18 Mart 2017 Cumartesi

Alman İstihbarat Teşkilatı Başkanı’nın 15 Temmuz Yorumları

Bundesnachrichtendienst (BND) Almanya’nın dış ülkelere yönelik (Auslandsaufklärung) tek haberalma servisidir.
Bunun başkanı olan Bruno Kahl 15 Temmuz’a ilişkin olarak birtakım değerlendirmelerde bulundu ve Alman basınında yayınlanan bu değerlendirmelerin Türkçede de çevirisi yayınlandı, örneğin TR724’te.
Biz 15 Temmuz’un hemen ardından, somut bir bilgi veya istihbarata dayanmadan; ama toplumsal güçlerin konum ve çıkarlarından hareketle, yani tümden gelimle birtakım değerlendirmelerde bulunmuştuk.
Alman İstihbarat Teşkilatı Başkanı Kalh’ın değerlendirmeleri ise, somut verilerden hareketle, yani tümevarımla 15 temmuz hakkında benzer sonuçlara ulaşıyor.
Elbet bu beyanatın şimdi verilmesinin politik bir anlamı olabilir.
Muhtemelen Erdoğan’ın gerginlik politikasına karşı bir uyarı gibi bir işlevi olabilir. Yani örneğin “Bizi fazla konuşturma” gibi bir anlamı olabilir.

Almanya gibi işin belli bir kurumsallaşmasının ve standardının olduğu ülkelerde bir devlet memurunun böyle bir konuşma yapması genellikle devletin belli bir mesaj vermesi anlamını taşır. Örneğin 90’larda Çiller Ağar döneminde, Almanya’da kimi mahkemeler benzer konularda konuşmak zorunda kalmış ve gerçek bilgilerinin ucunu göstermişlerdi.
Bilginin yayınlanmasının veya şimdi yayınlanmasının, bu politik veya taktik yanı sarfı nazar edilirse, bu gibi görevlilerin çıkardığı bu gibi sonuçların kolaycı bir genelleme olmayacağı bellidir.
Bu gibi konularda kesin sonuçlara ulaşmadan kolay kolay konuşmazlar ve bu durumda bile, muhtemelen ulaştıkları sonuçlar kesin veya kesine yakın iken bile “ikna olmadık” gibi başka bir sonuç çıkarmaya da pay bırakan şekilde formule edilirler.
Ayrıca Almanları tanıyanlar onların işi her zaman temelden ele aldıklarını, somut verilere dayanmadan konuşmayacaklarını da iyi bilirler.
İşler Almanya gibi ülkelerde Türkiye’deki alaturka yöntemlerle veya Şark kurnazlığı ile yürümez.
Bu vesileyle, aşağıya hem BND başkanı Kahl’ın yapılan söyleşisini; hem de 15 Temmuz’dan hemen sonra yazdığımız üç yazıyı paylaşıyoruz. Bunu bir fikri takip veya varsayımın deneyle doğrulanması gibi görmek gerekir.
Elbet bizim yazılarımız bir sosyalistin çıkarması gereken somut görevler ve yakalanacak ana halkalarla ilgilidir.
Bunlar da geçerliğini korumaktadır ama bu yazı bağlamında bu çıkarsamalar değil; hiçbir bilgiye dayanmadan, tümdengelimle çıkarılan sonucun somut bilgiyle de doğrulanmış olması önemlidir.
Bay Kahl’ın söyleşisi ve bizim 15 Temmuz’un helmen ardından yazdığımız üç yazı aşağıda.
*

Alman İstihbarat Başkanının Değerlendirmesi:

Der Spiegel: Erdoğan darbe girişiminin arkasında kesinlikle Gülen Hareketi’nin olduğunu açıkladı. Bunun üzerine yüz binden fazla memur işten çıkarıldı. Binlercesi cezaevine girdi. Darbenin arkasında gerçekten Gülen mi var?
Kahl: Türkiye farklı seviyelerde bizi bu konuda ikna etmeye çalıştı. Ancak bu şu ana kadar mümkün olmadı.
Der Spiegel: Sizin Erdoğan’a karşı gerçekleştirilen darbe girişimine yönelik açıklamanız nedir? Darbe hükümet tarafından mı organize edildi?
Kahl: Darbe devlet tarafından başlatılmadı. Zaten 15 Temmuz’dan önce hükümet tarafından bir temizlik dalgası başlamıştı. Bundan dolayı ordunun bir bir kısmı bu dalga kendilerine ulaşmadan önce hızlı bir şekilde darbe yapmaları gerektiğini düşündüler. Ancak çok geçti ve onlar da bu süreçle temizlendi.
Der Spiegel: Anlattıklarınız Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  sürekli iddia ettiği büyük teoriye benzemiyor.
Kahl: Darbenin sonuçları olarak gördüklerimiz (belki aynı derinlikte ve radikallikte değil) zaten gerçekleşecekti. Darbe sadece beğenilen bir bahane oldu.
Der Spiegel: Gülen Hareketi islamcı-aşırı ya da terörist bir hareket mi?
Gülen Hareketi dini ve seküler eğitim veren sivil bir yapı. Bunlar Erdoğan güçleri ile onlarca yıl birlikte çalışan etüt merkezleri, eğitim kurumları gibi yapılar.
Der Spiegel: Hareketi bir tarikat olarak tanımlıyor musunuz?
Kahl:  Bunu söylemek zor. Bu (tarikat kavramı) daha çok Batı toplumlarında yaygın bir  açıklayıcı örnek. Ancak her halükarda Gülen Hareketi önemsiz bir azınlık değil.
*

Darbe İçinde Darbe İçinde Darbe

Yorum soran ve niye yazmıyorsun diyen ve çok uzun yazdığımdan yakınan okur ve arkadaşlar için kısaca yorumum: Darbe İçinde Darbe İçinde Darbe.
(Açıklaması: (1) Erdoğan'ın darbesi (halen yürürlükte); (2) Erdoğan'a karşı darbe girişimi (Akim Kaldı); (3) Akim kalan darbeyi kullanarak birinci darbenin pekişmesi veya "Update" yapması. (Şu an yaşanan).Sonuç: şu anki rejim: Darbe içinde darbe.
Yapılacak iş: Klişeleşmiş "Demokrasi Güçlerinin Birliği" değildir.
Bugünkü programları, stratejileri ve taktikleriyle; örgüt yapıları ve anlayışlarıyla ne yeni bir güç yaratabilirler; ne de sabrın derinliklerini ve coşkunun zirvelerini harekete geçirebilirler.
Demokrasi güçlerinin her birinin (Kürtler, Aleviler, laikler, inanç olarak Müslümanlar, Demokratlar ve Sosyalistler) kendini program, strateji, taktik olarak baştan yenilemesi gerekir. Bu ise bu güçlerin her birinin kendi içinde var olan yapı, program, strateji ve taktiklere karşı teorik, ideolojik ve politik bir mücadele gerektirir. Her "dış savaş" önce veya yanı sıra bir "iç savaş" gerektirir.
Bu güçlerin hiç birinde gerçekten demokratik program ve stratejiye sahip güçler akımlar ve bunların var olan yapılara karşı bir mücadelesi ve "İç savaşı" görülmüyor. bu olmadan bir şey olmaz.
Her biri içindeki demokratların neyi savunması gerektiğine ilişkin olarak yıllardır yazdıklarımız ortadadır.
Bugün Türkiye'de ve Ortadoğu'da demokratik özlemleri olan muhalefet odakları vardır ama demokratik bir programı olan, ve bu programa uygun strateji taktik ve örgüt biçimlerini hiç olmazsa taslaklaştırmış bir örgüt, yayın vs. bir yana, entelektüel akım; bir çevre bile yoktur.
Bunlar bile ortada yokken yenilgilerin birbirini izlemesi kaçınılmazdır.
Oku ne kadar uzağa atmak istiyorsanız yayı o kadar germeniz; ne kadar ileri sıçramak istiyorsanız, o kadar gerileyip hız almanız ve enerji toplamanız gerekir.
17 Temmuz 2016 Pazar
*

15 Temmuz Darbe Girişimi Üzerine Sorulara Cevaplar

H.Y - Soru: 15 Temmuz 2016 akşamında  içinde çok sayıda general ve bürokratın da bulunduğu bir darbe girişimi oldu. Bu askeri kalkışmayı nasıl tanımlayabiliriz? Darbe girişiminin arkasında hangi güçler olabilir? Darbenin bir AKP kurgusu olduğu yönünde iddiaların doğruluk payı ne olabilir? Bu aşamadan sonra Türkiye'yi nasıl günler bekliyor? Kürdler bu olayı nasıl algıladi, nasıl bir tutum takınmalıdırlar?
D.K. - Cevap:
15 Temmuz darbe girişimi sanırım bir erken doğum ya da düşük olarak tanımlanabilir. Erken doğuma ya da düşüğe  zorlanma da var gibi görülüyor. Büyük olasılıkla darbeciler tasfiye edileceklerdi ve deşifre olmuşlardı. Belki de kasıtlı olarak tasfiye edilecekleri ve deşifre oldukları bilgisi de onları erken ve hazırlıksız bir harekete zorlamak için kendilerine uçurulmuş da olabilir. Bu nedenle hazırlıksız bir şekilde ya devlet başa ya kuzgun leşe demek zorunda kaldıkları görülüyor. Komplo teorilerine uygun düşen bir yığın acemilikleri böyle açıklanabilir.
Darbecilerin sadece Gülencilerden ibaret olduğunu sanmıyorum. Erdoğan'ın darbesi karşısında panik içinde ve kutuplaşmış laik, kemalist unsurlar da olabilir. Muhtemelen başka nedenlerle olanlar da olabilir.
Doğrudan AKP kurgusu olduğunu sanmam, ama dediğim gibi oyun içinde oyun; karşı tarafı kendi oyununa getirme olabilir.
Bu komplo teorileri gerçeğe karşılık düşmese de gerçek bir korkunun ve olasılığın dile getirilişi olarak görülmelidir ve aslında bütün gelişmeler de bu darbeyi fırsat bilen veya kullanan Erdoğan'ın şimdi şu günlerde fiilen zaten önceden yaptığı birinci darbesini pekiştiren ikinci bir darbe yapmakta olduğunu gösteriyor.
Darbeye direniş görünümü altında tüm muhalifleri felç etmeyi ve ezmeyi hedefleyen ikinci bir darbeyi yaşıyoruz şu an.
HDP ve CHP derhal halkı bu ikinci darbeye karşı sokaklara çağırmalıdır. Meclisi de Erdoğan'ın darbesine karşı direnmeye ve halkın temsilcileri olarak Erdoğan'ın darbesini engellemeye davet etmelidirler. Buna AKP'li ve Erdoğan'ın belirlediği çoğunluk elbet olumsuz cevap verecektir ama böyle bir çağrı Erdoğan'ın meşruiyet görüntüsüne son verir. Bu çok önemlidir. Aksi takdirde onun darbesinin demokrasi aksesuarları olarak bir işlev gördükten sonra kirli bir mendil gibi bir kenara atılacaklar ve sıra kendilerine gelecektir.
Askeri darbe girişiminin bir komplo  olup olmadığının bir önemi yoktur. Sonuç olarak bunu kullanarak, bir fırsat bilerek Erdoğan şu an ikinci bir darbe; darbe içinde darbe yapmaktadır. Sorun bunu görmek ve buna direnmek; buna karşı mesafe ve tavır koyabilmektedir.
Hızla bir iç savaşa doğru gidiş var. Aleviler, Laikler, Kürtler ve Demokratlara, gerçekten inanmış Müslümanlara karşı Erdoğan İslamcıları sokağa çıkarmış ve oraya egemen olmuş bulunuyor.
Pek yakında iç savaş manzaraları göreceğiz. Birkaç gündür bunun ilk işaretleri Alevilerin olduğu semtlere yönelik saldırılarda görülmeye başlandı.
Aleviler ve laikler Kürt düşmanlığına son verip, Kürt hareketiyle ittifak yolları aramalıdırlar.
Kürt hareketi bu Türkiye'nin ve Türklerin sorunudur falan demeden, Erdoğan'ın bu yeni darbesine karşı direnişin başını çekme, onu  birleştirme ve örgütleme yolları aramaya başlamalıdır. Bunun için de özellikle (son zamanlarda büyük ölçüdre terkedildiği gözlenen) 7 Haziran seçimlerinden sonraki yanlış çizgisini terk edip; 7 Haziran öncesi çizgisine dönmelidir. 7 Haziran, bu çizgi izlenirse, Erdoğan'ın yenilebileceğini göstermiştir.
Bizler Erdoğan'ı demokratik bir muhalefetle yenemezsek, ya onun İslamcı  ve Türk milliyetçiliği karmaşası bir ideolojiye bulanmış; Ergenekon, Mafya ve İslamcı militanlarla sokağa egemen diktatörlüğü yerleşir; ya da bu darbe girişiminin, ikinci ve esas bir askeri  darbenin provası olarak göründüğü yeni bir darbe gelir.
Böyle bir darbe,  Erdoğan'ın İslamcı diktasından ve iç savaştan korkan geniş yığınlardan destek bulur.  Darbe teşebbüsü gecesi bu laik ve alevi kesimlerin tepkileri  bunun bir göstergesidir. Ayrıca darbe teşebbüsü gecesi Ordunun aktif bir direniş içinde olmaması, bekle gör çizgisi, bunun bir ipucu olarak görülebilir.
Ayrıca darbeci askerlere ve subaylara yapılanların görüntüleri muhtemelen bütün Türk subaylarını birer darbeciye de dönüştürmektedir.
18 Temmuz. 2016
Demir Küçükaydın
*

Şu An Yaşanan Erdoğan'ın Darbesidir. Bu Noktada Genel Olarak Derbelere veya 15 Temmuz'a Karşı Konuşmak ve Davranmak: Nesnel Olarak Bu Darbeyi Dikkatlerden Kaçırmaya; Onun Bir Aracı Olmaya Yol Açar

15 Temmuz Darbe girişimine veya genel olarak darbelere karşı çıkmak; bunun için miting yapmak vs. şu an yaşanan Erdoğan'ın darbesini gözlerden gizlemek; "kuşa bak" yapmaktan başka bir anlama gelmez.
HDP açıkça ve derhal Erdoğan'ın darbeyi bahane ederek şu an gerçekleştirdiği darbesinin içinde bulunduğumuzu ifade etmeli ve bunu tüm mantık sonuçlarına götürerek öyle davranmalıdır.
Bunun bin politik güç ya da odak tarafından açıkça ifade edilmesi hayati önemdedir.
HDP bunu hala yapmadı. Derhal bunu yapmalı ve tüm halkı bu darbeye karşı direnmeye ve birlik olmaya çağırmalıdır. bu çağrının yankı bulup bulmamasının; fiili bir direnmeye yol açıp açmamasının önemi yoktur. Böyle bir tavır ve çağrı bunlara temel olur ve onların yolunu açar. HDP bunu hala yapmadı. Derhal yapmalıdır.
Hala darbe ile Kürdistan'daki savaş bağlantılarından söz edip Kürtlere o kadar kötü davranmanın ne kadar kötü olduğunu AKP'ye veya başkalarına göstermeye çalışmak politika değildir.
Politika kritik anda değişen güç konumlanışlarını ve nitelik değişikliklerini görmek ve buna uygun stratejik, taktik, örgütsel dönüşler yapabilmektir.

Şu an Erdoğan'ın bir darbe gerçekleştirdiği gerçeğini atlayan her söz ve davranış demokrasi mücadelesini zayıflatır ve yok eder; demokrasi güçlerini böler.
22. Temmuz.2016
Demir Küçükaydın 

Hiç yorum yok:

Evet, “Tek Millet, Tek Devlet, Tek Bayrak, Tek Ülke”yi Demokratlar ve Sosyalistler Savunmalı

“ Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek ülke ” sloganı aslında sosyalistlerin ve gerçek demokratların savunması gereken bir slogandır. ...