23 Ekim 2015 Cuma

Sivil Bir Direniş Hareketi İçin Davet


Herkes bu günlerde seçimlere odaklanmış durumda. Ama unutulan bir gerçek var. Erdoğan seçimlerden bağımsız olarak bir sorundur. Erdoğan sorunundan kurtulmak, seçimlere bağlı değildir. Erdoğan fiili bir darba yapmıştır ve bunu da kendisi açıkça ifade etmiştir.
O halde bu darbe rejimine son vermek, en acil sorundur. Erdoğan oradan gitmeden hiçbir sorun gündeme alınamaz ve çözümlenemez durumdadır. Bu basit gerçeği atlayan her politik davranış bu gerçeğin duvarına çarpacaktır.
Bu önermelerden hareket eden bir yurttaş girişimi, Erdoğan İstifa isimli e-mail grubunda, bir süredir, Erdoğan’ı istifaya zorlamak için ne yapmak gerekir diye tartışıyordu[1].
Tartışmalar sonunda sadece #istifa parolasıyla, (kim olduğunu izaha bile gerek yok diye düşünerek) bir sivil hareket başlatmayı ve tüm yurttaşlara bu yönde bir çağrı yapmayı kararlaştırdılar. Bu cumartesi, yani yarın (24. Ekim. 2015) Kadıköy’de ve mümkün olan diğer yerlerde, bu #istifa hareketini başlatacaklar.

Herkesi şu sözlerle başlatacakları harekete davet ediyorlar:
Bugün polisin keyfi müdahaleleriyle toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı fiilen ortadan kalkmıştır. Yaratılan korku ortamıyla yurttaşların demokratik olarak yan yana gelmesi ve politik bir güç oluşturması engelleniyor.
Bizler madem yürüyemiyoruz o halde, “duran adam” olacağız; duramıyorsak oturacağız, oturamıyorsak yürüyeceğiz.  Siyasi taleplerimizi, en temel yurttaşlık haklarımız üzerinden ifade edeceğiz. Kendi siyasi eğilimlerimizi ifade eden hiçbir pankart, flama, bayrak vs. taşımayacağız; hiçbir slogan atmayacağız. Sessizce, yurttaşların en temel haklarına dayanarak ve bunları kullanarak, göğsümüze “#istifa” yazarak, durabilir, oturabilir, yürüyebilir, uzanabiliriz. Bunlar, hiçbir şekilde gösteri, toplantı ve yürüyüşe girmez. Bu yurttaşlar rastlantısal olarak belli bir yerde ve saatte bunları yapabilir.
Bu şekilde milyonlarca yurttaş bu felç durumundan çıkabilir, en temel insan ve yurttaşlık haklarına dayanarak fikrini ifade edebilir.
Bunu yaptığımız takdirde, modern bir sivil haklar hareketi yaratarak, en pasif ve barışçıl biçimlerle Erdoğan’ı oradan uzaklaştırabiliriz.
Bugün hala Erdoğan’a karşı hareket edebileceğimiz böyle bir alan mevcuttur. Ama bunu şimdi yapmazsak, ileride bu olanak bile elimizde olmayabilir.”
Ben de, bir yurttaş, bir insan olarak bu sivil direnişe, sivil harekete katılacağım. Göğsüme iğneleyeceğim, üzerinde #istifa yazan bir kâğıtla, Kadıköy iskelesinin oralarda, saat 15.00’den itibaren, duracağım, oturacağım, yürüyeceğim vs..
Kendi gerekçelerimi aşağıda açıklıyorum. Herkesin de benzer şekilde davranması gerektiğini düşünüyor; herkesi bulunduğu her şehirde, her semtte, benzeri bir sivil hareket başlatmaya çağırıyorum.
Sadece bu sivil harekete katılmakla kalmamalıyız, onu başka alanlarda da duyurmalıyız. Bilindiği gibi, bütün medya neredeyse Erdoğan’ın kontrolü altındadır. Ortada sosyal medyanın sürekli yeni keyfi yasaklamalarla daraltılan, sınırlı olanaklarından başka bir haberleşme ve fikrini ifade aracı bulunmamaktadır. Kullanılamayan hak, hak değildir. Yani fikir ve ifade özgürlüğü de fiilen yoktur ve gasp edilmiştir. Bu nedenle sosyal medyada da bu gibi davranışları ve çağrıları elimizden geldiğince paylaşarak daha geniş toplum kesimlerine ulaşmanın yollarını aramalıyız.
Aşağıda kendi gerekçelerim. Hepimizin gerekçeleri farklı olabilir. Bunları çeşitli yazılarda, yerlerde, biçimlerde ifade edebiliriz. Ama #istifa hareketinde bizler bir tek somut hedef etrafında bir araya gelmeliyiz: #istifa!
*
“Kardeşler, Yurttaşlar,
Bugün Türkiye’deki, (hatta Ortadoğu’daki) tüm sorunların çözümünün önündeki en büyük engel Erdoğan’dır. Erdoğan orada durdukça başka hiçbir sorunu gündeme alma ve çözme olanağı bulunmamaktadır. Sorunların çözülmesi bir yana ülke ve toplum hızla bir uçuruma doğru gitmektedir. Sadece Erdoğan’ın başkanlık ihtirası yüzünden ve sadece bu iki seçim arasında bile 500’den fazla insan öldü.
Erdoğan hakkında birçok iddia bulunmaktadır. Bu durumda her uygar insan gibi, hem hukuken; hem de toplumun vicdanında beraat etmek için, gönüllü olarak hesap vermeyi seçecek yerde; yargıyı hallaç pamuğu gibi atarak; bulunduğu mevkiin güç ve olanaklarını kullanarak, kendisinden hesap sorulma olanağını bile ortadan kaldırmaktadır.
Artık Erdoğan için, fiili başkanlık, dolayısıyla hesap sorulamaz ve denetlenemez yetkileri ve gücü elinde bulundurmak ile yargılanma ve hesap verme dışında üçüncü bir yol bulunmamaktadır; artık tek parolası vardır: “Ya devlet başa ya kuzgun leşe”.
Erdoğan orada olduğu sürece seçimlerin olacağının; olursa adil olacağının; istemediği bir sonuç çıkarsa bunları kabul edeceğinin hiçbir garantisi bulunmamaktadır. Öte yandan hem başında bulunduğu tüm devlet aygıtını kullanarak; hem de elindeki örtülü ödenekleri, istihbaratı kullanarak; devlet içindeki her türlü yasal kontrolden azade terör güçleri ile ittifak yaparak; hızla terör çeteleri örgütlemekte, Mafya patronlarıyla iş birliğine gitmekte; kendisinden hesap sormanın bütün yollarını hızla yok etmektedir.
Ve “Külliye” denen Saray, sadece bir fiziksel yapı değildir. Bu “Külliye” işlevi, bir tek adamın mutlak gücüne ve yetkisine göre düzenlenmiş bir yapı olmasıdır. Yani Saray, aslında Anayasa’yla belirlenmiş devlet organlarının dışında; tamamen Erdoğan’a bağlı ve onun fiili yetkilerinden güç alan binlerce dairesi ve çalışanı olan bir paralel ve gizli devlet durumundadır. Harcamaları ve yaptığı işler yurttaşların her türlü denetiminden uzaktır ve açıklıktan yoksundur. Erdoğan’ın orada bulunması her an fiili bir anayasa ihlalidir.
Erdoğan’ın fiilen başkanlık rejimine geçişi ve fiili bir başkan oluşu, seçimlerden ve sonuçlarından bağımsız olarak bir sorundur. Erdoğan orada durdukça, seçimlerin sonucu ne olursa olsun, Erdoğan baş sorun olmaya devam edecektir. O halde en acil görev, en baş sorun Erdoğan’ın istifasıdır. Bir an önce istifası hem tüm ülke ve Ortadoğu için, hem de kendisi için en barışçı, en sancısız ve en hayırlı yoldur.
Peki, bu nasıl sağlanacak?
Bugün yurttaşların en azından yüzde altmışı; hatta çok daha büyük bir yüzdesi, bizzat kendi partisine oy verenlerin bile çok önemli bir kesimi Erdoğan’ı sorunların başı olarak görmektedir.
Ancak bu büyük çoğunluk bu eğilimini ifade edecek kanallardan ve birlikten yoksundur ve Erdoğan tarafından bütün bu olanaklar da hızla yok edilmektedir. Bu nedenle halkın büyük çoğunluğunun bu ortak görüşü bir siyasi talep ve harekette ifadesini bulamamakta; bu da umutsuzluğu ve çaresizliği beslemektedir.
Derhal Erdoğan’ın istifasına yönelik bir sivil direniş başlatılmalıdır.
Örneğin gösteri ve toplantı hakkı fiilen gasp edilmiştir. En sıradan bir basın açıklaması bile polisin keyfi müdahalelerine uğramaktadır. Bombalamalar nedeniyle insanlar bir araya gelmeye bile korkmaktadır.
O halde, toplantı, gösteri ve yürüyüş hakkı fiilen gasp edildiğine göre, bize en temel yurttaşlık hakları alanı; hukuken hiçbir şekilde gösteri ve toplantı yürüyüşleri kanununa girmeyen alan kalmaktadır. Temel haklar bize kalan son alandır. Şimdi bu küçük alanı kullanıp birleşemezsek yarın bunu da yitirebiliniz. Nedir bunlar?
Fikrimizi sözle yazıyla anlatabileceğimiz yazıyor Anayasa’da. Göğsümüze bir kâğıda “#İstifa” yazıp astığımızda, bu hakkımızı kullanmaktan başka bir şey yapmış olmayız. Gençlerin tişörtlerinde çeşitli yazılar bulunuyor örneğin. Bunu şimdilik yasaklayabilecek hiçbir yasa yoktur. Bunu engelleyen polis veya idareci suç işler. Polisin görevi, en azından teorik olarak, bu en temel insan hakkının bekçisi olmaktır.
Öte yandan, ülke içinde seyahat etme; bir yerde oturma, durma, yürüme, başkalarına engel olmadığımız sürece en temel hakkımızdır. O halde herkes göğsünde # istifa yazan bir yazıyla yürüyebilir, oturabilir, durabilir, hatta uygun yere uzanabilir. Devletin ve polisin görevi bu hakkın kullanılmasını garanti altına almak ve savunmaktır.
Böyle davranın insanlar günün belli saatlerinde bunu yapabilirler ve benzeri yerlerde bulunabilirler. Örneğin günün her saatinde İstiklal Caddesi’nde herhangi bir miting veya gösteri yürüyüşünden çok daha fazla ve yoğun insan bulunmaktadır. Bu insanların, göğüslerinde istifa talep eden yazılarla orada dolaşmaları, durmaları veya oturmaları hiçbir şekilde toplantı ve gösteri alanına girmez.
İşte böyle bir davranış biçimiyle, bu felç durumundan çıkabilir; modern yurttaşlar olarak; en temel insan ve yurttaşlık haklarına dayanarak fikrimizi ve talebimizi dile getirebiliriz.
Ayrıca hem bu en temel hakkın bile gaspına vesile yaratmamak; hem de çeşitli politik grupların veya partilerin bu harekete damga vurma ve onu kontrol altına alma çabalarını anlamsız kılmak; hem de birliği ve en geniş katılımı sağlamak için hiçbir şekilde slogan atılmamalı; ses çıkarılmamalı; pankart, afiş, bayrak, flama bulunmamalıdır. Bugün en büyük ihtiyaç ise en farklı gerekçelere sahip insanların somut #istifa talebinde bir araya gelmesidir. Gereğinde sessizlik en güçlü haykırıştan bile daha etkilidir. Sessizliğimiz ve bir tek sözcüğe indirgenmişliğimiz, gasp edilmiş haklarımızı ifade eden bir suç duyurusudur.
Bu son hakkımızı kullanalım ve herkesi de böyle davranmaya davet edelim
Eğer böyle bir sivil direnişi yapamazsak, söylenecek tek söz kalır: “Herkes layığını bulur” veya “her halk kimin tarafından yönetiliyorsa onun tarafından yönetilmeye layıktır”.
Ben bir insan, bir yurttaş, bir birey olarak bu düşüncelerle #İstifa Hareketi’ne katılıyorum. Her gün belli saatlerde belli yerlerde göğsümde #İstifa yazan bir kâğıtla duracağım, yürüyeceğim, oturacağım. Herkesi de böyle davranmaya çağırıyorum.
Demir Küçükaydın
23 Ekim 2015 Cuma”



[1] Grubun tüm tartışmaları kamuya açıktır. Girişimin e-mail grubunda şu bilgiler var:
Erdoğan İstifa e-Mail Grubu, Erdoğan'ın istifasını talep eden yurttaş girişiminin haberleşmesi ve çalışmalarını organizasyonu için kurulmuştur.
Grubun Tüm çalışmaları açıktır. Grubun üyeleri tartışmalara ve karar oylamalarına katılabilir. Kararlar en az reddedileni bulmaya yarayan oydaşma yöntemiyle alınır.
Grupta sadece sabotajlara karşı teknik moderasyon uygulanabilir. Hiç bir fikir engellenemez.
Gruba üye olmak için erdogan-istifa+subscribe@googlegroups.com adresine e-posta göndermek yeterlidir.
Bu grubu https://groups.google.com/d/forum/erdogan-istifa adresinde ziyaret edebilirsiniz
Daha fazla seçenek için https://groups.google.com/d/optout adresini ziyaret edin.
Girişimin Facebook Sayfası adresi:
Girişimin Facebook Grubu adresi:
Blog Adresi:
Twitter:

Hiç yorum yok:

Bilimsel Çalışmalarda Kültürel Önyargılar ve Kölelerin Bir Sınıf Olmadığı Hakkında

‘ Aşağıdaki yazıyı, 2012 yılında yanı aşağı yukarı tam beş yıl önce, Kıvılcımlı sempozyumu çalışmaları bağlamında yazmış ve sempozyumu h...