12 Nisan 2017 Çarşamba

“#HAYIR Hareketi” Üzerine

Bu referandumun sonucu ne olursa olsun, en önemli kazancı ortaya var olan örgütlerin ve yapıların dışında, tohum halinde de olsa, bir “#HAYIR Hareketi” çıkarmış olmasıdır.
Uzun vadede bu “#HAYIR Hareketi”nden tutarlı bir demokrasi hareketi gibi bir şeyler çıkabilir belki. Bu küçük ateş beslenmeyi ve büyütülmeyi bekliyor.
Elbet bu hareket de gökten zembille inmedi, ardında özellikle Gezi hareketinin birikimleri ve mirası var. Yine bununla ilişkili, 7 Haziran seçimleri öncesinde ortaya çıkan çeşitli girişim ve kişilerin çabalarının tortusu var.
Önümüzdeki dönemde Türkiye hatta Ortadoğu’da olayların nasıl gelişeceğini bu doğuş halindeki hareketin gösterdiği gelişim belirleyebilir.
Eğer bu hareket ortak bir dil ve tartışma oluşturabilir, örgütlenebilir, ortak bir program ve strateji tartışması başlatabilirse tüm hesapları ve dengeleri altüst edebilir.

Şehirli ve modern bir karakter taşıyan bu hareket, Kürt Özgürlük Hareketi ile bir ittifak yaparak ve onu daha ileriye çekerek tüm Ortadoğu’da bir altüstlük başarabilir.
Elbet her şey henüz çok başında, doğum halinde, adeta bir bulutsu (nebülöz) gibi.
Üstüne üstlük onun üzerine “bir kâbus gibi çökmüş” geçmişin mirası var. Bu miras mirassızlık mirası.
Bu miras özellikle teorisizlik ve birikimsizlik; tarihsel deneylerden yoksunluk biçiminde görünüyor ve onun işini iyice zorlaştırıyor.
Bu nedenle bu bulutsudan bir yıldız mı doğacağı yoksa bir düşük olacağı, bir “kahverengi cüce” mi çıkacağı henüz ortada.
Bu küçük ateşi kuru otlarla, üfleyerek beslemek gerekiyor. Gerekiyor ki kendini yeniden üretebilecek ve yayılabilecek bir yangına dönüşebilsin.
*
Ama önce “böyle bir hareket var mı?” sorusunu soralım.
Bu hareketi ille bir örgüt veya yapıyla, örneğin “#HAYIR Meclisleri” ile veya “Biraradayız Buradayız (BiBu)” gibi girişimlerle özdeşleştirmemek ve sınırlamamak gerekiyor.
Elbet bunlar da tamamen veya kısman bu hareketin içindedir.
Ama bunları aşan, sınırları belirsiz ve çok daha geniş bir hareket var.
Ayrıca kimi örgütler bu hareketin içinde gibi görünmelerine rağmen bu hareketin ortak karakteristiklerine ters özellikler gösteriyorlar.
Sınırları belirsiz bir hareket bu.
Bütün belirsizliğine rağmen yine de var.
Örneğin böyle bir hareketin varlığı ve bunun önemi üzerine Demokrasi İçin Birlik girişiminin öncülerinden Rıza Türmen böyle bir hareketin ortaya çıkışı ve yaşaması gerektiği üzerine şunları söylemiş:
Hayır kampanyasını yürüten halk hareketi barış, özgürlük, eşitlik ve adalet içinde yaşayabileceğimiz Türkiye’nin habercisidir. Bu hareket devam etmelidir ki ‘Hayır’ çıktıktan sonra başka bir Türkiye’nin kapıları açılsın. Daha demokratik, katılımcı, çoğulcu bir Türkiye yaratabilelim.  Bunu yaratabilmek için halk hareketinin dinamiğini muhafaza etmek lazım.”(Şurada?)
*
Böyle bir hareketin varlığı hakkında çok daha zengin olgularla desteklenmiş bir gözlemi Sencer Ayata “Hayır Hareketi başlıklı yazısında ele aldı.
Bu ayrıntılı tasvir böyle bir hareketin var olduğunu, karakteristiklerini oldukça çarpıcı örneklerle gösteriyor.
En iyisi bu yazıdan aktarmak.
Emekli kamu görevlisi bir kadın, kendi kendine “Yüz olası ‘evet’ oyunu ‘hayır’a ikna edeceğim” diye söz vermiş. Çalışma alanını hastaneler olarak belirlemiş. Hastanede bekleme sırasındaki kadınların yanına oturup önce sağlık konusunda bir sohbet başlatıyor, sonra konuyu yavaş yavaş referanduma taşıyor. Anayasa değişikliklerinin içeriğini çok iyi çalışmış ve nasıl eleştirileceğini iyi öğrenmiş. Bunları bir sohbet çerçevesinde paylaşıyor ve sonra yeniden haberleşmek üzere konuştuğu kadının telefon numaralarını alıyor. Onları yeni bir arkadaş gibi telefonla arıyor ve hatta evinde ziyaret ediyor.
Bir emekli esnaf tezgâhtar olarak çalıştırdığı ve kendisine çok yakın gördüğü kimseleri önce telefonla arıyor. Ardından ziyaretlerine giderek düşüncelerini anlatıyor ve onlardan “hayır” oyu istiyor.
Bir erkek öğrenci, İnternet üzerinden tanıştığı ve kararsız olduğunu tahmin ettiği kimseleri bir kafede buluşmaya davet ediyor, onları “hayır” oyu vermeye ikna etmeye çalışıyor.
Bir kadın kampanya sırasında yaşanan olayları, duyduğu konuşmaları, çevrede gördüklerini, bunlardan çıkardığı sonuçları günlük şeklinde herkesle paylaşıyor. Amacı kendi deneyimlerinden başkalarının da yararlanmasını sağlamak.
Bir teknisyen, kimileri kentte kimileri Giresun’un bir köyünde yaşayan akrabalarına başkanlık sisteminin yaratacağı sorunları anlatıyor. Yakınında oturanlara, kestiği gazete yazılarını okuyor, onları bir süre için birlikte Halk TV izlemeye razı ediyor.
Beyaz yakalılardan oluşan bir grup, forumlar düzenleyerek seçmenlerin “hayır” oyu vermelerini nasıl sağlayabileceklerini tartışıyor. Seçtikleri hedef kitle, kendileri gibi beyaz yakalı çalışanlar. Çalışmalarını onların yoğun olduğu yerlerde yürütüyorlar. Sosyal medya mesajları ve videolar hazırlıyorlar. “Hayır” kelimesini mesleki sorunlarla bir araya getirerek yaymaya çalışıyorlar: Fazla mesaiye “hayır”, BES’e “hayır”, işten çıkarmaya “hayır”…
Bir lisenin mezunları tarafından oluşturulan bir dayanışma ağı yeni katılımlarla genişliyor, hatta başka gruplara ve kentlere yayılıyor. Platform, bilgisayar üzerinden başta gençler, ev kadınları ve emekliler olmak üzere çok sayıda kişiyi tespit ediyor ve onları çeşitli özelliklerini dikkate alarak gruplandırıyor. Farklı gruplar üzerinde etkili olacağı düşünülen kısa metinler hazırlanıyor. Çalışmalara destek vermek isteyen liseli ve diğer gönüllü bireyler bu metinleri kendi el yazılarıyla kopyalayıp kişiye özel mektuplar yazıyorlar.
Önceki “Mahalle Meclisleri”ne benzeyen “Hayır Meclisleri” kuruluyor. Anayasa değişikliğinin içeriğini anlatan metinler, broşürlere ve görsel materyallere dönüştürülerek geniş bir çevreye ulaştırılıyor. Farklı mekânlardan aynı anda “hayır” yazılı balonlar uçurulması gibi yaratıcı eylemler yapılıyor. “Bu kadar yetkiyi babama vermem” gibi sloganlar üretiliyor.
“Oy ve Ötesi” gibi sandık güvenliği için çalışan platformların sayıları artıyor. Bilgilendirme seminerleri düzenleniyor. Sandıkların iyi izlenmesi, ıslak imzalı sonuçların iletilmesi ve itirazların zamanında yapılması için çalışmalar yapılıyor, planlar hazırlanıyor.
Bir platform, referandum sürecine katkıda bulunmak üzere insan kaynakları havuzu oluşturuyor. Bu uzmanları anayasa değişiklikleri konusunda eğitiyor. Herkesin uzmanlığına göre destek verebileceği alanlar belirleniyor: Yazılım, hukuk, tasarım, sağlık, iletişimci, sanatçı desteği… Onlar bu hizmetlere ihtiyacı olan başka platformlara, derneklere, kuruluşlara yönlendiriliyor. Sosyal medyada paylaşılan mesajların, karikatürlerin, kliplerin önemli bir bölümü bu uzman kişilerin gönüllü katkıları sonucu üretiliyor. Bu uzmanlar yurttaşlarla bir araya getiriliyor ve onların sorunlarının çözümüne yardımcı oluyorlar. Bu yoldan sağladıkları yakınlık sayesinde yurttaşları anayasa değişiklikleri konusunda aydınlatıyorlar.
Kimi platformlar siyasi partilerle birlikte, kimileriyse siyasi partilerden ayrı çalışıyor. Ağlardan farklı olarak platformlarda yer alanlar, geçici olarak sağladıkları mekânlarda bir araya gelebiliyor. Platformlar eşgüdüm merkezleri olarak çalışıyor. Amaçları aynı zamanda çevredeki diğer gönüllü katılımcıları ve kuruluşları bir araya getirmek. Siyasi parti kimliği olmaması, her görüşten yurttaşın platforma rahat girip çıkmalarını ve katkı yapmalarını sağlıyor. Ayda 1600 lira maaşla eşi ile birlikte geçinmeye çalışan bir seçmen, platform bürosuna büyük bir heyecanla girip “Ben size para bağışında bulunmaya geldim” diyor ve cebinden çıkardığı beş lirayı veriyor. Birçok dar gelirli, platformlara bir paket çay, bir kilo şeker gibi bağışlarda bulunuyor.
Başta barolar ve bazı sendikalar olmak üzere çeşitli meslek kuruluşları ve odalar kampanyaya çok aktif olarak katılıyor. Anayasa değişiklikleri konusunda yurttaşları aydınlatmak için konferanslar, paneller, tartışma toplantıları düzenliyorlar ve yayınlar yapıyorlar.
Siyasi dernekler ve kuruluşlar eğitici materyaller hazırlıyor, sosyal medya mesajları üretiyor, bildiri ve broşür dağıtıyor.
“Hayır Hareketi” içinde farklı kesimleri, farklı çıkarları, farklı siyasi örgütleri ve farklı talepleri barındırıyor. Diğer toplumsal hareketlere kıyasla kadınların katılımı daha kolay ve daha yüksek düzeyde. Gönüllü destek yaşlı, orta yaşlı ve genç her kuşaktan gelmekte. Harekette beyaz yakalılar öne çıkıyor. Kampanya ilerledikçe bireysel katkı ve ağ yoğunluğu artıyor.
Bireyler, ağlar, platformlar tarafından yürütülen etkinliklere katılım genellikle siyasi partilerin dışında gerçekleşiyor. Katılım zorlamaya, devlet desteğine, menfaat sağlamaya değil, kişisel inisiyatife ve gönüllülüğe bağlı. İlişkiler formel örgüt yapılarındakinden farklı olarak hiyerarşik nitelikli değil, eşit bireyler arasında. Bazılarında yönetici merkez hiç yok, bazılarında ise yalnızca eşgüdümü sağlamakla yükümlü. Karar alma süreçlerinde herkesin söz sahibi olmasına önem veriliyor. Siyasi görüş farklılıklarına rağmen katılımcılar görüş ayrılıklarını değil, ortak değerleri ve dayanışmanın önemini vurguluyor. Bazı oluşumlar diğerleri ile ilişki ve iş birliği içinde faaliyet gösteriyor. Bazıları ise bağımsız çalışıyor. Birlikte çalışma tek amaca, yani referanduma yönelik. Kurulan ağlar ve platformların geleceği açık uçlu. Yani bu oluşumlar dağılabilir, farklı ortamlarda sürdürülebilir, farklı amaçlara yönlenebilir.
Katılımcılar referanduma ilişkin bilgi ve görüşleri dışarıdan olduğu kadar birbirinden öğreniyor ve birbirine öğretiyor. Katılımcıların bilinç düzeyi genellikle yüksek ve hareket içinde daha da yükseliyor. Oluşumların canlılığının temelinde bu bilinç, iyimserlik ve umut var. Görüşlerini haklı ve doğru oldukları inancıyla savunuyorlar.
AKP iktidarı kamusal alanları yoğun denetim altında tuttuğundan bu oluşumların görünürlükleri zayıf. “Hayır Hareketi” mekân, yani sokak, cadde ve meydan odaklı değil. Bu nedenle, bir “kahramanlar” hareketi olmadığı söylenebilir. Bilinçli, kararlı ve cesur insanların hareketi. Hareket yüz yüze ilişkiler, mektuplar, internet iletişimi vasıtasıyla gelişiyor ve yayılıyor. Popüler kültür ögeleri ve mizahi yönüyle ‘dijital eylem’ en üst noktaya doğru taşınıyor.
Herkes bu tasvir edilen hareketin kimi yönleriyle bir şekilde karşılaşmış olmalıdır.
Hatta denebilir ki bu hareket, esas olarak internet ve sosyal medya aracılığıyla da yayıldı.
*
Peki, bu hareket nasıl devam edebilir?
Nasıl güçlenip toplumun daha alt kesimlerine ulaşabilir?
Kanımızca önce bizzat bu hareketin ortak bir dil, bir gündem oluşturması ve tartışması gerekiyor.
Kanımızca şu an iki büyük zaafı var.
Birinci önemli zaaf.
Hareketi oluşturanların dilleri çok farklı ve farklı diller konuşanlar kendi aralarında bir diyalogu sürdürüyorlar.
Örneğin bu hareketin “İslamcı” dilebileceğimiz bir kanadı var. Ömer Faruk Gergerlioğlu, Cihangir İslam gibi aydınların içinde olduğu bir Hak ve Adalet Platformu da bu hareketin içinde nesnel olarak. Ama onlar ile Hareketin “Laik” ya da “Seküler” kesimi arasında ortak bir dil bile yok. Ortak bir tartışma, bunun kanalları yok.
İkinci önemli zaaf.
Bu hareketi oluşturan birçok küçük grup, girişim elbette bundan sonra ne yapmak gerektiği üzerine tartışıyor ve kafa yoruyorlar. Ama bunu kendi içlerinde yapıyorlar. Tüm bu hareketin ortaklaşa bir tartışmaya çekilmesi, böyle bir yola girilmesi gibi çabalar yok.
Ülke çapında tüm #HAYIR Hareketi’ni kapsayan bir tartışma, bunun kanallarını yaratma gibi bir sorun bile yok.
Bu Gezi’nin de en büyük zaafıydı. Bu harekette de aynı zaaf görülüyor.
Bunun aşılabilmesi için hepimiz kendi çapımızda, ama tüm kamuoyuna yönelik olarak bu hareketin nasıl bir yol izlemesi gerektiği konusunu gündeme alıp yazalım ki, ortak tartışma başlayabilsin.
Bu nedenle herkesi bu #HAYIR Hareketinin neler yapması gerektiği görüşlerini açıklamaya, tartışmaya ve bu görüş ve tartışmaları tüm kamuoyu ile paylaşmaya davet ediyoruz.
12 Nisan 2017 Çarşamba

Hiç yorum yok:

Bilimsel Çalışmalarda Kültürel Önyargılar ve Kölelerin Bir Sınıf Olmadığı Hakkında

‘ Aşağıdaki yazıyı, 2012 yılında yanı aşağı yukarı tam beş yıl önce, Kıvılcımlı sempozyumu çalışmaları bağlamında yazmış ve sempozyumu h...