10 Ekim 2015 Cumartesi

Ankara Katliamından Sonra Tekrar Hatırlatmalar – Erdoğan Herşeyi Yapacaktır

Aylardır defalarca yazdık ve yazıyoruz. Erdoğan için geri dönüş yoktur, en kanlı güçlerle ittifak içindedir ve her şeyi yapacaktır. Seçimler olacakmışçasına seçimlere odaklı politika yanlıştır. Hemen şu an Erdoğan’a karşı kitle direnişleri örgütlenmelidir.
Maalesef bunlar uzayın sağır boşluklarında kaybolup gidiyor.
Aşağıda son iki ayda yazılanlardan birkaç örnek:
*
“Erdoğan’ın darbesini, imparatorluk tacıyla (sultan kavuğuyla) donatmasının önündeki en büyük engel HDP olmaya devam ediyor. Erdoğan, sultasını kurabilmek için ne yapıp edip HDP’nin seçimlere katılmasını engellemek veya bunu engelleyemiyorsa, seçmeni HDP’ye oy veremez durumda bırakmak zorundadır.
Bu durumda Erdoğan’ın darbesine ve dikta rejimine karşı savaşın esas alanı HDP olacaktır.”
20-08-2015 – HDP’yi Savunmak

*
“HDP seçimlerden beri, hükümet arayışları konusunda sadece genel sözler etmiş ve her türlü teklife açığız gibi, insiyatifi karşı tarafa bırakan bir çizgiyi benimsemiş bulunuyor.
Kanımızca bu yanlıştır. HDP insiyatif göstermelidir. Ancak elbet insiyatif göstermek için önce acil görevlerin; yakalanacak an halkanın doğru tanımlanması gerekir.
Bugüanün en acil görevi, Erdoğan - Ergenekon ittifakını tecrit ederek etkisizleştirmektir. İkisi kader ortaklığı içindedirler. Yenilgilerinin yok oluşları anlamına geleceğini bilmektedirler. İkisi de boğazına kadar suça batmıştır. Bu durumda her şeyi yapabilirler ve yapabilecek operasyonel güçleri bulunmaktadır.
Bu şer ittifakına kısaca Erdoğan dersek, Erdoğan’ın elendeki para ve devlet gücünü kaybetmemesinin tek yolu vardır: hükümet kurulmasını engellemek ve bir erken seçime gitmek. Erken seçime gidişle birlikte de HDP üzerinde provakasyonları arttırmak; eteşkese son verip, savaşı başlatmaktır. Hatta Suriye’ye girmektir. Sonu gelenler sonlarını hızlandıracak bu tür çılgınlıkları her zaman yaparlar.
O halde Erdoğan’ın etkisizleştirilmesine yönelik bir hükümet kurulması ve Meclis’te Erdoğan’ın elini kolunu bağlayacak yasaların acilen çıkarılması en acil görevdir.”
17.06.2015 – HDP’ninYapması Gerekenler
*
“Bugün Türk devletinin başında bulunun sarayda oturan sultanın ateşkesten çıkarı var mı?
Yok.
Aksine tüm geleceğini ve kaderini savaşın başlamasına ve sürmesine; 90’lara dönülmesine; böylece terörle baskı altına alınarak, tecrit edilerek, hatta kapatılarak oyun dışı bırakılmasına bağlamış durumdadır. Bu onun için varlık yokluk sorunudur. Gerek Türkiye’de gerek uluslar arası alanda mahkemeye bir sanık olarak çıkmaktan kurtulabilmek için her şeyi yapacaktır.
Saraydaki sultan, her türlü denetimin dışında olarak, muazzam bir yetki ve gücü elinde bulundurmaktadır. Suruç’taki kanlı katliamı IŞİD üstlenmedi. Bu topraklarda yaşayan herkes onu kimin ve hangi güçlerin yaptığını bilir. Sultan ve o güçler bugün kader birliği içindedirler. Onlara bunu yapacak cesareti de bu kader birliği vermiş olmalıdır.
Bu sultanın ittifak yaptığı temel güç ise “Seferberlik Tetkik Kurulu”; “Ergenekon”, “Özel Savaş Dairesi” veya “Kontrgerilla” denen; devlet içindeki gizli ve kontrol dışı güçtür.
Bu güç de “askeri vesayet bitiriliyor” denen zamanlarda, gücünü ve operasyon yeteneğini olduğu gibi korumuştur. Sadece çok yıprandığı; tecrit olduğu ve dolayısıyla politik etkisi sınırlandığı için, geri çekilmişti.
Bu gücün de, bırakalım “barış süreci”ni bir yana, tahkim edilmiş bir ateşkesten veya en basit biçimiyle bile ateşkesten en küçük bir çıkarı yoktur.
Bu “iyi saatte olsular”, tekrar eski gücüne ve etkisine kavuşmak için Erdoğan’ın ihtiraslarında ve günahlarında hiç ummadığı bir müttefike kavuşmuş bulunmaktadır. Erdoğan ve Ergenekon çıkar ve kader ortaklığı içindedir.
Bugün temel görev, yakalanması gereken ana halka, Erdoğan’ı ve Ergenekon’u; bu iki gücü tecrit etmek; etkisizleştirmektir.”
12-08-2015 – PKK Tek Taraflı Ateşkes İlan Etmelidir
*
“Erdoğan son derece dar görüşlü, yeteneksiz ve kifayetsiz bir politikacıdır.
Tek bir özelliği vardır.
Karşısındakileri kararsız durumda bırakacak taktik hamleler yapmak ve son derece kararlı olarak sürekli saldırmak.
Erdoğan bugün hala bulunduğu yerde duruyorsa bunun en büyük suçluları kararlı bir mücadele yürütmeyen HDP ve CHP’dir.
HDP ve CHP her seferinde, bu kadarını da yapamaz deyip, bekliyorlar ve Erdoğan tam da onların yapamaz dediklerini yaparak adım adım amacına ulaşıyor.
Bir önerme söylenmişse, onun gereği yapılır.
Erdoğan’ın sivil darbe mi yaptığı söyleniyor?
Öyleyse, HDP ve CHP’nin yapması gereken, yasaları ve anayasayı ayaklar atına alarak darbe yapan Erdoğan’a karşı tüm halka, memurlara, devlet aygıtına, direnme çağrısı yapmaktır; bu gayrı meşru gaspçıyı tanımadıklarını ilan etmeli; halkı Erdoğan’ı bulunduğu yerden uzaklaştırmaya çağırmalı; sokakta protestoya ve pasif direnişe çağırmalıdırlar.
Bu fiili duruma ve gaspa karşı direnmeyenlerin de suça ortak olmuş olacağı ilan edilmelidir.
Ancak böyle kararlı bir tavır Erdoğan’ı durdurabilir ve geri adım atmaya zorlayabilir.”
18.08.2015 – HDP ve CHP’ye Çağrı
*
“HDP ve CHP hala kendilerini ve halkı kandırıyorlar.
Örneğin hala bir erken seçim olacağını ve bu seçimde HDP’nin yine yüzde onu aşacağını ve yine başa dönüleceğini sanıyorlar. HDP’liler yürek soğutmak için, Facebook’ta en son anketlerde AK Partinin düştüğüne HDP’nin yükseldiğine ilişkin paylaşımlar yapıyorlar. Dengir Fırat, bir sonraki seçimdeki AKP CHP koalisyonunu haber veriyor. Demirtaş seçimde bir de Referandum yapalım diyor. CHP kendisine hükümet kurma görevinin verilmesini bekliyor.
Bu nasıl bir ayıkmazlıktır? Bu nasıl bir basiret bağlanmasıdır?
Hepsi hayal âleminde yüzüyorlar. Erdoğan en küçük bir tereddüt göstermeden bu kararsız ve ne yapacağını bilmeyenleri bozguna uğratmaya, adım adım yeni mevziler kazanmaya devam edecektir.
Muhtemelen seçim hükümeti de kurmayacaktır. Kurarsa kendi emirlerini uygulayacak bir hükümet kurduracaktır. Gasp ettiği iktidarı hiçbir şekilde bırakmayacaktır ve bırakamaz. Adam zaten yapacağı her şeyi açık açık da söylüyor.
Söylemese de şunu açıkça görmek gerekir. Erdoğan, elindeki gücü bıraktığı ve geri adım attığı an sonunun geleceğini bilmektedir. Nasıl yapar, ne gibi hile-i şeriyelere başvurur bilmiyoruz ama her halükarda ya HDP’nin katılamadığı veya HDP’ye oy vermenin neredeyse olanaksız olduğu koşullarda bir seçime gidecektir. Bu koşulları sağlayıncaya kadar da hilei şeriyelerle iktidarı ve gücü elinde bulundurmaya devam edecektir.
A diyen B de demek zorundadır. Eğer Erdoğan sivil darbe yaptı diyorsanız, onun yasa dışı olduğunu; onu karşı direnmenin meşru olduğunu söyleyip halkı meydanlara; demokratik direnme hakkını kullanmaya çağırmanız gerekir. Yoksa sizler de bu suça ortak oluyorsunuz demektir. Gayrı meşru duruma düşmüş bir yönetimin yapacağı seçim tarafsız olamaz. Gayrı meşru durumdaki bir devlet başkanının vereceği hükümet kurma görevini kabullenmek onu meşrulaştırmaktır.
CHP ve HPD derhal buluşup, halkı Erdoğan’ın istifası için sokaklara çağırmalıdırlar.
Tüm devlet aygıtına Erdoğan’ın ve onun atadığı hükümetlerin emirlerine ve kararlarına uymama çağrısı yapmalıdırlar.
Darbeye karşı direnmek yurttaşlık görevidir ve hakkıdır.
Ancak böyle kararlı bir duruş Erdoğan’ın darbesinin daha ileri gitmesini durdurabilir.”
18.08.2015 – HDP ve CHP’ye Çağrı
*
“HDP’nin derhal, CHP ile birlikte veya CHP gelmiyorsa tek başına Erdoğan’ın diktatörlüğünü gayrı meşru olarak tanımlaması ve halkı bu gayrı meşru ve gaspçı idareye karşı sokaklarda demokratik direniş hakkını kullanmaya çağırması gerekir.
HDP seçim sonuçlarının belli olmasından beri, tıpkı CHP gibi bir bekleme tavrına girmiş bulunmaktadır. Onların bu bekleme tavrı, sarsılmış Erdoğan’ın tekrar toparlanmasına olanak verdi. Artık bu tavra son vermenin zamanı gelmiştir. HDP ve CHP, Diktatöre karşı sivil direniş ve itaatsizliğin başına geçmelidir.
Yoksa adil bir seçim ve/veya Erdoğan’ın darbesine son verilmesi bir hayaldir.
Kararsızlığın nelere yol açacağını görmek mi istiyorsunuz? AK Parti’ye bakın. Hepsi susta durmuş bulunuyor. Bir teki bile ağzını açamıyor.
Erdoğan kararlı saldırılarla, sizleri tereddütte ve beklemede bırakarak adım adım hedefine yaklaşmaktadır.”
18.08.2015 – HDP ve CHP’ye Çağrı
*
“Erdoğan ne yapacağını biliyor: hiçbir şekilde; ne olursa olsun açıkça el koyduğunu söylediği fiili başkanlık mevkiini-mevzisini terk etmemek.
Çünkü bir tek geri adımı; en küçük bir zaaf belirtisi bile, hem uluslar arası mahkemelere hem de Türkiye’deki mahkemelere sanık olarak çıkmakla sonuçlanacak bir düşüşün ve gerileyişin yolunu açacaktır.
Bu akıbeti engellemek için HER ŞEYİ yapmaya hazırdır.
Bu tespiti yapmayan, bugün Türkiye’de politika yapamaz.
Bu tespiti yapan da Türkiye’deki en acil sorunun Erdoğan olduğunu; Erdoğan’ın fiili darbesine son vermek olduğunu görür ve acil hedef ve politikalarını buna göre belirler.”
19.08.2015 - Ne Yapacağını Bilen ve Kararlı Erdoğan, CHP ve HDP ile Kedinin Fare ile Oynadığı Gibi Oynuyor
*
“Her iki parti de seçimin hemen ardından, Erdoğan Kaç-Ak Saray’da oturdukça ve Standart Cumhurbaşkanlığı yetkilerine geri dönmeyi açıkça kabul edip uygulamadıkça onu tanımayacaklarını ilan etmeliydiler.
Böyle bir tavır Erdoğan’ı geri adım attırabilir, hatta simdi Ateşkes’in sürmesini bile sağlayabilirdi. Bunun siyasi tarihte örneği de vardı. Bir zamanlar Demirel, Özal’a karşı benzer bir politika uygulamıştı. Şimdi her şey bunun için yüz kat daha uygundu.
Ama her ikisi de perspektifsiz ve inisiyatifi Erdoğan’a veren bir çizgi izlediler.
Erdoğan onların bu kararsızlığını gördükçe daha da cesaret bulup, kedinin fare ile oynadığı gibi bu iki partiyle oynamaya başladı.
19.08.2015 - Ne Yapacağını Bilen ve Kararlı Erdoğan, CHP ve HDP ile Kedinin Fare ile Oynadığı Gibi Oynuyor
*
“Böylece Erdoğan tamamen kendi hükümetiyle devam edecek. Sonra da seçimleri muhtemelen bir yıl veya Nisan’a kadar erteleyerek. Bu arada kan gövdeyi götürecek. HDP muhtemelen soluk alamaz olacak, HDP’li seçmen oy veremez duruma düşürülecek. Ve seçimleri Erdoğan alacak tek kişi yönetimini kuracaktır.
Kimileri hala son ankette AK Parti yüzde kaça düştü diye oyalansın; kimileri halkın sağ duyusu seçimlerde Erdoğan’a ders verecektir desin. Sahte hayaller devam etsinler. Yaşayan görecektir. Erdoğan’ın her şeyi yapmaya hazır olduğunu; birbirinden cüretli, bu kadar da olmaz denilen hamleler yapacağını görecektir.”
19.08.2015 - Ne Yapacağını Bilen ve Kararlı Erdoğan, CHP ve HDP ile Kedinin Fare ile Oynadığı Gibi Oynuyor
*
“Bugün temel sorun Erdoğan’dır.
Erdoğan orada durdukça ne barış, ne hukuk geçerli olabilir.
Tüm güçler Erdoğan’a karşı seferber edilmelidir.
Romalı Cato’nun her konuşmasının sonunda “Kartaca yıkılmalıdır!” dediği gibi.
“Erdoğan gitmelidir!..”
Ya da Hasan Cemal gibi:
“Baş sorun Erdoğan’dır. Nokta.””
19.08.2015 - Ne Yapacağını Bilen ve Kararlı Erdoğan, CHP ve HDP ile Kedinin Fare ile Oynadığı Gibi Oynuyor
*
“Erdoğan’ın şimdiye kadar yaptıklarına bakarsak, yapılanların anlamı üzerine düşünürsek, çıkan sonuç başlıktaki önermeden başka bir şey olamaz.
Çünkü Erdoğan’ın önünde iki seçenek vardır ve kendini bu iki seçeneğe mahkûm eden de bizzat kendisidir:
Ya başkanlık rejimi ile başkanlık sarayında oturmaya devam etmek; bu fiili başkanlık rejiminin olabildiğince sürdürerek aynı zamanda bu fiili başkanlık rejiminin olanaklarını kullanarak buna yasal bir çerçeve hazırlamanın yollarını bulmak ve fırsatını kollamak zorundadır;
Ya da mahkemeye çıkarılacak, hapishane veya tımarhaneye veya (intihar da edebilir) mezara gidecektir.
Çünkü isyan etmiştir. Yani devletin yasalarını çiğnemiştir ve işin kötüsü bunu devletin belli mevkilerinde yapmıştır. İşlediği suç çok büyüktür. Sorun maddi çıkarlar falan olmanın ötesindedir. Maalesef Partiler bunu anlamamıştır ve sorunu hala ahlaki düzeyde; akrabaları, yakınları kayırma zengin etme vs. gibi ele almaktadırlar.”
30-08-2015 - Veriler ve Hükümetin Yapısı Erken Seçim Olmayacağını; Olursa da Olanın Seçim Olmayacağını Gösteriyor
*
“Erdoğan’ın parolası: “Ya devlet başa, ya kuzgun leşe”
İşte bu özgül durum nedeniyle, yani Erdoğan filen anayasa suçu işleyip ikinci bir gizli ve otonom devlet cihazı kurduğu için, Erdoğan’ın gideceği üçüncü bir yol yoktur.
Bu nedenle Erdoğan’ın tek yapacağı, savaş gibi bir bahane bulup seçim yaptırmamak ve bu hükümetle gitmek; bu arada yine bu hükümeti kullanarak aynı zamanda kendisinin kazanacağı bir seçim hazırlamak olabilir.
Erdoğan’ın şimdi varlığına yön veren ikilemi en iyi “ya devlet başa, ya kuzun leşe” sözü ifade eder.
Bunun bir tek sonucu ortaya çıkar: bu hükümet, bir seçim hükümeti değil; Erdoğan’a gereğinde uzun dönem bakanlık yapacak bir AK Parti hükümetidir.”
30-08-2015 - Veriler ve Hükümetin Yapısı Erken Seçim Olmayacağını; Olursa da Olanın Seçim Olmayacağını Gösteriyor
*
“Özetle bu hükümet kısa kalmayacak ve önemsiz kararlar almakla yetinmeyecek.
Yani hükümetin yapısı ona düşünülen işleve göre oluşturulmuştur. Bu yapı ile adil ve tarafsız iki ay sonra hükümeti bırakacak bir hükümet değil; Erdoğan’ı orada tutmanın aracı olacak bir hükümet amaçlanmıştır.
Erdoğan ne yapıp edip ya seçimi engelleyecek ve götürebildiği kadar bu hükümetle götürecektir; ya da öyle koşullarda bir seçim yapacaktır ki, seçimden başka her şeye benzeyecektir.
Erdoğan ancak seçimi kaybetmeyeceğinden emin olduğu koşullarda bir seçim yaptırır.
Bu da daha çok kan dökülecek, çok can yanacak demektir.”
30-08-2015 - Veriler ve Hükümetin Yapısı Erken Seçim Olmayacağını; Olursa da Olanın Seçim Olmayacağını Gösteriyor
*
“Erdoğan için geri dönüş yoktur. Her adımda daha ileri gitmek zorundadır. Durması veya geri adım atması, sonu tımarhane veya hapishane veya intiharla veya Çavuşesku gibi bitecek bir sürecin başlaması anlamına gelir. Bunu gördüğü ve bildiği için, her yeni günde “bunu da yapamaz artık” denilen bir sınırı daha aşmak; daha ileri gitmek zorundadır.
Erdoğan’ın hedefi, şimdilik anayasa değiştirecek çoğunluğu alamayacağını gördüğü için, fiili başkanlıktır. Yani şimdiki rejimdir. Bunun için de Meclis’te tekrar AKP’nin tek parti hükümeti kuracak çoğunluğu almasıdır. Anayasa ile bunun tahkimi bu fiili başkanlık elde edildikten sonraki bir hedef haline gelmiş bulunmaktadır.
Bu ise yargı, yasama ve yürütmenin tek elde toplandığı ve bunun anayasa ile bağlandığı bir rejim anlamına gelir. Yani bir faşist rejim.
Şu anki yetkilerini ve gücünü bunu sağlamak için kullanmaktadır ve kullanacaktır. Bunun geri dönüşü, yarı yolda durması mümkün değildir.”
09-09-2015 – Neler Yapmalı?
*
“Bu nedenle de her adımda daha ileri gitmek zorundadır. Her doz, bir sonraki dozun, aynı etkiyi yaratmak, için daha yüksek olmasını gerektirecektir. Erdoğan’ın rejimi artık şiddet bağımlısıdır. Dozu sürekli arttırmak zorundadır.
Büyük bir olasılıkla şimdi gündeme, HDP yöneticilerine, vekillerine ve üyelerine yönelik öldürmeler ve fiziki saldırılar gündeme gelecektir.
Daha ilerde, katliamlar
Olayların mantığı bunu gösteriyor.”
09-09-2015 – Neler Yapmalı?
*
“Ama kararsızlıkla geçirilen her an, Erdoğan’ın yeni bir mevzii ele geçirmesine; yeni bir sınırı aşmasına; var olan ve gasp ettiği güce dayanarak yeni güçler ve hareket alanları edinmesine imkân vermektedir.
Erdoğan’ın en büyük dostu ve silahı, kendisine muhalif olanların kararsızlığı ve onun kararlılığını kavramamalarıdır.
O da zaten sistemli olarak bunu da bir savaş stratejisi olarak kullanmaktadır.
Erdoğan kendisi zamana karşı savaşırken, her saniyeyi yeni bir mevzi ele geçirmek olarak için kullanırken; seçimlere odaklanmayı sağlayarak, muhalefetin şimdiden tepkisini göstermesini engellemektedir.”
10-09-2015 - #Erdoğanİstifa #Erdoğanİstifa #Erdoğanİstifa #Erdoğanİstifa
*
“Erdoğan’ı seçim sandığında uzaklaştırabileceklerini düşünenler, bunun bedelini çok ağır ödeyeceklerdir. Çok kıymetli bir zamanı ve konumu yitirmiş olacaklardır: bunu anladıklarında ise artık çok geç olacaktır.
Çünkü Erdoğan kaybedeceği bir seçime asla bir daha girmeyecektir.
Aslında Erdoğan seçim yapılmasını engellemek için bütün taşları da döşemiş bulunuyor.
Seçim sandığında Erdoğan’a haddini bildiririz sahte hayalleriyle oyalanmadan, daha şimdiden, durarak, yürüyerek, yatarak, oturarak, sırtımızı dönerek, yazarak, çizerek, her biçimde Erdoğan’ı istifaya zorlamak üzere davranışa geçelim.
Bugünün en acil sorunu Erdoğan’ın o makamı terk etmesidir.
Milyonlarca insanın geleceği bir tek adamın geleceğine kurban edilemez.
#Erdoğanİstifa #Erdoğanİstifa #Erdoğanİstifa #Erdoğanİstifa”
10-09-2015 - #Erdoğanİstifa #Erdoğanİstifa #Erdoğanİstifa #Erdoğanİstifa
*
“O, atın sırından attığı ama milletin atamadığı adam, Ergenekon’la yani devletin içindeki tüm irinin, cerahatin yoğunlaştığı, gizli ve yasa dışı örgütlenmelerle kader ve çıkar birliği içindedir.
Çünkü nasıl bazı bakteriler oksijende yaşayamazlar ise, O ve Ergenekon, ikisi için de bu en kıytırık ve anti demokratik biçimiyle bile, yasalar çerçevesinde bir parlamenter sistem içinde yaşayamazlar. En anti demokratik kanunların uyulması gereken yasallığı bile, onlar için soluk alınamaz, var olunamaz bir koşuldur.
Ergenekon, hiç ummadığı bir anda, onun diktatörlük özlemleri ve tek adam ihtiraslarında devletin başına geçmiş bir müttefik bulmuştur. Onu desteklemek, orada tutmak, aslında eski konumuna gelmesi için paha biçilmez bir olanaktır. Bu nedenle Ergenekon, her şeyi yapmaya hazırdır ve yapacaktır.
Atın sırtından attığı adam da, bu güne kadar, her şeyi yapabileceğini ve her şeyi göze aldığını göstermiştir.
Aslında fiili bir darbe rejimi kurarak, “isyan” etmiştir ve şimdi isyanın kuralına uygun olarak “hücum, hücum, hücum” stratejisini uygulamaktadır. Durmanın veya en küçük bir geri adımın kendisinin sonu olacağını bilmektedir.
Ergenekon-Erdoğan kader ve çıkar birliğinin en son ürünü, Suruç’ta IŞİD’e mal edilen, ama IŞİD’in hiçbir şekilde üstlenmediği, otuzdan fazla gencecik sosyalist ve demokrat gencin öldürüldüğü katliamdır. Olay, bunların hiçbir sınır tanımadığının ve tanımayacağının çok açık bir şekilde göstermiştir.”
14-09-2015 – Olacağı Bilinen Bir Cinayetin kroniği
*
“Erdoğan bugünkü yetkileri ve politik rahatlığı ve hareket kabiliyetiyle orada durduğu sürece, seçim, ya da adil bir seçim, ki Erdoğan’ın seçim kaybetmesi demektir,  bir hayaldir.”
14-09-2015 – Olacağı Bilinen Bir Cinayetin kroniği
*
“Bugün seçimleri beklemek, seçimlerin olmamasına yol açmaktır; niyet ne olursa olsun Erdoğan’a el ve bel vermektir. Muhalefet seçimleri beklerken, Erdoğan boş durmamakta, ağlarını örmektedir.
İşin kötüsü Erdoğan’ın ağlarını nasıl ördüğünü anlatanlar bile bu sonucu çıkarmaya gelince çıkaramamaktadırlar ve böylece bir direnişin ortaya çıkmasını engellemektedirler.”
14-09-2015 – Olacağı Bilinen Bir Cinayetin kroniği
*
“Erdoğan neye kararlı?
Başkanlığı sürdürmeye. Hiçbir şekilde o mevkii terk etmemeye, Yasama, yürütme ve yargıyı fiilen tek elde toplamaya. 1 Kasım’da seçim yapmaya değil. Eğer 1 Kasım seçiminin bunun bir aracı olacağını görürse seçim yapar. Seçim onun amaçlarına hizmet ederse olur.
Eğer etmeyecekse zaten seçim olmayan bir seçim olur veya hiçbir şekilde seçim olmaz.
Bunun mantık sonucu ise, seçimden sonra nasıl koalisyonlar kurulacağı üzerine tahminlerde bulunmak değildir, olamaz ve olmamalıdır; Erdoğan orada durduğu sürece adil seçim olmayacağı veya seçim olmayacağı çıkarsamasını yapmak ve buna göre politika çizmek öngörüde bulunmak gerekir.
Seçimi beklemek seçimlerin olmamasına yol açar. Erdoğan orada olduğu sürece adil bir seçim olmaz veya seçim olmaz önermesinden hareket edildiğinde ise yapılacak iş bellidir. Şimdiden Erdoğan’ın başkanlık mevkiinden uzaklaşmasını sağlayacak direnişlere başlamak;  bu direnişler en azından Erdoğan’ın pozisyonunu zayıflatarak seçimi engelleyecek girişimlerde bulunmasını engelleyebilir.”
14-09-2015 – Olacağı Bilinen Bir Cinayetin kroniği
*
“Evet, bugün en büyük tehlike, seçimleri bekleme rehavetidir: seçimleri bekleme seçimlerin olmasını mümkün kılmaz. Ancak Erdoğan’ın adil seçimler yaptırmayacağından hareketle; Erdoğan’ı oradan uzaklaştırmaya yönelik, bugünden başlayacak bir hareket ve politika belki seçimlerin engellenmesini engelleyebilir.”
14-09-2015 – Olacağı Bilinen Bir Cinayetin Kroniği
*
“Erdoğan’ı durdurmanın seçim olduğunu ve sandıklarda onun cezalandırılacağını söylemek, çok tehlikeli bir biçimde Erdoğan’a zaman kazandırmaktadır.
Bunu söyleyenlerin anlamadığı, Erdoğan’ın geri dönüşünün olmadığı; daima ileri gitmek zorunda olduğudur. Yani Erdoğan, fiilen darbe yaparak yası dışı bir şekilde el koyduğu ve bunu açıkça söylediği bugünkü yetki ve konumundan geri adım atmayacak; aksine bunu daha ileri götürecektir. Buna mecburdur. Aksi takdirde mahkemelerde hesap vermesi, vermemek için de kaçması kaçınılmazdır.
Bu durumdaki bir kişi kaybedeceğini bildiği bir seçim yapmaz; kaybedeceğini görürse bir yolunu bulup seçimi erteler ve fiili duruma devam eder. Bütün bunları yapamayıp da yine de seçim yapılır sonuçta azınlıkta kalırsa da tıpkı şimdi yaptığı gibi, bu sefer de seçim sonuçlarını tanımayacaktır. Bunu bizzat en yakınındakiler bir şekilde ifade ettiler. Çocuktan al haberi derler. Erdoğan’ın adamları her ağızlarını açtıklarında seçimlerden sonra sonuç ne olursa olsun nasıl bir keyfi ve diktatörce bir rejim oturtacaklarına ilişkin planlarını ele veriyor; açıkça söylüyorlar.”
17-09-2015 – Erdoğan Nasıl Durdurulabilir? Yurttaşlarca, Sessizce, Sabırla, Israrla ve Kâğıttan Turna Kuşlarıyla
*
“Kaldı ki, Erdoğan’ın “ya herro ya merro”; “ya devlet başa ya kuzgun leşe” konumu iyi kavranırsa, onun, muhalefetin seçime böyle odaklanmasından çıkarlı olduğu görülür.
Çünkü böylece o kaybedilen zamanda, güçlerin örgütleyecek, kendine bağlı lümpen çeteleri pekiştirecektir. Karşı tarafı bölmek için yeni manevralar yapacaktır. Seçimlerin sağlıklı olmasını engelleyecektir.
17-09-2015 – Erdoğan Nasıl Durdurulabilir? Yurttaşlarca, Sessizce, Sabırla, Israrla ve Kâğıttan Turna Kuşlarıyla
*
“Erdoğan’ın seçimle gideceğini hala düşünenler yanılıyorlar.
Şunu anlamıyorlar: Erdoğan’ın geri dönüşü yoktur. Ya başkanlık denen despotluğunu oturtmak ve sürdürmek, her türlü yasal denetim ve bağlayıcılıktan azade olmak durumundadır ya da mahkemeye çıkacaktır.
Bu durumda Erdoğan için tek yol kalır: egemenliğini ve fiili darbe rejimini sürdürmek ve tahkim etmek için her şeyi yapmak.
(Bunun için kendi amacına hizmet edeceğini gördüğü takdirde seçim de yapabilir ama pek ala seçim yapmayıp bugünkü rejimi fiilen de sürdürebilir. Elinde Anayasa’nın ona sunduğu çok geniş olanaklar var. Olağanüstü hal var; sıkıyönetim var. Bunlara dayanarak seçimleri erteleme var. MHP zaten Sıkıyönetim’e destek vereceğini söyleyip açık çek vermiş durumda. Ama varsayalım ki seçimler olacak ve bugünkü gibi bir seçim sonucu ortaya çıkacak.)
Erdoğan’ın bulunduğu güç ve mevkii terk etmesi, kendisinin sonu anlamına geleceğinden,  mümkün değil iken, hala seçimlere odaklı politika yapmak; sanki seçimlerde Erdoğan ikinci bir yenilgi alsa, orayı terk etmek zorunda kalacağı yanılsamasını yaymak iki bakımdan yanlış olmaktadır.
1)      Sahte hayaller yaymaktadır. Yeni hayal kırıklıklarının; dolayısıyla yeni yılgınlıkların tohumlarını atmaktadır. Seçimlerden sonra Erdoğan bugün yaptıklarını yapmaya devam edecektir.
2)      Ama daha önemlisi, seçimlere kadar olan dönemde, Erdoğan’a karşı olan geniş kitlelerin, yani nüfusun yüzde 60 veya 70’inin, pasif bir biçimde beklemesine yol açarak, çok değerli bir zamanın yitirilmesine; bu zamanı kullanarak Erdoğan’ın adım adım lümpenler ve Ergenekon denen özel savaş aygıtı aracılığıyla bir terör rejiminin temellerini atmasına; çoğunlukta yılgınlık yaratmasına imkân tanımaktadır.
Bu nedenle diyoruz ki, Erdoğan’ın en büyük silahı, muhalefetin kararsızlığı ve basiretsizliğidir.
Çünkü Erdoğan aslında çok kırılgan bir zeminde hareket etmesine rağmen kararlıdır. Partisinde geniş bir muhalif kesim vardır ama onlar korkak ve kararsızdır. Mecliste çoğunluk muhalefettedir. Ama onlar durumun ciddiyetini anlamaktan uzaktır ve kararsızdır.”
07-10-2015 – Erdoğan Nasıl Gitmez, Nasıl Gider, Nasıl Gitmeli?
*
“Erdoğan bulunduğu yeri (fiili başkanlığı) terk etmeden, hiçbir sorun çözülemez.
Erdoğan’ın bu mevkii, seçimler sonucunda  AK partinin çoğunluk kazanamaması durumunda terk edeceğini sananlar da ayrıca yanılıyorlar ve sahte hayaller yayıp, Erdoğan’ın planlarını uygulaması için ona zaman kazandırıyorlar.
Çünkü Erdoğan için başkanlık ve hesap verme arasında üçüncü bir seçenek bulunmamaktadır. Dolayısıyla dişleriyle, tırnaklarıyla bulunduğu mevkii ve yetkileri elinde tutmaya ve savunmaya çalışacaktır. Aksi takdirde, mahkemeye çıkması ve yaptığı akçalı ve diğer siyasi ve gizli işlerin hesabını vermesi kaçınılmazdır. Hesapta ise mahkûm olacağını iyi bilmektedir.”
09.10-2015 - Yurttaşlara Çağrı
Demir Küçükaydın

10 Ekim 2015 Cumartesi

Hiç yorum yok:

Barzani’nin Referandum Hamlesi Vesilesiyle Bir Kez Daha Uluslar ve Ulusçuluk Üzerine

En sondan başlayalım. Türkiye, İran veya Irak hükümeti müdahale eder mi? Isıracak köpek dişini göstermez. Türkiye, İran ve de Irak ...