iskeletleri balık değil sürüngen iskeletidir hatta kütleşmiş görünmez olmuş ayakları bile vardır.
Yani canlıların ne olduğunu anlamak için görünüşlerine, yaşadıkları yere değil; anatomilerine, yapılarına bakmak gerekiyor. Şeylerin veya canlıların görünüş ve özleri aynı değildir, hatta tamamen zıttır.
Peki, fikirler ve görüşler söz konusu olduğunda, onların görünüşleri ve özleri aynı mıdır?

8 Ocak 2014 Çarşamba

Beşikçi ve Öcalan


İsmail Beşikçi 1 Ocak 2014 tarihinde genellikle PKK ve Öcalan’a karşı, Barzani’ye yakın Kürtlerin yazdığı Kürdistan Post’ta “Roboski – Goyiler”[1] başlıklı bir yazı yazdı. Beşikçi bu yazıda Aydınlık gazetesinde 16-24 Aralık tarihleri arasında, 9 gün boyunca çıkan “İmralı’daki Öcalan diyor ki” başlıklı yazı dizisine dayanarak Öcalan’a yönelik Öcalan’ı Türk devletine hizmet ediyor olmakla suçladı.
Daha sonra buna karşı Ferda Çetin, 4 Ocak’ta İsmail Beşikçi’nin tavrını eleştiren “İsmail Beşikçi Siyasete Giriyor” başlıklı bir yazı yazdı. Bu yazıda Çetin Beşikçi’yi Türk Devleti’nin “karalama, itibarsızlaştırma, güven kırma amaçlı psikolojik savaş yöntemlerinin” aracı olmakla suçladı.
Bu vesileyle Özellikle Kürtler arasında birçok yorumlar ve tartışmalar yapıldı. Şu birkaç başlık bile bir fikir verir:

7 Ocak 2014 Salı

Oya Baydar’ın Eleştiriye Cevabı

Bir iki gün önce Sayın Oya Baydar’ın “Cumhurbaşkanlığı Korkuluk değildir Sayın Gül” başlıklı yazısını konu eden ve eleştiren bir yazı yazmıştım.
Sayın Oya Baydar bir cevap ve karşı eleştiri yazısı yazıp yolladı. Eklediği kısa notta:
“ İstersen kendine sakla istersen sitede yayımla. Yayımlayacak olursan lütfen tam metin olsun, belli bölümlerini çıkartma.” diyordu.
Hem Sayın Baydar’ın cevap hakkı; hem de okuyucunun Sayın Baydar’ın görüşlerini bilme hakkı nedeniyle, aşağıda Sayın Oya Baydar’ın cevabını olduğu gibi yayınlıyorum.
Demir Küçükaydın, 07 Ocak 2014 Salı

Oya Baydar’ın Cevabı:

5 Ocak 2014 Pazar

Cumhurbaşkanına Mektubu Nedeniyle Oya Baydar’a Açık Mektup

Değerli Hocam,
Siz benim İstanbul Üniversitesi Sosyoloji (Gece) Bölümü’nde hocamdınız.
Hazreti Ali’nin “bana bir kelime öğretenin kulu olurum” dediği rivayet edilir.
Elbette üzerimde hakkınız vardır.
Tam da bu hakkınız nedeniyle sizi bir öğrenciniz olarak uyararak, en azından bir parça borcumu ödemeye çalışayım.
Henüz İstanbul’a yeni gelmiş bir üniversite öğrencisiyken, genç ve sosyalist bir asistan olan sizin derslerinizi seve seve izlerdim.
Dün sizin Cumhurbaşkanına yazdığınız mektubu okuyunca[1], acaba bu Oya Baydar ile o insan aynı mı? Acaba bildiklerini mi unuttu? Hafıza kaybına uğramış olmasın diye düşünmeden edemedim. Bunun üzerine bu mektubu kaleme alma ihtiyacı duydum.