8 Haziran 2013 Cumartesi

Gezi Parkı'na Hrant Dink Parkı Adını Verelim. Eskiden 1915'te Katledilen Ermenilerin Anısına Yapılmış Anıtı Yeniden Dikelim

Gezi parkı direnişine katılan arkadaşlara bir öneride bulunmak istiyorum. Üzerine düşünelim, tartışalım, bir fikir oluşturalım ve geniş bir destek bulursa uygulayalım diye.
Türkiye'deki özgürlük mücadelesi ileri giderken aynı zamanda daha da gerilere gidip bugünkü keyfiliğin, anti demokratikliğin köklerine de yönelmek zorundadır. Bu geriye bakışta herkes ve gezi parkının özgürlükçü hareketi, ister istemez Ermeni Katliamı ve Anadolu'nun Hıristiyan haklarının yok edilmesi ve sürülmesi gerçeğiyle karşı karşıya gelecektir.
Gezi parkı direnişi hepimizi hızla eğitmektedir. Onlarca yılda kat edebileceğimiz yolları bir iki günde kat ediyoruz. Bunu göz önüne alarak, bir öneri yapmak istiyorum.
Gezi parkında eskiden 1915'te katledilen Ermeniler için bir anıt vardı. Bu anıt yıllar önce kaşla göz arasında yok edildi.
Keza bugünkü Gezi Parkı’nın olduğu yerlerde özellikle Harbiye yönünde bir Ermeni mezarlığı vardı. (Mezarlığın ve anıtın kısa hikayesi aşağıda ek olarak var.)
Bunu göz önüne alarak. Gezi parkını Hıran Dink Parkı olarak adlandıralım ve oraya aynı anıtı yapamayacağımıza göre bütün sanatçı ve heykeltıraş arkadaşlarımızın yapacakları anıtları orada sergileyip en çok beğenileni oraya koyarak, özgürlükçü mücadelemizin tarihsel köklerini de derinle daldıralım diye düşünüyorum.
Köklerimiz ne kadar derinlere giderse, dallarımız o kadar yükseklere çıkar; meyvelerimiz o kadar büyük ve lezzetli olur.
Tartışılması dileğiyle.
Demir Küçükaydın

Ek: Gezi Parkı ve anıtın tarihçesi hakkında kısa bilgi:

"Taksim Meydanından Harbiye askeri müzesine kadar uzanan, İstanbul Radyosu Binası ve çevresini de içine alan arazi 1560-1865 yılları arası, mezarlık olarak mülkiyetini elinde bulunduran Ermeni Cemaati tarafından kullanılmış. 1865 yılında veba salgını nedeniyle mezarlık kapatılmış. Vanlı Margos Natanyan’ın 1929 yılında yazdığı mektuba göre mezarlığın Ermenilerin mülkiyetine  geçme öyküsü şöyle: Almanlar Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ı  zehirlemek için komplo kurarlar, Kanuni’nin baş aşçısı Manuk Karaseferyan’dır, Kanuni Sultan Süleyman, Manuk Karaseferyan’ın bilgisi dışında hiç birşey yememektedir. Almanlar Manuk Karaseferyan’dan komplo için yardım isterler. Manuk yardımı derhal red eder ve komployu meydana çıkararak önler, Sultan Manuk Karaseferyan’ı ödüllendirmek ister ve Manuk Karaseferyan, ondan İstanbul Ermenileri için bir mezarlık ister, Sultan da İstanbul’un o zamanlar şehir dışı sayılan Elmadağ-Pangaltı semtindeki çok geniş araziyi Ermenilere verir.
1872 yılında mezarlık kışlaya verilmek üzere cemaatten alınmak istenir, ancak Sultan Abdülaziz fermanı ile buna mani olur, 1926 yılında Beyoğlu Belediyesi, Tapu Genel Müdürlüğüne baş vurarak  mezarlığın  kendi adına kayd edilmesini talep eder. Ermeni kilisesi mezarlığın tapusunu ibraz ederek itiraz eder ve mezarlığın sahipsiz ve metruk olmadığını  belgelemesine rağmen, Beyoğlu Belediyesi mezarlığa el koyar, itirazlar sonuç vermez, mahkeme  mezarlığın sahipsiz ve metruk olduğuna ve 1931 yılında mezarlığın Beyoğlu Belediyesine geçmesine karar verir. Ermeni Patrikhanesi Yargıtaya gider ve karşı dava açar, ancak 3 Aralık 1933 yılında Sultanahmet Adliyesi yanar ve mezarlığa ait belgeler kül olur. Kül olan belgelerin birer kopyası Tapu’da ve Belediye’de olmasına rağmen davaların gidişi değişmez. Mezarlığın girişindeki “Ermeni Mezarlığı” yazısı ve “Haç” kaldırılır.
1935 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetin kendisine ait olduğunu iddia eder ve araziye ortak çıkar. 1939 Mezarlık tümüyle istimlak edilir arazi parsellenip satılır, mezarlığın  taşları Gezi Parkının basamak inşaatında  ve İstanbul-Eminönü meydanında kullanılır (Armaveni Miroğlu-Toplumsal Bilimler Habercisi-Ermeni Mezarlıkları-Ermenistan Bilimsel Ulusal Akademisi 2008).
Bügün bu mezarlığın yerinde, Koç Holding’in Divan Oteli bulunmaktadır:
İddia’ya göre, bu mezarlık alanı içinde, 1915 de İttihatçılar tarafından katledilen ve mezar yeri dahi bilinmeyen Ermeni aydınlarının ve şehitlerinin anısına toplu tevkifatın ve tehcirin (Ermeni Soykırımı’nın-‘Akunq’ web sayfası yöneticileri) 4.cu yılında 1919 tarihinde 11 Nisan Anıtı adlı bir anıt dikilmiş ve anıt 1922’ye kadar burada kalmış, sonra efsanevi bir şekilde yok olmuş, gizemli bir biçimde kaybolmuş."


Hiç yorum yok:

Süreyya Erdem’in Ardından - İnanılmaz Rastlantılar ve İki Resmin Hikayesi

Facebook verilerimizi toplayıp Big Data olarak kullanıyor ama en azından dostlarla haberleşme ve onları uzaktan da olsun izleme ve hatır...