28 Ağustos 2015 Cuma

Bağımsız Bireyler Grubu mu? Birey Hukuku Platformu mu?

Birkaç gün önce “HDP’yi Reorganize Etmek” başlıklı bir yazı yazarak orada HDP’nin örgütsel yapısının, bileşen hukukundan, birey hukukuna geçmesinin, bundan sonra başarılı olabilmesi için; bir “Türkiye Partisi” olabilmesi için; olmazsa olmaz bir örgütsel koşul olduğunu yazmıştık.
Aslında yazı sadece HDP’nin örgütsel yapısına ilişkin bir yeniden örgütlenme çağrısı değildi; aynı zamanda HDP’nin programının da yine aynı şekilde dillere ve dinlere vs. göre temsil yerine, dili, dini, cinsi, cinsel tercihi olmayan, bunların körü olan bir toplumsal yapıyı hedeflemesi gerektiğini de yazıyorduk. Ama bu programatik kısma, ilerde daha ayrıntılı ele almak üzere geçer ayak değinmiştik. Yazının ağırlığı programatikten ziyade örgütsel reorganizasyona yönelikti.
Öyle anlaşılıyor ki, yazıyı okuyanlardan birtakım HDP’li olup ta belli bir örgütten olmayan arkadaşlar, yazıdaki görüşlere paralel davrandıklarını düşünüp bize de şöyle bir davet yollamışlar:

HDP/HDK Bireyler 3. Toplantısı Çağrısı: YER/ZAMAN: 29 Ağustos Cumartesi saat 14:00, Devrimci Parti (eski SDP) - Mithatpaşa No:49/3. Barış, emek, özgürlük, demokrasi, adalet, ekolojik hayat, eşitlik, dayanışma zeminlerinde buluşacak hiyerarşisiz otoritesiz bir çalışmayı örgütlemek için bireyler 3. kez bir araya geliyoruz. Hemen önümüzdeki Seçim sürecinde yapacaklarımızı konuşmak ve Ankara İl Yönetimine taşımak istediğimiz "bireyleri" belirlemek için yapacağımız toplantımıza HDK ve HDP içinde olan, kendini içinde sayan, herhangi bir bileşenin üyesi ya da aktif çalışanı olmayan tüm bireyleri davet ediyoruz! Bu çağrımızı ulaşımınızda olan bireylere ortamlara yaygınlaştırmanız dileği ile.
Hemen şunu belirtelim ki, bizim yukarıda sözünü ettiğimiz yazıdaki birey hukuku önerisinin bu bireyler toplantısının yapı ve hedefleriyle hiçbir ilişkisi yoktur. Ortadaki tamamen bir yanlış anlamadır.
Neden dolayı bir yanlış anlamadır?
Bunu açıklamadan önce, zaten sözünü ettiğimiz yazıda yanlış anlaşılabileceğini düşünerek ve çoğu kez de yanlış anlaşıldığını bildiğimiz için şunları yazmıştık:
“HDP’nin bugünkü yapısı Hindistan’daki kast sistemine benzer. Hindistan’da da kast sistemi dışında olanlar vardır ama bu kast sistemi, kastlar dışında olan paryaları da fiilen bir dokunulmazlar kastına dönüştürür.
HDP de öyledir. İçindeki bağımsızları da aslında bir tür bağımsızlar bileşeni gibi ele almaktadır.
Hatta öyle komiktir ki, bağımsızlar da kendilerini bir ara “Münferitler” diye bir bileşen gibi kabul etmeye ve münferitler toplantıları yapmaya başlamışlardı.
İlk hedef bileşen hukukunu yıkmak, birey hukukuna geçmek olmalıdır.
HDP’nin bugünkü yapısından neredeyse bütün “bağımsızlar” gayrı memnudur. HDP’ye girmeye ve çalışmaya hevesli nice insan, sırf bu yapısı nedeniyle girmemekte ve dışında kalmaktadır.
Ama bu gayrı memnunlar sorunun yapısal olduğunu anlamamakta ve ahlaki vaazlarla işin çözümünü istemektedirler. Bileşenlerden kendi çıkarları için, kendi öncelikleri için çalışmamalarını istemektedirler. Bunların ahlaki vaazlar olmaktan öte anlamları yoktur. Bunlar bir reorganizasyon, bir yapı sorunu olarak ele almamaktadırlar sorunu.
Daha yazının mürekkebi kurumadan, tam da orada yazıda dikkat çekilen, kastlar dışında olup da fiilen bir kast olmak; HDP içinde de örgütsel bileşenler dışında olup da fiilen bağımsızlar diye bir bileşen olmak denen duruma düşülüyor yukarıdaki davet mektubuyla. Daveti yollanan toplantı, tTıpkı daha önceki “münferitler” toplantıları gibi bir toplantı.
HDP’nin bugünkü yapısı içinde birey hukuku geçerli olamaz. Bileşen örgütlerin üyesi olmayan bağımsızlar bir araya gelip, ister kendilerine “Bağımsızlar” desinler; ister bir zaman dedikleri gibi “Münferitler” desinler, ya da ister bu daveti yapanlar gibi “Bireyler” desinler, “Bireyler” ya da “Bağımsızlar” adlı bir bileşenden farklı bir şey olamazlar.
Zaten kendileri de, başka bir amacı benimsemiş değiller. Yani örneğin HDP’yi dönüştürmek; onun içinde program ve tüzük değişikliklerini, alternatif programını savunacak bir platform oluşturmak için, bir hazırlık toplantısı çağrısı değil yukarıdaki çağrı.
Peki ne?
Açıkça yazılıyor: “Bireyler” grubu olarak “seçim sürecinde” yapılacakları ve “Ankara İl Yönetimine taşımak istediğimiz bireyleri belirlemek” yani aslında fiilen bireyler bileşeni olarak kimin Ankara il yönetimine verileceğini belirlemek.
Tipik kastlar dışında olup da fiilen bir kasta dönüşme durumu. Hindistandaki kast sistemi öyle güçlüdür ki, kast sistemini reddeden, diyelim ki Müslümanları (veya başka dinden olanları) bile fiilen bir Müslümanlar kastına dönüştürür; tıpkı kastlar dışı olan dokunulmazları (paryaları) fiilen bir dokunulmazlar kastına dönüştürürse öyle. Benzeri aynen HDP içinde de gerçekleşiyor. Sözde bileşenler, yani örgütler dışında olanlar da fiilen “örgüt dışı olanlar örgütü”ne dönüşüyor ve onlardan da örgüt dışı olanlar örgütü olarak davranmaları bekleniyor. İşin kötüsü onlar bu bu ipi gönüllü olarak kendi boyunlarına geçiriyor.
Bileşen hukukunun olduğu yerde birey hukuku olamaz. Birey hukukunun olduğu yerde de bileşen hukuku yaşayamaz. Ankara’daki bireyler toplantısını tertipleyenler maalesef bunu anlamamış gönünüyor.
 (Aslında sorun tıpkı Allah’a şirk koşmak gibidir. İslam’da Allah’a şirk koşmanın İslam’la bağdaşmazlığının özü de budur. Çünkü şirk demek başka bir tanrı, dolayısıyla başka bir tolumsal yapı, başka bir din veya örgüt demektir. O sistemde Allah, biricik tanrı olamaz, tanrılardan biri olur. Allah İslam’ın tanrısı olmadan önce binlerce yıl Musevilerin tanrısı olarak bir kastın tanrısı da olmuştu. O da diğer tanrıların yanında bir tanrıydı.)
Birey hukukunu savunmak başkadır, bireyler toplantısı yapmak başkadır.
Birey hukukunu pek ala HDP bileşeni bir örgüt veya bileşenlerde örgütlü kişiler de savunabilir. Bir birey hukukunu savunanlar platformunda, insanları birleştiren şey, bağımsız bireyler veya örgütsüz olmaları değil; birey hukukunu savunup savunmamalarıdır. Bir kişi pek ala bağımsız birey olabilir ama fiilen birey hukukuna karşı da olabilir. İşin kötüsü yollanan bu metin fiilen bileşen hukukunu içselleştirmiş ve savunan bir metindir.
Bireyler olarak il yönetimindeki bireyler kontanjanına kimleri sokacağını konuşmanın birey hukukunu savunmakla ilgisi yoktur; hatta fiilen birey hukukuna karşı var olan hukukun savunusu ve fiili uygulamasıdır.
Birey hukukunu savunanların en çok dikkat etmeleri gereken şey, “birey hukukunu savunanlar bileşeni” veya “bireyler bileşeni”, veya “bağımsızlar bileşeni” gibi bir duruma düşmekten kaçınmaktır.
Bunun için örgüt içinde açık bir program, açık bir platform, açık bir örgütsel, politik ve ideolojik mücadele gerekir.
Birey hukukunu savunmak ancak birey hukukunu açıkça savunan, ve bugünkü hukuka karşı mücadele başlatan açık bir platformla olabilir. Birey hukukunu örgüte egemen kılmak için, bütün örgütü ve hatta bileşenleri bileşen hukukuna karşı mücadele etmeye; kongrede bu hukuku yıkmaya; bunun için üye ve delegelerin çoğunluğunu kazanmaya yönelik bir platform ancak bu duruma düşmekten kurtulabilir. Bu platform hedefinin HDP’yi altüst etmek olduğunu; onda bir devrim yapmak olduğunu açıkça belirtmelidir.
Birey hukukunu savunanların toplantısına bağımsızlar veya bileşenlerden herkes katılabilir, önemli olan bunu savunmaktır. Bir kişi pekala “birey” ya da “bağımsız” olabilir ama örneğin yukarıdaki çağrıcılar gibi fiilen bileşen hukukunu savunuyor da olabilir. Tam tersi de mümkündür.
O halde, Ankara’da bireylerin toplantısının ilk yapması gereken, gündeminin ilk maddesi olarak, birey hukukunu savunmak için bir platform mu olacağına bunun için bir başlangıç mı yapacağına; yoksa bir bireyler bileşeni mi olacağına karar vermektir.
Ancak ikincisi seçildiğinde bireyler bileşeni olarak Ankara yönetimine kimleri seçeceklerini konuşabilirler.
Birincisi seçildiğinde ise, böyle bir gündem olmaz. Örgüt içinde birey hukukunu savunanların genel bir tolantısını nasıl örgütleyebiliriz; buna nasıl örgüt içinde çoğunluğu kazanabiliriz gibi konular olur.
İkisi birbirine tamamen zıt ve farklı dünyalardır.
Yapılması gereken, “Bireyler Toplantısı” değil; birey hukukunu HDP içinde  nasıl egememen kılarız; HDP içindeki birey hukukundan yana olanların bugünkü bileşen hukukuna karşı örgütlenmesi için neler yapmak gerekir toplantısıdır.
Ankara’daki toplantıda bu iki alternatiften birine karar vermek gerekir.
28 Ağustos 2015 Cuma

Demir Küçükaydın

Hiç yorum yok:

Bir Devrimin Eşiğinde (4) – Robotlar Niçin Artı Değer Üretemez?

Bu yazı serisine gelince gerek sosyalist veya Marksist olduğunu düşünenlerin, gerek böyle bir iddiası bile olmayanların, üretici güçlerde...