25 Mart 2025 Salı

“Genel Grev” mi? Yoksa Temel İnsan Hakları Çizgisine Çekilmek ve Yeni Güçler Kazanmak mı?

Son günlerde “Genel Grev için şartlar olgun, genel grev çağrısı yapalım” gibi görüşler çok görülüyor. Bugün artık hor görülen, sosyalistlerin ve işçi hareketinin bu konudaki tarihsel deneylerini kısaca aktaralım dedik.

Bırakalım şimdi Genel Grevi bir kenara, durum çok daha vahim, CHP liderliği aklınca, veya tabiatı gereği, bu direnişe bir hedef uydurmak ve bir fiyaskoyla bitmesini engellemek için, hedefi iktidardan çeşitli şirketlere ve insanların bireysel ve atomlara ayrılmış bir şekilde uygulayabilecekleri biçimlere döndürmek için, çeşitli şirketleri boykot çağrıların yapıp kontrolden çıkmadan hareketin sönümlenmesi için manevralara başladı.

Bu durumda “Genel Grev” değil, bu direnişin sönümlenmesini ve uzun soluklu bir mücadeleye dönüşmesini sağlayacak barışçıl biçimler gerekiyor. Bunun için de her kullanımı polis terörüyle ezilen, politik gösteri hakkını kullanmaktan, en temel insan hakları alanına, yani bir yerde bulunma, dolaşma, etrafa bakma, dostlarıyla konuşma gibi bir alana geri çekilme ye çekmek gerekiyor.

23 Mart 2025 Pazar

Sesli Yazı - Bir Yenilginin Dersleri

 

Bir Yenilginin Dersleri

“Daha henüz ortada görünür bir yenilgi yokken, daha dün akşam yüz binler Şişli ve Saraçhane’de nöbet bekliyorken, Türkiye’nin birçok şehrinde gösteriler sürmüşken, nasıl böyle bir başlık atabiliyorsun?” diye sorulabilir haklı olarak.

Beni böyle bir başlık atmaya iten sabahın erken saatlerinden beri canlı haberlerde gördüğüm resimler.

İnsanlardaki yorgunluk, bitkinlik, ama en önemlisi, fiziksel yorgunluk değil, manevi olarak bir zafer kazanılabileceğine inancın artık eskisi gibi olmadığını gösteren gözler ve davranışlardaki vücut dili ve bunun sözlere de yansıması.

Özgür Özel de, İmamoğlu da, eşi de başkaları da yenilgiyi kabullenmiş (bazı gazetecilerin deyimiyle: “Satın almış”) görünüyorlar ve bu yapılan haksızlığa ve dayanmak gerektiğine dair vurgularıyla sözlere de yansıyor.

Ve şu an bir hedef yok.

Bir hedefin olması ve onu herkesin doğru kavraması, o hedefin kendisi yanlış olsa bile, o yanlış hedef için, en iyi ve mükemmel bir haberleşmeden daha büyük bir uyum ve koordinasyon dolayısıyla inisiyatif gösterme ve yaratıcılık gücü sağlar.

Hedef’in yokluğu ise ölümcüldür. Şu an ifade edilmiş görünür hedef: Oy ve dayanışma sandıklarına gidilmesi ve sonra da yine Saraçhane’de toplanılması.

22 Mart 2025 Cumartesi

Sesli Yazı: Hak, Hukuk Adalet ve Beyaz bir bayrak

Hak, Hukuk, Adalet ve Beyaz Bir Bayrak

 Bugün gösterilere bakarken Kayserililerin yağan kar altında yaptıkları yürüyüşe rastladım. Büyük şehirlerde ve öğrencilerin çoğunlukta olduğu, gençlerin zıpladığı yürüyüş ve mitinglerden çok farklı olarak, orta yaşlı, bir kısmının saçı sakalı ağarmış, çalışan insanlar oldukları ağır başlı bir şekilde yürüyüşlerinden belli bir kitleydi yürüyenler. Yavaş ve uygun adımlarla, “Hak, Hukuk, Adalet” diyerek ve adımlarını bu sözlerin temposuna uydurarak yürüyorlardı.

Bu gördüklerim yazılarımda savunduklarımın adeta cisimleşmesiydi. Örneğin 19 Mart tarihli yazımın başlığı şöyleydi: “İmamoğlu değil Adalet ve Hukuk, CHP'liler Değil Tüm Yurttaşlar, CHP Binalarının Önü Değil, En Büyük Meydanlar, Bir günlük değil Sürekli

Öyle görülüyor ki, kitle hareketi, biraz çalışan insanlara yayılınca, kendi deneyleriyle yavaş yavaş doğru sloganları ve biçimleri bulmaya başlıyor.