9 Eylül 2014 Salı

Ezilenlerin ve Demokratların Örgütlenmesi İçin Bir Araç Gereği (Bilişim ve İletişim Çalışanları Dayanışma Ağı’na (BİÇDA) Açık Mektup)

Değerli Arkadaşlar,
BİÇDA’da şu mailini görünce yine umutlandım:
“Geziden beri sürekli biçda'ya proje fikirleri geliyor, her yere ben koşturduğumdan zamanında her şeyi size iletemiyorum. Artık  FİFO lar  doldu, alert veriyo, söylemem gerekiyor. Yaw millet ortak bir yazılım yapalım diyor. Kar amacı gütmeyen topluma faydalı yazılımlar...”
Neden ve niçin umutlandım kısaca anlatayım:
Ben programcı veya meslekten bir bilişim çalışanı değilim. Ancak grubunuzla ta Gezi zamanında tanıştım ve o zamandan beri üyesiyim. Elimden geldiğince izlemeye çalışıyorum. Grubunuzla bağlantı kurmamın nedeni tam da yukarıdaki mesajı yazan arkadaşın dediği konuydu.
Gezi esnasında ve sonraki Parklar ve Forumlarda, ortada tartışma, oylama yapacak ve karar alacak doğru dürüst bir avadanlık olmadığı için, hareketin nasıl örgütlenemeden buharlaştığını görüyor ve bu nedenle başta Almanya’da Korsan Parti’nin kullandığı Liquid Feedback adlı programın belki bu gidişi durdurabilecek bir imkân olabileceğini düşünüyordum.

Bunu yazılarımda ve forumlarda dile getiriyordum. Çok olumlu karşılanmasına rağmen yine tam da örgütsüzlük nedeniyle bu olumluluk örgütlü bir çabaya dönüşemiyordu.
O zaman, bu durumda, birkaç girişimci bu altyapıyı hazırlayıp Gezi’cilere ve Forumlara sunarsa, zaten internet aracılığıyla oluşmuş bu hareketin, hiç yabancılık çekmeden bu aracı kullanabileceğini ve böylece belki demokratik bir tartışma ve karar mekanizması oluşturabileceğini ve dağılmaktan kurtulabileceğini; dağılsa bile giden selin gerisinde epey bir kum bırakabileceğini düşünüyordum.
Ama kötü gidişe karşı ilaç olarak düşündüğüm o programı hazırlamak için, ne teknik bilgim, ne ilişkilerim ne de dilim vardı. Forumlarda “Korsan Parti” adını duyunca Türkiye’deki “Korsan”ların bu konuyu bilebileceğini düşünerek, onları aramış ve bağlantı kurmuştum. Ama bu arkadaşların isim benzerliğinden öte konuyla bir ilgileri olmadığını görmüştüm.
Bu sırada da yine bu kanaldan Bilişim İşçileri ve Çalışanlarının forumlardaki toplantılarına katılıp oları izlemeye belki oralardan bir şeyler çıkar diye etrafıma bakınmaya başlamıştım.
Ancak bu durumdan rahatsız olan dağınık ve çok insan olmasına ve bu programdan söz etmem hep ilgi görmesine rağmen, bir ilerleme kaydetmek mümkün olmamıştı. İşin doğrusu konuya benim kadar önem veren ve çaba gösteren birilerini de görmemiştim.
Bu arada Türkiye’de tutarlı bir demokrasi programının yokluğunun, bunun bilinçlerde ve ortak varsayımlar arasında yer etmemişliğinin; yani Gezi’nin bir ruh ve anlayış olarak hazırlıksızlığının da bu dağılışta önemli bir yeri olduğu sonucuna da ulaşmıştım.
Bu bağlamda, Türkiye’de en azından tutarlı ve radikal bir demokrasi programının ne olduğunu tartışacak; bu konudaki birikimi özümleyecek ve oluşturduğu tutarlı ve radikal bir demokrasi programı için bir şeyler yapmaya başlayacak bir girişim için Radikal Demokrasi diye bir E-mail grubu oluşturduk. (Grubun sayfası şurasıdır. Tüm tartışmalar ve yazışmalar açıktır: https://groups.google.com/forum/?hl=tr#!forum/radikal-demokrasi)
Gruba bir süre sonra Gezi’nin dağılmasında, bir örgütlenmeyi ve karar almayı sağlayacak aracın bulunmamasının önemli bir yeri oluğunu düşünen ve aynı zamanda bilişim alanıyla da ilişkili başka arkadaşlar da katıldı ve bir yandan program sorunlarını tartışırken diğer yandan da bu teknik konulara da ilgi duyanlarla, araştırıp bilgilerimizi paylaşmaya başladık.
Bu arada şunları tespit ettik:
Bilgisayar ve internet, hem doğrudan demokrasi hm de temsili demokrasinin özelliklerini birleştirme olanağı tanıyordu buna Liquid Demokracy (Akışkan Demokrasi) deniyordu. Almanya’da Korsan Parti başta olmak üzere dünyanın birçok ülkesindeki sol partiler veya mahalli yönetimlerin kullandığı Liquid Feedback programının esas konsepti, bu  “Akışkan Demokrasi” anlayışına dayanıyordu.
Bu vesileyle bu çalışmaların bir yan ürünü Akışkan Demokrasi konseptini kısaca anlatan bir videonun biri alt yazılı biri sözlü olarak Türkçeye çevrilmesi oldu.
(Videolar şurada görülebilir: Sözlüsü: http://www.youtube.com/watch?v=AsPOKS8wzsc Alt yazılısı: http://www.youtube.com/watch?v=SjhGRUDVG_A )
Liquid Feedback Programın Türkçeleştirilmesi, kullanımı gibi girişimlerden bir başarı elde edemedik. Ayrıca programın Açık kaynaklı olmasına rağmen çok egzotik bir dille yazılmış olduğu, dolayısıyla bizlerin ihtiyaçlarına uygun hale getirmesinin zorluğu gibi sorunların varlığını da gördük. Yani belli bir hayal kırıklığı yaşadık.
Tabii bu arada, Gezi’nin neredeyse tek elle tutulur bakiyesi olan Kadıköy bölgesindeki forumların da çalışma, toplantılarına vs. katılıyor, izliyor ve dersler çıkarmaya çalışıyordum. Oralarda da yine herhangi bir oylamanın reddedilmesi nedeniyle karar alınamaması; bunun onları nasıl felç ettiği ve işin ilginci tam tersi, korkulanın tam da kendisi bir sonuçla en anti demokratik bir biçimde küçük örgütlü grupların gelişmeleri istediği gibi yönlendirmesi ve bunun sonucunda da insanların uzaklaşması gibi bir sorunun varlığı da görülüyordu. Bunun için de bir çözüm yolu arıyorduk.
Bu bağlamda, tek oya dayanan oylamaların sınırlılıkları, bürokratikleşme ve bölünmeleri ve hatta egemenlik ilişkilerini güçlendirmesi gibi sorunların da olduğu giderek netleşti. Bu bağlamda başka oylama ve karar tekniklerini de incelemeye başladım. Bununla ilgili olarak dünyanın en eski en yaygın ama isimsiz karar alma ve oydaşma yönteminin modern ve gelişmiş bir biçimi olan Sistemli Oydaşma yöntemi veya tekniğinin forumları inmelendiren birçok soruna karşı bir ilaç olacağı sonucuna ulaşmıştık.
(Almanca bir açıklaması şurada var: http://www.sk-prinzip.eu/ . Ayrıca bu yöntemi kısaca şu yazıda ele almış ve önermiştik: http://demirden-kapilar.blogspot.com.tr/2014/06/cumhurbaskanlg-aday-ve-secim-yontemi.html )
Gerek “Akışkan Demokrasi”, gerek “Sistemli Oydaşma” yöntemlerini forumlara da aktarmaya çalıştık ve kullanımını önerdik. Ancak belki önemi anlaşılamadığı için; belki biz yeterince anlatamadığımız ve konuyla ilgili yeterli ve doyurucu bir literatür hazırlayamadığımız için ilginç bir fikir olarak görülmenin ötesinde bir yankı bulmadığı söylenebilir.
Ancak biz Radikal Demokrasi grubunda, bizzat oylama ve karar yöntemleri konusunu tartıştık ve yine bu Sistemli Oydaşma yöntemiyle hangi yöntemle karar alacağımızı belirleyerek, yöntemi çok başarılı ve verimli bir biçimde kullanmaya başladık.
Bu deney ve daha önceki Liquid Feedback araştırmalarından şöyle bir sonuç çıkmıştı. Liquid Feedback gibi, onun akışkan demokrasi konseptine de dayanan daha başka bir program yazmak gerekiyor. Ama bu aynı zamanda karar alma yöntemi olarak Sistemli Oydaşma’yı kullanmalıydı. Bu ikisi birleştirilir, pratik ve kullanışlı, aynı zamanda girişim ve tartışmaların da kolayca yapılabileceği bir program yazılırsa sadece Gezi’nin ve kalıntılarının değil; genel olarak ezilenlerin ve toplumsal muhalefetin kolayca örgütlenmesini sağlayacak bir araç emre amade kılınmış olabilirdi. “Alet işler el övünür” derler. Böyle iyi bir alete ihtiyacı vardı ezilenlerin örgütlenme girişimlerinin.
Bu arada bu işi kendimizin başaramayacağını düşündüğümüz için, hem demokratların bilişim ve internetin olanaklarına; bilişim ve internetten anlayanların da demokrasiye ve onun araçlarına dikkatlerini çekmek için, Bilgisayar, İnternet ve Demokrasi gibi bir Konferans ve Sempozyum hazırlama gereği; belki buralardan bir şeyler çıkabileceği noktasına geldik ve bunun ön araştırmalarına başladık.
Ayrıca bu arada Liquid Feedback ile aynı işlevlere sahip ve daha yaygın bir program diliyle yazılmış yine Açık Kaynak kodlu Adhocracy (https://adhocracy.de/) adlı programı bulduk.
Bu program kolayca hem Türkçeye çevrilebilirdi hem de oylama tekniği olarak Sistemli Oydaşma en azından bir alternatif arar alma yöntemi olarak programa entegre edilebilirdi. Bir de iyi bir App yazılırsa, herkesin kolaylıkla kullanabileceği bir tartışma ve karar alma aracı olabilir; en azından böyle bir aracın yokluğunun sorunları aşılabilirdi.
İşte tam bu noktada, BİÇDA’ya yazının başındaki gibi veya şöyle maillerin geldiğini gördüm.
“Sırf faydalı bir şeyler yapmak adına gelecek yazılımcılar olacaktır eğer duyurulursa. Açık kaynak olursa illa bireysel fayda isteyenlerden de ilgi gösterenler olacaktır. Github hesabı soran şirketler arttı. Teknik anlamda ilgi çekici projelerin olması katılacak insan sayısını arttırır sanırım. Öğrencilere de duyurmak mantıklı olacaktır. Öğrenciyken üzerine çalışabileceğin gerçek projeler olmasını istiyorsun. Daha heyecanlı oluyor öğrenciler”
Ayrıca bu yönde girişimler başladığını da görünce (Ortak program yazmak için Github hesabı açmak gibi vs.) tekrar umutlandım ve bunun üzerine oturup buraya kadar okuduğunuz satırları yazdım.
Şimdi sizlere bir öneri var.
Birincisi, gelin Radikal Demokrasi ve BİÇDA gruplarından insanlar olarak ortaklaşa Bilgisayar, İnternet ve Demokrasi konularını her yönüyle, olanakları ve riskleriyle tartışacağımız bir Sempozyum veya benzeri bir etkinlik düzenleyelim. Böylece demokratların ve ezilenlerin dikkatlerini internete ve dijitalleşmeye; bilişimcilerin dikkatlerini de Demokrasiye çekelim.
İkincisi, program yazacak arkadaşların, acilen var olan ve açık kaynak kodlu Adhocracy’yi Türkçeleştirip, Sistemli Oydaşma ile geliştirmeleri ve bunun için kolayca akıllı telefonlardan bile kullanılabilecek bir App vs. yazmaları. Ezilenlere ve demokratlara ülkenin ve dünyanın dört bir yanına dağılmış insanlar olarak girişimde bulunabilecekleri, tartışabilecekleri ve karar alabilecekleri kolay kullanılır bir araç oluşturmaları. İşte size “kar amacı gütmeyen, topluma faydalı” bir somut öneri
Kanımca bu ikisini yapılabilirse ondan sonra ortadaki deneylere göre gerekli adımlar atılabilir.
Bir işe girişilir gerisi sonra görülür.
Dostlukla
Demir Küçükaydın
Not: Bu maili BİCDA’ya yolluyorum ama aynı zamanda konu hem genellikle toplumsal muhalefeti ve ezilenleri; hem Radikal Demokrasi grubundakileri, hem de bunların dışında kalmış demokrat ve iletişimcileri de ilgilendirdiğinden normal bir yazı gibi Bloğumda da yayınlayacağım ve her yerde paylaşacağım.
Yazıları e-posta ile otomatik olarak almak isterseniz şu adrese boş bir e-mail yollayınız.
Twitter:
Bloglar:
Kitapları İndirmek İçin:
Videolar:






Hiç yorum yok:

Bilimsel Çalışmalarda Kültürel Önyargılar ve Kölelerin Bir Sınıf Olmadığı Hakkında

‘ Aşağıdaki yazıyı, 2012 yılında yanı aşağı yukarı tam beş yıl önce, Kıvılcımlı sempozyumu çalışmaları bağlamında yazmış ve sempozyumu h...